Görüşme

Marcel Duchamp Röportajı

Marcel Duchamp’ın ölümünden iki yıl önce Belçikalı film yönetmeni  Jean Antoine  Neuilly’deki stüdyosunda 1966 yazında bu röportajı yapıp  filme aldı.Bu röportaj Fransızca konuşulan Belçika  televizyonunda “Zamanın İşareti” programında gösterildi. The Art Newspaper tarafından edit edilen röportaj sanatçının kedini ifade ettiği, bize zihnindeki kesin ve anlık bakışını sunuyor. 

 

marcel-duchamp-chess-set

– Siz başladığınızda diğerleri gibi resim yaptınız  ve sanat yarattınız . Sonra Andre Breton’un 20. yy. en akıllı adamı dediği bir kişi oldunuz. Bu şu mu demek oluyor? Resim yapmayı bıraktığında aptallıkla mı birlikte düşünelim?

Hayır, Hayır aptallık değil. Her şeyden önce Kendimi dünyanın en akıllı adamı olma fikrine karşı savunmak istiyorum. Bu başkasının size söyledi basit bir şeydir. Sizin buna ikna olmanız zordur. Kendimi buna inanmakta zorlanırken buldum. Çünkü her şeyden önce siz dünyayı akıl kelimesiyle anlamak zorundasınız. Onun bunu demek istediğine emin değilim. Akıllı olmanın birçok yolu var. Breton’nun düşüncelerini kabul ediyorum sadece o kadar.

-Resim ve aptallık problemi ile ilgili soruma cevap vermediniz ?

Hayır, hayır Aptallığın bununla bir ilgisi yok. Bazıları için önemli bir şeymiş gibi görünen biraz abartılmış bir aktivitedir basitçe. Kişisel olarak bir kaza geçirdiğine inanmıyorum. Çok fazla öneme sahip olmayan birçok insan aktivitesinden biri. Söylemek istediğim tamamıyla ezoterik olabilir.  Herkes resim yapar, herkes satın alır ve herkes hakkında konuşur. Merak ettiğim daha derin düşünceyi ifade etmeye geldiğinde kaale alınır mı?

-Resmi bıraktığınızda resmin öldüğüne mi inandınız?

Hiç yapmadım. Basitçe durdum. Çünkü bu zamanda söyleyecek daha fazla şeyim yoktu. Düşüncelerim tükenmişti. Düşünceler kolayca gelmiyordu. Asla şovalenin başında her  sabah sekizde çalışma alışkanlığım olmadı. Ben sadece bir şeyler bir şekilde bana canlanırsa çalışma eğilimi hissederim.  Orada olmayan ve düşünceyi ifade etmeye çalışan bir yol bulmaya çalışırım. Uzun zamandır bulamıyorum.  Resmi bırakma konusunda zor ve hızlı kararlar almadım.

R. Mutt imzalı bağımsızlar sergisine gönderdiğiniz pisuvar hakkında ne söyleyebilirsiniz?

Biraz aykırıydı. İlk kez New York’ta Bağımsızlar sergisine gönderildi.Bütün bağımsızlar sergisi için bir konuydu. Seçici kurul yoktu.  Bağımsızlar sergisinin bütün meselesi sanatçının komitenin onayı olmadan sergileme olanağı sağlamasıydı. Bu yüzden etki altında bu parçayı gönderdim.  Kabul etmeleri bir problem olmayacaktı. Sonrasında toplum nasıl bir tepki gösterecekti? Ama organizatörler ve düzenleyici komite onun sergilenmesine karşı karar aldılar. Bu benim için şok ediciydi. O ne müstehcen ne pornografik ne de erotikti. Organizatörler neden kabul etmediklerine dair bir neden bulamadılar. Onlar yapıtı  arka tarafa taşıdılar. Bütün sergi boyunca yapıtı olan bakışımızı kaybettik. Nerede olduğunu bilmiyorduk. Her şey söküldüğünde  yapıtın nereye saklandığını ve ne olduğunu anladık.

