İzlek-HaberUncategorized

Üniversite Sanat Müzeleri

Üniversite müzeleri, antikçağ yüksek eğitim kurumları bünyesindeki koleksiyonların kavramsal bir devamı olarak, 17. yüzyılda kurumsallaşan ve modern müzelerin çıkış noktasını teşkil eden ilk müze tipleridir. Bu müzeler, gelişim süreçlerinde her zaman üniversitede yapılan eğitim-öğretim ve araştırma etkinlerini destekleme, sahip oldukları koleksiyon ile üniversite eğitim programları arasında bağ bulunma özelliklerini korumuşlardır..

Üniversite kavramının ortaya çıkışında iki yaklaşım söz konusudur. Bunlardan ilki, üniversitenin, Ortaçağ feodal yapısı içinde lonca şeklinde yapılanan bir kurum olarak doğduğunu savunmaktadır (Timur, 2000, 16). Bu yaklaşım üniversiteleri Avrupa kurumu olarak kabul etmektedir. Charle ve Veger de “Üniversitelerin Tarihi” isimli yapıtlarında üniversiteyi benzer şekilde, 13. yüzyılın başında İtalya, Fransa ve İngiltere’de doğan Avrupa kurumu olarak kabul etmekte ve belli sayıda disiplinin yüksek bir düzeyde eğitim için bir araya gelmiş az çok özerk öğrenci ve öğretmen topluluğu olarak tanımlamaktadırlar.

Diğer yaklaşım ise Weber’in feodal toplum içinde gelişen üniversite ile kapitalist düzende gelişen üniversite arasında farklılıklar bulunduğunu ortaya koyması ve üniversitelerin gelişimi ile sosyo-ekonomik değişkenler arasında bağ kurmasıdır. Feodal bir toplumsal biçimlenmenin yarattığı üniversite tipi ile kapitalist bir toplumsal biçimlenmenin yarattığı üniversite tipi Weber’in üniversiteye yaklaşımında birbirinden net bir biçimde ayrılmaktadır. Bu görüş, üniversitelerin çeşitli dönemlerde farklı özellikler gösteren bir kurum olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır (Timur, 2000, 21). Modern anlamda ilk üniversite, Ortaçağ Avrupa’sına ait bir kurum olsa da, Weber’in yaklaşımı dikkate alındığında, çeşitli uygarlıklarda ve dönemlerde yüksek eğitim kurumlarının var olduğu ve bu kurumların modern yüksek eğitim sistemine bir temel oluşturduğu söylenebilir.  Üniversite müzelerinin tarihsel gelişiminde bu açılım dikkate alınmalıdır.

Üniversite müzelerinin kökenleri, antik dönemlerdeki yüksek eğitim kurumlarındaki eğitim koleksiyonlarına dayanmaktadır. İlk örnek, Müzecilik literatüründe, Mezopotamya yerleşmelerinden biri olan Larsa kentinde, MÖ 2. binyıla tarihlenen bir okulda bulunan eski tabletlerin kopyaları olarak geçmektedir (Boylan, 1999). ). Boylan’a göre bu tabletler ilk eğitim koleksiyonlarının başlangıcını ifade etmektedir. Oysa bu koleksiyonu oluşturan nesnelerin, eğitim kurumunda yapılan öğretimi desteklemesi gerektiğinden, tabletlerin bu şekilde değerlendirilmesinin önemli bir yanlışlığa neden olduğu söylenebilir. Öte yandan, Larsa yerleşmesindeki tabletler, daha önceki bilgilerin korunması amacıyla oluşturulmuş birer örnek, bir derme niteliğinde; eğitim koleksiyonu yerine arşiv olarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle, çalışma kapsamında eğitim koleksiyonu olarak kabul edilen ilk örnek, De Clercq (2003)’in de belirttiği gibi, 20. yüzyılın başlarında Leonard Woolley ve P.R.S. Moorey’nin Irak’taki Ur kentinde yaptığı arkeolojik kazılardan elde edilen buluntular olarak kabul edilmektedir. Kazılarda, E-Dublal-Mah adındaki tapınak kompleksinde MÖ 530 yılına tarihlenen ve son Babil kralı Nabonidus’un kızı En-nigaldi tarafından kurulan okulda, 3. binyıla (MÖ. 2,900 – 2000) tarihlenen, Sümer kökenli “antikalar” bulunmuştur. Nesnelerle birlikte kilden “müze” yazan bir levhanın bulunması okulun bir eğitim koleksiyonuna sahip olduğunu göstermektedir (Boylan, 1999; Lourenço, 2005 ).

universite-sanat-muzeleri-2

Mezopotamya dışında eğitim koleksiyonuna ait ilk örnek ise Aristoteles’in MÖ 335 yılında kurduğu, daha önce Apollo Lykeios’a ithaf edilmiş bir koruda yer aldığı için “Lykeion (Lyceum) Okulu” olarak adlandırılan eğitim kurumu bünyesindeki müzedir (Ronan, 2005). ). Büyük İskender doğa nesnelerinden oluşan koleksiyona sahip müzeye malzeme sağlarken, Lykeion’a da maddi katkıda bulunmaktaydı (Ronan, 2005).  Lykeion (Lyceum) Okulu’ndan sonra, dönemin üst eğitim kurumu olarak karşımıza çıkan, genel müzecilik tarihi açısından da önemli oluşum İskenderiye Kütüphanesi ve Müzesi’dir.

