Evrim SekmenSanat-Yorum

Sanat Yazınının Çağdaşlık Sorunları

Çağdaş sanat tanımlamaları, kendi içerisinde eleştiriye açık bir yorumlama edimi gerektirir. Çağdaş sanatın eleştirel boyutu sanatın kapitalist düzen içinde algılanmaktan kurtulamayıp sanat ortamında yaşanılan spekülatif değerler ile çatışmalar silsilesine dönüşmüştür. Kültürel sermaye tanımıyla Bourdieu sanatın metalaşması üzerine yaptığı tezlerle bu durumun önceden gözlemlerken bu günün sanat teorisyenlerini etkileyen referanslar sundu.

 

Adorno’un  modernizme yaptığı Marksist eleştiri bugün olağan durumun bir özeti gibidir.  Sanatın meta değerinin tek bir ölçüt olarak algılanması sanatın en büyük kavram sorunudur. Çağdaş sanat ortamında fiyata dayalı tahminler ve piyasaya endeksli üretimler sanatçılar için yıkıcı ve sanat içinse birbirine benzer tekniklerle yapılan anti demokratik bir yaklaşımın ürünüdür. Sizi destekleyen ünlü bir sanat taciri veya koleksiyoner yoksa yapıtınızın ve sizin hiçbir öneminiz kalmamıştır. Sanatın aslında çağdaş sanat literatürü   postmodernizmden esinlendiği çoğulluk gibi iyimser kavramların yaşamla buluşmadığı sadece sanata yatırım yapanların kazandığı bir ortamda  sanatın sanatseverden kopuk bir dolaşıma girdiğini gözlemlemekteyiz.

Sanatın yazınsal yanı ise güçlü bir sanat geleneğinin oluşması için bugüne kadar önemli bir kaynak işlevi gördü. Manifestolardan sanat tarihi metinlerine kadar sanatın dönüştürücü gücünün bir ifadesi olmuşlardır. Bugünse postmodern metinler ile sanatın aurasını tanımlayıcı bir özellik içersindedirler. Sanat pratiklerini dönüştüren ve gelişmesine yardım eden yönü destekleyici ve çözümleyici bir işlev kazanmasıyla pasifleşmiştir. Geçmişin büyük manifestoları günümüzde sanat sergilerinin projeye dönük rol oynadığını Bienal metinlerinin en son tasarım bienalinde kullanılan manifestoaların bugün sanatsal proje anlamında yaşamı deneyimlemeye çalıştığından anlayabiliriz. Geçmişin sanat metinleri bugünün strateji metinlerine dönüşmüş ve bugünü anlamlandırmaya çalışan bir metaryel niteliği kazanmıştır.

Kültürün, yaratıcı endüstrilerden medya, yayınevleri, müzeler, özel sanat kurumları, sanat insiyatifleri üzerinden dolaşımı ve kültürel  faaliyetlerin niteliği açısından bir çıkarsama yapabiliriz. Popüler kültürün, sanat nosyonunun içine  ne giriyorsa kültür sermayesi kavramı adı altında sanatın dar ama özgül yapısına denk gelen bir bağlayıcı unsur olduğunu söylemek yazının çerçevesini belirlemek için bize yardımcı olacaktır. Sanat iletişim dilini kullanarak özünden ve estetiğinden kopma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Kendi içinde devinen ve bağlantılar kurmaya çalışan sanat yapıtı yerine bağlamına hapsolmuş, belirsiz kavramlara tutnan yaşamda yer almaya öykünen sosyoloji ve siyaset  gibi başka alanların istilasına uğrayan eklektik bir görüntü çizmektedir.

