Sanat Tasarım

Toplumsallık ve Ruhsallık Arasında Joseph Beuys’un Kişisel Miti-Liza Gasyuk

Joseph Beuys kimdir? Bu çok basit soru çok zor bir cevabı gerektiriyor. Beuys çağdaş sanat dünyasının anahtar kişiliklerinden biridir. Beuys, sanatçı algısı kadar sanat kavramını da değiştiren modern ustalar arasındadır. Onun 20. Yüzyıl sanatının değişimine katkısı çok karışıktır. Sanatçının yaşam boyu başarılarının gösterildiği prizmadan görüntülenmelidir. Joseph Beuys aurasını daha iyi anlamak için onun başlangıç noktalarını ve yaşam hikayesini bilmek kesinlikle gereklidir.Bu tür bir gereklilik birçok sanatçının canlı ve karizmatik kişiliği ile ilgili olmasına rağmen Beuys geçmişi   yeniden doğuş hikayesiyle ve ölüme karşı mücadele etmesiyle derinlikli bir şekilde biçimlendirir. Bu kulağa gizemli ve mitolojik geliyor.  Gerçekten bir mit: Joseph Beuys’un kişisel miti….

Beuys’un sanatından bahsetmeden önce çocukluk yıllarına bakmak zaruridir. Joseph Beuys  Düsseldorf’un kuzeybatısında Krefeld şehrinde tüccar bir ailede  1921 yılında dünyaya geldi. Okul yılları müzik ve doğa bilimleri ilgisi ile geçer. Piyano ve Çello dersleri alır. Hayvanlardan etkilenir. Hatta yarı zamanlı  bir sirkte çalışır. Hayvanlara bakar. Çizim konusunda yeteneklidir.Küçük yaşlarda heykel yapmayı sever. Nazi partisinin düzenlediği kitap yakma eyleminden gizlice  kurtardığı İsveçli bitki  ve hayvan bilimci Carl Linnaeus’un yazdığı “Systema Nautarae” kitabından etkilendiği için doktor olmak istedi. Zira kaderin Beuys için kendi planları vardı. Dünyaya hükmetmek isteyen nefret dolu  3. Reich’ın ordusuna katılmaya zorlandı. 

Joseph Beuys pilot oldu ve Kırım’a gitti. 1944’te Beuys’un uçağı arızalandı ve paraşütü açılmadı. Hayatta kalmak için hiçbir şansı kalmamıştı. Yanlız şans, yüzünü ona başka şekilde gösterdi. Kırımlı y tatarlar  tarafından bilinci kapalı bulundu. Bir hafta ölümle mücadele etti. Kendini gaz yağıyla sarılmış buldu. Vücudu sıcak kalmıştı. Odayı süt ve peynir kokusu sarmıştı.  Bu deneyim onun ikinci doğuşuydu. Onu derinden etkilemişti.Bu günlerde hissettiği her şey onu sanat işlerinin uzağında kavramıştı.Bu organik materyaller kutsal el yapımı  malzemeleri oldu.   Batı ve Doğu uygarlıklarının sınırında yaşayan Tatarlar,  kültürel karşıtlıkları kucaklamak için ona ilham verdi. Sanatçının kurtulması   mistik, sembolik ve metafizik bir olay olarak Beuys tarafından sürece yayıldı. .  Ve o bir şaman olarak yaşamaya karar verdi.  Yeniden hayat bulma deneyimi yaptığı her işte şamanik, sağlığa yararlı ve vahşi bir ritüel olarak aurasını şekillendirdi.