Büyük İskender’in ölümünden sonra Makedonyalı I. Ptolemois Soter İÖ 304 yılında başkenti İskenderiye olan Ptolemois hanedanlığını kurmuştur. Soter, Büyük İskender’in kurduğu yeni liman şehri İskenderiye’yi tamamlamış ve burada bilimsel bir merkez kurma fikrini geliştirmiştir (Ronan, 2005). Entelektüel ilgi alanlarına sahip Soter, Yunan aydınlarını Mısır’a gelmeleri konusunda ikna etmeye çalışmıştır. Bunlar içinde en önemli isim, Aristoteles düşüncesine bağlı filozof ve politikacı olan, İskenderiye’deki Müze’yi yaratmada ya da en azından oluşumu için fikirler sunma konusunda önemli bir rol oynayan Demetrios’tur (Barnes, 2006). Bu oluşum, Aristoteles’in Atina’daki Lykeion’unda yapmış olduğu gibi, okul ve araştırma enstitüsü birleşiminden meydana gelen bir mekan fikrine dönüşmüştür (Barnes, 2006). İskenderiye Kütüphanesi, amaçları örtüşen ancak yetki alanları farklı, biri bilginler için kitap merkezi niteliğindeki Kütüphane; diğeri Musalara ithaf edilmiş Müze (mouseion) olarak adlandırılan iki bölümden oluşmaktaydı. Museion daha çok bilimsel çalışmaların yapıldığı bir bilim merkeziydi. Koleksiyonu hakkında kesin bilgiler bulunmamakla birlikte, Boylan’a göre sanat, antik ve doğa nesnelerinden oluşan bir koleksiyonu vardı (Boylan, 1999).

Ortaçağ’da modern anlamda ilk üniversiteler kurulmuştur. Ancak döneme hakim olan skolastik düşünce ve eğitiminin karakteristik özelliği olan teorik eğitim, koleksiyon oluşturmayı mümkün kılmamıştır (Lourenço, 2002). Ortaçağ koleksiyonlarında el yazmaları ve zamanla basılı kitapların, diğer koleksiyon nesnelerinden ağırlıklı olduğu bilinmektedir (Boylan, 1999). Tam olarak eğitim koleksiyonlarından bahsedilmese de dönemin sonlarında, bilimin gelişmeye başlamasının sonucunda bazı nesnelerin eğitim amacı ile kullanılmaya başlandığı da söylenebilir (Lourenço, 2002). Oktant, usturlabın ilk örnekleri, güneş saatleri ve equatorium (öklityen astronomi için kullanılan bir araç) gibi araçlar öğretim amaçlarıyla kullanılmıştır (Lourenço, 2005).

Rönesans’ın getirdiği yenilikler, Batı düşünce sisteminde köklü değişimlerin yaşanmasını sağlamıştır. Bu değişim, üniversite eğitimi ve onların koleksiyonlarını da etkilemiştir. Deneye ve gözleme dayalı bilimsel bilgi üretim yöntemi örnek toplamayı, bu da koleksiyonculuk oluşturma yolunu açmıştır. Bilim adamları tarafından oluşturulan koleksiyonlar gerek bilimsel bilginin oluşmasında gerek eğitim amaçlı kullanılmaya başlanmıştır. Rönesans döneminde üniversite koleksiyonları bitki ve doğa tarihi koleksiyonlarından oluşan botanik bahçeler, tıp koleksiyonlarının bulunduğu anatomik anfiler, üniversite dışında gelişen ama sonrasında üniversitenin eğitim ve araştırma faaliyetleri için kullanılan inceleme koleksiyonları ve sanat koleksiyonlarından oluşmaktadır. Bu tür koleksiyonlar Avrupa’nın önde gelen üniversitelerinde görülen bir yapılanmadır.

Üniversite koleksiyonlarının ilk defa kurumsallaşarak müze çatısı altında yapılandırılması 1683 yılında Ashmole tarafından bağışlanan koleksiyonun Oxford Üniversitesi bünyesinde Ashmolean Müzesi adı altında açılmasıyla gerçekleştirilmiştir. Müze, doğa tarihi koleksiyonuna sahip ilk müze, ilk üniversite müzesi olduğu gibi modern anlamdaki ilk müzedir. Ashmolean Müzesinin sahip olduğu yapı kendisinden sonra kurulan müzelere de model olmuştur. 1683 yılına ait orijinal bir belgede Ashmolean Müzesi’nin işlevleri hakkında bilgiler bulunmaktadır. Belgede müzenin giriş katında doğa tarihi okulu ile derslikler ve inceleme odaları, bodrum katında kimya laboratuarı ve üst katta sergi mekanları bulunduğu belirtilmektedir (Ashmolean Müzesi, [29.12.2006]). Ashmolean Müzesi’nin öğretim, araştırma ve kamu ziyaretine açık olma şeklinde kabul edilen üç misyon doğrultusunda kurulması (Ashmolean Müzesi, [29.12.2006]), 18. yüzyıldan itibaren üniversite müzeleri tarafından model olarak benimsenmiştir. Modele göre üniversite müzeleri sınıf ve inceleme odaları, konferans salonları, sergileme alanları, kütüphaneden oluşmakta ve bir profesörün yönetimi altındadır. Günümüz üniversite müzelerinde de bu yapı halen korunmaktadır. 17. yüzyılda ilk üniversite müzesinin kurulmasından sonra, Avrupa’da üniversite koleksiyonlarının müzelere dönüşme süreci başlamıştır.

