İzlek

Nisan’da Sergiler Hız Kesmiyor !

AYDIN AYAN TOPHANE-İ AMİRE’DE

Uzun süredir İstanbul’da sergi açmayan usta ressam Aydın Ayan “SIR VE BÜYÜLÜ GERÇEK” konulu 45. Sanat Yılı Sergisi 7 Nisan-10 Mayıs 2017 tarihleri arasında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi “Beş Kubbe Salonu”nda yer alacaktır.

Ayan’ın sergisinde, 2007 öncesine ait az sayıda yapıtına ve 2007 sonrası, büyük boyutlu 100’ü aşkın tuval resmine yer verilecektir.

Sergi nedeniyle “AYDIN AYAN ‘SIR VE BÜYÜLÜ GERÇEK’” başlıklı kapsamlı bir sergi kitabı da yayınlanacaktır.

Sergideki resimler, “İnsanın Doğaya Ettiğidir”, “İnsanın Hayvana Ettiğidir”, “İnsanın İnsana Ettiğidir” ana başlıkları altında toplanabilecek doğa, yaşam, insan merkezli figüratif bir yaklaşımın ürünleridir.

Bu temel izleklerde Ayan, bazen gerçeğin peşinden gider, bazen protest nitelikli bir resimle baş kaldırır, bazen bir sır perdesinin arkasından sızan bir ışık gibi simgesel işler yapar, bazen felsefi bir söylemin peşine takılır, bazen en yalın biçimiyle doğaya yönelir, bazen tarih-tarif resimlerinde yaptığı gibi çok katmanlı estetik bir düşünsel yaratış süreci içine girer, “Sır” ile “Büyülü Gerçek” arasında tutkuyla dolanır durur.

Sanatçıyı, “sırtındaki kaya”yı tepeye taşımaya çalışan bir  “Sisyphos”  olarak niteleyen  Ayan’ın sanatı için Larousse Büyük Lügat ve Ansiklopedi “Resimlerinde gerçekçi bir figür yorumuyla çağdaş ve etkili bir anlatım görüldü”, Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi  “…hemen her resminde insanı ele alır. Bu ele alış her kez doğrudan insanı resmetmek biçiminde olmasa bile anlattığı gene insandır,” Time Out, London’s Weekly Guide ise “Türk sanatçısı Aydın Ayan’ın totaliter rejimlerin baskısını irdeleyen figüratif yağlıboya ve baskı resimleri..” yorumu yapılır.

DENİZ PİRECİ

2016 Masallar Sonsuzdur

Deniz Pireci oyun kavramı üzerinden şekillenen son dönem çalışmalarını bir araya getirdiği “Oyunbaz” adlı sergisiyle 8 Nisan – 6 Mayıs 2017 tarihleri arasında Galeri ARK’ta sanatseverlerle buluşacak.

Hepimizin oyunbazlığa teşvik edildiğimiz 21. Yüzyılda; içinden çıkılamaz durumların saptamasını figürleri aracılığıyla işaret etmeyi seçen sanatçının, bu şekilde oluşturduğu dilinin ince alaycılığı ve ironisi zaman zaman bizi şaşırtıyor.

Malzeme ve konu arasındaki ilişkiye önem veren Deniz Pireci; renklerin enerjisi, formların sadeliği ve zıtlıkların uyumu ile, bu sergisinde aslında bizim de ister istemez oyunun bir parçası olduğumuzu hatırlatmak istiyor.

 

AHMET DOĞU İPEK

Ahmet Doğu İpek’in İstanbul’daki ikinci kişisel sergisi “Günler”, “Bağımsız solo  sergilerin yeni mekanı “Galata Rum Okulu’nda gerçekleşiyor. Binanın birinci ve ikinci katlarına yayılan sergi, İpek’in son 10 ayda ürettiği yapıtların yanı sıra 2015’e tarihlenen eserlerini de barındırıyor.

Serginin birinci katında yer alan yerleştirme, Galata Rum Okulu’nun yerleşkesi olan binanın tarihsel, mimari ve işlevsel hafızasına odaklanıyor. Yaklaşık 140 m²’lik bir alana yayılan bu çalışma, mekanın zemin ve duvarlarının mimari bir müdahale ile yeniden şekillendirilmesinden oluşuyor. Simgesel bir mekan tasviri olan yerleştirme; eğim, kütle, ağırlık gibi somut verilerin yanı sıra hakikat, algı, inkar gibi olgulara da işaret ediyor.

