Röportaj

Heykel Ustalarıyla Sanatın Anlamı Üzerine-Hasan Çelikkol

Hasan Çelikkol – Büşra Kaya

 

Bu yıl 8 cisi yapılan NKVakfı Uluslararası Taş Heykel Kolonisine 5 farklı ülkeden 6 heykeltıraş katıldı.

Agnessa Petrova – Bulgaristan, Alessio Ranaldi – İtalya, Juan Carlos Bejarano – Arjantin, Kamen Tanev – Bulgaristan, Olena Dodatko – Ukrayna, Qian Shiua – Çin, Wu Ming Sheng – Tayvan

Koloniye katılan heykeltıraşlarla yaptığımız bir sohbet sırasında, yıllar önce Lise edebiyat öğretmenimizin bizden tartışmamızı istediği soru geldi aklıma.

 

”Sanat, toplum için midir?” yoksa “Sanat, sanat için midir?”

O günkü tartışma sonucu ile ilgili olarak hatırladığım, “Sanat toplum içindir”i savunan arkadaşlarımızın “Sanat sanat içindir” önermesini savunanlardan daha çok kabul gördüğüydü. Kim bilir arkadaşlarımız kendi tezlerini nasıl savunmuşlardı? Belki sanat sanat içindiri savunan arkadaşlarımız eserin arz ve talebini dikkate alıp fiyatın yüksekliği ile orantı kurup sanat sanat içindir diye savunma yapmışlardı, belki de entellüel bakış açısınından söz edip farklı sınıflardaki insanların sanata bakış açısının da farklı olabileceği tezini bizlere ikna etmeğe çalışmışlardı.

Öyle veya böyle o günden bugüne çok zaman geçti. İtiraf etmem gerekir ki bazen biri bazen diğeri öne çıkıyordu benim düşüncemde.

Oxsford Üniversitesi Profösörlerinden John Carey yayınladığı “Sanat ne işe yarar” kitabında ”Herhangi bir kimse bir şeyin sanat olduğunu söylüyorsa o sanattır” diye bir tanımlamada bulunmuş. Ben de çalışma arkadaşım Büşra Kaya ile aynı soruyu, özellikle heykel sanatı üzerinden giderek Koloniye farklı ülkelerden katılan heykeltıraşlara, “Taşın fazlasını atan “ 4 taş ustalarına sorduk.

Kamen Tanev

Kamen Tanev

Kamen Tanev, 1973 Bulgaristan doğumlu ve heykeltıraş olmaktan son derece mutlu. Bütün hayatı boyunca sadece sanatla uğraşmış. Okuduğu ilkokulu bile müzik okuluymuş. Daha sonra Heykel sanatıyla ilgilenmeye başlamış.

BK: “Sayın Kamen Tanev, pek çok sanatçı, yazar, düşünür sanatın, sanatçının tarifini yapmışlar ve bir eserin sanat olup olmadığını kendi açılarından tarif etmişlerdir. Bir heykeltıraş sanatçısı olarak sizce sanat nedir? Sizin eserlerinize baktığımızda, heykellerinizin sanat için mi yoksa toplum için mi yapıldığını hükmetmeliyiz?”

KT: “40 yıldır sadece sanatla ilgileniyorum ve itiraf etmem gerekir ki sizin gibi ben de sürekli bu soruyu soruyorum kendime. Sanat nedir? Hep aynı cevap geliyor aklıma ve sanat başkalarıyla paylaşmaktır diyorum. Bizler yaptığımız eserlerle duygularımızı, hislerimizi ve düşüncelerimizi aktarıyoruz. Topluma mesajlar veriyoruz. Onların düşüncelerine hitap etmeye çalışıyoruz. Sanat da halkla bir şeklide bağlantı, diyalog kurmaktır. Bu yüzden de sanat herkes içindir. Toplumun hangi seviyede olduğu önemsizdir. Birçok insan tarafından paylaşılan bir diyalogdur. Bu yüzden sanat, aynı dili konuşmasak bile birbirimizi anlayabileceğimiz bir ortam oluşturur ve toplumla bir şekilde bağlantı kurmamızı sağlar.

Heykellerimi yaparken nelerden etkilendiğimi tam olarak tanımlayabildiğimi söyleyemem. Belki de düşünce sürecim psikolojik bir süreçtir. Sadece o anki hislerime göre hareket ediyorum diyebilirim. Creativity, yaratıcılık benim için önemli. O an hissettiğim her şey benim için motivasyon kaynağı olabilir. Pozitif veya negatif her şey olabilir. Humanity de çok önemli ve belki de bu her zamanki motivasyon kaynağım.