Üniversite müzeleri, üniversite sistemindeki değişimlere paralel olarak kimi yapısal değişimlere uğramışlar, yeni işlevler kazanırken bazı işlevler de daha önemli hale gelmiştir. Arkeoloji ve antropoloji gibi yeni bilim dallarının üniversiteler bünyesine girmesi ile üniversite müzeleri koleksiyonlarında bulunan bu iki bilim dalı ile ilişkili nesneler ayrılarak, yeni, daha çok uzmanlığa yönelik müzeler kurulmaya başlanmıştır. Üniversiteleri ulus devlet yapılandırılmasında önemli bir araç olarak gören Almanya, İtalya gibi ülkelerde üniversite müzeleri gelişerek ulusal müze statüsüne alınmıştır. 19. yüzyılın sonları ile 20. yüzyılın başlarında ilk defa üniversitenin tarihinin gösterimi amacıyla üniversite tarihi müzeleri açılmaya başlanmıştır.

20. yüzyılda başlarında bilgisayar ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler, 1960’lı yıllarda ekonomik ve toplumsal değişimlerin yaşanmasını sağlamıştır. Yeni ekonomik yapı içinde üniversite kaynaklarında kısıtlamalara gidilmiştir. Yeni ve rekabetçi bu yeni yapı içinde üniversiteler varoluşlarını yeni ortama yeni insan kaynakları yetiştirme olarak temellendirmişler ve yeni fakülte ve bölümlerin üniversite içinde oluşumları sağlanmıştır. Üniversiteler artık çoklu yapıya sahip, toplumsal gelişime olanak sağlayan yapıya kavuşmuşlardır. Bu süreçte üniversite müzeleri de kendilerini yeni üniversite yapısına adapte etmenin yollarını aramışlar ve sonuç olarak kendilerini üniversitenin sahip olduğu bilimsel ve kültürel birikimi topluma taşımada araç olarak konumlandırmışlardır. Bunun yanında rekabetçi üniversite sisteminde, üniversiteler, faküle ve bölüm tanıtımlarında, öğrencilerin üniversite müzelerinde çalışma imkanları olduğunun altını çizerek, bir bakıma pazarlama ve iletişim stratejileri içine müzeleri konumlandırmışlardır.

ÜNİVERSİTE SANAT MÜZELERİ

Avrupa üniversitelerinin sanat koleksiyonlarının tarihi oldukça gerilere gitmekle birlikte gelişimleri diğer koleksiyonlara oranla daha farklı olmuştur. Boylan’a göre (1999), üniversitelerin ilk koleksiyonları dinsel koleksiyonlar ve sanat eserleri olmak üzere iki ana bölümden oluşmaktadır. Sanat eserleri mekanları süslemek ve sosyal statü göstergesi olarak kullanılırdı (Lourenço, 2005).

İlk üniversite sanat koleksiyonu 1546 yılında Oxford Üniversite’sinde kurulan Christ Church Resim Koleksiyonu’dur (Boylan, 1999). Koleksiyon okuldan mezun olmuş öğrencilerin sanat koleksiyonlarını bağışlaması ile şekillenmiş ve bugün ağırlıklı olarak 14. yüzyıldan 18. yüzyıla uzanan İtalyan sanatı örneklerinden oluşmaktadır. Koleksiyonun kurulması ile üniversitede eğitim alan öğrencilerin Avrupa sanatını görmeleri sağlanmıştır.

1694 yılında II. Gustav Adolf, Augsburg Sanat Kabinesini İsveç Uppsala Üniversitesi’ne bağışlamıştır. Adolf’un bağışladığı koleksiyon bugün Uppsala Üniversitesi’ne bağlı Gustavianum Müzesi’nin koleksiyonunun temelini oluşturmuştur. Koleksiyonun kapsamında sanat eserlerinin yanı sıra Mısır ve Klasik dönemlere ait arkeolojik malzemeler de bulunmaktadır (Uppsala Üniversitesi Gustavianum Müzesi [29.12.2006]).

