Uncategorized

Sanatı Değer Görmek-Sabahattin Şen

Bir topluma ne denli sanatın özü ve gerçeği sunulursa o topluma ve insana da o denli değer verilmiş olunur. Toplum sanattan anlamaz, diyerek sanat yerine sanattan uzak yüklemeler yapılması hem o toplumun küçümsenip alçaltıldığı hem de insanlığa karşı saygı duyulmayıp değer verilmediği anlamına gelir. Bir toplumu yücelten sanattır. Bir anlamda sunanların kendi değerleriyle birlikte insana bakışını da yansıtır. Sonucun iyi ya da kötü olması, sanatın nasıl kullanıldığına bağlı… Her iki açıdan da bakıldığında toplumun değeri ve saygınlığı sanatta varılan noktayla orantılıdır. Sanatta yücelme yerine sanat adına toplumu aldatırsanız ne insanlık kalır ne de saygınlık. Topluma karşı sanatı kendi düzeysizlikleri doğrultusunda kullanmaya kalkanlar her şeyden önce kendi değersizliklerini, alçaklıklarını ortaya koymuş olurlar.

sdg-2

Şurası bir gerçek ki, her insan en güzel şeylere değer bir canlıdır. Çünkü insan olan her türlü şeyin değerini bilir ve korumaya çalışır. Hayvanlara, doğaya, yaşam dengesine zarar vermeye kalkmaz. İnsana verilen değerlerin karşılığı, yaşanılır ve güzelliklerle dolu bir dünyadır. İnsanlaşmak dediğimiz şey budur. Yaşama ve evrene bakışı olgunlaşmış toplumlar insanlık yolunda yücelmesini bilen saygın toplumlardır. Eksikleri olsa da özellikle sanatta elde ettikleriyle insana ilişkin değerleri sürekli yücelip eksiklerini kısa zamanda çözecek konumdadırlar. Yaşamsal değerleri yaratıcı gücün duyarlılığıyla güzelleştirirler. Bir ülkenin insanlık ve uygarlıktaki yeri sanata karşı tutum ve tavırlarına bakılarak belirlenir.  İşte bu noktada bu gerçeği bilerek insana ve topluma sanatta neyi sunulması gerektiğinin bilincinde olmak gerekiyor. Bu bilincinin doğrultusunda çaba göstermek demek gelecek kuşakları uygarlıkta, insanlaşmakta daha çok aydınlatmak demektir. Bu yapılmıyorsa toplumun bireyleri, insana ve kendilerine değer vermeyen değersiz birer yaratık konumuna düşer.

sdg-7

Topluma verilen değerin ölçüsü aydınlanmaktır; karartılmak değildir… Karanlıkta kör olmayan gözlerle kör olan gözler arasında fark yoktur. Hiçbir şey görülemez.

İnsan elbette kendi ülkesinde de sanata verilen değerin en üst düzeyde olmasını, buna uygun düşen düzeyin insan güzelliğine değer ölçülerde sunulmasını istiyor. Bugüne değin sunumlarda yapılan yanlışlar karşısında ders alınmış olması gerekiyordu. Ne yazık ki insan, istenilen nitelikteki gelişimin gerçekleşmeyişi karşısında boşuna geçen zamana üzülüyor. Yıllar önce ders alınıp sağlıklı önlemlerin alınması ve girişimlerin yapılması gerekiyordu. Öylesine gecikme oldu ki neredeyse üstümüzü tümüyle umutsuzluğun karanlığı kaplar oldu. Bir bakıma düzenlenen yılaşırıların bir ivme kazandıracağı düşünülse de beklenen olmadı. Yılaşırılar gelip geçiyor; değişen bir şey olmuyor. Değişimlerin sanata bakışta ve sanat diye sunulanlara yansıması gerekir. Yansımıyor… Özellikle galeriler niteliksizliklerini, sanatsızlığın sunumunu sürdürmekte. Müzeler, istenilen verimlilik ve etkilerden uzak…  Olumlu etkiler oldu diye düşünülürken olumsuzluğun ortaya koyduğu olumsuz etkiler nedeniyle bir değişim yaratmıyor. Yine de yeni şeyler olacak beklentisi ve umutlar yok olmuyor.

sdg-3

Ülkeme her gidişimde sanattaki ağır sorunların yarattığı karanlığa karşın sanatı anlamak ve bilmek isteğiyle dolu bir yığın duyarlı insan ve gençlerle  karşılaşıyorum. Ülkemizde sanattaki geleceğimiz olan gençlik ortada ve tutanın elinde kalmış. Görünüme bakıldığında gençlerimiz bir yandan sanatla geçimlerini nasıl sağlayacaklarını düşünüyor, diğer yandan da sanatın niteliğinin yarattığı sorunlarla baş etmeye çalışıyor. Onları en çok yoran ve umutsuzluğa sürükleyen de ülkede gerçek sanata karşı ilginin azlığı. Sanat diye sunulanların sanattan çok uzak olması yılgınlık yaratıyor. En büyük sorunsa kendi varlıklarının özünü oluşturan sanatın gerçeği… Olumsuzlukların baskısı o denli çok ki daha genç yaşta umutsuzluğun ağırlığı altında eziliyorlar.

