Sanat Tarihi

Anadolu Sevdalısı Fikret Otyam

Fikret Otyam’ı 89 yaşında bugün kaybettik. Anadolu’nun bu son sevdalısı resmiyle, fotoğrafıyla, düşünceleriyle kültür dünyamızı zenginleştirdi ve arkasında öncü izler bırakıp gitti.  Aydın kişilerin kayıpları kolay olmuyor. Bir dünya insanı oldukları ve zamanın ruhuna yenilmeyen insan zor yetiştiği için üzüntülüyüz. Dünya değişiyor ve biz büyüyünce anlıyoruz ki Fikret Otyam gibi sanatçıların yokluğunda bahçemiz daha korunaksız ve güneş daha soluk parlıyor. 

 Fotoğraflarla Fikret Otyam

 

 

Filiz Otyam İle

Filiz Otyam İle

Fikret Otyam-Yıldız Kenter

Fikret Otyam-Yıldız Kenter

 

 

fikret otyam

Fotoğraf: Hüseyin Çizer

Fikret Otyam, Adalet Cimcoz, Orhan Kemal, Adnan Benk

Fikret Otyam, Adalet Cimcoz, Orhan Kemal, Adnan Benk

Gezi Direnişine Fikret Otyam Yorumu

Gezi Direnişine Fikret Otyam Yorumu

19 Aralık 1926 yılında Aksaray’da doğmuştur. Ünlü besteci ve orkestra şefi olan ağabeyi Nedim Vasıf Otyam ve diğer ağabeyleri gibi altı yaşından itibaren babasının eczanesinde çalışmaya başlamıştır. Eczaneye gelen köylülerden dinlediği hikayeleri defterine günübirlik not etmiş, sonra bunlar 1945-1946 yıllarında İstanbul’da Gece Postası gazetesinde yayınlanmıştır.
Aksaray’daki eczanelerini boyamaya gelen bir tabelacıda ilk kez samur fırça ve tüp boyaları görmüş, ve tabelacının verdiği boyalarla yaptığı ilk sergisini aylar sonra Aksaray Halk evinde açmıştır. Fotoğrafı Nedim ağabeyinden öğrenmiş, Aksaray’da arkadaşı ve resim öğretmeni ile birlikte “Foto Üç Yıldız” adlı bir fotoğrafçı dükkanı açmıştır. İkinci Dünya savaşı yıllarına rastlayan lise eğitimi Ankara ve Kayseri’deki liselerde kesintilere uğrayarak geçmiştir.

otyam resimleri-3
Resme olan ilgisi sonunda 1945 yılında girdiği Devlet Güzel Sanatlar Akademisini 1953 ‘de Bedri Rahmi Eyüboğlu atölyesinde bitirmiştir. Öğrencilik yıllarında gazetecilik, sanat-edebiyat yazarlığı ve fotoröportajlar yapmaya başlamıştır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu halkı ile yaptığı röportajları konu alan gazete yazıları hazırlamış, daha sonra bu röportaj serileri Topraksızlar, Gide Gide, Ha Bu Diyar, Harran ve Irıp, Ey Samandağ Samandağ adlı kitaplar olarak yayınlanmıştır. Gazetelerde, hazırladığı desenler de yayınlanmıştır. 1953-1996 yılları arasında Anadolu insanının yaşamını belgelediği fotoğraflarını da “Gide Gide” başlığı altında, “Memleketimden İnsan Manzaraları, Anadolu 63” adlı sergilemelerle tanıtmıştır. Fikret Otyam’ın fotoğraf sanatındaki başarısının temelinde Bedri Rahmi’nin üç tonda leke konusundaki öğretileri yer alır. Bu tekniği yağlı boya teknikleri çalışmaları ile birlikte yan yana yürütmüştür. Resmi hiçbir zaman bırakmamasına karşın 1980’e kadar fotoğraf ve yazarlık çalışmalarında yoğunlaşmıştır.
İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’ni bitirdikten sonra, Dünya Gazetesi Yazı İşleri Müdür Yardımcısı olmuş, ayrıca ünlülerin kitap kapaklarını ve iç resimlerini de çizmeye başlamıştır. Daha sonra 1956’dan itibaren Ankara’da Ulus gazetesinde, 1962’den itibaren de Cumhuriyet gazetesinde sanat ve siyaset yazarlığı yapmıştır.

Resim çalışmalarını Cumhuriyet gazetesinden emekli olduktan sonra (1979) yoğun biçimde sürdürmüştür. Resimlerinin konusu 1950’li yıllardan itibaren Anadolu’nun doğası, halkı ve yaşantısını yansıtmaktadır. Akademik bir eğitim görmüş olmasına karşın, akademicilikten uzak, geleneksel çizgileri temel alan bir tarz, renkçi-lekeci eğilim resimlerine yannsımaktadır. İlk resim sergisini 1952 de açan sanatçı günümüze kadar yurt içi ve yurt dışında otuzun üzerinde sergi açmıştır ve resimleri birçok yurt dışı müzelerinde ve özel koleksiyonlarda yer almaktadır.

