Uncategorized

Ortadoğu Çağdaş Sanatçılarının Diyalog Girişimleri-Özgen Yıldırım

Diyalog kavramını, insanlar ve onların sahip olduğu her türlü kültür ve inanç sistemleri arasında ortak bir zeminde uzlaşmada bulunma girişimi olarak tanımlayabiliriz. Özelde kültürler arası, genelde medeniyetler arası diyalog kavramına son dönemlerdeki aşırı vurgu, aslında, 20. yy da şiddetli bir şekilde başlayan ve 21. yy’ın ilk on yılında da işlevini ve etkisini devam ettiren, hem fiili hem de düşünsel anlamda karşımıza çıkan, çok boyutlu “çatışma” kavramıyla ilişkilidir.

Ghazel

Ghazel

Diyalog kavramı, özellikle ortaya atılan çatışma tezlerine karşı, geliştirilen ve gösterilen bir savunma mekanizması olarak ta değerlendirilebilir. Farklı kültürlerin yerellikleriyle ilgili tartışmalara diyalog önerisi ve uygulaması, özellikle kültürel görelilik yaklaşımıyla da ilgilidir. Paul Feyerabend’in kitabı Yönteme Karşı’da Batı’nın dışında ve yabancıların kavrayamayacağı bu yüzden de yabancı terminolojiyle anlam atfedilemeyecek kendine özgü birçok kültürler bulunduğunu dile getirmesi, kültürel göreliliğe ve onların öteki dışılığının gereğine işaret eder. Batı’nın oryantalist bakış açısının mimarlarından Edward Said’in çalışmalarıyla, daha da ön plana çıkan “ öteki ya da ötekileştirme” kavramları medeniyetler arası diyaloğun sekteye uğratıldığı bir tecriti ve kültürel bağlamda negatif anlam kalıplarının ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Son kertede medeniyetlerin çatışacağı tezini ortaya atan S. Huntington’la çatışmanın dinamiği olan kültürü medeniyet üzerine oturtarak yenidünya da mücadelenin artık siyasi ya da ekonomik boyutlarda değil kültür merkezli olacağını ileri sürmektedir. Peki Ortadoğulu sanatçılar öne sürülen tezin ve bakış açılarının neresinde konumlanmaktadırlar? Irak, İran, Mısır, Lübnan, İsrail, Filistin, Cezayir ve Kuveyt’ten birçok çağdaş sanatçı yaratılarında bu tezlere karşı nasıl bir dil geliştirmişlerdir? Ortadoğulu çağdaş sanatçıların sanat pratiklerinde çatışma kavramı diyalog kavramıyla, savaş kavramı barış kavramıyla, esaret kavramı özgürlük kavramıyla karşılanırken coğrafyanın kader olduğu kanısı bir aldanıştan mı ibarettir?

Yerelin gücü özelikle Orta Doğu coğrafyası söz konusu olduğunda, Batı için ürkütücü ve bir o kadar da korkutucu bir nitelik taşımaktadır.  Yerel ya da mini olguları 80’lerden sonra post-modern anlatıların mihenk taşları olarak kabul edilirken, aslında bu olguların sıradanlaşmasına, kanıksanmasına, değer yitimine uğramasına ve dahası itibarsızlaştırılmasına kadar geçen bir sürece tanık etmiş olduk. Batı’nın sosyal bilimcilere açmış olduğu bu çerçeve bu sıradanlaşmaya hizmet ederken ve onları oyalarken, Orta Doğu konjonktüründe gerçekleşen ve dünya siyasetine damgasına vuran birçok politik müdahaleler ve savaş hamlelerine tanıklık etmiş olmanın hüznünü yaşıyoruz. Domino etkisi olarak tabir edilen Orta Doğu politik haritasını baştan sona değiştiren, değiştiremediği noktada çatışmanın devamlılığı esasıyla kaosa sürüklenen yeni düzenler ile yerelin gücü kontrol altında tutulmaktadır elbet. Yerel olan kültürün tehlikeli çağrışımları nefes alınan coğrafyanın istikrarsızlığının bahane edilmesiyle zihinlere kazınan “kader” inancıyla bu kontrol sürecine muhafız olarak yerel olan halk konumlandırılmaktadır. Esaretten kurtulmanın anahtarını üzerinde taşıyan halklar, anahtarın farkındalığından uzaklaştırılmak için daima kaotik bir yaşam tarzının içinde hayatta kalmanın yollarını aramaktadırlar. Anahtarın farkındalığı yukarıda değindiğim kültürlerarası diyalog kavramıyla sağlanabilecekken, çatışmaya olan aşırı vurgu, kültürün değersizleştirilmesi ya da sadece hayata kalma boyutuna taşınması ile üzerinden dikkati dağıtmaktadır. Dil, kültür ve medeniyetler arasında öteki algısının ortadan kalkmasına hizmet edebilecekken, yerel olanı evrensel olana taşıyabilecek olan yegâne yolu ise sanatçılar vasıtasıyla sanat oluşturmaktadır.

