Müze içinde Müze

Ses

 

‘’Bu şarkı güzel, yeniden dinleyelim.’’ dedi, ikiletmedim bu sefer sözü; onun bununla mutlu olacağını düşünüp sevince kapıldım, anlamsız. İkinci dinleyişte o artık sanki şarkıyla ilgilenmiyor, açmakta olan bir çiçeğe, çatıdaki oluk detaylarına, bir kuşa, mesela, heyecanla bakıyordu.        

Benim, onun için şarkıyı bir kez daha dinlediğimi fark etmeyişi kalbimi kırsa da bunu ona hiç belli etmedim; kendimle gurur duyabilirdim. Ve kuşların ve sürüngenlerin kalplerinin üç mü yoksa dört mü odacıklı olduğuna dair bir konuşma geçirdim aklımdan, kelimeleri kafamda tamamlayıp başlayacaktım. Ama o kelimeleri kafamda hiç toplayamadım.

Sonra onun bir su bardağına dikkatle baktığını gördüm.

Ben ne kuşların kalbinin kaç odacıklı olduğuna dair bir konuşma başlatabildim, ne su bardağının yere düşmesine engel olabildim. Kafamda birbiriyle alakasız bir sürü cümle kurdum, hatta kafiyeli bir şiir bile yazdım. Ama o bunların hiçbirini duymadı, nasıl duymazdı?

‘’Bu şarkı çok güzel, ben bir kez daha dinleyebilirim.’’ dedi, yüzünde çok mutlu bir ifade vardı. Bu sefer hiç duymadım şarkıyı, kırılan bardağa baktım, yeni açan çiçeğe. Dünyada her şeyin bir yeri vardı. Ben de kendime çekildim, uyuyakaldım orada. Uyandım. Gördüğüm güzel bir rüya vardı, başını nedense bir türlü hatırlayamadım.

 

Mimarlık Tarihçisi Nazire Bilgili

Mimarlık Tarihçisi Nazire Bilgili

ÖNCEKİ YAZI

Sabri Berkel (1907-2003)

SONRAKİ YAZI

Sanatı Değer Görmek-Sabahattin Şen

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*