İzlek-Haber

Mart Ayı Sergi Gezdirecek!

     ‘Yan Yana’

Orhan Peker, Konttraplak üzerine yağlıboya,Erimtan Koleksiyonu

Orhan Peker, Konttraplak üzerine yağlıboya,Erimtan Koleksiyonu

 

 ‘Cumhuriyet başkentinin kültürdokusu içinde yan yana  getirilen eserler’

 Ankara Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi’nde  Yüksel-Nurdan Erimtan’ın koleksiyonu’ndan bir kesit sunan Yan Yana adlı resim ve heykel  sergisi  23 Şubat Perşembe günü açılıyor. Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi’nin kuruluşunun 2. yıldönümü çerçevesinde  hazırlanan sergide 39 sanatçıya ait 95 eser yer alıyor.Sergi direktörlüğünü Döne Otyam’ın , kreatif direktörlüğü  ve metin yazarlığını Prof. Dr. Kıymet Giray’ın yaptığı serginin en önemli özelliği,  Cumhuriyet başkentinin   kültür
dokusu içinde bir araya getirilen eserlerle var olmasıdır.Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi ve Abitus Sanat Projeleri işbirliğiyle hazırlanan, Yan Yana /Nurdan-Yüksel Erimtan Koleksiyonu  14 mayıs 2017 gününe kadar görülebilir.

ALAN İSTANBUL

The Dialogues I: A Collection Of Turkish Contemporary Art” sergisi, Türkiye Çağdaş Sanatı’ndan bir seçkiyi, dünyanın en önemli sanat etkinliklerinden biri olan The Armory Show sanat fuarına paralel olarak Mana Contemporary’de izleyiciyle buluşturacaktır. 3-9 Mart tarihleri arasında gerçekleştirilecek sergi, İstanbul ile New York arasında çağdaş sanat üzerinden kurulacak bir diyoloğun ilk ayağı olacak. 

 New York ve İstanbul dinamik sosyal hayatları ve sanatçılar üzerinde yarattığı yankılarla iki farklı şehir. Farklı sosyal sınıflardan ve mekânlardan çok sayıda insanın bir arada yaşadığı böylesi büyük iki metropolde sanatın her zaman süregelen bir gelişim gösteriyor olmasıysa tesadüf değil. Bu sebeple bu iki şehirden iki farklı sanatçı topluluğu “THE DIALOGUES” serisinde çağdaş sanatın sınırlarını keşfetmeyi ve bir bağ kurmayı hedefliyorlar.İlk sergi New Jersey’in en tanınmış çağdaş sanat alanlarından biri olan Mana Contemporary’de Apostrope NYC’nin sergi mekânında düzenleniyor. Türk çağdaş sanatçılarının işlerini bir araya getiren “The Dialogues I: A Collection Of Turkish Contemporary Art” sergisi yeni figüratif sanat ve yeni medya, resim, fotoğraf, baskı ve heykel gibi farklı medyumlarla yapılan yeni pop sanatı kapsamındaki kültürel fragmanların yeniden üretimini yansıtmayı amaçlıyor.

 

KEZBAN GALATA TOWER

Kezban Arca Batıbeki

 

Sergide Harun Antakyalı, sokak sanatını, kanvas üzerinde yarattığı beton etkisi taşıyan işleriyle iç mekan duvarlarına taşıyor. Genç Türk sanatçı Eylül Aslan feminizm üzerine düşüncelerini analog fotoğraflarıyla yansıtıyor. Türk Çağdaş Sanatı’nın tanındık sanatçılarından biri olan Kezban Arca Batıbeki Türkiye’nin farklı çevre ve sınıflarından kadınların kendilerini nasıl var ettiklerini yeni bir bakış açısıyla sorguluyor. Alper Bıçaklıoğlu grafiti benzeri serigrafi  ve Türkiye’nin sokaklarını yansıttığı akrilik işleriyle sergide yer alıyor. Kadriye İnal, sergide kadınlar üzerine kurguladığı heykellerini sunuyor. Huri Kiriş ustaca bir teknikle ürettiği yağlıboya tablolarıyla yaşadığı toprakların sosyal kaosunu yansıtıyor.

KEZBAN GIRL WITH PEACOCK 2

Kezban Arca Batıbeki

 

Sergi için A. Cem Şahin büyük bir metropolde yaşayan bir insanın bilinçaltının karanlık yönlerini gösteren baskılar üretirken Merve Şendil uzak bir nesnenin pikselleri gibi görünen emsalsiz tekniğini resimlerinde yansıtıyor. Son olarak, Sait Mingü’yse c-print diasek monte edilmiş baskılarıyla toplumu ve insanları sorguluyor.