 

Wafa Hourani_Qalandia-2067

Sanat; bir uyanışın bir başkaldırının, esaretin, çatışmanın, öteki olmanın, Ortadoğulu olmanın, her şeyden öte yerel olmanın bilinçli bir şekilde bir kimlik olarak tezahür edilebilmesinde başlıca araçtır. Sanatçı çağdaş olanı yerelin özüyle harmanlayarak şimdiyi ve geleceği, geçmişi es geçmeden sanat yapıtları üzerinden evrensel olana eklemler. Kültür, öyle derin ve zengin çeşitliliğe sahiptir ki diyalog için –izm’leri aşan sanat yapıtlarıyla Ortadoğulu çağdaş sanatçıların nasıl bir dil geliştirdiklerini anlamak önemlidir.

Domino etkisinin önemli bir parçası olan Mısırlı çağdaş sanatçılardan Amal Kenawy’in sanat pratiklerinden biri olan “Kesintisiz Sohbet, 2007” te sanatçının yıkık ve hizbe bir binanın dış cephesini pembe yorganlarla kapladığı görülmektedir. Mahremiyetin temel nesnesi olan yorgan, binanın cephe duvarlarına kaplanırken, korunma ve hayatta kalma güdülerinin önemli olduğu ve ihtiyaç duyulduğunun altı çizilir. Temelde hayatta kalma güdüsü estetik bir temsille yorumlanırken Mohamed Fathi Abo El Naga, çatışmanın baş aktörlerinden asker ile başka bir çatışmanın aktörü olan kadın figürünü siyasi bir haritanın önünde konumlandırır. “Savaşçı” isimli bu kolaj çalışmasında sanatçı, kendi perspektifinden çatışmanın nedenini ve aktörlerini betimler. “New World” isimli çalışmasında büyük boy bir ABD bayrağını Ortadoğulu gözüyle yeniden yorumlayan sanatçı Mona Marzouk, bayrağın her bir eyaleti temsil eden yıldızlarının yerine farklı semboller yerleştirir. Batı’nın Ortadoğu adına tasarladığı yeni dünya düzeni sanatçı tarafından tersine çevrilerek ifşa edilmiş olur. İnsanı odağa alarak kültürün farklılıklarından çok benzerliklerini vurgulayan Rehab El Sadek, “Monnaie” isimli yapıtında benzerliği yumruk şeklindeki el figürüyle farklılığı ise bir elin eldivenli olarak tasvir edilmesiyle vurgular. Sanatçının bu yapıtında evrensel bir ölçüt daha yer alır, ortaya serpiştirilmiş bozuk paralar… Kapital sömürünün dolayısıyla konjonktürel politikaların merkezi olgusudur. Doa Aly, Ghada Amer, Hassan Khan, Wael Shawky ve aynı zamanda sanat yazarı olan Khaled Hafez Mısır’da çağdaş sanatı temsil eden önemli sanatçıları oluşturmaktadır.