Sanat popüler olanın  içinde kalarak toplumun deneyimlemesi gereken bir sosyal yaşam birlikteliğinde yer alan bir içerik sunmaktadır. Son dönemlerde açılan özel sanat müzeleri ve sanat kurumu projeleri sanatın topluma dönük bu yanını öne çıkaran yayılmacı bir  hızla sanat algısını şekillendirmektedir. Toplumun sanat bilinci ise açılan sanat kurumlarına paralel bir yükselme göstermediğinden sanatın gerçekçi dolaşımından söz etmek, ötekiyi tanımlayıcı yanından dem vurmak şimdilik hayali bir tasarıdır. Müzeler kendi işletme yönetimini odağına alarak toplumu yetiştirme ve görsel hafızasını zenginleştirme gibi görevlerini belli bir çevreyle sınırlı yapmaktadır.

Sanatın kavramsal ve  literatüre, bilgiye ihtiyacı olan boyutu bir güç sembolüne dönüştü. Bilgi toplumunda otorite bilgiyi kullananındır. Sanat ortamının sanatın yönünü belirleyen, eleştirel dinamiklere yön veren kısmı eylemle birlikte anılarak popüler olmaya ve yaşam tarzlarına uyumlaşmaya muhtaçtır. Sergilerin, sunumların, atölyelerin bu önermeye ters düşen bir yola girmesi alternatif kanalların oluşmasına neden olurken anti tezini yaratmıştır. Sanat bu çatışmadan beslenmekte ve bitimsiz anlamlarına bir yenisini eklemektedir. Sanat, ontolojik sorgulamalarını yapmaya devam ettikçe bu döngü devam edecektir. Güncel sanat pratikleri veya sanatın geleneksel kavrayış yetileriyle evrildikçe zamanın ruhuna uygun katmanların örülmesi bitmeyecek, sona dair sanatsal tartışmalar bizi bir üst zihinsel seviyeye taşıyacaktır.

Estetik gelişmenin ve ilişkisel okumaların sonucu sanat yapıtlarına ve onu oluşturan ögelere sıkı sıkıya bağlıdır. Sanat yapıtının tarihsellikten koparılıp modern sonrası dizgeye oturtulması metnin ön plana çıkarılıp gösterge bilimsel çözümlemelerin yaygınlaşmasıyla yapıt ile metin diyalektik ilişkiye girmiştir. Bir sanat eseri, metin, sanatçı ve onu oluşturan çevre tarafından etkileşime girer. Zaman ve mekan bu ögeleri bir araya getiren, yorumsamaya neden olan felsefi inşanın yapı taşıdır. Yaşam ile bağlarını yapıt bu değişkenler aracılığıyla kurar. Modern yapıtın yalnızlığı modern sonrası dönemde son bulmuş; aksine yaşamın içerisine nüfuz etmiştir. Sanattan sıkılanların hayata, hayattan sıkılanların sanata tutundukları bir estetiğe kavuşmuştur. (1)

Sanatın sanatçıların öyküsünü yazdığı bir dizge oluşu Gombrich’in  anlatısına dönüşürken sanat, disiplinler arası tanımlamalarla sosyal bilimlerin araştırma alanına çekilmiştir. Amerika’da Armory gibi dev gösterilerin olduğu bir ortamda kendine Avrupa sosyal analize dayalı, savaş sonrası etkileşimleri takip eden bir yön çizmiştir. Documenta ve Doğu Avrupa bienalleri sosyal dökümantasyonun yapıldığı yazınsal kanıtların önemli bir göstergeye dönüştüğü bir ivme göstermiştir. Hristiyan imgeleminde (2) ikonanın ikili dünyası imgenin kendinden bir şey olması düşüncesiyle üreten, gösteren ve gösterilen bir kendinden şey konumuna gelmiştir. Nesneyi bağlamına sokacak ve üretim teknikleriyle aurasını kazandıracak olan ise ikincil göreviyle yaratıcı, sanatçı, yazarındır. Yapıtı ortaya koyan özne silikleşmiş metin içinde taşıdığı değerlerle uzamı belirsiz bir öze kavuşmuştur.