 

Sema Çulam Galeri’Miz’de

“Güneş Doğarken” Resim Sergisi

07 Mart – 29 Mart 2017

Sema Çulam, Köy Otobüsü,35x70 cm, Tüyb,2016

Sema Çulam, Köy Otobüsü,35×70 cm, Tüyb,2016

Nilgün Yüksel, naif sanat ve Sema Çulam üzerine şu cümleleri kaleme almıştır. “Bugün naif sanat dediğimizde konuyla ilgili olanların ilk aklına gelen isim Henri Rousseau olsa gerek. Aslında bir gümrük memuru olan o yüzden Gümrükçü Rousseau olarak da anılan Henri Rousseau, çocuksu, basit, ürkütücü resimleriyle naif sanatın önemli temsilcilerinden biri olarak kabul edilir. Kuşkusuz bu sanatçının öncesine ve ardına eklenecek Dünya sanat tarihine geçmiş birçok isim vardır. Naif sanatçılar genellikle herhangi bir eğitim almamış, resim sanatının kendine ait sorunlarından çok,  kendi içgüdülerine, ilgilerine dayanarak sanat üreten ve bunu estetik bir düzeye taşıyan sanatçılar olarak tanımlanır. Türkiye’de naif çalışan sanatçılar için bir başka tanım da kullanılır ‘Safyürek’… Safyürek, benim için anlamı daha geniş bir kullanımı ifade eder. Bildiklerini bir kenara bırakan, naiflerin izinde bir tarzı benimseyip küçük anlatıları öne çıkaran herhangi bir yerde içinden geldiği gibi üreten sanatçılardır saf yürekler. Bu yüzden Sema Çulam’ın eserlerini safyürek olarak adlandırmayı tercih ederim çünkü bu resimler yetenekli bir alaylının, öykülemeci bir dili anlaşılır bir ifadeyle aktardığı çalışmalardır. Sema Çulam’ın resimleri bir kitabın sayfaları gibidir. İzlerken sanatçının yakın durduğu öyküleri de izleyiciye anlatır.”

Dünya Kadınlar Günü’nden bir gün önce izleyici ile buluşacak olan Sema Çulam’ın “Güneş Doğarken” sergisi, onun doğaya,  emekçi kadınlar vurgusuna da dikkat çeken çalışmalarını anlamlı bir tarihle birleştiriyor. Bu sergide yeşil gezegenin insanları umudu çoğaltarak bir araya geliyor.

Sergi 29 Mart 2017 tarihine kadar Galeri Miz’de izlenebilir.

YARIN DAHA FARKLI

Barış Can Aksakal

D’ART GALLERY

TOMORROW is DIFFERENT

  Doğduğumuz günden öleceğimiz ana, üretme güdüsüyle yaşayan insanlar hiç durmadan ve farkında olmadan çalışırlar. Doğuştan geldiğine inandığım bu tükenmez azim sayesinde yeni, farklı ve eşsiz fikirler bulup hayata geçirirler. Yaşantılarının her anında yeni bir malzeme, yeni bir form veya yeni bir şehir karşılar onları. Bu ‘yeni’ ile yaratabilirler ‘farklı’yı. Bir önceki günden farklı, başkasından farklı..

  Ortaya çıkan bir fikrin veya yeni bir karakterin üzerine giderek onu çeşitlendirmeyi, evriltmeyi veya elimden geldiği kadarıyla tüketmeyi hep sevdim. Hangi parça hangi formda nasıl kompoze edilir veya camın parıldayan renkleri arasına serpiştirilecek geometrik öğelerle biçimsel ifade nasıl desteklenebilir sorularını ‘Yarın Daha Farklı’nın fikirsel yaratım sürecinde kendime sıkça sordum.

Agah Barış Can Aksakal

Agah Barış Can Aksakal

 Sıcak cam serbest şekillendirme teknikleriyle hayata geçirilen parçaların yaratım süreci boyunca göz ardı ettiğim tek şey, gerçek oranların dikkate alınmasıydı. 2017 senesi öncesinde ortaya çıkan figürlerde kaygım; biçimsel olarak insana benzeyen formlar üretmek ve gerçeklik çizgisini fazla esnetmeden yüzeylerle veya suratlarla oynamaktı. Ancak bu sergi için; ortasından kesilmiş kafalar, aynı vücutta sağ el sol el kavgası etmeyen biçimler ve kafanın gri tonlarını bir sınır gibi tam ortadan bölen kırmızı çizgiler kendini öne attı.

