Sanat-Yorum

Sokrates ve Türkiye-Tufan Erbarıştıran

Sokrates ülkemize gelseydi neler söylerdi bilemeyiz. Ancak şu bir gerçek ki eleştirinin ve muhalefetin olmadığı hiçbir toplum başarıyı yakalayamamıştır. AKP benmerkezci anlayıştan kurtulmadığı sürece, muhalefet partilerine ve aydınlara büyük bir görev düşüyor. Sokrates’in ironi katarak yaptığı eleştirel düşünceyi toplumun geneline yaymak gerekiyor. AKP iktidarı, Saray’dan gelen talimatlarla, ülkeyi geleceğe taşıyamaz.

İlkçağın önemli filozoflarından biridir, Sokrates. İnsanın varoluşu, tinselliği, yaşam-evrendoğa üçlüsü üzerine bilgece düşünceler üreten, biraz başına buyruk, aklına geleni hiç çekinmeden söyleyebilen bir kişiliği vardır.
Felsefe tarihinde ilk eleştirel düşünceyi, Sokrates’in hem Sofistlere karşı, hem de Atina’nın sosyal ve siyasal yapısına yönelik sözlerinde buluruz. Özellikle dinin, siyasal erk’in yozlaşmış, topluma hitap etmeyen, gençleri düşünsel anlamda uyuşukluğa özendiren, farklı bir söz söyleyenleri korkutan iktidarına karşı âdeta bir savaş açarak dillendirmiştir düşüncelerini. Daha o zamanda (yaklaşık 2400 yıl önce), insanın kendini tanımak, geliştirmek ve özgür olmasını sağlamak için, Atina’daki mahkemede şu sözleri söylemiştir: “Evet, benim vazifem, size para ile erdemin elde edilemeyeceğini, genel olsun, özel olsun, her türlü iyiliğin, ancak erdemden geldiğini söylemektir.” Böylelikle Sokrates, bilgiyi araştırmada özgür aklı öne çıkartırken, bir yandan da insanın kendisinden başlayarak her şeye karşı duyarlı olmasını savunmuştur. Felsefede eleştirel bir bakışla, dinsel/sosyal/siyasal yapıyı irdeleyen, cesaretle düşündüklerini söyleyebilen Sokrates’in üzerinden çok uzun bir zaman geçti. Batı dünyası, Sokrates’in açtığı yolda insan- bilim-sanat üçlüsünün değerini anladı, tüm olaylara felsefi bir anlayışla yorum yaptı. Bu nedenle, başta siyaset olmak üzere, sanatın tüm dallarında eleştirel bakış açısı önem kazanmıştır. Peki, Türkiye’de eleştirel bakış açısı ne durumdadır?

Hâlâ anlaşılmadı
Cumhuriyetin getirdiği kazanımları sonucunda, özellikle Köy Enstitüleri öncülüğünde yapılan bilim ve sanat alanlarında önemli gelişmeler olmuştur. Sonrasında bu gelişmeler, muhafazakâr iktidarlarla, önce dondurulmuş, sonra da rafa kaldırılmıştır. Özellikle AKP iktidarında, farklı düşünenin/yazanın zindanlarda çürütüldüğü, insan haklarının silindiği karanlık bir döneme girilmiştir. Türkiye’de felsefe bölümlerinin kapatılmasını isteyen, bilim insanlarının suskun kalması için devlet gücünü kullanan, çağdaş sanata hiç tahammülü olmayan bir proje partisinden daha fazla ne beklenirdi ki?
Sokrates’in başlattığı, insanın niçin sorusunu sorması ve yanıt araması geleneğini bugün ülkemizde göremiyoruz. Bir siyasi iktidar düşünün ki, kendi inançları dışında olan her şeye şiddetle karşı çıkan, eleştiriyi asla kabul etmeyen, sadece kendisine itaat etmesini istediği bir toplum yaratma hevesinde olsun. Sokrates’in tüm dogmalara, baskılara karşı yüzyıllar önce başlattığı savaşın önemi, bizim ülkemizde halen anlaşılmamıştır.

Tüm renkleri siliyorlar
İnsanı diğer canlılardan ayıran temel özellik şudur: İnsan karar verir, yorum yapar, sanattan ve bilimden yana tavır alır, çevresini değiştirir, sürekli soru sorar, her zaman özgür kalmak ister. Bunlara eleştirel düşünceyi de ekleyebilirsiniz. AKP iktidarı her şeyi sadece kendinin bildiği inancından hareketle, neredeyse oldubittiye getirerek, toplumdaki tüm renkleri silmektedir. Saray’a bağımlı bir parti-devlet ideolojisi muhalefeti dinlemeden, aydınları yok sayarak, dış dünyayla sürekli bir kavga içinde, ülkeyi yönetmeye çalışmaktadır. AKP döneminde, dinsel içerikli baskıyla – ne yazık ki – zirveye çıkan kadın düşmanlığı, yüksek enflasyon, çarpık kentleşme, çağdışı bir eğitim anlayışı sonucu, Cumhuriyet kazanımları yok olma seviyesine gelmiştir. Eleştirel düşüncenin yok sayıldığı bir ülkede demokrasiden nasıl söz edebiliriz ki?
Sokrates ülkemize gelseydi neler söylerdi bilemeyiz. Ancak şu bir gerçek ki eleştirinin ve muhalefetin olmadığı hiçbir toplum başarıyı yakalayamamıştır. Söz gelimi, teokratik ve totaliter toplumlar, Afrika’da yaşayan ilkel kavimler, tek adam anlayışlı devletler… Bugün ileri teknoloji sayesinde dünyada neler olup bittiğini anında öğreniyoruz. Böylesine bir teknoloji varken, halen ısrarla sultanların/şeyhlerin/şıhların/ tarikatların/cemaatlerin siyasi yönetimlerde söz sahibi olduğu bir toplum yaratmaya çalışmak, en hafifinden, akıl dışılıktır diyebiliriz.

Benmerkezci anlayış
AKP’nin benmerkezci anlayıştan kurtulmadığı sürece, muhalefet partilerine ve aydınlara büyük bir görev düşüyor. Sokrates’in ironi katarak yaptığı eleştirel düşünceyi toplumun geneline yaymak gerekiyor. AKP iktidarı, Saray’dan gelen talimatlarla, ülkeyi geleceğe taşıyamaz. Bu, iyi bilinmelidir!
Sokrates’in saraylarda yaşayan, sadece kendini haklı gören, eleştiriyi kabul etmeyenlere karşı alçak gönüllülük kadar felsefi bir derinlik de içeren şu sözüyle yazımızı bitirelim:
“Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir.”

 

*Bu yazı 7.10.2018 tarihinde Cumhuriyet Gazetesinde yayınlanmıştır.

Tufan Erbarıştıran

Tufan Erbarıştıran

ÖNCEKİ YAZI

Rönesans ve Barok-Özkan Eroğlu Kitabı-Tekhne Yayınları'ndan Çıktı !

SONRAKİ YAZI

"İstanbul Her Şeye Rağmen", Timurtaş Onan

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*