 Serginin hem omurgasını oluşturan hem de ona ismini veren “Günler” serisi, 200’den fazla suluboya eserden meydana geliyor. 2016 Temmuz ayının sonlarında başlayan ve 2017 Mart ayına kadar devam eden bir süreçte her gün bir resmin eklenmesiyle büyüyen ve her bir resmin üretildiği günün hafızasını taşıdığı bu siyah soyut seriden yaklaşık 120 parça sergileniyor.

Bir anlamda “Günler”in evrildiği nokta olarak ortaya çıkan “Yıldızlar” adlı çalışma ise siyah bir kağıt yüzeye atılmış çentiklerden oluşuyor. Çocuksu bir arayışla ışığın izini süren ve performatif bir sürecin sonunda ortaya çıkan resim, sergide tam olarak “Günler”in bittiği yerde karşımıza çıkıyor.

Yine bu sergi için üretilen “Repair” serisi ise kendiliğinden oluşan doğal formların algoritmasını anlama ve bunları taklit etme çabası üzerine kurulu. Çatlamış ve dağılmaya yüz tutmuş kaya kütlelerini küçük bir müdahaleyle iyileştirmek, parçalarını bir arada tutmak, onları simgesel olarak tamir etmek ve işlevsel olarak hiçbir yararlılığı olmayan bir şeye anlam yüklemek gibi fikirler etrafında gezinen bu seriden üç parça sergide yer alıyor.

 Birçoğu izleyiciyle ilk kez buluşacak bu yapıtların yanı sıra, sanatçının önceki yıllarda ürettiği “Black Water Records”, “İkinci Hasat” ve “Construction Regime” serilerine ait daha önce sergilenmemiş işlerini, bir heykel yerleştirmesini de görmek mümkün olacak.

 – – – –

En Başa Dön

Erinç Seymen

8 Nisan – 13 Mayıs 2017

Açılış: 8 Nisan Cumartesi 16:00 – 19:00

Pazar ve Pazartesi hariç

Salı – Ctsi 11:00 – 18:00

Galata Rum Okulu

  1. Kat /// Açık Okul Kütüphanesi

Erinç Seymen‘in “En Başa Dön” başlıklı sergisi azınlık kimliklerine atfedilen zanaatlerin ve mesleki ustalıkların, hem yaşam kalım gereci olarak işlevselliğini hem de toplumları şematize eden göstergelere dönüşümünü tartışmaya açmayı hedefliyor. Resim ve heykelden oluşan yerleştirme izleyiciyi,  kimi zaman bireylerin ünvanları olarak ortaya çıkan, kimi zaman ise soyadlarına dönüşen mesleki becerilerin olumlayıcı vurgusunun yanında, toplumların imgeleri üzerindeki nostaljik ve tektipleştirici etkisini düşünmeye davet ediyor. Sergi, aileden devralınan ve nesilden nesile iletilen zanaatlerin iki boyutlu ve romantik bir tipler tiyatrosu içinde resmedilmesi riskine karşılık meslek/emek türü ile kültürel kimlik ilişkisini indirgemeci bakıştan kurtarmanın gerekliliğini işaret ediyor.

Sergi süresince sanatçının davet ettiği okuyucular ile sergi çerçevesinde Açık Okul Okuma Programı gerçekleşecektir.

Mehmet Özenbaş

PİRAMİD SANAT

 THE DIONYSIAC JUNGLE OF THE OUTSIDER

30 Mart – 6 Mayıs 2017

Mehmet Özenbaş’ın yeni serisinden oluşan kişisel sergisi, 30 Mart Perşembe günü

Piramid Sanat’ta açıldı.

Mehmet Özenbaş, no13.mixed media on canvas, 240×165,2014

 Dünya sürekli değiştiği halde hiçbir şey hissetmemek, dönüşümün farkına varamamak… Özenbaş’ın eserlerinin birçok ideolojiyi sentezlemiş, sindirmiş olmasının sebebinin altında yaygın olanın tersine tüm sistemin nasıl işlediğinin farkında olması yatıyor.

 

Beyoğlu atölyesinde çalışmalarını sürdüren Özenbaş’ın çevre sorunlarına işaret ettiği yeni serisinde kendinizi içinde kaybedeceğiniz Dionysiac Jungle ve doğal olarak getirdiği kaosu hissedeceksiniz.