Fikret Otyam Resimleri

Fikret Otyam Resimleri

Eşi Filiz Otyam ile 1977 yılında evlenmiştir. Birlikte 1979’da Antalya’nın Gazipaşa ilçesine yerleşmişlerdir. Amerika’da iç mimarlık eğitimi gören Filiz Otyam sanatını dokumalar yaparak sürdürmektedir. Otyam’ların ortak sergileri yurtdışında Kuveyt, Kopenhag, Münih, Köln, Esslingen, Leverkusen, Bercsichgladbach’ta açılmıştır.
Kitapları: Hu Dost, 40 Yıl Önce 40 Yıl Sonra, Kara Sevdam Anadolum, Mayınlar Çiçek Açmaz, Mayınlı Topraklar Üzerinde, Kanlı Gömlekler, Adı Yemendir, Harran Koçaklaması, Can Arkadaş, Ceylanlar Suya İndi, Arkadaşım Orhan Kemal ve Mektupları, Pavli Kardeş, Ağlama Anam Şu Bizim Gazipaşa ve İsmet Paşalı Yıllar.

Fotoğraf Sergileri: Gide Gide Serileri (1964-1974), Otyam’ın Objektifinden (1997), Dünya Güzel Olmalı (1983), Eğer Bizi Sual Eden Olursa (1979, Filiz Otyam ve İbrahim Demirel ile karma sergi)
Resim Sergileri: “Onlar Grubu” ile sergileri (1947-1953), Memleketimden İnsan Manzaraları (1976), İnsan Manzaraları (1978), Filiz Otyam ile ortak yurt içi ve yurt dışı resim ve dokuma sergileri (1981-1997).

Ödülleri: Atatürkçü Düşünce Derneği Onur Plaketi (1995), Gazeteciler Cemiyeti Basın Şeref Belgesi (1962 ), On Yılın Basın Şeref Belgesi (1980-1990), İstanbul devlet Güzel Sanatlar Akademisi Fotoğraf Enstitüsü Onur Belgesi, Üçüncü Hacıbektaş Veli Dostluk ve Barış Ödülü (1996), Pir Sultan Abdal Onur Belgesi, UNESCO AIAP Türkiye Ulusal Komitesi Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği Onur Belgesi, Akdeniz Üniversitesi Onur Belgesi, Şanlıurfa Kültür Eğitim Sanat Araştırma Vakfı Onur Belgesi.

otyam resimleri-2

Anadolu’nun sesi, yüreği, sevgisi, dert ortağı sonsuzluğa uçtu!..

Bir niyazım yani dileğim var sizlerden, derlediğimi şu Barak Türküsü’ndeki sözlere kulak verin lütfen:

“Kaftan Kafa hükmederdi bir zaman
Davutoğlu Süleyman öldü
Omzuyla Kaf Dağını kaldıran
Hamza ile Kahraman pehlivan öldü
Hani ya bu benim diyenler
Milyonunan altınlan sayanlar
Hiç görülmez adam eti yiyenler
Koca devler öldü Şahmeran öldü
Kalsa bu dünya Muhammed’e kalırdı
Can satın alınsaydı Nemrut alırdı
Çıkmayan canlara Derman bulurdu
Hekimler hekimi Lokman da öldü”

Sağlıcakla kalınız,
Eyvallah canlar… Eyvallah dostlar…
Fikret Otyam

Kolay mı? Hem hükümran olacaksın, hem ölümsüz olacaksın! Hem bu dünyada kavgada yumruk sayılmayacak ömrün olacak, hem kefenin cebi varmış gibi, hem bu dünyaya kazık çakacakmış gibi, hem elini uzatıp yıldızları toplayacakmış gibi yaşayacaksın!
Kaf Dağı’nı alıp sırtına bir kıtadan ötekine taşısan, Kaf Dağı’nı siper alıp zulmetsen, Kaf Dağı’ndan bir kuş olup sonsuzluğa kanat çırpsan “kara taş’ın ardına saklanan kara yılanı bulanı ölüm gelir seni bulur”….
Ya medeniyet dediğin takma dişli canavara teslim olacaksın ya anandan atandan duyumsadığın doğal yaşamı ona buna aldırış etmeden yaşayacaksın. Yani bugünün birikimini, yarının getirisini sormayacaksın, yani attığın adımın çukurdan sakınmayacaksın, yani güneşi görünce sabah uyandığında gelecek gecenin cefasını sorgulamayacaksın, yani vicdanının sesini duyup kulaklarını tıkamayacaksın, yani hainin iğvasına uymayacaksın, yani keçi kılına, Torosların eteğine, mühür gözlü Yörük kızına burun kıvırmayacaksın!
Yola bir derviş gibi düşeceksin, yazgını yaşayıp, yazgını yazan katibe el sallayacaksın.

Fikret Otyam kimdir? Anadoludur… Yollara düşmektir…. Anadoluca düşünmektir… Kışın soğuğuna yazın sıcağına bir lokma ekmeği katık etmektir. Dert dinlemektir, dert yazmaktır, dert anlatmaktır. Yalın ve aydınca yaşamı kurcalamak, kucaklamaktır. Keçi kılından çadırlar, kilimler korur seni hayatın yorgunu yokuşa süren çilesinden… Doğaldır herşey, doğadır aslolan!

Ya buz mavisidir hayat, ya sarı sıcak yanmaktır… Bahar bir söğüt gölgesinde gelir geçer de fark etmezsin… Sonbahar rüzgarı önüne katar seni…’

 

 

İzlek Haber

İzlek Haber

ÖNCEKİ YAZI

Utku Varlık: Modern ve Çağdaş

SONRAKİ YAZI

Dante'yi Betimlemek- Simge Özer Pınarbaşı-Tekhne Yayınları

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*