Olena Dodatko

Olena Dodatko

Olena Dodatko, 1984 doğumlu. Ukrayna’ın küçük bir şehri olan Alexandria’da doğup büyümüş. Hala orada yaşıyor. Sanat hayatına resim yaparak başlamış, ancak resim yapmak ona çok kolay geldiğinden kendine göre daha zor olan heykeltıraşlığı seçmiş. Boş zamanlarında şarkı söylemeyi seviyor ve bir koroda korist Müziğin harmonisinde çok etkileniyormuş.

BK: “Sayın Olena Dodatko, sanat nedir konusu sürekli tartışılıyor. Belki de bu tartışmalar yaratım sürecini daha da geliştiren bir olgu. Bazen iyi ki bu tartışmalar devam ediyor diyoruz. Genç bir heykeltıraş olarak pek çok esere imza attığınızı biliyoruz. Sizce sanatın anlamı nedir ve siz eserlerinizi nasıl yaratıyorsunuz? Nelere dikkat ediyorsunuz? Sizin heykelleriniz sanat için mi yoksa halk için mi?”

OD: “Bu soru benim için cevaplaması oldukça zor bir soru, ama diyebilirim ki sanat olmasaydı onsuz ne yapardım bilemiyorum.  Çünkü ben sanatın birçok koluyla ilgileniyorum. Benim hayatımın her aşamasında müzik, resim, heykelin ayrı ayrı yerleri var. Onsuz yapamam dememdeki kasıt da buydu.

Sanat toplum için mi sanat için mi sorusuna gelince. Bana göre sanat her zaman toplum içindir. Zaten sanatın içinde insan yoksa sanat hiçbir anlam ifade etmez. Özellikle benim eserlerim kapalı alanlarda olmamalıdır, çünkü ben kapalı alanların eserlerimi öldüreceğini düşünüyorum. Bu yüzden yaptığım eserleri herkes izleyebilmeli ve görebilmelidir. Yaptığım sanat sadece bu şekilde canlı kalabilir.

Heykel yapma sürecinde diyebilirim ki, ben hiçbir şey düşünmüyorum. Sert bir nesneyi yumuşatmaktan ve ona şekil vermek hoşuma gidiyor. Şekilsiz bir nesneye şekil veriyorum ve yeni bir boyut kazandırıyorum. Başlangıçta her şey sadece kafamın içinde bir şekil olarak beliriyor. Fakat bu belirmede doğa da bana yardım ediyor. Doğadan oldukça ilham alıyorum. Daha önce yapılan eserler de aynı şekilde onlar da bana ilham veriyorlar.

Wu Ming Sheng

Wu Ming Sheng,1974 doğumlu. Okuduğu okullar heykeltıraş olmasına neden olmuş. Okuduğu sanat okulu o kadar etkileyiciymiş ki heykeltıraş olmaması mümkün değilmiş. Sanat hayatına resim ile başlamış, sonra heykeltıraşlık kendiliğinden gelmiş.

HÇ: “Sayın Wu Ming Sheng, sanat eserinin olması için bir yaratıcının olması gerekir diye düşünüyorum. Sanat eserleri deneyimleri, yaşadığımız tecrübeleri, göremediğimiz farklı boyutları anlatır ve hayatın içinde sanat her zaman vardır. Siz Heykel Kolonisine ikinci defa davet edildiniz ve eserleriniz soyut kavramlar üzerinde. Bir heykeltıraş olarak heykel sanatını nasıl tarif ediyorsunuz? Heykelinizi yaparken nasıl yaratıyorsunuz? Heykel sanatı sanat için midir yoksa halk için midir?”

WM: “Sanat benim için hayat, hayat da sanat demektir. İnsanlar güzel şeyleri seviyorlar ve bu güzel eserleri görmek onları mutlu ediyor. Bu çok güzel bir şey. İnsanların mutlu olması kadar güzel bir şey olabilir mi?

Bana göre sanat sanat için olamaz, olmamalıdır da. Sanat herkes içindir. Ben sadece kendim için sanat yapamam ve insanlardan aldığım reaksiyonlardan oldukça hoşlanırım. Yaptığım heykellerle de insanları mutlu ettiğimi düşünüyorum. Hem sanat başkasına yararı olamayacaksa neye yarar ki? Heykellerin kuşkusuz işlevi de vardır. Heykeller uzun ömürlü olduğu için çağın ötesine taşınır.

