Uncategorized

Sorun “İmgelerin İhaneti” mi?-Zafer Güngen

 

Baudelaire ya da Benjamin edasıyla; fotoğrafın yalnız portreye sahip olmakla kalmayıp, aynı zamanda görülebilen gerçekliğe ait her şeyi kendine konu edinmiş, bunların resmini tespit etmeye ve çoğaltmaya başlamış bulunduğu arkaik bir dönemden bahsetmeyeceğim. Dijital imge, dış dünyayı resmin hiç ulaşamadığı bir nesnellikte betimleyerek, yeniden manipüle edebilecek durumdadır. Hani şu meşhur Zeuksis ve Parrhasios efsanesine benzer şekilde, fotoğrafla girdiği mücadeleden çok kısa zamanda yenik ayrılmasıyla birlikte, betimleme ve belgeleme erkini tamamen fotoğrafa devreden resim sanatı, ölümünü bu kadar çabuk mu kabullendi? Yoksa günümüz sanatçılarının, ifade gücünü mutlak erkin elinden geri alması, Leviathan’a* karşı bir zafer olarak değerlendirilebilir mi? Peki, imgenin serbest dolaşımı açısından günümüzün görsel dünyası aynı zaferin paydaşlarından mıdır? Gözle görülür bir değişimin kaçınılmazlığından bahseden Terry Eagleton, bunun kapitalist toplum ve bu toplumun sergilediği siyasal vurdumduymazlık gibi iki önemli nedeni olduğundan bahsetmektedir.[1]

Robert RAUSCHENBERG, “Retroactive I”, 1964 Tuval Üzerine Serigrafi ve Yağlıboya,213x 152 cm.

Robert RAUSCHENBERG, “Retroactive I”, 1964 Tuval Üzerine Serigrafi ve Yağlıboya,213x 152 cm.

 

Çağdaş sanatçı imgelerin oluşturduğu tehlikeli sularda yüzerken, toplumsal ön yargıları bertaraf etme konusundaki muğlak dengeyi yine bu karşılaşmanın konvansiyonel akışına bırakmaktadır. Rauschenberg, Kennedy hakkında “Bütün anlamlı insanlar tehlikelidir” sözlerini kullanmıştır.[2] Ancak aynı zamanda çağdaşı pek çok sanatçı gibi o da toplumsal imgeleri, iddialı (hassas) konuları ve popüler yöntemleri benimsemedi mi? Donald Kuspit’in belirttiği gibi, Rauschenberg de malzemesini ve konularını sokaktaki güncel yaşamdan toplarken[3], bir anlamda da kendi oluşturduğu kurgusuyla, Kennedy imajının ardındaki “Otorite” kavramını irdelemektedir.

Bir noktada sanatçının inancının son bulması ile birlikte, maddenin anlam kazanma süreci başlamıştır. İmgeyle empati kurma durumu bu anlamda çağdaş sanatı zorlamaktadır. Dolayısıyla güncel imge, piyasa koşullarının dayanılmaz cazibesi için gerekli görevini üstlenmiştir. Hatta “jurnal imgenin” çekiciliği, görseller evreninde nesnenin önüne geçmektedir.

Dijital yansıma kimi zaman maddenin kendi doğasını da aşarak hem algı merkezinin, hem de beyin fonksiyonlarının işleyişini kontrol edebilmektedir. Haz nesnesinin yerini bile, çoğu zaman onun farazi kimyası almaktadır. Ancak imgenin dolaşımı bakımından; sanatçının kültürel-öğretilmiş içgüdülerinin, imgesel seçiciliğin ve bunların birliktelik sürecinin de çok etkili olabileceğinin unutulmaması gerekmektedir. Tartışmalı alanda ise kendiliğinden ya da resmi ideoloji yoluyla gerçekleşebilecek sürecin bir dizi anlatıdan ibaret olması ve anlatıların da dolaysız ya da çarpıtılmış yaşanmışlıklar üzerine kurulmaları, toplumun beklentilerini sahnelediklerini ifade etmektedir. Farmakolojik etkisi olmayan, yine de dengeleri sabit kura endeksleyen “plasebo” etkisinden mi söz etmeli acaba?

Dijital imgenin hıza ayak uydurabilecek yegane belgeleme yöntemi olarak algılandığı aşikar. Özellikle gücünü görünenin doğru kabul edilmesine dayalı inandırıcılığından alan görseller sahte bir hakimiyet alanı oluşturmaktadır. Çağdaş Sanat imgesiyle kurulamayan “özdeşleyim” bağının da temelinde aynı hakimiyet yatmaktadır. Keza soru şöyle olabilir; 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren sanatla kurulan temel bağlantı daha ticari bir boyutla “takas pozisyonu” mudur yoksa “satın al ve bekle” mi?

 

Dijital imgenin arka planında oldukça kurgusal bir stüdyo -neredeyse klasik ressamın mutfağı olan atölye benzeri bir atmosfer- bulunmaktadır. Kurgusal gerçekliğin nesneye hakimiyeti açısından fotoğraf, sanat yapıtının, sanatçıya bağımlı gelişiminin kırılma noktasıdır. Her iki anlamda da hem resim hem de fotoğrafın çarpıtma eğilimi inkar edilemez. Propaganda sanatının hedef noktası olan “ideale ulaşma” hazzı, toplumun maddi anlamda her birey bir gün sınıf atlayabilir umudunu görselleştirmektedir. Gürbüz ve güzel bir Rus işçi kadının tertemiz çalışma ortamında mutlu ve huzurlu ifadesinin betimlenmesiyle, Amerikan hazır gıda sektörünün kampanya imajlarında sürekli hazır gıda tüketiyor görünümünde sağlıklı ve zinde figürleri halka sunmasının arasında çok fark olamayabilir. Pardon biri “bodegon”* mu dedi?