 Şekillendirdiğim figürlerin suratlarında kendiliğinden ortaya çıkan gülümseme haline uzun zamandır engel olamıyorum. Bu durumu sanırım, ifadesiz bakan bir surattansa gülümseyerek bakan bir surata tercih edişime bağlayabilirim. Gülümsemenin insan üzerindeki olumlu etkilerini biçimsel olarak ortaya koymaya çalıştığım figürlerimde, izleyici ve eser arasında kendiliğinden oluşan bir bağ kurmayı hedefliyorum. 

              

 “Dekadans”  15-17 Mart’ta Pera Palace’ta

Kent belleğinde yer eden mekanlara özgü çağdaş sanat sergileri düzenleyen bağımsız sanat inisiyatifi DAS Art Project.’in ikinci sergisi Pera Palace Hotel Jumeirah’da gerçekleşecek. 19. yüzyılın sonlarında faaliyete geçen, tüm Türkiye tarihine tanıklık eden, var olduğu günden bu yana sayısız önemli şahsiyeti ağırlayan Pera Palace Hotel Jumeirah’ın 125. yılını da taçlandırarak, balo salonu ve odalarına yayılan sergi 15 – 17 Mart tarihlerinde ziyaret edilebilecek.

Genç bir küratöryel ekip olarak yola çıkan ve farklı disiplinlerde üretim gerçekleştiren sanatçılarla bir araya gelerek faaliyetlerini sürdüren “DAS Art Project.”, “Dekadans” adlı ikinci sergisini 15—17 Mart 2017 tarihlerinde müze-otel Pera Palace Hotel Jumeirah’da gerçekleştiriyor.  Pera Palace’ın 125. yılına özel bir iş birliğinin sonucunda ortaya çıkan serginin teması ise bir toplumun, halkın veya yönetimin değer ve mekanizmalarındaki bozulmayı ifade eden tam Türkçe’si “düşkünleşmek” olan “Dekadans” terimi.

perapalace-interior-kubbeli1-hero

1880’li yıllarda İstanbul’u Avrupa’yla buluşturan Orient Express, Paris-İstanbul seferlerine başladığında batılı yolcuların alışkın oldukları standartları sunabilecek bir otel olarak kurulan Pera Palace, İstanbul ve Osmanlı’nın modernleşmesinde önemli yapılardan. Tüm Türkiye tarihine paralel tarihi olaylara tanıklık eden otel yazarlardan, diktatörlere, first-ladylerden, casuslara kadar geniş yelpazede konuklar ağırladı.

Pera Palas’ın tarihinden yola çıkan sergi

DAS Art Project, Pera Palace’ın kült konuklarından yola çıkarak hazırladığı kürasyonda, konuk listesindeki isimleri, Pera Palace’ın kendi hikayesiyle birlikte günümüz çöküşüne paralellikler taşıyacak şekilde eledi. Sergi sanatçıları Ozan Atalan, Burak Ayazoğlu, Ünal Bostancı, Aycesu Duran, Beril Gülcan, Onur Karaoğlu, Hakan Kırdar, Muhittincan, Öner Taylan Öztürk, Koral Sagular, Sena bu referanslardan yola çıkarak yeni üretimler gerçekleştirdiler. Performans, video, heykel, yerleştirme, yağlı boya ve fotoğraf gibi farklı disiplinlerde çalışan sanatçılar Knut Hamsun, Ernest Hemingway, Agatha Christie, Alfred Hitchcock, Pierre Loti, Mata Hari, Misbah Muhayyeş, Zsa Zsa Gabor gibi kült isimlerden yola çıkarak günümüz dekadansını inceleyecekler.

DAS Art Project. nedir?