1802 yılında Tartu Üniversitesi açılmış, takip eden bir yıl içinde, üniversiteye bağlı Sanat Müzesi kurulmuştur. Bu durum üniversite ile üniversite müzesi arasındaki ilişkilerin önemini ve üniversite eğitiminde müzenin başat kurumlardan biri olduğunun ispatı olarak değerlendirilebilir. Tartu Üniversitesi Sanat Müzesi’nin kuruluş misyonu “üniversite eğitimini desteklemek ve öğrencilerin sanat bilgisini yükseltmek” şeklinde tanımlanmıştır. 1803 yılında kurulan müzenin koleksiyonu, müzenin kurucusu ve ilk müdürü olan Prof. Karl Morgenstern’in Aydınlanma olgusunu yansıtan çeşitli ülkelerden edinilmiş ve çeşitli sanat formlarının bulunduğu geniş koleksiyonundan oluşmaktaydı. 19. yüzyılın ortalarında müzenin adı “Klasik Antikalar Müzesi” olarak yeniden adlandırılmış ve sadece antik sanatın sergilendiği bir kimliğe bürünmüştür. 1862 yılında halkın ziyaretine açılan müzenin ülke içinde önemi artmıştır (Tartu Üniversitesi Sanat Müzesi [15.03.2007]).

19. yüzyıl ve sonrasında üniversiteler bünyesinde sanat müzelerinin yaygınlaştığı görülmektedir. Daha çok bağışlardan oluşan bu müzeler, tüm sanat müzelerinde olduğu gibi prestij ve statü göstergesidir. Sanat müzelerinde bu durum tek taraflı, yani sadece müzeyi kuran ve bağışlayan kişi açısından önemliyken, üniversite sanat müzelerinde, hem bağışı yapan kişi hem de üniversite bu durumu kendi lehlerine kullanmaktadır.

Üniversite sanat müzelerinin, üniversite ile olan ilişkisinde statü ve prestij bağlamlarından tamamen olmasa kısmen kurtulması, sanat eğitiminin yaygın olarak üniversiteler bünyesinde gerçekleşmesi ve sanat tarihinin bir bilim dalı olarak üniversiteler bünyesinde kabul görmesiyle başlamıştır. Önceleri sadece bir prestij göstergesi olan bu tür üniversite müzeleri, bu gelişmelerden sonra sanat ve sanat tarihi eğitiminde etkin roller üstlenmeye başlamıştır.

Örneğin Amerika Birleşik Devletleri Michagan Üniversitesi Sanat Müzesi, en önemli rolünü üniversitenin akademik misyonuna katkıda bulunmak şeklinde tanımlamakta; araştırma ve eğitim için koleksiyonlarından özel olarak seçilmiş nesneleri kullanmaktadır. Lisans ve yüksek lisans öğrencilerinin müze bünyesinde özel sergiler düzenlemeleri sağlanmaktadır. Michagan Üniversitesi Sanat Fakültesi öğretim görevlileri müzede misafir küratör olarak görev alırlar, seçilen nesnelerin sergilenmesinde, öğretici malzemelerin yaratılmasında, müze rehberi ve kitapçığı basımında öğrencilerini yönlendirirler (Michagan Üniversitesi Sanat Müzesi [05.11.2006]).

Cambridge Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü, lisans öğrencilerinin sanatsal bakışının gelişmesi amacıyla FitzWilliam Müzesi’ni kullanmaktadır. Indiana Üniversitesi Sanat Müzesi, müze ile üniversite öğrencileri arasında bir bağ kurulması amacıyla üniversite genelinde öğrencilerin katıldığı özel turlar düzenlenmektedir. Fakülte üyeleri ile müze eğitmenlerinin ortak çalışması sonucunda belirlenen temalar çerçevesinde koleksiyondan nesneler seçilmekte, öğrencilerin sınıflarda gerekli okumaları yapmaları ve tartışmaları beklenmektedir (Indiana Üniversitesi Sanat Müzesi [05.11.2006).

Prinston Üniversitesi Sanat Müzesi öncelikli misyonunu “orijinal sanat eserleri koleksiyonunu kullanarak hazırlanan programlar ve hizmetler aracılığı ile öğrencilerin sanatsal becerilerinin artırmak” şeklinde tanımlamıştır. Müze ve müze çalışanları bütün fakültelerin işbirliği ile müzenin koleksiyonu ve dersler arasında bağlar kurulmasını desteklemektedir. Müzenin kalıcı ve süreli sergileri, öğrencilerin sanat eserleri ile etkin diyalog kuracakları şekilde tasarlanmaktadır. Müzenin sahip olduğu koleksiyonun çeşitliliği, edebiyat, dil, tarih, antropoloji, kültürel araştırmalar, bilim, eğitim, görsel sanatlar ve performans sanatları gibi birçok bölümün dersleri ile koleksiyon arasında ilişki kurulmasına imkân vermektedir. Müzenin eğitime diğer bir katkısı da, eğitim ve öğretmenlik sergileri olarak adlandırılan etkinliktir. Diğer bir eğitsel uygulama da açık depo uygulamasıdır. Müzenin koleksiyonunda toplam 60 binden fazla eser bulunmakla birlikte bu sayının sadece %10’u sergilenmektedir. Müzenin sahip olduğu koleksiyonun mümkün olduğu kadar geniş öğrenci kitlesine gösterimi amacıyla depolar sınıf gezilerine açılmıştır. Öğrenciye ve üniversite eğitimine destek olması bakımından gerçekleştirilen etkinliklerin yanı sıra müzede, burslu stajyerlik uygulaması da yapılmakta, her dönem dört lisans ve yüksek lisans öğrencisine burslu stajyerlik imkanı sağlanmaktadır. Müze çalışanları tarafından verilen eğitim; uygulama, politika ve yöntem ile ilgili derslerden oluşup haftalık program şeklinde sürdürülmektedir. Burslarda Princeton Üniversitesi öğrencilerine öncelik tanınmaktadır (Princeton Üniversitesi Sanat Müzesi [25.02.2007]).