Walid Siti

Walid Siti

Orta Doğu’da köklü bir tarihe sahip olan İran’da yetişen çağdaş sanatçıların yakın bir tarih olan 1979’ta keskin değişim ve dönüşümlere yol açan İslam devrimini yaşamış olmaları onların çağdaş sanat pratiklerine de yansımıştır. Afshan Ketabchi’nin “What I Have in Common with Rudabeh and Aurelia, 2001” isimli video yerleştirmesinde, sedyeye uzanmış siyah çarşafla örtünmüş bir kadın figürünün başına küçük bir ekran yerleştiren sanatçı, kadının baş kısmını dijital bir yayın şeklinde tasarlamıştır. Kadın olmanın, örtünmenin ölüm olgusuyla olan tezatlığı sanatçı tarafından oldukça sert bir şekilde yorumlanmıştır. Aynı coğrafyadan çağdaş sanatçı, Ghazel, öncelikle batının toplumsal önyargılarına karşı kadın kimliği ile mücadele etmekte ve bu ideolojik alt yapısını sanat çalışmalarında kullanmaktadır. “Me, Being Cool, Was Showing -Off With Your Two Wheels When We Were Teenagers,1997-2000” isimli video çalışmasında, sıradan görünen bisiklete binme eylemini kültürel perspektifte yeniden yorumlar ve bu sıradan eylemi kültürlerarası sıradanlık olgusu ile eşitleyerek asimilasyonun dışına çıkarır. Bu cesaretli duruş, Shadi Ghadirian’ın  “Like Everyday Iron” isimli yapıtıyla daha da sağlamlaşır. Sanatçı çarşaf örtülü kadın figürün açıkta kalan yüz kısmına ütünün yüzeyini yerleştirir. Günahı temsil eden yüz, aynı zamanda ona biçilen toplumsal bir rol olan hizmet etme görevi ile özdeşleştirilmiş olur. Kadın ve ütü, iki nesne olarak algıda konumlanmış olur. Aynı coğrafyadan başka bir çağdaş sanatçı, oldukça etkili sanat çalışmalarıyla hafızalara kazınmaktadır. Shirin Neshat, “Rauschenberg” isimli fotoğrafik çalışmasında, ölümü temsil eden pozisyonda konumlanmış ayak tabanlarına feminist şiirler yazılmıştır. Ayağın başparmağına yerleştirilmiş etiket ise ölüm temsiliyetini oldukça kuvvetlendirmektedir. Neshat’ın genel ve özel sınırları aşma adına kadının rollerini de sorguladığı sanat çalışmalarında, gerçeküstü irdelemelerle gücünü daha da arttırmaktadır. Fariba Hajamadi, Shirazeh Houshiary, Hadieh Shafie, Soody Sharifi, YZ-Kami aynı coğrafyanın etkili çalışmalarda bulunan çağdaş sanatçılarıdır.

Yaron Leshem-Köy

Yaron Leshem-Köy

Çatışmanın şiddetli geçtiği sıcak bir bölge olan Filistin’de sadece Batı’nın değil İsrail’le olan sınır konumunun yarattığı gerilim, toplumsal bağlamda derin yaraların açılmasına neden olmaktadır. Mona Hatoum, “Worry Beads, 2009” isimli yerleştirmede büyük boy bronz topların bir boncuk gibi dizildiği büyük bir tespih tasarlar. İnanç boyutu Wafa Hourani’nin “Qalandia 2067” isimli çalışmasında sosyal hayatın içinde bir zorunluluğa dönüşen Filistin mülteci kamplarında tezahür eder. Mülteci kampının bir maketini tasarlayan sanatçı binaların üzerine tellerden yerleştirdiği insan figürleriyle estetik boyutu ön plana çıkarmış olur. Jumana Emil Abboud, Ahlam Shibli, Taysir Batniji tıpkı Rana Bishara’nın “Childhood” ismini verdiği çadır yerleştirmesi gibi insana dair olanın zorunlu yerinden olmak ile olan alışılmadık ilişkisini sanat yapıtları üzerinden kendi uslublarıyla ortaya koyan çağdaş sanatçılardır.

