Modern Sanat

Yakup Kadri’nin Mitoloji, Sanat ve Tarih Yüklü Mektubu: Roma’da Bir Gece

*Dr. Kahraman Bostancı

Edebiyatçılarımızın, sefirlerimizin ve diğer devlet temsilcilerimizin Avrupa’nın bazı büyük başkentleri hakkında seyahat izlenimlerini yazdıkları edebiyat tarihimizde kayıtlıdır.

19.yüzyılda her türlü sanat ve kültür faaliyetinin odak noktası hâlinegelen Paris, birçok edip ve sefirimizin kalemiyle âdeta resmedilir. Osmanlı-Türk aydınlarının Paris tutkusunu, “Paris Musahabeleri” ve “Paris Mektupları” adı altında süreli yayınlarda yayımlanan yazılardan izlemek mümkündür.

Batılı edip, seyyah ve diplomatların başta İstanbul olmak üzere, Türkiye ve doğu memleketleri hakkındaki seyahat izlenimleri ise ayrı bir kategoride değerlendirilebilir. Resmî görev ve seyahat amacıyla Türkiye’ye gelen batılı-
lar, genel olarak kafalarındaki doğu imajı ve mitinin de etkisiyle kendi kültürleri dışındaki kültürlere farklı bir tavırla yaklaşırlar. Batılı diplomat ve seyyahların bu genel tutumu, Jale Parla’nın Edward Said’in Orientalism başlıklı meşhur eserini değerlendirirken işaret ettiği şu tezi geçerli kılar:

“Said Orientalism’de Foucault’nun kuramsal analizini uygular. Buna göre bütün egemen kültürler kendilerine uygun bir‘hâkimiyet’ söylemi yaratırlar ve bu söylem içerisinde kendilerinden başka kültürleri istedikleri gibi yansıtırlar. Bu çarpık yansıtma gerçekte bir kültürün diğer bir kültüre egemen olma yollarından biridir.(Parla 1985:11)

Birçok şair ve edibimizin Avrupa’nın belli başlı kültür ve sanat merkezlerine olan hayranlığının izleri eserlerinde görülür. Yakup Kadri’nin 19 Ağustos 1336/1918’de Umid mecmuasında (Nu: 7, s. 4, 5) yayımlanan “Roma’da Bir
Gece” başlığını taşıyan mektubu da bunlardan bindir. Bu mektup aslında bir seyahat vesikası olarak değerlendirilebilir.

Yakup Kadri, 1889’da doğduğuna göre, söz konusu mektup, o, yirmi dokuz yaşındayken yazılır. Yakup Kadri, tedavi için iki kez İsviçre’ye gider (1916/1926). Söz konusu mektup, ilk seyahatte uğranılan Roma şehrini mitoloji, sanat ve tarih dekoru çerçevesinde tasvir eder.

Fecr-i Atî edebî topluluğu arasında yer alan Yakup Kadri, bu edebî topluluğa katılan diğer sanatkârların da savunduğu: “Sanat, şahsi ve muhteremdir.”düsturunu sanatçılığının ilk döneminde, tavizsiz olarak, benimser. Bu arada 1910-1911 yıllarında Paris’ten yeni dönen Yahya Kemal’in de etkisiyle Yunan ve Lâtin kaynaklarına dayalı (nev-Yunanî) bir sanat anlayışını savunur.

Yakup Kadri

Yakup Kadri’nin mensur şiirleri, hikâyeleri ve romanları Yunan ve Lâtin mitolojisi ile doludur. Bu durum, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın bir konuşmasında dikkati çektiği ve bütün eserlerinde de izlerini gördüğümüz: “Pek az şey mito-
lojilerin dünyasında seyahat etmek kadar zevklidir.” anlayışını teyit eder. (Emil 1963: 99)

Birçok şair ve yazarımızın beslendiği Yunan ve Lâtin mitolojisinin yanı sıra, Avrupa tarihinde rol oynamış fikir ve  sanat adamları da adları ve eserleriyle edebiyat ürünlerimizde yer almıştır. Bu konu üzerine, birkaç makale müstesna, ayrıntılı çalışmalar henüz yeni Türk edebiyatı alanında yapılmış değildir. Yakup Kadri hakkında yapılan çalışmaları taradığımda, onun eserlerinde yer alan mitolojik unsurlar ile tarihî şahsiyetler, fikir adamları ve sanat-
çılar üzerine ayrıntılı herhangi bir çalışmaya rastlamadım.