Öğrencilerini müzenin deposundan yararlandırmayı amaçlayan bir başka müze de Columbia Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Müzesi’dir. Müze, öğrencilerin müzenin deposundaki sanat yapıtlarına erişimlerini sağlamak amacıyla “Depoda Sanat Eğitimi” adında bir program da geliştirmiştir. Bu program ile öğrencilerin dokunarak öğrenmeleri, lisansüstü öğrencilerin müzeyi araştırma laboratuarı olarak kullanmaları sağlanmıştır. Böylece müze koleksiyonu ile üniversitede verilen eğitim arasında bağlar kurulmuştur (Missouri Columbia Üniversitesi Arkeoloji ve Sanat Müzesi [20.03.2007]).

TÜRKİYE’DE ÜNİVERSİTE SANAT MÜZELERİ

Türkiye üniversite müzeleri içinde sanat müzeleri oldukça yaygın olmakla birlikte kuruluş aşamasında gösterdikleri özellikler dünya genelindeki aynı tür müzelerle benzerlikler göstermektedirler. Bununla birlikte özellikle ülkenin ilk sanat müzesi özelliğine sahip Mimar Sinan Resim ve Heykel Müzesi’nin bir üniversite bünyesinde kurulması da dikkat çekilmesi gereken bir husustur. Üniversite sanat müzelerinin dağılımlarına bakıldığında ise İstanbul dışında yaygın oldukları görülmektedir.

  • Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Resim ve Heykel Müzesi (1937)
  • Gazi Üniversitesi Resim-Heykel Müzesi (1979/1980 – 1990)
  • Anadolu Üniversitesi Çağdaş Sanatlar Müzesi (2001)
  • Trakya Üniversitesi Sultan II. Bayezid Külliyesi Çağdaş Resim Ve Heykel Müzesi (2002)
  • Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (2002)
  • Anadolu Üniversitesi Eğitim Karikatürleri Müzesi (2004)
  • Ankara Hacettepe Üniversitesi Sanat Müzesi (2005)
  • Kadir Has Üniversitesi Rezzan Has Müzesi (2006) kurulmuştur.

Araştırma kapsamında ele alınan üniversite sanat müzelerinin incelenmesinde, üniversite müzelerinin işlevleri (eğitim, araştırma) dikkate alınmıştır. Bunun yanında Türkiye’nin müzecilik sisteminin merkezinde yer alan Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Bakanlığın ilişkili olduğu mevzuat düşünüldüğünde, üniversite sanat müzelerinin bağlı olduğu üniversite birimi ve hukuki durumunun da incelenmesi gerekli görülmüştür. Bu kapsamda üniversite sanat müzelerinin kurulum amaçlarına, hukuku statülerine, koleksiyonunu üniversite eğitim ve araştırma faaliyetlerinde ne kadar ve nasıl kullandığı gibi hususlar incelenmiştir.

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Resim ve Heykel Müzesi

1937 tarihinde İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’ne bağlı olarak Ulusal sanat müzesi ihtiyacını karşılamak amacıyla Atatürk’ün emriyle kurulmuştur. Bugün, üniversite rektörlüğüne bağlı olarak varlığını sürdüren müzenin kendi yönetmeliği olmakla birlikte Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın özel müzeler statüsündedir. Müzenin en önemli araştırma faaliyeti, gerçekleştirdiği geçici sergilerin kataloglarını yayınlamasıdır. Türkiye’nin ilk sanat müzesi, bir eğitim kurumunda kurulmuş ilk müzesi, sanat eğitimi veren bir kurum içinde kurulan ilk sanat müzesi olma özellikleri göstermekle birlikte müze ile bağlı bulunduğu üniversitede verilmekte olan sanat eğitimi arasında planlanmış somut bağ bulunmamak; müze koleksiyonu bölüm derslerinde kullanılmamaktadır.

Gazi Üniversitesi Resim-Heykel Müzesi

İlk defa, Türkiye’nin ikinci üniversite sanat müzesi olarak 1979 yılında “İsmail Hakkı Tonguç Müzesi” kurulmuş, bir yıl sonra kapatılmış; 1990 yılında ikinci defa açılmıştır. Halen üniversite rektörlüğüne bağlı olarak faaliyetlerini sürdürmektedir. Resim, baskı resim, heykel ve seramik koleksiyonuna sahip olan müze geçici sergiler düzenlemekte ve bu sergilerin kataloglarını yayınlamaktadır.

Anadolu Üniversitesi Çağdaş Sanatlar Müzesi

Müze koleksiyonu sergilemek, arşivlemek; yayın, bilgilendirmenin ötesinde kültürel bilinçlenmeyi, insanların sanatsal duyarlılıklarını arttırmak, Türk sanatının önemli sanatçılarının yapıtlarını öğrenciler, öğretim elemanları ve üniversite çalışanlarıyla buluşturarak “müze ziyaretçi kitlesi” oluşturmak amacıyla Güzel Sanatlar Enstitüsü’ne bağlı olarak 2001 yılında kurulmuştur.