Sanatçının  en ünlü işlerini anlatmadan önce Beuys’un sanatından genel olarak bahsedelim. Hepsinden önce Beuys Düsseldorf Sanat Akademisinde  ders veriyordu. Bu görevi onu zenginleştirdi ve sonunda sanatının asıl amacı öğretmek oldu. Performanslarına ve happenninglerinin içine eğitimsel tartışmalar ve diyaloglar  iliştirdi.O sanatçının yalnız bir yaratıcı toplumdan ve çevresindeki dünyadan ayrı olma fikrine karşı oldu. Beuys’un fikri sanatçılar kendi sanatsal evreninden yalıtılmış kalamaz. Aksine son olaylarla ilişkili aktif, politik olmalı. Değiştirmek zorundalar. Joseph Beuys’un sanatının temel noktası budur.  O her kişinin dünyayı yeniden şekillendirmek için yaratıcı bir enerjisi olduğuna inanıyor. Bu yüzden herkes sanatçı olabilir. Bir işinde Marcel Duchamp’ın sessizliği abartıl mışmıdır?’da sanatçının az iş üretmesini eleştirdi. Dünya değişiyordu ve o söylenecek ve yapılacak hiçbir şey kalmadığına inanmıyordu. Beuys sadece  sanatın işlevleri ve olasılıkları hakkında fikirler geliştirmiyordu. Çağdaş sanatın bütün felsefi örneklerini detaylı bir şekilde inceliyordu. Sosyal açıdan değerli konuları kişisel deneyimiyle destekliyordu. En iyi yöntem işlerinin analizini yaparak gözlemlemek.

beuys1

Bu işi kızıl haçlı bir keçeyle  sarılmış bir piano enstalasyonundan oluşuyor. Aslında bu ilerici işlerinden biri. Beuys piyano çalıyordu. Arada durup izleyiciyle konuşuyordu. Bu tartışmaların konusu yeni tedavi yöntemlerinde ortaya çıkan skandallardı. Bir ilaç fetüse ciddi zararlara neden oluyordu. Engelli doğan birçok bebek vardı. Kolları olmayan bebekler vardı. Beuys, bu konuyu dünyamızda sanatın rolü konulu sohbetlerle birleştiriyordu. Söz konulu performansı duyulduktan sonra piyanonun anlamı kökten değişti.Keçenin yardımıyla Kırım’da hayatı kurtulmuştu. Piyanonun da iyileştirici yanına inanıyordu. Birçok alanda gelecek kuşakları etkileyen farmakolojik trajediyi yaşayan toplumu iyileştiriyordu. Beuys’un çocukluktan beri olan müzik tutkusu bilinir. Bu işteki her bir bileşen  diyaloğun, müziğin ve sanatın  gücüyle iyileştirmeyi amaçladı. Onun aurasında iyileştirici bir  güç olarak sanat önemli bir husustur. Söylemeye bile gerek yok.  Beuys toplumun tablosuna kişisel mitini güzelce iliştirdi.

fatchairBeuys heykelden hiçbir zaman vazgeçmedi. Yalnız sessiz ve basit yapılarla uğraşmadı. Beuys’un sanatı dünyanın değişen enerjisiyle ilgiliydi. Bu yüzden heykellerinde  yağ, ağaç, keçe ve taş gibi organik metaryaller kullandı. Onların içindeki huzurdan çok enerjiyi kucaklamak istedi. Yağlı Sandelye işi bu söylenenleri kanıtlar. Sandalyenin üstüne yağ yerleştirir. Cam kutunun içine yapıyı koyar. Yıllardır yağın doğal süreçleri göz ardı edilir. Kendi yansıması içinde bu iş insan yaşamını anlatır.  İnsanlar pasif kalamaz zamanla birlikte bu heykel gibi  akmaya başlarlar. Organik bileşenler Beuys’un aurasında göçebe kültürlerin akla uygun olmayan parçalarından oluşur. O modern toplumun rasyonel ve metaryelistik estetiğine karşın doğal ve ilkel malzemelerin estetiğini keşfetti.  O, sanat çevresinin kutuplaşmış ve ticari yaratımları ile göçebe kültür arasındaki karşıtlığı vurguladı. Beuys sadece kendi doğrumuza ve doğamıza döndüğümüzde yalnızca sanatın irrasyonel ilkelerini kucakladığımızda zarar gören dünyayı iyileştirebileceğimizi düşündü.