 

“Özenbaş’ın yapıtlarının bize düşündürdüğü ilk soru “Ben neye bakıyorum?” oluyor. (…) Baktığımız sahne, kendi çapında çarpıcı ve abartılı bir biçimde gerçekçi gözükebilir. Nedir bu? Yoğun ve vahşi bir “cangıl”ın ortasında mıyım? Peki o zaman kuş seslerini neden duymuyorum? Kaplan nerde? (…) Birçoğu, geçici bir algı içinde sonsuzluğun eviymiş gibi, sessiz ve zamanaşırı bir doğa tasviri olarak okunabilir. Bu hiçbir maksatla bir süsleme parçası olmayan özgür bir ülkenin evi… Başka bir algı şekliyle de soyut sanatın Amerikalı kahramanı Jackson Pollock’ın resimleriyle olan organik bağ ve paralellik de kaçınılmaz bir şekilde hissediliyor. Ama bana güvenin, bu asla Pollock’ın bir taklidi olduğu anlamına gelmiyor. (…) Öte yandan her ne kadar şaşırtıcı gelebilse de, bu yapıtlar beni Anselm Kiefer hakkında da düşünmeye itiyor. Ortaya çıkan bu ‘durum’ bir hayli ilginç. ”  Bedri Baykam

The Dionysiac Jungle Of The Outsider, 6 Mayıs tarihine kadar Piramid Sanat’ta izlenebilir.

Arte Sanat Galerisi sezona organizasyonunu VİDEOİST’in üstlendiği “Katmanları Açmak”  isimli grup sergisi ile devam ediyor. 04 Nisan 2017 Salı Günü Saat 18.00’da gerçekleştirilecek olan açılışımızda sizleri de aramızda görmekten mutluluk duyarız.

VİDEOİST

Katmanları Açmak:

Sanatçılar / Artists: Gülsün Karamustafa ,Guy Ben-Ner ,Benjamin Stumpf-Antje Feger , Khaled Hafez ,Hera Büyüktaşçıyan, Nancy Atakan ,Yeni Anıt , Hülya Özdemir ,TUNCA ,Ferhat Özgür ,İrem Tok, Yıldız Doyran  ,Serdar Yılmaz  ,İnsel İnal ,Kaya Hacaloğlu
Yazarlar / Authors : Fırat Arapoğlu, Barış Acar ,Ferhat Satıcı

Frederic Jameson, “Post Modernizm  ya da Geç Kapitalizmin Mantığı” kitabında, video için  … herşey bir metin sayılabilir, öte yandan daha önce eserler sayılan nesneler şimdi, çeşitli metinlerarası ilişkiler, birbirini izleyen fragmanlar olarak…yeniden yorumlanabilir   diyor ve  aynı zamanda bir video yapıtın tek başına okunamayacağını söylüyordu. Oysa günümüz sanat  sistemi ve ona bağlı olarak ortaya çıkan  günümüz sanat özneleri,  özneyi nesnelere çeviren ya da tersini yapan, öznelerin yönetimi ve nesnelerin muhafızlığına,  (Madzoski) soyunmuştur. Aynı sanat özneleri çağdaş sanatın yeniden yorumlanabilir arkaplanlarını    kökenlerinden kopartarak yeni anlatılar oluşturur.

Videoist bu güne kadar kendinden organize bir sanat kolektifi olarak kuratöryel sistemin içinde çatlaklar yaratan bir tutum sergiledi. Yaptığı etkinliklerde, çağdaş sanat kurumlarının oluşturduğu dizgeleri geriye sarıp sanatçı merkezli olarak  yeniden okumayı denedi ve  Video sanatı aracılığı ile video özelinde  çağdaş sanatın arkaplanı ve katmanlarını ortaya çıkarmaya çalıştı. “Unfold: Katmanları Açmak” sergisi ile videoist,   video’nun arkaplanını temsil eden elektriksiz mecra ile birlikte videonun kavramsal ve dökümana dayalı dilsel yönüne odaklanıyor.

Cem Şahin, 5. kişisel sergisi “Baskı” – “Pressure’’ ile ALAN İstanbul’da! Cem Şahin, Türk Çağdaş Resim Sanatı’nda özgün bir yere sahip. Sanatçı, eserlerinde çoğu zaman her birine kendi içinde farklı anlamlar yükleyerek kurguladığı figürleri yoğun derinlik duygusuyla bütünleşmiş zamansız mekanlarda resmediyor. Genellikle bilinçaltı süreçlerin işlendiği resimlerde yer alan bu figür ve semboller gerek kişinin istek, arzu ve korkularının görselleştiği gerekse de modern insanın içinde varolduğu toplumsal süreçlerdeki içsel duygu devinimlerinin betimlendiği derin ifadelere dönüşüyor. Eserlerde yer alan bu figürler yoğun dramatik öğelerle birleşerek, tek tek ele alındıklarında kendi hikayelerini anlatan başrol oyuncularına dönüşürken öte yandan da izleyiciyi kendi dünyasında uzun soluklu bir maceraya çıkaran bütüncül bir kurgunun kahramanlarını oluşturuyorlar.