Müze, üniversite bünyesinde tüm fakülte ve yüksekokul öğrencilerinin “Kültürel Etkinlikler” dersinin yanı sıra Güzel Sanatlar Fakültesi resim, baskı sanatları, heykel, seramik, grafik ve cam bölümlerinin derslerinde izleme, inceleme ve araştırma çalışmalarında kullanılmaktadır. Basılan toplam 7 katalog müzenin çıkarmış olduğu yayınları oluşturmaktadır.

T. Ü. Sultan II. Bayezid Külliyesi Çağdaş Resim Ve Heykel Müzesi

Türkiye çağdaş ressam ve heykeltıraşlarının eserleri sergilemek amacıyla Trakya Üniversitesi Edime Uygulama ve Araştırma Merkezi’ne bağlı, Trakya Üniversitesi Müzeler yönergesi çerçevesinde 2002 yılında kurulmuş; Kültür ve Turizm Bakanlığı özel müze statüsünde faaliyet göstermektedir. Araştırma sırasında müzenin taşınması söz konusu olduğundan gerekli bilgiler sağlanamamıştır.

Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi

Sabancı ailesinin sahip olduğu koleksiyonu korumak amacıyla Özel Müzeler ve Denetimleri Hakkında Yönetmelik çerçevesinde 2002 yılında üniversite rektörlüğüne bağlı olarak kurulmuş; Kültür ve Turizm Bakanlığı özel müze statüsünde faaliyet göstermektedir. Sakıp Sabancı Müzesi’nin en önemli bilimsel faaliyetleri düzenli olarak gerçekleştirdikleri geçici sergilerdir. Tüm sergiler yayınlanan kataloglarla desteklenmektedir. Müze’de Sabancı Üniversitesi öğrencileri, hocaları ile müze gezisi gerçekleştirmekte ve konuları pekiştirmektedir. Bunun dışlında, öğrenciler galeri konuşmaları gerçekleştirmektedirler. Ayrıca, staj için başvuran öğrenciler koleksiyon üzerine çalışma yapmakta; sergi hazırlıklarına ilişkin etkin görevlerde çalışmaktadırlar.

Anadolu Üniversitesi Eğitim Karikatürleri Müzesi

Karikatür sanatının yaygınlaşması ve karikatür sanatçılarının desteklenmesi için çalışmalar yapmak, orijinal karikatürlerden oluşacak bir arşiv oluşturmak; basında çıkan karikatürleri sistematik bir şekilde toplayarak araştırma yapmak isteyenlerin hizmetine sunmak; yurtiçinde ve yurtdışında yayınlanmış kitapların yer alacağı bir kitaplık kurarak, ilgilenenlerin yararlanmasını sağlamak amacıyla kurulan Anadolu Üniversitesi Karikatür Sanatını Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin yönetmeliği kapsamında, bu merkeze bağlı olarak 2004 yılında kurulmuş; Kültür ve Turizm Bakanlığı özel müzeler statüsündedir.

Merkez, dolayısıyla müze, Anadolu Üniversitesi’ne bağlı çeşitli fakülte ve bölümlerle işbirliği içinde faaliyet göstermektedir. Bu fakülte ve bölümler

  • Güzel Sanatlar Fakültesi içinde Grafik Bölümü, Çizgifilm Bölümü, Resim Bölümü;
  • İletişim Fakültesi içinde Basım ve Yayımcılık Bölümü, Reklamcılık ve Halkla İlişkiler Bölümü, Sinema-TV Bölümü;
  • Edebiyat Fakültesi içinde Sanat Tarihi Bölümü, Sosyoloji Bölümü, Tarih Bölümü;
  • Eğitim Fakültesi içinde Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü;
  • Sosyal Bilimler Enstitüsü içinde Sanat Tarihi Anabilim Dalı, Sosyoloji Anabilim Dalı, Çizgifilm Anasanat Dalı, Grafik Anasanat Dalı, Resim Anasanat Dalı, Sinema-TV Anabilim Dalı, Basım Yayımcılık Anabilim Dalı, İletişim Sanatları Anabilim Dalı
  • Güzel Sanatlar Enstitüsü’dür.

Müze ve araştırma merkezi Güzel Sanatlar Fakültesi Çizgi Film Bölümü’nde “Karikatür” seçmeli dersi, İletişim Bilimleri Fakültesi Basım ve Yayımcılık Bölümü’nde “Karikatür” seçmeli dersi, tüm bölümlerde seçilebilen “Kültürel Etkinlikler” dersi kapsamında müze koleksiyonu ve müzede açılan sergilerden yararlanılmaktadır. Derslerin dışında öğrenciler müzede işlerini sergileyebilmekte, müzenin yönlendirmesiyle müzede ihtiyaç duyulan görsel malzeme (grafik, heykel, seramik) yapımında yardımcı olmaktadırlar. Bunların dışında, merkez bünyesinde bugüne kadar 14 lisansüstü tezi yapılmıştır; toplam 20 sergi açılmıştır. 