Sanatıdeğergçrmek

Geçimlerini düşünmek zorunda kalınca onlar sanattan, sanat da onlardan uzaklaşıyor. Sanata, kendi duyarlılıklarında verdikleri değere sanat pazarı diye kurulup da sanattan çok herkesin beğenisine yönelik işlerle uğraşanların pazarı uymuyor. gibi Avrupa’nın sanat odağındaki bir ülkeden geldiğini serginin niteliğiyle kanıtlıyor. Böyle bir nitelik olmayabilir ve yeterlilik açısından yarar sağlamayabilirdi. Barbara Heinrich, geldiği ülkede sanata ve insana verilen değerin bir parçası olduğunu ortaya koyarken sanattan da bu bağlamda ödün vermemiş. Bu sergide gördüklerimin üst düzeyde bir sunum ve gerçekten istenilen bir sanat etkinliği özelliğindeydi. İnsana sanatı değer görmek buydu. Nasılsa anlamazlar diye alt basamaklarla gelinmedi. Bizde yaygınlaştırılan yoz bir işportacılık, göz boyamacılık olmadan insanlığın sanattaki yeri ve değeriyle kaplanmış, düzenlenmiş bir sergiydi. Gerçek anlamda sanatı böyle yaşamamız gerekiyordu. Duyarlılıklarımız, böyle bir sunumla yerini buluyor, sanattaki çağdaşlığın boyutunu anlamamıza yardımcı olan büyük bir olanağını elde ediyoruz. Hiç bir eğri yönlendirmeye yer vermeyen bir anlayışın sanata ve insana doğru bakışıydı. Buna ek olarak da “SALT BEYOĞLU” salonunda Neyran Turan’ın “BOĞAZ STRAIT” adlı sergisini görüyoruz.

Ülkemizde sanatın ışığını yakıp duygu ve duyarlılıkları aydınlatmak gerekiyor ki bu gençler de tüm duyarlılıklarını ve zinde güçlerini sanata yönlendirebilsinler. Böylece kendilerinden sonra geleceklere sanat ışığı bırakarak ülkemize ve toplumumuza da saygınlık kazandıran nitelikli bir sanat anlayışı sunacaklardır. Ülkemde bu gerçeğin sıkıntılarını sürekli yaşasak da gözler sanatın ışığı olan yerleri arama umudunu yitirmiyor. Sönmeyen bir umut ışığıyla 2015 yılının yaz ayları başında beklentilere ışık saçan iki sergiyle karşılaştım. Beklediğim bunlardı. Beklenilen ve gençleri aydınlatacak olan da bunlardı. Yozlaşmış bir resim işportacılığını delip geçen iki sergiydi. Serginin biri “ARTER” bir diğeri “SALT Beyoğlu” sergi salonlarındaydı. “İşte!” dedim. “Ülkemizde olması gerekenler ve yaygınlaşması gereken bu nitelikteki sergilerdir…”  Yitmeyen umudun ışıklarıydı. Giderek yaygınlaşmasıyla ülkemizdeki sanata bakışı değiştirerek sanattaki yolun açılışına neden olacak girişimlerdi. Yaygınlaştırılmış olan sanatsızlığa karşı kafa tutmak buydu.

sdg-15

ARTER deki serginin düzenleyicisi Barbara Heinrich adında bir Almandı. Sanatçıların hemen, hemen hepsi dışarıdan seçilmişti.  Durum o ki, şimdilik böyle bir çağdaş sergiyi düzenleyen yabancı da olsa Almanya

Her zaman üzerine basa, basa belirttiğim gibi dünyanın her yerinden çağdaş sanatçı çıkar. Ülkemizde sanat yapmak için her şey hazır ve yapılabilecek yapı varken yanlış yönlendirilerek sanat diye verilenlerin insana değer olmaktan uzak olması nedeniyle başarılı sonuçlar elde edilememiştir. Başarılı diye öne sürülen başarısızların egemenliğinde sanatın çağdaşlıktaki önü de kesilmiştir. İşte bu sözünü ettiğim iki sergi, önü kesilmişliğin önünü açmaktadır. Neyran Turan’ın çağdaş ve başarılı çalışmaları bize sanatta yapılması gerekenlerin gerçeğini göstermiştir. Bugüne dek izlediğimiz yanlış yolların bizlere ne denli zarar verdiğini de ortaya koymaktadır. İnsanımız, halkımız anlamaz diye aşağılanarak sanat olmayanları sanat diye sunduk, yutturmaya kalktık. Zamanı ve insanın duyarlılıklarını öldürerek dünyada sanat ve insanlık adına gereken saygınlık ve uygarlığa ulaşamadık.

Bu sergileri düzenleyenleri kutluyorum. Ülkemizde sanatın ışıkları yanarak hepimizin duygularını ve duyarlılıklarını arttırmasını diliyorum.

sabahattin şen

 

Sabahattin Şen

Sabahattin Şen

Ressam - Sanat Yazarı

ÖNCEKİ YAZI

Ses

SONRAKİ YAZI

Güncel Sanat Pratikleri : İçinden Çıkabilecek miyiz?

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*