İzlek-Haber

Venedik Bienali’nde Yaşa Sanat Yaşa

13 Mayıs-26 Kasım 2017 arasında  gerçekleşecek Venedik Bienal’i için nefesler tutuldu. Bu sene  “Yaşa Sanat Yaşa” konseptiyle kapılarını açıyor.   Ön gösterimlerden sonra resmi açılışının yapılacağı bienal bilindiği gibi ulusal  pavyonlarda sergilemeler, performanslar eşliğinde güncel sanatın konuşulduğu, dünyadan sanatla ilgili kişilerin sergi sergi  koşturduğu   tarihi bir etkinlik ve prestij yeri…Sanat yapıtlarının türe indirgenmediği sanatı ve hayatı kapsayan her fikrin temsil edildiği bienal’e sanatçının yapıtları veya sanatın kavramsal boyutu üzerinden bakmakta fayda var. Birbiriyle bağlantılandırdığınızda ve çağrışımla işlerin gerçekliğini ve ontolojisini kavrayabiliyorsunuz. Bu sene de bienal  çeşitlilik ve kendinden emin adımlarıyla sanatın tapınağında ziyaretçilerini bekliyor. Böyle bir mekan ve algı hala geçerliliğini koruyorsa benzetmemiz uygun düşer. Bienal’in , küratörü Christine Macel aynı zamanda Paris’teki Centre Pompidou’nun da direktörü.. Macel, bienal öncesi yaptığı röportajlarda  en başa dönerek sanatçının sanat için önemine dikkat çekmek istediklerini belirtiyor.

Ali Arkady Ruya Foundation

Nadine Hattom, Francis Alÿs , Irak
 Palazzo Canalli Franchetti
Nadine Hattom ve Francis Alys  savaş alanının ortasına bir rüya şirketi kuruyor. Rüya şirketinin kurucuları  hükümete bağlı olmayan  6 çağdaş sanatçının işleriyle Bağdat Irak Müzesinden antik buluntularla eşleşiyor.  Su, yer yüzü, av, yazı, müzik, çatışma ve göç temalı iş,” Arkaik” adını taşıyor. Savaşla birlikte çağdaş ve antik eserler hepsi beraber bütün yapıtlar karanlık döneme tarihleniyor.

İ.Ö 5000 yıllarından bereket tanrıçasının kil heykelciği, güvercin biçimli Babil taş  heykelciği bu koleksiyona dahil. İkisi de 2010 yılından Hollanda’daki müzeden geri geldi. 2003’te Saddam Hüseyin’in düşüşünü takiben yağmanlanmıştı.

Bienale katılan 6 sanatçıdan ikisi  Luay Fadhil ve Ali Arkady Irak’ta ama diğerleri dışarıda yaşıyor. Bağdat doğumlu Sadik Kwaish Alfraji ve Nadine Hattom Hollanda ve Almanya’da yaşıyorlar.  Hattom’un enstalasyonu “ Until River Winds Ninety Degress West ‘e 1940’tan 1960’a kadar aile albümlerinden 6 imaj eşlik ediyor.  İnsanları çıkardım ve görelde ne olduğunun tanımlarıyla eklemeler yaptım. Anı kaynaklı bu işler çoğunlukla babamdan. Birleşik Arap Emirliklerin’den, deniz ve dağlardan   büyük manzara görsellerini dönüştürdüğüm bir tane harita da var, diyerek savaşın yıkımını kendi özyaşam öyküsüyle birleştiriyor.

Xaiver Veilhan kayıt stüdyosu

Xavier Veilhan, Fransa

 Giardini

Fransız Xavier Veilhan  Bienal’in 6 ay süreli residansında olacak.  Performansdan ayrı kendi heykel pratiğini gösterecek.  Davet edilen 70 müzisyen  ve müzik sever rol oynayacak. Sanatçı,  çalışan bir kayıt stüdyosunda elektronik doğaçlamalar yapacak. Kurt Schwitters’ın kayıp Merzbau’ndan esintili işler ortaya koyacaklar. 

Projenin küratörü  işlerini anlatırken“Seyirciden performansçıyı ayıran bir sahnenin olmadığı gösteri ziyaretçilere yaratımın belirsiz anını yakalamak için bir fırsat verecek. Stüdyoda olduğunuz zaman hatanın da yerinde olma şansı yakalayacaksınız” ifadesinde bulundu.

 

 

Carlos Amorales, Meksika

Arsenale 

Carlos Amoreles   Amerikan başkanlık seçimi karşıtlığı sırasında Meksika’yı temsil için seçildi. Donald Trump’ın seyehat yasağı ve Meksika sınırına bir duvar talimatlarından etkilenmiş bir karanlık lanetlenmiş bir köy tasarladı. Yeni animasyon film sanatçının sergisinin tam merkezinde yer alıyor. Köyden vahşice kovulan göçmen ailenin hikayesi bir kukla tarafından anlatılıyor.

