Modern Sanat

Özgür ve Özerk Bir Yaratma-Umberto Barbaro

Tiyatronun içinde çırpınıp durduğu çelişme ve tutarsızlıkları, sinema, doğası gereği, kolaylıkla kendi dışında bırakır. Yorum engellerinden bağışık olup bütün dönemlerinde özgür ve özerk kalan bir yaratmadır o; söz konusu dönemler ise, konunun bir sıra içinde bölüm bölüm işlenişleri olarak düşünülmelidir; bu işlenişler de, yapıtta bir bütünlük sağlamak amacıyle yapılan işbirliğiyle başarıya ulaştırılabilmiştir.

îçinde teknik olanakların en çok birleştiği ve kendisi ortak bir yarat­manın ürünü olan bir sanata hiç bir şeyin karşı olmadığını bildiğimize göre, bundan sonra geriye, bu filim sanatına karşı yapılan itirazların en kaba ve en sonuncusunu ortadan kaldırmak kalıyor. Yapılan itirazda şu ileri sürül­mektedir: Sinema birtakım mekanik yol ve olanaklar kullanmaktadır, bun­lar ise lıiç bir zaman bir sanat düzeyine erişemezler. Alıcı, ses alıcısı türün­den aygıtlarla, basım ve yıkama gereçleri gibi filim yapımına yardımcı olan şeylerin makinalar olarak düşünülmesi gibi bir karışıklıktan doğuyor bütün bu itirazlar. Oysa tersine, makina değil araçlardır bunlar. Yani, kendi kendi­ne işlerlik ve bir bağımsızlığa sahip olmak, dolayısıyle, onları çakştıran in­sanlara kendilerini tutsak kılmak şöyle dursun, her zaman bu insanların yaratıcı istemlerinin buyruğundadırlar onlar.

Şurası gün gibi ortadadır ki, bir delme aygıtı, sacı eşit zamanlarda, lıiç şaşmadan aynı aralık ve büyüklükteki deliklerle deler. Onu çakıştıran işçi­nin yapacağı şey, başlatıp durdurmak için kolu çevirmektir yalnız; işçinin müdahalesi deliklerin iyi ya da kötü oluşunda hiç bir rol oynamaz. Çalışma­sına gözcülük eden insanın müdahalesine gerek kalmadan, eşit boydaki bir­çok pulu birbiri ardınca basan makina gibi tıpkı. Aynı makinada bir yerine yirmi kişi çalışsa, çıkarılacak iş aynı olacaktır kuşkusuz. Ama, her birinin elinde birer alıcı aygıt bulunan yirmi kişi, aynı sahneyi çekecek olsalar, kendi anlayışları ruh halleri, istemleri, amaçları ve anlatım güçlerine göre değişe­cek birbirinden- ayrı sonuçlar elde edeceklerdir. Alıcı aygıt bir makina değil­dir demek, istersek yalnızca alıcı diyebiliriz biz ona; hem bu daha da doğru olur.

Filmin yapılmasında kullanılan bütün araçlar gibi, kişi oğlunun yara­tıcı gücüne bağımlı bulunan alıcı da, her bakımdan, yontucunun elindeki yont­ma kalemi, ressamın elindeki fırça gibidir tıpkı.

(…) Sinemanın bir sanayi, bir sinaı sanat ve hatta bir sanat sanayii olduğu yolundaki öbür yaygın karışıklığa gelince, filim yapımının mekanik bir şey olduğu yolundaki kaba düşünceden ileri gelmektedir bu da. Kişi oğul­larının yalnız ve yalnız üretmek ve ürettiklerini aralarında değiştirmek için dünyaya gelmiş oldukları kanısındaki tuhaf bir soyutlama olan homo economicus’a körü körüne inanmış ve sanatın ne mene şey olduğunu hiç bilme­yen birinin kafasından çıkan saçmalıklar, aptallıklardır ancak bunlar. Bu maddeci anlayışa göre, bir şeyin değeri, ondan sağlanabilen yarar ne ise odur, onun için her türlü düşünce ve sanat değerlerini tanımamak yoluna gider bu kuram. Böylece, filim de, bütün öteki şeylerin değerlendirildikleri ölçülere göre yani kendisinden sağlanan yararlara göre değerlendirilen bir sanayi ürünü olmaktadır.

Yapıtların değerlendirilmesinde en büyük karışıklıkları doğuran ölçü, yargıyı seyircilere bırakma ölçüsüdür. Halk çok kez, onu zevksiz ve en aşa­ğılık şeylere doğuştan eğilimli bulan sinema yapımcılarının kafasındaki o soyut halktan çok üstündür ve üstün olduğunu da göstermiştir.

Sanayi ürünü, evet, sinema ilk bulunduğu yıllarda böyleydi; bugün saîıip olduğu anlatım özerkliğine tam salıip bulunmadığı günlerde, bir sa­nayi ürünü idi; ve bir de, her şeyden önce bir görmelik olduğu o ilk yıllarda böyle idi. Bunun en büyük kanıtı da şu ki, sinemamn bütün bu ilk yılların­da, filimler, projektörlerin sürümü için gerekli öğeler olarak, bizzat projek­tör yapıcıları tarafından meydana getirilmişlerdir; bu bakımdan, bir sanayi ürünü bile değil, bir sanayi artığıdır demek onlar.

(Soggctta e sencggiatııra, 1947)

Çeviren: Tahsin SARAÇ

luigi chiarini • filim

Barbaro, Umberto. Türk Dili Dergisi, Sinema – Kuramları ve Estetiği Özgür ve Özerk Bir Yaratma, çeviren Tahsin Saraç, Ocak 1968, C XVII, S 196, s. 349351

İzlekler

İzlekler

ÖNCEKİ YAZI

Sanatın Öznesi Sanatçı-Nilgün Yüksel ile

SONRAKİ YAZI

Heykel Ustalarıyla Sanatın Anlamı Üzerine-Hasan Çelikkol

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*