Röportaj

Serkan Azeri ile Günümüz Sanatı Hakkında

Sanat eleştirmeni Serkan Azeri iki yıl önce yaptığı röportajında günümüzde sanat ortamında yaşanan gelişmeleri bağımsız bir eleştirmen gözüyle değerlendiriyor. Röportajın satır araları bugün yaşanan popülerlik güdüsünün ortaya çıkardığı sanatı ve sanatçıların üretimlerinin negatif  yansımasının nedenlerine işaret ediyor. 

 

serkan azeri

serkan azeri

 

Türkiye’de genelleyecek olursak, sanata dair son 5 yılda neler oldu?

Son yıllarda özellikle çağdaş sanat etkinliklerinin sayısının artmasının ve Contemporary’nin başı çektiği çağdaş sanat fuarlarının artmasının, ülkemizde toplum ile bugünün sanatının karşı karşıya gelmesinde ve toplumun bugünün sanatına yönelik ilgisinin gelişmesinde çok önemli bir rol oynadığını söyleyebilirim. Ayrıca fuarların sanat piyasası üzerinde canlandırıcı önemli etkiler yarattığı tartışılmaz bir gerçektir. Bu süreç içerisinde, özel müzelerin sayısının artması ve dünya sanat tarihi içerisinde “usta” olarak kabul edilebilecek sanatçıların yapıtlarını sergilemeleri de dikkate değer başka bir konu. Sanat piyasasının gerçekleşen bu etkinlikler sonucu canlanması, galerilerin çizgilerinin şekillenmesi adına etkili oldu. Son beş yıl içerisinde bu anlamda yeni birçok galeri açıldı.

 Günümüz internet çağının sanata katkılarından bahsedebilir miyiz?

Bugünün sanatçısı için içerisinde yaşadığı çağın teknolojik olanaklarından faydalanması ve üretimle araştırma boyutunda bir araç olarak kullanması kaçınılmazdır. Elbette bu anlamda günümüz sanatının şekillenişine internetin katkıları büyük olmuştur. İnternet aracılığı ile artık sanatçılar dünyanın büyük sanat kentlerinde gerçekleşen çok önemli sanat etkinliklerini, fuarları, müzayedeleri takip edebiliyorlar. Dünya müzelerini internet üzerinde gezerek yapıtları görebiliyorlar. İncelemeyi ve takip etmeyi istedikleri her sanatçıya kolayca ulaşabiliyorlar. Durum böyle olunca görsel beslenme ve bugünün sanatını takip etme çok daha kolay bir biçimde gerçekleşiyor.

Serkan Azeri Flora Borsi sergisinde

Serkan Azeri Flora Borsi sergisinde

   Bir sanatçının, güncel olma adına, yabancılaşması söz konusu olabilir mi? 

Bu konunun çok önemli olduğunu düşünüyorum. Ülkemizde özellikle sanat beğenisinin gelmiş olduğu nokta ve piyasanın gelişmesi, özellikle genç kuşak sanatçılarını etkilemektedir. Belirli noktalara daha çabuk ulaşmak ya da para kazanmak adına çoğu zaman genç sanatçılarımızın yönlendirmeler sonucu sorgulamadan kendi çizgilerinden uzaklaşıp, farklı çizgilere kaydıklarını görüyoruz. Bu anlayış sanatçının kendine yabancılaşması ve kendi karakterinden kopuş gerçeğini beraberinde getiriyor. Piyasaya girme ve tanınma adına inanmadığı işlere imza atıyor. Günümüz Türkiye’sinin yaşam koşulları ve ekonomik sıkıntıları böyle bir yön değiştirme anlayışını çabuklaştırıyor maalesef. Elbette çağdaş sanatın anlatım biçimlerinden yararlanabilir bir sanatçı. Fakat bilgi birikimi sınırlı olduğundan araştırıp incelediği ve belirli kişilerce kendisine sunulan dünya sanat fuarları ya da etkinliklerinde niteliklerinden çok “fiyatları” “piyasaya hitap etmeleri” ve  “alıcı bulmaları” gibi özellikleriyle ile ön plana çıkan, çalışmaları sorgulamadan, dönüştürmeden büyük ölçüde aynen uygulama yoluna gidiyor genç sanatçı. Sanatçının entelektüel birikiminin güçlü olmasının gerektirdiği bir çağda yaşıyoruz. Eğer sanatçının birikimi güçlü ise sanatçı, araştırıp gözlemlediği veya kendisine model olarak sunulan yapıtları merkezine alarak sorgulayacak, belki çıkış noktası yapıp dönüştürerek kendi çizgisinde özgün bir senteze varacaktır.  Bu söylendiği gibi kolay olmuyor. Bu durumu gerçekleştirecek sanatçı bilincinden ve sanatçı örneklerinden yoksunlaştırıldık. Günümüzde  sanatçının kendi karakterini yansıtmayan, sorunlarımıza yabancı ve içerik adına sağlam felsefi ve kuramsal temellere dayanmayan işler çıkmasına engel olamıyoruz.