Sanat ortamının görevi bu kavramları bir araya getirecek zihin yapısına hazırlayıcı işlemler yapmakla çıktılar sunmakla şekillenmektedir. Sanat kurumlarının yardımcı departmanları sanat nesnesinin aurasını tayin edici bir görevle ikincil görevlerini kişilik rolleriyle öznellik yerine güç sanat evrenini şekillendirmektedir. Birbirinin yerine geçen tanımlar, havada uçuşan kavramlar sanatçının akli ve stratejik yaklaşımlarıyla sanatı kurmaktadır. Metin, güncele ve popüler olana veri aktarımı yapmak için üretmek ve sanat kanonunun hareketli tutmak zorundadır. Zaman uçucu ve geçici tıpkı sanat gibi akıl ise teknolojiktir. Teknolojinin teknikten bugüne evrimini duyumsatan bize sanatın entelektüel süreçlerinin devamına borçludur. Sanat ontolojik alandan çıkarıp eleştirini çapraz ateşine tutulmasaydı metne esir olmuş kelime oyunlarının arasında sıkışıp kalmış olurduk.

Sanatın bir oyun ruhuyla hayatı karşılayan bütün kavramların hepsine işaret etmesi sürekli yok olana ve çelişkili, ironik olana yaptığı atıflarla ölçülür. Modern düşünce, modern yaşama evrensel ölçülerde tamamıyla geçememiştir yalnız zihinsel faaliyetleri harekete geçiren etkisi ve oluşturduğu sistematik sanat yazının ve günümüzdeki rolünün kavranmasında ve buna uygun bir retorik geliştirilmesine imkan sağlamıştır.

Bilginin küresel ölçekte yayılma göstermesi teknolojinin yanı sıra topyekûn kültürel sermayenin dolaşımı ve tahakkümü ile ilgilidir. Tümü içine alan konseptin azınlığını ve alternatiflerini yarattığı bir sanat coğrafyası çetrefil ve karışıktır. Azınlık ve ötekiyi yaratan sanatsal edimler, modernin içinde sıkışmış kendine denk bir çağdaş yaratma hamlesinde sanat aktörlerinin  teslimiyetine kurban gitme tehlikesiyle karşı karşıyadır.

Bienal alanında temsil imkanı bulan kimlik, aidiyet ve sosyal sorunları içeren deneysel yapıtlar sanat estetiği içinde dolaşımı bienalin aurası içinde kalmakta sanatın konusu bienalin düzenlenme çelişkisinde içeriyi dışarıya sınır çizme noktasında sanatın sınırsızlığında tartışma yaratmaktadır. Sanatçılar ve kolektifler sanat-metinlerden hareketle bu organizasyonların büyüsü içersinde estetik ve gelişim gündeliğin içine sıkışıp kalmaktadır. Sanatın aurası Benjaminin eleştirdiği gibi kapitalist üretim biçimlerine eklemlenmektedir. Sanat yazını ve üretimleri bu döngüye açıklık yerine müphem kavramlarla uçuculuk ve oyunsu bir yön çizmektedir.

Çağdaş Sanattan ve nefret söylemlerinin çağdaş sanatın bir tartışma alanı olmaktan çıkıp etkileşime dayalı izleyiciyi ön plana çıkaran bir etkinlik gibi gözüktüğünde izleyiciyle arasında bir interaktiflik zorlaması başlamıştır. Yeni sanat yapma tekniklerinin karşısında soğuk bir tavırla duran göz bağlantı yerine bazen sadece kendi görüntüsünü videonun uzamına dahil ederek nesneleşmektedir. Güncel sanatın izleyici yorumu  ilişkisel düşünme biçimleriyle katmanlaşıyor. Sanatı bir bileşkeler bütünü olarak düşündüğümüzde izleyici yorumu, metin ve küratöryal kararlar baskın bir şekilde rol oynuyor. Sanatın medya sanatlarına ve iletişime dönük yönünün tehlikesi geleneksel bakışın ve estetik arayışlara ket vurucu tarafının ağırlık kazanmasıdır. Metin bu hıza ayak uydurmakta zorlanabilir gerçeklik ve görüntünün bombardımanında sanat yazını ve geçmişe dönük yapılanlar bir gösterge indirgemeciliğine esir düşmekten kurtulamayabilir.