Yakup Kadri’nin “Roma’da Bir Gece” başlığını taşıyan mektubu, yukarıda sözünü ettiğim unsurlar açısından bir hayli zengin olduğu gibi, Yakup Kadri’nin mensur şiir tarzında yazdığı metinlerden bir örnek olması yönüyle de önemlidir:

Roma’da Bir Gece

Roma’dayım; bu mektubu, bir gece yansı, sana Roma’dan yazıyorum. Buraya daha bugün geldim, henüz bir şey görmedim, yalnız bir meydanda bir havuz kenarından, bir dar sokakta bir çeşmenin önünden geçtim: O havuzda türlü vaziyette su perileri yıkanıyordu. Bu su perilerinin ortasında şeytânî bir ilâh bir ejderha ile güleşiyordu ve çemenin kovuğunda en heyecanlı tavrile bir yaşlı Üskülap” duruyordu.

Şehre girmezden evvel, akşam üstü, aTiber”i de gördüm. Sıtmalı  tenha bir kır ortasında bulanık, sessiz akıyordu. Bir kıyısında uçaktan sararmış otlarda bir koyun sürüsü vardı, öbür kıyısında başıboş devri atlar kokuyordu. Vâkıâ ne bu sürü “Amarilis”in sürüsü idi, ne bu atlar “Cezarinin atlarıydı. Lâkin, bana, oradan hiçbir şey değişmemiş gibi geldi.

“Kapital” ne taraftadır, henüz bilmiyorum. Adlarını anarken benzimiz sararan ölüleri henüz ziyaret etmedim. Lâkin hissediyorum ki Kayserlerin sarayları şuracıktadır. Biraz yürüyüversem “Atenea” bahçesinin toprağına basacağım. Belki, sağ tarafımda insanların arslanlarla güleçliği “sirk ” sol tarafımda beyaz “Vesital’in mabedi var, belki oturduğum yerin öniü, bir zamanlar tunç miğferli askerlerin ordularla geçtiği yoldu, belki penceremden yan aydınlıkta gördüğüm taçları cihan fatihlerinin atları çiğnedi ve kim bilir in-safsız “Katon” kaim sopası ile bu sokaktan kaç kere gelip gitti!

Bu çan sesi nereden geliyor? “Sen Piyer” kilisesinden mi? Eğer öyle ise bu sesi dinlemek için, Rabbim, bana metanet ver! Kim bilir kaç yıl evvel, kim bilir kaç kere, usta nAncelo” ikinci “Yulius”un lahdine çalışırken çirkin, bu sesi duyar duymaz çekicini yanına bıraktı, haçını eğdi, gözlerini kapadı ve geniş göğsü üstünde üç defa
haç işareti çıkardı.

Gece derin, gökte yıldızlar var, solgun benizli, narin “Rafael”i düçünüyorum. Meryem Ana’nın rahmine son fırçayı vurduktan sonra, dumanlı meşalesini söndürüp, tezgahının penceresinden semâya bakarak kendi Meryem’ini düşündüğü gece, acaba yine böyle bir gece miydi?

Penceremi kapayacağım ve odamda, her yerde görülen eşya ile muhat kalacağım, zîrâ bu kadar heyecâna tahammülüm yoktur. Yalnız, bir gece Roma’da olmak, yalnız bir gece, kendi kendime “Romadayım, Romadayım!” demek bana kâfi değil mi? Felekten daha ne bekleyebilirim? Benim için yeryüzünde bunun daha ötesi var mı? Ve madem ki, yurtsuz kalmış bir serseriyim ve madem ki buraya yalınayak, ellerim boş ve yalnız geldim, benim için burada ölmekten daha büyük ne olabilir? Çıktığım yerde yardımı saklayanlar, bir gün, derlerse ki Roma’da öldüm ve kemiklerim Roma’da medfündur, yalnız bu, beni lâyemût kılmağa kâfi gelecek. Ne kadar esir kemikleri, burada, ne kadar emir küllerine karıştı. Ben ki çark Romasının arta kalmış çocuklarındanım, ecdâdım bu topraklarda yatanlardan daha az şanslı değildi, üzerime “Merkür” mabedinden bir kırık taş dikerlerse ne mutlu!…

Susuyorum, aşağıda, sokakta uDante”nin dilini konuşuyorlar.