    Güncel sanatın, “galericilik” anlayışına kattığı yeni değerler var mıdır?

Son beş yılda ülkemizde sanat adına yaşanan gelişmeleri kısaca özetlerken de değindiğim gibi, bu süreçte sanat etkinliklerinin sayısı ve boyutlarının artması galerilerinde kendi çizgilerini ve duruşlarını belirlemelerinde etken oldu. Her şeyden önce galerilerin çeşitliliği arttı. Artık günümüzde sadece resim ve heykel gibi plastik sanatların en önde gelen türleri sergilenmiyor galerilerde. Özel kavramsal içerikte çok çeşitli çağdaş anlatım biçimleri ve teknikleriyle gerçekleşen kavramsal sanat, video art ve enstalasyon çalışmaları da sergileniyor. Hatta çizgisini zaman içinde güncel sanata kaydıran galeriler olduğu gibi, sadece güncel sanatı destekleyen ve bu çizgideki sergileri düzenleyen galeriler de açıldı. Bu gerçekten önemli bir değişim. Ayrıca bu eksende gerek resim gerekse de güncel sanat çalışmalarının boyutlarına cevap verebilmesi adına galerilerin büyük mekanlarda açılması da, hem galericilik hem de sergileme alanında yaşanan gelişmeyi ortaya koyan dikkate değer başka bir durumdur.

serkan azeri rene maggritte görseli

     Bu değerler, adı güncel sanat ile anılmayan sanatçıları nasıl etkiliyor?

Yaşanan bu gelişim ve değişimler doğal olarak galerilerin çizgisini şekillendirdiği için, galericilerin bu anlamda çalışmak istedikleri sanatçı çizgisini de belirledi. Galerici veya küratörlerin belirlediği çizgiye cevap verebilecek işler üreten sanatçılar tercih edilir oldu. Durum böyle olunca da bu çizgi dışında kalan sanatçılar kalburüstü sayılamayacak galerilerde sergiler açıyorlar ya da açamıyorlar. Ürettikleri işlerini piyasaya sunmaktan ve izleyici karşısına çıkarmaktan mahrum kalabiliyorlar. Böylesi bir sürecin yaşanması işin başında olan özellikle genç kuşak sanatçılarını ekonomik anlamda da sıkıntıya düşürüyor.

 Son yıllarda yabancı sanatçıların sergilerini sıkça görür olduk. Bize bu oluşumun olumlu ya da olumsuz yanlarından bahseder misiniz?

 Bu sergilerin olumlu yanı çağdaş sanatın dünya üzerindeki önemli temsilcisi olan sanatçıların yapıtlarının görülmesi ve incelenmesi adına imkan sağlamalarıdır. Ayrıca yabancı sanatçıların sergilerinin açılması yaşadığımız kent olan İstanbul’un bir çağdaş sanat merkezi haline geldiğinin açık bir kanıtıdır.