 

Ankara Hacettepe Üniversitesi Sanat Müzesi

Üniversitenin ilgili bölümleri ile işbirliği yaparak çağdaş ve güncel sanat örneklerini sergileme, tanıtma, kültürel ve güncel sanat etkinlikleri düzenleme amacıyla üniversite rektörlüğüne bağlı olarak 2005 yılında kurulmuş ve Hacettepe Üniversitesi Hacettepe Sanat Müzesi Yönergesi kapsamında yönetilmektedir.

Kadir Has Üniversitesi Rezzan Has Müzesi

2006 yılında üniversitenin rektörlüğüne bağlı olarak kurulmuştur. Rezzan Has Müzesi var olan bir koleksiyon çevresinde oluşmamaktadır. Müzenin içinde kurulduğu yapı, müze tarafından en önemli koleksiyon olarak tanımlamaktadır. Müzenin bilimsel faaliyetlerinin en önemli ayağını geçici sergiler ile birlikte yayınladığı sergi katalogları oluşturmaktadır. Bunun dışında, “Uluslararası Boncuk ve Boncuk İşleme Sanatı Konferansı” düzenlenmiş ve konferansın akademik sunum kitabı yayınlanmıştır.

Müzede çocukların sanatsal yaratıcılığının gelişmesi, dünya kültürlerini ve sanatın evrenselliğini kavratmak, üretme ve deneme kapasitelerini geliştirmek, malzemelerle bütünleşip kendi duygularına özgü tasarım yapabilmeleri amaç alınan “çocuk eğitim programı” gerçekleştirilmektedir. Evvel Zaman İçinde isimli çocuk eğitim kitabı da yayınlanmıştır. Üniversite ile müze arasındaki iletişim ve etkileşimin boyutları konusunda bilgilere ulaşılamamıştır.

SONUÇ

Üniversite müzelerinin kökenleri antik dönemlerde, üst eğitim kurumları bünyesinde gelişen koleksiyonlara dayanmaktadır. İlk örneklerde eğitim kurumu ile koleksiyonları arasındaki bağlar eğitim ve araştırma ile ilişki temelinde kurulmuştur. Ortaçağ’da, modern anlamdaki ilk üniversite kurulmuş; ancak dönemin düşünce yapısı bu üniversitelerin sahip olduğu koleksiyonların anlamlarının değişmesine neden olmuştur. Somut verilerin yer aldığı ilk koleksiyonlardan farklı olarak, Ortaçağ üniversite koleksiyonları soyut anlamlar bütününe sahip olmuştur. bununla birlikte ortaçağ’ın sonların koleksiyonlara eğitim için kullanılmak üzere kimi nesnelerin dahil edildiği bilinmektedir.

Rönesans Dönemi’nde deney ve gözleme dayalı bilimsel bilgi üretimi doğadan örnek toplamayı yöntem olarak kullanmıştır. Bu da üniversite koleksiyonlarının eğitim ve araştırma amacıyla oluşturulmasını sağlamıştır. Rönesans dönemi üniversite koleksiyonları botanik bahçeler, anatomik afiler, inceleme koleksiyonları ve sanat koleksiyonları şeklinde gruplandırılabilir. İlk üniversite müzesi, 1683 yılında Ashmole tarafından bağışlanan koleksiyonun Oxford Üniversitesi bünyesinde Ashmolean Müzesi adı altında açılmasıyla gerçekleştirilmiştir. Ashmolean Müzesi’nin sahip olduğu eğitim, araştırma ve kamuya açık olma misyonu önce kendisinden sonraki üniversite müzeleri için, sonrasında ise diğer müze türleri için model olmuştur.

Üniversiteler gerek eğitim politikaları gerekse yapısal özellikleri açısından değişime uğramışlardır. Yeni bilim dallarının, buna bağlı fakülte ve bölümlerin üniversite bünyesinde oluşturulması üniversite müzelerinin sahip olduğu koleksiyonları ayrışmasını sağlamıştır. Üniversitelerin ulus devlet yapısı içinde, ulus inşası amacıyla kullanılması sonucunda bazı ülkelerdeki üniversite müzeleri ulusal müze konumuna gelmiştir.

Günümüz üniversite müzeleri, koleksiyon yapısı ne olursa olsun üniversitede eğitim ve araştırma faaliyetlerinde; üniversite kimliğini temsil etmekte ve üniversite ile toplum arasında bir iletişim aracı olma özelliği göstermektedir.

Üniversite sanat müzelerinin çıkış noktası, prestij ve statü göstergesi olarak sanat koleksiyonlarının üniversiteler bağışlanmasıdır. Bu açıdan, üniversite sanat koleksiyonları ve müzeleri, üniversite dışındaki sanat koleksiyonları ve müzeleri ile benzerlikle taşımaktadır. Bununla birlikte üniversite sanat müzeleri ile bilim koleksiyonuna sahip üniversite müzeleri arasındaki en büyük fark da sanat müzelerinin üniversite eğitim ve araştırma içinde yaygın kullanılmamasıdır. Üniversite sanat müzelerinin, sadece bir prestij aracı olmadan sıyrılmaları sanat eğitiminin yaygın olarak üniversite bünyesinde yapılmaya başlanması ve sanat tarihinin bir bilim dalı olarak üniversite içinde bölüm bazında temsil edilmesiyle gerçekleşmiştir. Böylece tıpkı bilim koleksiyonuna sahip üniversite müzeleri gibi, üniversite sanat müzeleri de ilgili olduğu üniversite fakülte ve bölümleri ile bağlantılı işlemeye başlamıştır.