Yakup Kadri”

 

Sözlük ve açıklamalı notlar:

Ancela (Michclangclo Buonarotti) (1475-1564): En büyük İtalyan sanatçılarından biridir. Davut ve Musa heykellerinin yanı sıra Sistine Kilisesi’nin duvarına, büyük “Mahşer” fireskini yapmıştır. Musa heykelini bitiren sanatçı Pygmalion tarzındaki bir davranışla, kendinden geçerek, çekici heykelin dizine vurmuş ve “Konuş ey Musa!” diye haykırmıştır.

Michelangelo, figürlerindeki güç, kudret, ifadesindeki ahenk bakımından dünyanın
en büyük, en eşsiz heykelcisi sayılmaktadır.

Atenea (Athenaion): Athena Tapınağı Roma’da, İmparator Hadrianus tarafından
M.S. 135’e doğru inşa edilmiştir. Mimarî tarzıyla Atina’da aynı adı taşıyan tapınağın
benzeridir.

Cydope, İskülap (Kykiop):   Homeros’a göre Kykloplar; Posedion ile Amphitrite’nin oğullan olup ne tanrılardan ne de insanlardan korkan zalim, kaba, vahşî tabiatlı, iri yarı devler. Alınlarının ortasında tek gözleri bulunduğu için onlara Kykloplar denilmiştir.

Çezari (Caesar): Roma diktatörü Yulius Caesar’ın adıdır. Bu isim, sonraları Roma
imparatorlarının unvanı olmuştur.

Dante Alighieri (1265*1321): Dünya edebiyatının en ünlü kişilerinden olan bir
İtalyan şairidir. Daha çok Divina Commedia (İlâhi Komedya) adlı eseriyle tanınmıştır.
Dante’nin diğer önemli eserleri ise şunlardır: Vita Nuova   (Yeni Hayat); Con Vivoa (Ziya-
fet); Monarchia (Monarşi).

Devri: Kendi etrafında dönen.

İkinci Yulius (Julius): 1513 ‘te ölen papa. Michelangelo Musa heykelini onun me-
zarına konmak üzere yapmıştır.

Kapital (Capirolium): Romanın en ünlü tepesi. Şehrin koruyucusu olan Jüpiter
Capitolinus’un tapınağı bu tepeye kurulmuştur.

Katon (Caton Marcus Porcius): M.Ö. 234*149 yıllarında yaşamış Eski Romanın
devlet adamlarındandır. Yunan düşünce ve göreneklerinin Roma halkını etkilemeye
başladığı bir devirde yaşayan Caton, bu etkinin, eski Roma geleneklerini ve terbiyesini
bozduğunu düşünerek bütün gücüyle bunu önlemeye çalışmıştır.

Romalıların Kartaca’yı imha edişlerinde Oton un senatoda her konuşmasından son-
ra tekrarladığı “Kartaca imha edilmelidir” sözü etkili olmuştur.

Kayser: (Ceaser’ın ardından Latince > Arapça Kayser) Eskiden Roma Germen imparatorlarına verilen ad.

Layemut: Ölmsüz

Medfun: Gömülü

Merkur: Merkurus, Romalıların ticaret tanrısıdır. Eski yunanlılaarın Hermes tanrısının karşılığıdır İlk heykellerinde elinde bir para torbası tutan bir delikanlı olarak
gösterilmiştir; daha sonra yapılan heykellerinde. Yunanlıların Hermes’’i gibi, ayağında
kanatlı sandallar, başında kanatlı bir başlık, elinde iki yılan dolanmış bir değnek
(Cadaccus) vardır. Günümüzde tıp rozetlerini de Cadaceus’un değişik şekilleri süslemek-
tedir..Eski Roma’da 15 Mayıs’ta Merkür adına şenlikler yapılmış ve o gün Ticaret Bayra-
mı olarak kutlanmıştır. Metinde Merkür adı verilen bir mabetten söz edilmektedir.

