Sanat & KültürUncategorized

Sennur Sezer ile Tatlı Bir Anı-Tufan Erbarıştıran

Sennur Sezer’i anlatmaya tümceler yetmez. O usta bir şair, gözü kara bir edebiyat eleştirmeni, gazeteci, politik bir aktivist, deneme yazarı… İnanın onun niteliklerini saymakla bitiremeyiz.

Sennur Abla’yı (ona böyle hitap ederdim) ilk kez Hürriyet Gösteri dergisini çıkarırlarken, sevgili eşi Adnan Özyalçıner’le birlikte görmüştüm. Benim açımdan çok keyifli bir sohbetti. Edebiyat ve sanat üzerine saatlerce konuştuk. Sanırım bundan yaklaşık 30 yıl önceydi. Henüz yeni yetme bir yazar olarak, bazen ukalalık yapıyor, kendimce söze girmeye çalışıyor, ne kadar bilgili olduğumu göstermek istiyorum. Ona götürdüğüm saksı çiçeğe baktı ve bana döndü. “Bak Tufan dedi, yazarlıkta ve sanatta önemli olan şudur: Bu çiçeği sen baktığında yaprağını, ben baktığımda toprağını, bir başkası baktığında rengini görür. Ve bu böyle sürüp gider. Önemli olan senin kendine özgü bir anlayışla baktığını görmek ve anlamaktır! Bir de bunu yazabilmektir.” Sonra bunların nasıl olabileceğini kendi deneyimlerinden yola çıkarak, şefkat dolu bir sesle anlattı, anlattı… Adnan Özyalçıner bizi dinlerken, elinde kalemle (o yıllarda bilgisayar yoktu), bir kâğıt üzerinde not alıyordu. Ardından çaylar içildi, sohbet devam etti. Sennur Abla, kendisine verdiğim dosyamı okumuştu. Gözümden kaçan hataları gösterdi, hiç yorulmadan bana tek tek anlattı. Biraz kızarıp bozarsam da, yazarlık kariyerimde bu eleştiriler/öneriler çok önemli bir yer tuttu. Onun o beni kırmamaya özen gösteren kibar, nazik ve itinalı tümcelerinden her zaman derin bir anlam çıkardım. Yazarlığa yeni başlayan birine, hiç beklemediği kadar bir süre ayırmıştı. Adnan Özyalçıner de hem onu destekleyen sözler söylüyor hem de bana moral vermeye çalışıyordu.

Sennur Abla’nın yanından ayrıldıktan sonra, Cağaloğlu ve İstiklal Caddesi’nde bir süre amaçsızca dolaştım. Bir büyük yazar olarak geldiğimi sandığım koca İstanbul’da, bir anda tek başına kalan taşralı bir yazar adayına dönüşmüştüm. Sennur Abla’nın bir sözünü daha anımsadım. “Yazarlık sürekli yazarak, çok okuyarak, kendini yenileyerek gerçekleştirilir. Ancak en önemlisi de, yılmayacaksın, asla vazgeçmeyeceksin!” İşte bu sözler kulağıma küpe oldu. Hayal kırıklığı ile yaşanılan İstanbul maceramı, bir süre sonra düzelttim ve yeniden yazmayı sürdürdüm. Sennur Abla ve Adnan Özyalçıner ile geçirdiğim birkaç saat hem onurla hem de çok değerli bir deneyimle yazarlık yaşamıma aktardığım hoş bir anıdır.

Sennur Abla’yı birkaç kez daha görmüştüm. Her defasında bana yazılarımı okuduğunu, çok beğendiğini söylemişti. Ben de, “yılmadığımı” kendi sözüyle anımsattım. Güldü, “senin yılmayacağımı biliyordum” dedi. Ne diyelim duayen bir yazardan bunları duymak beni çok mutlu etmişti.

Sennur Abla, edebiyatımızda asla unutulmayacak bir çınardır. Gençlere her zaman kol kanat geren, tüm bilgisini açıkça paylaşan, yaşamı da politik görüşü de hiç değişmeyen kocaman bir kitaptır. O kitabı okumaya başladığınızda, hem kendinizi daha iyi tanırsınız hem de fark etmeden yenilendiğinizi anlarsınız.

Teşekkürler Sennur Abla…

 

Tufan Erbarıştıran

 

Tufan Erbarıştıran

Tufan Erbarıştıran

ÖNCEKİ YAZI

rh+artmagazine 116. sayı çıktı !

SONRAKİ YAZI

Dosya: Güncel Sanat Pratikleri

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*