Çağdaş sanat, bir döngü içerisindendir. Eleştiri bu döngünün devamı için yapılmaktadır. Amerikalı Sara Thornton (5) adlı bir sanat yazarının sanat eleştirmenliğini olaylı bir metinle son vermesi sanat yazarlığının özgür olmadığı ve başkalarını parlatma uğruna yapılan bir meslek olduğunu gözler önüne serdi. Sanat yazarlığı özgürce davranamıyorsa sanat için ise farklı bir şekilde düşünmek hatalı olur. Bir zincirin devamı için yazılan yazılar metni ve söylemi güçsüzleştirip sorunsallara odaklanmaktan alı koyar. Elbette medyanın ve baskının olduğunu yadsıyamayız. Dahası sanat yazını içerisinde olmak ve felsefe yapmak sanatı ve sanatçıyı ileriye götürdüğü zamanları geride bıraktık. Sanat yazarlığı popüler olanı öne çıkarmak için bir takım isimlere prim yaptırmak için harcanan bir enerji tüketme biçimidir zaman zaman…

Medyanın bulaştığı popülerlik tuzağı gazeteci sanat yazarları tarafından sanat algısını yönlendiren bir biçime bürünmüştür. Gazeteciler sergi gezip izlenimlerini gazetede paylaştıklarının ertesi günü sanat yazarı olarak nitelendiriliyor. Kimin sanatçı kimin sanat yazarı veya sanat taciri olacağı meslekleri birbirine karışmıştır. Özkan Eroğlu’nun bir yazısında belirttiği gibi sanat ibaresini adının önüne koyan herkesin yaptığı bir iş gibi algılansa da sanat entelektüeli olmak sanatın içinden konuşmak için yegâne bir özelliktir.(3) Sanat ortamının çıkmazından gerçek bir sanatçı ve sanat bilinci ile mümkündür. Sanat bilinci ise bizim gibi söze dayalı toplumlarda geriden gelen bir özellik olduğu için Batıdaki gibi akılla kavranan bir kavram olmaktan uzaktır. Akıl ise sezgiyle karşılanmadıkça sanata katkı sağlamaktan uzaktır. Görmenin bakışa dönüştüğü bir uzamda gerçekten sanata nüfuz edilebilir.

Türkiye’de sanat yazını edebi yönü güçlü bir ülke olduğumuzdan sanat yazarları edebiyatçılardan çıkmıştır. Nurullah Berk gibi hem resim yapıp yazı yazan kişiler de az değildir. Sanat dünyamız, Sanat Çevresi, Milliyet sanat gibi yayınlar 80 sonrasında oluşmaya başlayan sanat ortamının nabzını tutmuş ve sanatsal tartışmaları yürütmüşlerdir. Sanat eleştirisi ise sanat tarihi eğitimi alan kişilerce Sezer Tansuğ gibi birikimli isimler tarafından yapılmıştır. 1980 sonrası kültürel iklimdeki olumsuz değişimler düşünceye dayalı sanat yazınını sekteye uğratmış ve yoksullaşma dönemine girilmiştir. Eleştirmen yetişmiyor yakınmaları sosyal ve kültürel anlamda Batıdakine benzer bir bilinçle hareket eden kişiler yetişmemesine denk düşüyor. Kitle kültürünün kişileri düşünmeyen sadece satın alan bir tüketici konumuna çekmesi bu tür yaratıcılık gerektiren bir düşünme biçiminin ıskalanmasına neden olmuştur. Sanat üzerine söylenenler birer tanıtıcı monografiden fazlası değildir.