Meryem Ana (Madonna): Rafaello’nun hemen bütün resimlerinin konusunu oluş-
turmuştur. Kutsal bir figür olan Madonna’yı Rafaello, etli butlu ve canlı Roma halk
kadınları arasından seçtiği modellerle çizmiştir.

Metanet: Dayanıklılık.

Muhat: Çevrili.

Rafael (1483-1520): Ünlü bir Italyan ressamıdır. Önemli eserlerinin hemen hepsi
İtalya’dadır. Desenlerinin büyük bir kısmı ise Londra’da Windsor Şatosunun desen daire-
sindedir.

Raffaello’nun üslûbu şöyle özetlenebilir: Konuya uygun olarak figürlerini âdeta
madde dışı bir ten rengi ve çizgi düzeni içinde canlandırır: Meryem Ana gibi kutsal fi-
gürleri bile etli canlı Roma halk kadınları arasından seçtiği modellerle çizer; renk ve
hacim konusunda o zamana kadar gelen sanatçılarda görülmemiş bir olgunluğa erişmiş-
tir, bütün kompozisyonlarında ritmle hareketi parçada, figürde değil, bütünün armoni-
sinde arar.

Sen Piyer (St. I’eter Kilisesi): Roma’da, Vatikan’daki ünlü bir kilisedir. Bu kilise
eskiden Ncron’un, Hristiyanlan aslanlara parçalattığı arenanın kenarına yapılmıştır.

Tiber (Tevere): 400 km kadar uzunluğu olan Tibet ırmağı kuzeyden gelerek, Ro-
ma’yı ikiye böler ve güneybatıya yönelerek Tiren denizine dökülür. Yazın Tibet’in suları
azalır, kışın toprak renginde akar, üzerinde ancak küçük tekneler işler.

Vesital (Vesta): Roma’da daire biçiminde bir tapınaktır.

Kaynaklar

Can, Şefik (1994), Klâsik Yunan Mitolojisi, İnkılâp Kitap Evi, 3- basım, İstanbul.
Emil, Birol (1963), “Tanpınar’ın Eserlerinde Adları Geçen Garblı Sanat ve Fikir
Adamları” İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi,

Sen Piyer (St. Peter Kilisesi): Roma’da, Vatikan’daki ünlü bir kilisedir. Bu kilise
eskiden Ncron’un, Hristiyanlan aslanlara parçalattığı arenanın kenarına yapılmıştır.

Tiber (Tevere): 400 km kadar uzunluğu olan Tiber ırmağı kuzeyden gelerek, Ro-
ma’yı ikiye böler ve güneybatıya yönelerek Tiren denizine dökülür. Yazın Tibet’in suları
azalır, kışın toprak renginde akar, üzerinde ancak küçük tekneler işler.

Vesital (Vesta): Roma’da daire biçiminde bir tapınaktır.

Kaynaklar

Can, Şefik (1994), Klâsik Yunan Mitolojisi, İnkılâp Kitap Evi, 3- basım, İstanbul.

Emil, Birol (1963), “Tanpınar’ın Eserlerinde Adları Geçen Garbk Sanat ve Fikir
Adamları” İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili tv Edebiyatı Dergisi,
dit: XII, İstanbul.

Grimal, Pierre (1997), Mitoloji Sözlülü – Yunan st Roma – (çcv.: Sevgi Tamgüç), Sos-
yal yayınlan.

Hayat Ansiklopedisi, 6 dit, (yer ve tarih yok), Meydan Larousse, (1972 vd.) Meydan
Yayın Evi, İstanbul.

Parla, Jale (1983). Efendilik, Şarkiyatçılık, Kölelik, İletişim yayınlan, İstanbul.

Yetkin, Suut Kemal (19681, Büyük Ressamlar, Remzi Kitap Evi, İstanbul.

 

  • Türk dili Dergisi sayı: 625
  • Prof. Dr. Kahraman Bostancı, Balıkesir Üniversitesi, Yeni Türk Edebiyatı

 

 

 

 

İzlekler

İzlekler

ÖNCEKİ YAZI

İda Tursic & Wilfried Mille- "Melankolik Gün Batımı"-Pilevneli

SONRAKİ YAZI

İzlekler Dergi Okuyucularından Yoğun İlgi Görüyor...

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*