Türkiye’deki ilk üniversite müzesi, aynı zamanda ilk ulusal sanat müzesi 1937 yılında Atatürk’ün emriyle kurulan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’dir. Müzenin sanat eğitimi veren bir kurum bünyesinde kurulması genel üniversite müzelerinin kurulum süreci ile paralellik göstermektedir. Müzenin kurulmasından sonra resim ve heykel müzeleri yurt çapında üniversitelerden bağımsız kurulmaya başlanmıştır. Yeni kurulan müzelerin koleksiyonları İstanbul Resim ve Heykel Müzesi desteğiyle oluşturulmuştur.

Sonraki yıllarda Türkiye üniversite müzeleri bağlamında bilim koleksiyonuna sahip üniversite müzelerinin açıldığı görülmektedir. İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nden sonra, üniversitede bünyesinde kurulan ilk sanat müzesi ilk kez 1979 yılında açılan, daha sonra kapatılarak 1990 yılında tekrar açılan Gazi Üniversitesi Resim-Heykel Müzesi’dir. 1990’lı yıllardan sonra üniversiteler sanat koleksiyonu oluşturmaya başlamış, bu koleksiyonların müzeleşmeleri ise 2000’li yıllarda gerçekleşmiştir.

Türkiye üniversite sanat müzelerinin üniversite eğitiminde kullanılması, müzenin bağlı olduğu üniversite birimi ile ilişkilidir. Üniversite rektörlüğüne bağlı sanat müzelerinin, kampus içinden daha çok kampus dışına hizmet verdikleri görülmektedir. Bu durum, elbette müzecilik anlayışının temelinde yer almaktadır. Ancak üniversite müzeleri özelinde konuya bakıldığında, bu tür bir tek taraflı yapının söz konusu olmaması gerekmektedir. Bir üniversite müzesi, koleksiyonu ne olursa olsun merkezde kampusun olduğu bir çember oluşturmalıdır. Bu durum özellikle özel vakıf üniversitelerine bağlı üniversite sanat müzelerinde görülmektedir. Örneğin Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi, Sabancı Üniversitesi bünyesinde yapılandırılmakla birlikte, daha çok özel sanat müzesi olarak tanınmakta, kamuoyunda da bu özelliği ile bilinmektedir. Müze,  Sabancı Şirketler Grubu tarafından oluşturulmuş bir koleksiyona sahiptir. Aynı gruba ait bir vakıf üniversitesinin olması; idari bir kolaylık oluşturacak şekilde müzenin üniversite bünyesinde kurulmasına zemin hazırlamıştır. Bağlı olduğu kurum anlamında bir üniversite müzesi olmakla birlikte, koleksiyonu ile akademik anlamlarda ilişkisinin sınırlı olması ve kampus içinden çok  kampus dışına yönelik etkinliklerde bulunması nedeniyle, Sakıp Sabancı Müzesi’nin, üniversite müzesi yerine, üniversiteye bağlı bir müze olarak tanımlanması gerekmektedir. benzer durum Kadir Has Üniversitesi Rezzan Has Müzesi için de geçerlidir.

Bunun yanı sıra üniversitelerin araştırma ve uygulama merkezlerine bağlı kurulan üniversite sanat müzelerinin kampus içi ve kampus dışı etkinliklerde daha başarılı oldukları görülmektedir. Örneğin Anadolu Üniversitesi Eğitim Karikatürleri Müzesi, Anadolu Üniversitesi Karikatür Sanatını Araştırma ve Uygulama Merkezi’ne bağlıdır. Bunun sonucunda müze ilişkili olduğu fakülte ve bölümler tarafından kullanılmakta, lisansüstü çalışmalar yapılmakta ve düzenli sergiler düzenlenmektedir. Yine Anadolu Üniversitesi Çağdaş Sanatlar Müzesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü’ne bağlıdır ve benzer şekilde üniversite içi ve dışına hizmet götürmektedir.

Sonuç olarak, üniversite sanat müzeleri, üniversite eğitim ve araştırma faaliyetleri ile ilişki kurması amacıyla yönetim birimleri yerine araştırma ve uygulama merkezi ya da enstitüye bağlı olarak kurulmalıdır. Böylece müze, üniversite içinde ilgili eğitim ve idari birimlerle işbirliğine girerek hem bilimsel araştırmalar yapabilecek uygun ortamları yaratabilir. Böylece müze diğer işlevlerini düzgün planlayabilir.

 

Müze Uzmanı Cihan Çolak

Müze Uzmanı Cihan Çolak

ÖNCEKİ YAZI

İmgenin Pornografisi

SONRAKİ YAZI

İzlekler Sanat Kampüsü

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*