Sanat tarihçiler çizgisel bir öykü anlatmaktan öteye geçen çalışmaları sınırlıdır. Belli bir düzlemde birbirine benzer tanımlar yaparlar. Sanatın felsefeye içkin yapısı bu durağanlığı kırıp sanatçıyla metin aracılığıyla bir diyalog kurmalıdır. Felsefi kuramlara dayanan bu analiz sanatçıdan sıyrılıp sanatı alımlayana geçtiğinde yapılan yaratım anlam kazanır ve anlam katmanlarını örmeye devam eder. Güncel sanat ortamı video ve fotoğrafla interaktif içeriğe uygun görünse de aslında kavramsal sanatı deneyimlemek bunu bende yaparım kolaycı bakışı bize sunulan büyük bir tuzaktır. “Bunu bende yaparımın” altında sanatın felsefi içeriğine ve tarihine atıf yapan bir içerik aranmalıdır. Felsefe bilmeden kavramsal boyutla diyaloğa geçmek zordur. Kavramsal sanat çok boyutlu içerikler sunar izleyiciye… Temsili yıkan mekanizmaların karşısına göstergeleri çıkarır. Bunu bende yaparım demek aslında sanatın öznesiyle sanat severinde harekete geçişini gösteren bir terimdir. Belki de Joseph Beuys’un herkes sanatçı olabilir tezine uyan bir refleksin sonucudur.

Sanat için yazılan metinler deneyim için gerekli rehber niteliğinde yazılara dönüşmüştür. Deneyim ile sanat nesnesinin ilişkisi geri dönülmez bir yola girmiştir. Bir şeyi deneyimlemeden öğrenemeyen insan tipi için müzeler ve sergiler deneyim kazandırıcı yerler haline gelmektedir. Sosyal yaşamın bir parçası olamaya aday bu yerlerde sanat yazını öğretici bir işlevle sanatı dönüştüren veya yapı bozuma uğratan bir iddiadan uzaklaşmış yardımcı bir okuma olarak kültür endüstrisinde yer almıştır. Sanat eleştirisi en çok kendine muhtaç bir yoldadır. Sanatın özerkliği yavaş yavaş azalırken siyasetten ve ekonomiden kopuk yaşayamadığından sanat metni içinde aynı şeylerden söz edebiliriz. Sisteme içkin ve bundan dolayı da işlevi evcilleşmiştir. Sanatın içine düştüğü tekrarlar ve tekdüzelik sanatsal metne de yansımıştır.

Sanatın geçirdiği evrimi yaşamayan toplumlar sanat bilinciyle zenginleşememektedirler. Modern sonrası dönemde teknolojiyle kuşatılmış görece eşit sayıldığımız bir ortamda eleştirel düşünmekten başkası mümkün gözükmüyor. Görme ve düşünme rejimlerine adanmış günümüz toplumunda sanat yazını, çok disiplinli yanıyla yaşamla bağlantıda olmak ve benliğimizi anlamlandırmak için yaşamsal izleklerini içinde hazır bulunduruyor. Geleceğin sanat yazarı sanatın içindeki enerjiyi doğru yansıtan ve bu enerjiyi doğru kuramlarla bağlantılandıran kişilerden çıkacaktır. Sanat yazarı bir şaman gibi tedavi edici özellikleriyle sanatı ele alırsa sanatın diyalog kurucu, oyunsu yanına katkısı ölçülmez niteliktedir. Böylece çağdaş sanatın girdiği ekonomik yanılsamalar yazınsal anlamda  derinlikli bir mücadeleyle sanatı doğru eksenine geri döndürebilir.

 

Kaynakça

(1)Artun, Ali Çağdaş sanatın örgütlenmesi,İletişim yayınları s. 47

(2)Sayın, Zeynep ; İmgenin Pornografisi

(3) Eroğlu, Özkan; Sanat Entelektüel, rh+artmagazine dergisi s. 101

(4)Adorno, Theodor; Kültür Endüstrsisi, Kültür Yönetimi İletişim yayınları

(5) http://www.radikal.com.tr/hayat/elestirmenlik_sef_garsonluk_mu_oldu-1113864

 

Evrim Sekmen

Evrim Sekmen

ÖNCEKİ YAZI

Nesnesiz hislenme -Özkan Eroğlu

SONRAKİ YAZI

Evren Sungur-Bir heykel için Eskiz

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*