“Görüşmeler Devam Ediyor, 2004-2005” İsrailli sanatçı Yochai Avrahami’nin gözünden İsrail’i Filistin’den ayıran ‘Ayrılış Çiti’nden resmi yolların yetersiz kaldığı ulaşım sistemine alternatif araçlar olarak tasarlanmış minibüsleri yerleştirme olarak hazırlar. Her iki tarafın iletişim ve ulaşımına destek veren bu yerel çözümler sanatçı tarafından yeniden yorumlanırken sanatçı Yaron Leshem, “Köy, 2004” isimli dijital baskı çalışmasında, İsrail Savunma Kuvvetleri’nin Filistin bölgesine savaşmaya gidecek olan askerlerin eğitim gördüğü köyü gözler önüne serer. Çağdaş sanat, sanatçıların yetiştiği ve tanıklık ettikleri coğrafyalardaki rutin işlevlerin tarihsel kaydının da tutulma biçimine hizmet eder. Maayan Amir ve Ruti Sela ” Still From Beyond Guilt, 2003-2005” isimli video çalışması ile suçluluk olgusunu mizahi bir anlatımla sunan çağdaş sanatçılardır.

Marva Arsanios-Acapulco Hakkında Herşey

Marva Arsanios-Acapulco Hakkında Herşey

Orta Doğu’nun gözde ülkesi Lübnan, özellikle de Beyrut’tan sanatçılar Akraam Zaatari, Marwa Arsanios, Walid Read, Walid Sadek ve Haig Aivazian çağdaş sanatta başarılı sanat yapıtlarına imza atmaktadırlar. Zaatari ,“Beyrut Parçalı Görüntüler, 2014” ile savaş sonrasında yeniden yapılanmaya giren Beyrut şehrinin eski ile yeni arasındaki bulanık çizgisini deşifre eder. “Acapulco Hakkında Herşey 2010” isimli çalışmasında sanatçı Marwa Arsanios, hayran olduğu bir binanın önceki sahipleriyle şimdiki sahipleri olan mülteci ailelerin arasındaki sosyal geçişi ve dinamiklerini masaya yatırır.  Bina bir nesne olmanın ötesinde Lübnan’ın mülteci işgaliyle olan dönüşümüne somut bir örnek teşkil eder.

Kuveytli çağdaş sanatçı Hamra Abbas’ın “Aşk Üzerine Dersler, 2007” ile Iraklı çağdaş sanatçı Walid Siti’nin “Cityscape, 2014” isimli sanat çalışmaları Orta Doğu’nun ışığında şekillenen, kopukluk yaşamayan yapıtları oluşturur.

Tüm bu sanatçıları bir noktada birleştiren çağdaş sanatın dili, Orta Doğu coğrafyasında, sanatçıların sanat yapıtları üzerinden Batı’nın tezlerine, ülkelerin çıkarlarına, çatışmanın şiddetlenerek savaşa sürüklediği şehirlere, yıkımların arasından dirilen halklarına kadar hemen her konuda irdelenmektedir. Yerel olanı evrensel olan bağlayan bu yapıtlar, coğrafyanın kader olmadığının aksine politik çıkarların merkezleri olduğunu da kanıtlamaktadır. Estetik sadece bir yapıtın güzelliğiyle olan ilişkisinde değil ideolojilerin taşındığı düşünsel bir nesnenin ifade aracı olarak ta yer almaktadır.

 

Özgen Yıldırım

Sosyolog & Sanat Yazarı

 

Sanat Yazarı Özgen Yıldırım

Sanat Yazarı Özgen Yıldırım

ÖNCEKİ YAZI

İlke Kutlay

SONRAKİ YAZI

Tuzlusu'da Sanat Sızıntısı -Evrim Sekmen

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*