TehchingHsieh

Tehching Hsieh,Tayvan

 Palazzo delle Prigioni

1970’lerin sonunda New York. İllegal göçmenler Taiwan’dan uzun soluklu seriler yapmak için işe koyulurlar. Sınırlı İngilizce ile sanatçı titizlikle tüm zamanını herkesten izole kayıt yapmakla geçirir. Saat her çaldığında sınırlı uykuyla Manhattan çevresini evsizleri izleyerek  dolaşır. Sanatçının işleri bir göçmenin hayatına odaklanıyor.

Marc Bradford

Mark Bradford
Amerika, Giardini

Amerikan pavyonu için bu dönemde bundan daha iyi bir isim seçilemez yorumları yapılıyor. Araştırmacı küratör Mark Bradford’un işlerinin sosyal krizlere odaklandığını Donald Trump’ın ofisiyle açıldığını  ve ‘Ülkem tarafımdan temsil edildiğimi düşünmezken ben nasıl burada ülkemi temsil edebilirim’ diyerek 57. Venedik Bienaline daha bienal başlamadan damgasını  vurdu. Bradford. En sansasyonal pavyon Trump sayesinde  Amerika’nın oldu.  Bradford Nisan ayında  Venedik Frairi meydanında   suçluların yaptığı ve ürünlerini sattığı eski suçlulara iş bulmaya yardımcı olan yerel işletmelerle işbirliği içinde olan  bir dükkan açtı. İlişkisel yaklaşımın son örneği olan çalışma, Bradford’u artık sosyal meselelerden ayrı düşünülemeyeceğini ortaya koyuyor. 

 

Anne Imhof, Faust, 2017, performance documentation, German Pavilion, 57th International Art Exhibition. Courtesy: La Biennale di Venezia ©

Anne Imhof, bu yıl Almanya’yı Giardini’de temsil ediyor. Küratörü, sanatçıyı neden seçtikleri sorusuna sanatçının   güncel   hızlı, kökten, politik, sosyal, ekonomik ve teknolojik değişimle sert bir realizmle yüzleştirdiği için seçtiklerini söylüyor. İmhof’un işinde  performansın bileşenleri sürekli değişecek ve birikecek. Imhof; felsefe, resim,müzik ve hukuk gibi farklı alanlarla işbirliği yapıyor ve farklı kişilikleri performanslarına dahil ediyor. İmhof ,bu değişimle bedenin kullanımını kapitalizmin ve biyopolitikanın bedenimizin ne kadar bir bölümü oluşturuyor görünür kılmaya çalışıyor.

Egill Sæbjörnsson
İzlanda , Spazio Punch

İzlanda pavyonu küratörü aynı zamanda İzlanda sanat merkezinin de yöneticisi.  Gösterinin  ideolojik olsun milliyetçi veya sanatçının miti olsun İzlanda pavyonu’nun sosyal inşayı  irdeleme geleneğinin bir parçası. Basın bildirilerinde ” Açıkçası izlanda’lıların %54’ü hayaletlere inanır. Bu yıl pavyonda iki trolün yer alması sürpriz olmadı. Kurgusal karakterler Ugh ve Boogar sanatçının eşlikçileri, sanatçı ve müzisyen. 36 metre boyunda troller izleyiciyi bekliyor. Resimler, seramikler ve heykeller, buluntu objelerin yanı sıra trollerle dijital platformda ilginç deneyimler yaşanacak.” ifadesinde bulunuyorlar.

Cevdet Erek Foto: Selçuk Polat

Cevdet Erek 
Türkiye, Arsenale

Documenta, Sahara, Marakeş, İstanbul ve Sydney bienalleriyle bienallerin tanınmış ismi olan Cevdet Erek Çın ses, alan ve ritim içeren Çın projesiyle Iksv sponsorluğunda Türkiye’yi temsilen 5. kez  Venedik Bienal’inde . Erek işini anlatırken seslerle mimari müdahale yaptığını söylüyor. Geçici olarak yıkıntıyı tekrar kullanıma sokuyor, yeniden yapıyor ve iyi bir biçimde koruyor. Bienal’in en orijinal işlerinden biri olan ÇIN sanatçının İstanbul’da otoparkta yaptığı İstanbul Bienali dolayısıyla yapmıştı. Günden güne daha iyi anlaşılan sanatçı, Venedik’teki konseptlere bakıldığında akustik  sesi, ana bileşen olarak kullanması ve mimari ile girdiği kavramsal ilişki nedeniyle bineali tamamlayan zincirin bir parçası olarak konumlanıyor. Bir yer de var olan ve sonra olmayacak olan sesin mekanla girdiği bu anlık durum güncel sanatın müphem köklerini beslerken bienalin küratörü Christine Macel’in  artnews’e verdiği röportajda ben bir yere ulaşmayan diyalektiği severim sözü bu söylediklerimizi doğrular nitelikte. 

 

 

 

 

İzlek Haber

İzlek Haber

ÖNCEKİ YAZI

Mayıs Ayı Sergileri!

SONRAKİ YAZI

Asım İşler Sanatının İzinde: Şegan İşler ile Röportaj

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*