Bunun yanı sıra son anlamı öteleyen bir çeşit sanatsal malzeme de oluşmaktadır. Andreas Huyssen belleğin, hızla gelişen teknoloji ve değişime karşı bir tepki olduğundan bahsederken; yalnızca bu homojenliğin yadsınması değil, aynı zamanda bilgi yüklenmesi dünyasında tutunacak bir alan olduğunu savunmaktadır.[4] Ahlaki boyutuyla imge uzlaşımının denetimi bu noktadan sonra yayıncının insafına kalmaktadır. Benzer bir “Truman Show”**sendromu alt başlık olarak alındığında, dijital kültür ve güncel yaşam imgesine tutsaklık ya da bağımlılık açısından daha bağışlayıcı yaklaşılabilir.

Marita Sturken, Stuart Hall’un popüler imgenin oluşmasında baskın/anlaşmalı ve karşıt okuma süreçleri teorisinden bahsetmektedir.[5] Gerçekte kültürel dinamiklerin popüler imge üzerindeki karşıt hegemonyasına rağmen çağdaş toplumlarda izleyicinin pasif bilişim sürecinde, ister istemez görsel kimliğini medya yayıncılığı ve global imge düzeni yönlendirmektedir.

Enformasyon kaynağının odağındaki imge tarafından oluşturulan kitle kültürü etkisinin, yoğun biçimde bakış açısını da etkilediği söylenebilir. İmgenin ilk anlamı yaratıcısı tarafından direkt hedeflenen baskın duruşuna yöneliktir. İzleyici imgenin hedefi ile buluştuğu noktada savunmasızdır. İmgenin küresel anlamlandırılması henüz tartışılırken, 1987’de Macintosh II piyasaya sürüldüğünde sabit diskinin hafızasına yalnızca bir adet müzik parçası sığdığı gerçeği ile yüzleşmek gerektiğini unutuyor muyuz?

Heterotopya gibi küresel kültür teorilerinden kaynaklanan saptamaların ötesinde ifade olanakları açısından imge, enformatik bağlam içerisinde barındırdığı açılımlarını bildirim elemanları marifetiyle güçlendirmektedir. Bu bildirim elemanları aynı zamanda sanat yapıtının da ifade olanaklarını aynı ölçüde zenginleştirmektedir. İmgenin sanat yapıtındaki kaynak kodları yine bu kavramların ortak temelinde birleşmektedir. Daha net bir ifadeyle evrensel kavramları anlatmanın yolu, yine bu kavramlara ilişkin imgeler marifetiyle dolaylı ya da dolaysız olarak gerçekleştirilebilir. Son soru; imgelerin anlamlandırılması buraya kadar yazılanların anlamlandırılmasından daha pratik olabilir mi?

 

* 1651’de düşünür Thomas Hobbes tarafından kaleme alınan eser, mutlak kudretin bir tek elde toplanması (devlet benzeri bir önerme) ile birlikte toplumsal bütünlüğün tüm katmanlarda sağlanacağı varsayımında bulunmuştur. Ancak bu uzlaşımı sağlama kudreti o dönemin iktidar imgesi düşünüldüğünde ilk devlet modelinden ziyade kralın mutlak gücünü, egemen olduğu toplum üzerinde baskı amacıyla kullanmasını anımsatmaktadır.

[1] Terry Eagleton, Eleştirinin Görevi, Çev: İsmail Serin, Ark Yayınları, İstanbul, 1998, 34-35 s.

[2]JillJohnston,The World Outside His Window, Art in America, April 1992, 118 s.

[3]Donald Kuspit,Sanatın Sonu, Çev: Yasemin Tezgiden,  Metis Yayınları, İstanbul, 2006, 153 s.

*Bu kavram dini ya da mitolojik bir konunun işlenmediği ve sıradan halkın betimlendiği bir resim türünü tanımlar.

[4]AndreasHuyssen, Alaca Karanlık Anıları, Çev: Kemal Atakay, Metis Yayınları, İstanbul, 1999, 19 s.

** Bu noktada yapılan “Truman Show” sendromu benzetmesi, medya ve seyirci tutsaklığı ikilemini tanımlayan bir açılım sağlaması amacıyla kullanılmıştır. Yönetmeni Peter Weir olan 1998 yapımı filmde; kendi iradesi dışında tüm hayatı bir televizyon şovu olarak yayınlanan Truman Burbank’inhikayesi anlatılmaktadır. Filmde zincirleme hapishane olgusu, Truman’dan başlayıp son katmanda izleyiciyi de içine alan bir çerçevede incelenmektedir. Bkz. (http://www.imdb.com/title/tt0120382/)

[5]MaritaSturken, Practices of Looking, Oxford UniversityPress, Amerika, 2001, 57 s.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Zafer Güngen

Zafer Güngen

ÖNCEKİ YAZI

Folkart Galeri: Türkiye'nin En Büyük Sanat Galerisi

SONRAKİ YAZI

Yusuf Katipoğlu "Bugün Deniz Galaş ’ ile Galeri Diani’de

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*