“Baskı” – “Pressure’’, sergisi, insanın gerek bir birey olarak gerekse de kendi iç dünyasında, yaşadığı çevreyle kurduğu ilişkiyi konu ediniyor. Sergideki eserlerse bu etkileşimin insan üzerindeki yansımalarını ve bu nedenle kişinin içinde oluşan kırılmaları aktarıyor. Sergide, A. Cem Şahin’in tek iş olarak üretilmiş büyük boyutlu siyah beyaz linol baskı kolajlarındaki konunun kimi zaman odak kimi zamansa kaçış noktasını vurgulayan renksel dokunuşlar, farklı bilinç seviyelerini şiirsel bir dille resme aktarıyor. Bu yönüyle sanatçı, resim sanatında daha önce pek de benzeri görülmemiş yeni bir tekniğin de altına imzasını atıyor.

 

“Baskı” – ‘’Pressure’’ sergisi 04/04/2017 ile 05/05/2017 tarihleri arasında ALAN İstanbul’da görülebilir.

Hasan Numan Suçağlar

Bildiğim Yanıldığıma Yetmez !

Sanatı; görmek, sorgulamak ve yaratmak olarak gören sanatçı ilk kişisel sergisiyle izleyenleriyle buluşuyor. Kendi bakış açısı ile ; gördüklerimiz mi düşüncelerimizi etkiler? Düşüncelerimiz mi gördüklerimizi etkiler? Sorunsalı ile yeni anlatımlar oluşturuyor.

Antik kentlerin getto mahalleleri varoşlara, varoşlarda günümüz Kitchleşen lüks mahallelerine dönüşürken yeni bir kent hafızası mı oluşturuluyor. Suçağlar, biçimlerinde renklerin, planların ve malzemenin olanakları ile görme, düşünme üzerine ilişki kurmayı deniyor ve yeni oluşan kent hafızasına göndermelerde bulunuyor.

‘Bildiğim Yanıldığıma Yetmez !’, Numan Suçağlar’ın eserlerinden oluşan ilk kişisel sergisi, 06 Nisan- 30 Nisan 2017 tarihleri arasında D’ART Galerisinde izlenebilir.

Eyüp Ataş,atautsak,100x88cm,Tüyb,2017

Galeri Miz, 12 Nisan – 6 Mayıs 2017 tarihleri arasında Eyüp Ataş’ın “Bakışta” isimli sergisine ev sahipliği yapıyor.

 

Eyüp Ataş, “Bakışta” isimli sergisinde yeni bir gerçeklik düşüncesinden yola çıkarak, ‘yaşadığımız olay veya durumlarla gerçeklik kavramının kırılarak sadece kendimize has yeni bir gerçekliğin ortaya çıktığını’ dile getirir.

Susan Sontag’ın “Başkalarının Acısına Bakmak” adlı kitabında Goya’nın “Savaşın Felaketleri” serisini deşifre ettiği bölüm Eyüp Ataş’ın bu seriyi oluşturmasında ki en önemli çıkış noktasıdır. Ataş, eserlerinde gerçeğin üstünü örten o temassızlık halini yansıtır ve içselleştirmenin, görmezden gelmenin, izlemenin hazzının çelişkili hallerini bizlere sunar.

Nilgün Yüksel’in sergi üzerine kaleme aldığı şu cümlelerinde, “Ataş, sanat tarihinden Pop’un ve kitsch’in imgelerini devralır. Aslında birbirinden çok da farklı olmayan bu iki kavramı yüzeyde bir araya getirir. Doğadan kopan yeni insan türünün ihtiyacı olmayan eğlence ve yaşam anlayışını yansıtır. Haz, artık ne ağacın gölgesinde ne içtenlikli bir dokunuşta ne de yaşamı hissettiren nefestedir. Haz, daha çok birbirine benzeyen yiyecek tüketim salonlarındaki burgerlerde; asitli, şekerli içeceklerdir. Anlamını yitirmiş, dozu kaçmış bir mutluluk maskesiyle haz, damağa yapışan geçici bir tattan öteye geçememektedir” ifadesini kullanmıştır.

 

Sergi 6 Mayıs tarihine kadar Galeri Miz’de izlenebilir.

 

 

 

 

 

ÖNCEKİ YAZI

Eda Emirdağ'dan Introspective Galeri Bu'da

SONRAKİ YAZI

Akademik Kıyım Karşı Sanat'ta

İzlek Haber

İzlek Haber

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*