Beuys’un   Almanya’nın Cassel şehrinde 7000 meşe ağacı dikme isteği  ekolojik bir performanstır. Bu proje Documenta’nın bir parçasıydı. Yüzyıllardır şehir yönetim binasının arkasındaki alanda bulunan bazalt taşlar sökülüp ağaç dikiliyordu. Bu gerçeğin sanatsal dönüşümüydü. Felsefi iz sürmesinin sonucunda Beuys sosyal heykel kavramını formüle etti. Toplumu ve çevreyi geliştirmek için bir potansiyel sunuyordu. Bu proje, katkıda bulunmak için herkesin yapabileceği bir şey olacağını vurguladı. Herkes sanatçı olabilir.

a_balancing_act_03

 I Like Amerika And Amerika likes Me

Bu kesinlikle Joseph Beuys’un en ünlü projelerinden biri.  Proje,iki kıtayla, ambulans ve vahşi bir kurtla ilgili.  Beuys’un Amerika’ya  ilk ziyareti dikkate değerdi. Performans Beuys’un havaalanına ambulansla götürülmesiyle başladı. O keçeye sarılmış ipek böceği gibi tamamıyla örtünmüştü.Avrupa’dan Amerika’ya uçuşu boyunca yatay bir şekilde durdu. Başka bir ambulans onu sanat galerisine götürdü. İçinde bir kır kurdunun  bulunduğu küçük bir odaya yerleştirildi. Sanatçı takip eden üç günü hayvanla geçirdi. Bütün iş sembolikti. Biz tekrar Beuys’un işlerinde şamanik metaryeller görüyoruz.  Çobanlarınkine benzer tahtadan özel bir sopası vardı. Dahası kır kurdu  Amerikalı yerlilerin  manevi açıdan değer verdikleri bir hayvandı. Joseph Beuys Amerikan kültürünün derin metafizik esasını öğrendi. Bu etkileşim gayet iyi oldu.İlk başta sinirli olan kurt nihayet arkadaş olmuş ve neredeyse bir köpek gibi davranmıştı. Amerikan medeniyetinin manevi tarafı ile bağlantı kuran bir yaratım, Beuys doğayla barışı ve farklı kültürler arasındaki etkileşim fikrini kucakladı.

 Bunlar Joseph Beuys’un sanatında bazı örneklerdi. Onların her birinin arkasında sosyal ve politik mesaj içeren bir mit saklıdır. Doğanın vahşi güçlerini, irrasyonel kabulü modern topluma öğretmeye çalışmaktır. Objektif gerçekle spiritüel dünyayı karıştıran bir şaman gibiydi. Sanatın güçleriyle çevremizdeki dünyayı dönüştürüyordu. Yıllarca bu güçleri çalıştı ve  sanat sisteminin benzersiz filozofisine dönüştürdü. Her projesinde bu felsefeyi benimsedi. Beuys, toplumun kendisini bir sanat işi olarak görüyordu. Bireysel yaratıcı potansiyelin geleceği kolayca geliştirebileceğini ve iyileştireceğini düşünüyordu. “İnsan bir sanatçıdır”.Bu manifesto savaş korkusu, ölüm ve yeniden doğum için adım atmaya çağrıydı. Toplumun yaralarını sanatla iyileştirmek en büyük sanat projelerinden biriydi. Josep Beuys “sanatçı” kelimesinin anlamını değiştiren  ruhsal öğretmenimizdi.

Liza Gasyuk kimdir?

Liza Gasyuk Simferopol Ukrayna doğumlu. Çin ve İngiliz filolojisi mezunu. Amerika ve Çin’de eğitim aldı. Sanat Eleştirisi alanında Saint Petersburg Üniversitesinde master derecesi bulunuyor.

 

Çeviri: Nur Karabek

 

Not: www. uisio.com kültür sitesine yazıyı kullanmamıza izin verdiği için teşekkür ederiz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÖNCEKİ YAZI

John Berger'in Kaybı

SONRAKİ YAZI

Dünyanın Eşsiz Müzesi Avanos'ta-Özgen Acar

Art Critic Liza Gasyuk

Art Critic Liza Gasyuk

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*