Olumsuz yanını ise bir örnekle anlatmak istiyorum. Biliyorsunuz büyük sponsorların desteği ile gerçekleşen İstanbul Bienallerinin organizasyonu son dönemde tamamen yabancı küratörlere bırakılmış durumdadır. Bizim çağdaş sanatımız üzerine yetkin bilgi birikimi ve organizasyonda görev alacak tecrübeye sahip küratörlerimiz yok mu? Daha önceki yıllarda Türk küratörler organize etmekteydi.  Neden İstanbul’da gerçekleşecek olan bir bienalin organizasyonu ve sanatçı seçimleri yabancı bir küratör tarafından yapılsın? Son birkaç bienalde açık bir şekilde görüldü ki, yabancı küratör tarafından seçilen yabancı sanatçıların sayıca çokluğu karşısında, bizim çağdaş sanatçılarımızın sayısının birkaç taneyi geçmemesi tartışılması gereken bir konudur. Bu anlayış, bienallerin giderek şekilsel bir hale gelmesine neden olmuştur.

serkan azeri heykelin önünde

 Türkiye’de sanatı  alımlayan kişiler hakkında ne söyleyebilirsiniz?

Maalesef sanat yapıtının değerinin fiyatının boyutu ile ölçüldüğü bir anlayış yerleşmiştir ülkemizde. Plastik değerlerden çok, nitelikten ve içerikten çok piyasası konuşulur olunca doğal olarak yatırım yapmak isteyen koleksiyonerler ve iş adamları tarafından alınıyor yapıtlar. Sanatçı yaratımında özgürdür ve belirli kişileri memnun etmek adına sanat yapmamalıdır.  İdeal anlamda konuya yaklaşacak olursak, özellikle görsel boyutuyla sanat, toplumun her kesiminden insana yönelik bir olgudur. Ülkemizde gerçekleşen önemli sergilerin izleyici kitlelerine şöyle bir bakarsak görsel boyutu ile farklı statülerden ve yaş gruplarından birçok kişinin bu önemli etkinlikleri takip ettiğini söyleyebiliriz.

 Çağdaş sanat yapan sanatçıların özellikle video, enstalasyon ve kavramsal sanat gibi sanatları yapan sanatçıların, dünya sanatçılarıyla daha kolay bağlantı kurabildiklerini görüyoruz. Bu konuda neler söylersiniz?

 Dünya sanat piyasasının şimdi içinde bulunduğu durum ve beklentileri bu yönde olduğu için, gerçekleşen etkinliklerde temelde bir “ifade biçimi” ortaklığından bahsedebiliriz. Bu ortak ifade biçimlerini benimseyen sanatçılar bu çerçevede gerçekleşen etkinlikler kapsamında eş zamanlı olarak dünya sanatçıları ile bir araya geliyorlar.

saint victorie
seminer-6

   Doğru kanalları bulamadıkları için yaptıklarını gösteremeyen genç sanatçılar var. Güncel sanat çevrelerinde nasıl fark edilir genç bir sanatçı?

Gerçekten de piyasanın beklentilerine yönelik çalışmalar yapmayan kendi çizgisini ve söylemini savunan genç sanatçılarımızın sayısı az değildir. Bir sanatçının fark edilmesi için öncelikle onun yapıtlarının objektif bir biçimde değerlendirilmesi lazım. Bu yüzden gerçekten yetkin bir çizgide sanatı bilen ve algılayan eleştirmenlerin ve küratörlerin arkasında duracağına inandığı bu genç sanatçıları, işlerini karma veya kişisel sergilerde izleyici karşısına çıkarması için doğru kanallara yönlendirmesi gerekiyor.

   Her ne kadar son yıllarda sanatçıların işlerini gösterebilecekleri sanat mekânları artsa da, yine de sanatçıların yeni üretimlerde bulunabilmeleri, aynı zamanda da hayatlarını sanatçı olarak devam ettirebilmeleri için finansal desteğe ihtiyaçları var. Özellikle genç sanatçılar bu açmazdan nasıl çıkabiliyorlar?

 Eğer ürettiği işlerini istediği seviyede satamıyorsa veya herhangi bir galeri ile çalışan genç sanatçı değilse bu durum ciddi bir sıkıntı yaşatıyor ekonomik anlamda. Bazı üniversitelerin güzel sanatlar fakültelerinde öğretim görevlisi olanlar düzenli maaş aldıkları için biraz daha rahat durumdalar. Ama böyle bir imkanı olmayan genç isimler çoğunlukla atölyelerinde yetenek sınavlarına öğrenci hazırlayarak veya hobi gruplarına resim dersleri vererek ayakta kalmaya çalışıyorlar. Üretimini devam ettirmek adına atölye kirası ve malzeme giderleri için ailesinden maddi destek gören genç sanatçılarında sayısı az değil. Günü kurtarmak adına birçok genç sanatçı belirlediği fiyatların çok altında işlerini satmayı kabul etmek durumunda kalıyor.