Çisem Asya Albaş, Oğulcan Haşlaman ve Alper Turan’ın kurucuları ve küratörleri olduğu Das Art Project. bağımsız sanatçılarla çalışmayı hedefleyen, tarihi ve ikonik olarak değerli, kent belleğinde yer edinmiş mekanlarda, bu mekanlarla uyum sağlayacak temalar dahilinde kısa süreli sergiler düzenlemek üzerine yola çıkmış bağımsız bir sanat inisiyatifi, küratöryel bir ekiptir. Ekip, tek bir gün süren “Oksitosin: Güven Üzerine Denemeler” adlı sergisini 14-15 Ekim 2016’da Haydarpaşa sahasında bulunan Muhacir Misafirhanesi’nde gerçekleştirdi. İlk kez kamuya açık bir etkinliğe ev sahipliği yapan Mimar Kemaleddin’in erken dönem eseri binada 26 genç sanatçı “güven” teması üzerine üretilen işler sergilendi.

Arte Sanat Galerisi “Şimdi Buradasınız”la dikkatleri Antroposen kavramına çekiyor.

Arte Sanat Galerisi sezona Seval Şener ve Tuçe Erel Küratörlüğündeki “Şimdi Buradasınız”  isimli grup sergisi ile devam ediyor. 21 Şubat 2017 Salı Günü Saat 18.00’da gerçekleştiriliyor.

şşimdi buradasınız

 

‘Şimdi Buradasınız’ sergisi Seval Şener ve Tuçe Erel’in küratörlüğünde Antroposen kavramından yola çıkan bir grup sergisidir. Kavram üzerine bir süredir çalışan küratörler bu kavram ile sanatçıların var olan işleri arasında bir bağ kurmayı amaçlamaktadır. 2000 yılında Crutzen ve Stoermer tarafından öne  sürülen bu kavrama göre dünya Holosen Çağından (Holocene) Antroposen Çağına geçiş yaptı. Bu dönemin önemi insan eliyle dünyanın zemininde bırakılan  izin derinleşmesinden ve geri dönüşü olmayan zararların bu çağda  oluşmasından geliyor. Bu çağın başlangıcını belirlemeye yönelik araştırmalar ve tartışmalar ise hala sürüyor.Çağın başlangıcı olarak tartışılan üç önemli olaydan  ilki tarımsal amaçlarla ormanların yok edilmesi, ikincisi endüstriyel devrim, üçüncüsü ise atom bombasının icadı. Bu araştırmaların sürdürüldüğü Antroposen Çalışma Grubu (Anthropocene Working Group) jeoloji odaklı  araştırmalar yapsa da konu ​felsefecilerin, sosyal bilimcilerin, bağımsız araştırmacıların ve sanatçıların gündemine girmiş durumda. Antroposen kavramının hem içeriği hem de metodolojik çerçeveyi belirlediği ‘Şimdi Buradasınız’ sergisi küratörlerin bu kavramla ilişkilendirdiği eserleri bir araya getiriyor. Sergi kapsamındaki sanatçılar Kerem Ozan Bayraktar, Eda Gecikmez, Sibel Horada, Evrim Kavcar, Esra Oskay, Elvan Serin, Seval Şener, Mürüvvet Türkyılmaz ve Özlem Ünlü.

Sergi açılışında Korhan Erel solo bir ses performansı gerçekleştirecek.

Ayrıca sergi kapsamında 25.02.2017 tarihinde saat 15:00’te, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversite’sinden akademisyen Fatma Aykanat’ın katılımıyla Antroposen kavramı ile ilgili bir söyleşi yapılacaktır.

arredamento_acilis1

Konuşma: Bülent Erkmen

27 Yıl, 300 Sayı, 300 Kapak, 1 Tasarımcı

25 Şubat Cumartesi, 15.00 SALT Galata, Oditoryum

 İçeriği dergi kapağının sırtında taşıtmak yerine dansa kaldırmak!

27 yılda 300 sayıya ulaşan Arredamento dergisinin tüm kapaklarını tasarlayan Bülent Erkmen, 160 örnek üzerinden kapak çalışmalarına dair yorumlarını paylaşacak; tasarım hikâyelerinin yanı sıra aralarındaki ilişki ve ilişkisizlikleri anlatacak.Konuşma dili Türkçe’dir. Arredamento tarafından SALT iş birliğiyle gerçekleştirilen 300 Sayı / 27 Yıl / 1 Dergi / Arredamento (Dekorasyon + Mimarlık) sergisi, 12 Mart’a kadar SALT Galata’nın üçüncü katındaki Açık Arşiv’de görülebilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

İzlek Haber

İzlek Haber

ÖNCEKİ YAZI

Jannis Kounellis...

SONRAKİ YAZI

Piyasa Düzeninde Sanatın Muhalif Gücü-Ayşe Nahide Yılmaz

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*