Heykellerimi yaparken beni teşvik eden ve yönlendiren duyguları çok kolay edinebilirim. Çünkü Çin’de oldukça çok ağaç ve doğal yaşam ortamı var. Benim motivasyon kaynağım doğal yaşam ve hayattır. Açıkçası doğa bizim öğretmenimizdir. Ve ben de herkes gibi ondan ders alıyorum.”

Agnessa Petrova

Agnessa Petrova, 1968 Bulgaristan doğumlu. Esas olarak taş heykeller ama aynı zamanda ahşap ve bazen de bronz heykeller yapıyor.

HÇ: “Sayın Agnessa, Bir heykel sanatçısı olarak size “Sanat ne işe yarar, sizce sanat nedir?” diye sorduğumuzda nasıl bir cevap verirsiniz? Sizce sanat sanat için midir yoksa toplum için midir? Sizin eserlerinize bakan birisi bu önermeden hangisine daha yakındır? Heykelinizi nasıl yaratıyorsunuz, motivasyon kaynaklarınız nelerdir?

AP: “Yaratıcı sürecin bir macera olduğunu düşünüyorum, gerçek ve gerçek olmayan imgelerin, tekil kılavuzunun İlahi olduğunu veya “Kutsal Ruh” olarak adlandırılan duyguların sisli bir “orman” gibi ruhani bir yolculuk olduğunu hissediyorum. Benim için sanat, Tanrı ile bir bağlantıdır ve ilhamın en üstünde, sanatçının kalbinde ve zihninde bir ışık olarak enerji akımı hakkında hissedilen şey, sanatsal beceriler kadar işin içinden geçer ve esere imzasını atar/ eseri damgalar. Sanırım sanatı sevmenin Cennetin girişi olabileceğine inanıyorum. Tüm bu duygular, formlar, renkler, çizgiler ile temsil edilir. Ayrıca sanat, zamanın görsel tarihidir. Gelecek nesiller, günümüzün atmosferi, zamanımızda yaratılacak sanat eserleri ile sadece tarihsel gerçeklerden çok daha fazlasını anlayabilir. Dolayısıyla sanat, yaşamın aroması gibi bir şeydir.

Sanat sanat için mi ya da sanat toplum için mi sorusuna gelince. Bence sanat her zaman insanlar içindir. Özellikle yaratılan anıtsal heykeller insanların varoluşundan itibaren başlamıştır diyebiliriz ve bu sanat eserleri insanlar üzerinde etki yaratıyor. Biz sanatçılar her zaman sanat çalışmalarımızın onlara neşe getireceğini umarız. Diğer taraftan, sanatçının, eser yaratma sırasında, sadece kendi sezgisini, uyumu ve güzelliği takip etmesi gerektiğini ve bunların nasıl anlaşılacağını ve kabul edileceğini düşünmeden sanat eserine damga vurmaya çalışacağına inanıyorum. Ancak  bu durumda eser orijinal ve benzersiz olmalıdır. Aksi halde, bazı stereotipleri takip etme olasılığı vardır.

Heykellerimi nasıl yapıyoruma gelince süreç, soyut heykel ve figüratif heykel için biraz farklıdır. Barış içinde ve iyi bir ruh haliyle, ilginç ve orijinal şekilleri denemeye çalıştığım küçük eskizler yapıyorum. Oyun gibi bir şey. Zaman geçtikçe, bazılarında bir uyum unsuru olduğunu ve şeklin benimle “konuştuğunu” görüyorum. Yaratılış süreci içinde bu çizimi ve onun içinde gördüğüm hissi takip etmeye çalışıyorum. Figüratif heykel hakkında, ifade etmeye çalıştığım bir duygu var.

Yukarıda bahsettiğim motivasyon kaynağı hakkında, ilahi olanla bağlantımın kaynağım olduğuna inanıyorum. Sanat, özetle bu geçici ama güzel duyguların ortaya çıkmasıdır diyebilirim.

 

Konuştuğumuz 4 heykeltıraşın düşünceleri böyle.

“Sanat toplum için olmalı.”

Sizce de öyle değil mi?

 

 

 

 

 

 

Hasan Çelikkol

Hasan Çelikkol

ÖNCEKİ YAZI

Özgür ve Özerk Bir Yaratma-Umberto Barbaro

SONRAKİ YAZI

John Heartfield ve Politik Fotomontajları

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*