Serkan Azeri Galeri Fe'de Görsel Sanatlar seminerinde

Serkan Azeri Galeri Fe’de Görsel Sanatlar seminerinde

Serkan Azeri Moda deniz kulübü semineri

Serkan Azeri Moda deniz kulübü semineri

   Eleştirinin sanatçıya katkısı nedir?

  Günümüzde sanat yapıtı gibi sanat eleştirisi de “meta” haline gelmiştir. Eleştiri objektif oluyorsa bir anlam ifade eder. Eğer eleştiri objektif olmuyorsa niteliğini kaybeder. Eleştirmen bir sanatçıyı öncelikle kendi çerçevesi içinde ele alır ve sanatının çizgisini ortaya koyar. Ayrıca geçmişe yönelik sanat tarihi bilgi birikiminin ışığında karşılaştırmalı incelemeler yaparak ele aldığı sanatçının hangi noktada olduğunun net bir biçimde anlaşılmasını sağlar. Günümüzde eleştiri adı altında plastik niteliklere sahip olmayan işler bile bir sanat şaheseri gibi gösterilebilmektedir. Sanat yapıtı ve onu üreten sanatçı merkeze alınmayıp sadece kavramlar üzerinden yola çıkıldığında özünden uzaklaşmış metinler çıkıyor ortaya. Objektif bir eleştirinin,  sanatçının üretiminin plastik yönden değerlendirilmesi, yapıtının içeriğinin anlamlandırılması ve o sanatçı için ileride referans olabilecek bir belge olması bakımından çok büyük önemi vardır.

 “Sanattan anlamak” ya da “sanattan anlamamak” daha çok bilmekle mi, hissetmekle mi ilintili?

 Bilgi düşünceyi şekillendirdiğinden, bir sanatçı ve yapıtları üzerine bilgi sahibi olunması, o sanatçının düşünce dünyasının farkında olunması elbette izlenen yapıtlardan alınan zevki arttıracaktır. Ama birde işin sezgisel yönü var. Sanat yapıtları karşısında o yapıtın içeriği hakkında farklı psikolojilerde farklı anlamlandırmalar yapabiliriz. Çoğu zaman içerik anlamında detayları keşfedebilmemiz için böyle anlara ihtiyaç vardır. İzleyicinin bilinci ve bilgi birikiminin durumuna göre bir yaptın mesajı da farklı bir anlam kazanacaktır. Yani bilmekle de, aynı zamanda hissetmekle de, ilintili sanatı anlayabilmek…

 Sanat eleştirmeni olmaya heves edenlere ne önerirsiniz?

  İyi bir sanat yazarı ve eleştirmen olmak isteyen gençlerin   öncelikle bu işi gerçekten severek benimsemeleri gerekir. İyi bir sanat eleştirmeni olmak için en temelinde çok iyi bir okur olmak gerekiyor. Geçmişte ve günümüzde sanat tarihi ve sanat kuramları üzerine yayınlanmış temel kitapların çok iyi bir biçimde okunup özümsenmesi gerekli. Bu araştırmaların yanında, farklı  bilim dalları üzerine yapılacak araştırmaların da kültürel çeşitliliği sağlayıp yazınsal boyutta yorum gücünü geliştireceği için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Gerçekleşen önemli tüm sanat etkinlikleri ve sergileri takip etmeliler. Görülen ve incelenen sanat yapıtları, onları tanımlayan önemli fikirlerle ilişkilendirildiğinde zaman içinde görsel belleği güçlendirecektir.

Serkan Azeri ile Hülya Küpçüoğlu sergi açılışı sürmeli otelde

Serkan Azeri ile Hülya Küpçüoğlu sergi açılışı sürmeli otelde

 Röportaj, Kasım 2012’de Alem dergisinin Artful Living ekinde yayınlanmıştır.

Sanat Eleştirmeni Serkan Azeri

Sanat Eleştirmeni Serkan Azeri

ÖNCEKİ YAZI

Tin Kavramına Farklı Bir Yolculuk

SONRAKİ YAZI

Sistine Şapeli Carrier'in Teknolojisine Emanet

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*