Sonrasında yarattığınız hazır yapım nesneler hakkında ne diyeceksiniz?

 Temelde çok az mantıksal bir sürecin düşüncesi olarak gelişti. Ellerinizle yaptığınız işlerle ilgili olarak siz sanatçının ellerini kesebilir ve bir şeyler ile sonlandırabilirsiniz. Sanatçının seçtiği üründür. Bir sanatçı palet kullanarak boyadığında o renkleri seçer.  Seçim sanat işinde kritik bir faktördür. Boyalar,renkler,formlar, hatta düşünceler bile sanatçının seçiminin ifadesidir. İstersen bu düşünceyi daha ileriye götürebilirsin. Elleri kullanmak neden sorun yaratır? Bir şeyler yapma düşüncesi artistin fiziki yarattığı bir şey değildir. Basitçe seçimlerden ortaya çıkar. Hazır nesneler zaten yaratılmıştır. Kişisel konuşuyorum. Ama hatırla ben bir hazır nesne ekolü olmak istemiyorum.

Sonuç olarak hazır nesne kavramı ekol düşüncesini engellemez mi?

 Evet bazı durumlarda ama tam değil. Ama uzun vadede hazır nesnenin iç tehlikesi olduğunu biliyorum. Üretilmiş olanı silebilir. Her yıl binlerce hazır nesne yarattıysanız  bu monoton ve rahatsız edici olabilir. Bu yüzde hazır nesne üretiminin sınırlanmasını tavsiye edebilirim. “Bekarları tarafından soyulmuş gelin”in içsel çalışmaları size detaylı bir bakış sağlar. Bir çeşit kullanma kılavuzudur bununla ilgili kritiklerden onlarca yorum var.

Sizce işin genel topluma ulaşılabilir olduğunu düşünüyor musunuz?

 Evet ve hayır. Çünkü her şey erişilebilir biliyorsunuz. Analizler her hangi bir değer için gerekli olmadığını öne sürüyor.  Kendime bir açıklama sunmadım. Bir şey yaptım ama kendimi çözümlemiyorum. Dahası kendimi yargılamıyorum. İzleyici üzerindeki etkinin ilginçliği üzerine bir ilgi beklemiyorum. Toplum işin yaşaması için yeterli önemde olup olmadığına karar verecek. Aksi takdirde toplum bu işe karşı çıkacak. Onlar hareket ettirmezlerse cam kırılacak ve insanlar konuşmayı kesecekler. 10 yıl,20 yıl hatta daha önce bunlar kolayca olabilir. Benim için bir şey ifade etmiyor. Söyleyecek bir şeyim yok. Bir şey yaptım ve topluma sundum. Onlar karar verecek yaşayacak mı kaybolacak mı?

-Kritiklerin yargılarına güvenmiyor musunuz?

Hayır. Bir resme, bir sanat işine inanırım. Bizim gibi yaşarlar ve ölürler.  50,60 yıldır  zamanda tasarlanır ve yaratılır. Çeşitleniyor ve sonra iş ölüyor. Sanat tarihine dönüşüyor.  Sanat tarihi işin ölümünden sonra başlar. İş yaşadıkça en azından yaşamının 50 yılında aynı periyotta yaşayan insanlar tarafından kabul veya red edilir. İnsanlar sanat tarihinin  başladığı yerde onlarla ölür ve yaşar .

Bu minvalde sanat tarihinin raslantısal olduğunu düşünüyorum. Dünyadaki en iyileri temsil etmeyen sıra dışı olduğunu düşündüklerimizin müzelerde gösterilen  işler olduğuna  kendimi inandırdım. .Bir çok dahi yönsüzlük nedeniyle bulunduğuna, uzun vadede  yaşamları boyunca dahi kalmak için bir yol bulamadılar. Yargının basit hatası aynı değerde sanatsal bir intihardır. Sonuç olarak onların işleri kayboldu. Birçok ilginç şeyler unutuluşa gönderildi. Diğer bir ifadeyle sıradanlık anlayışım budur. Temelde sıradan işler geçmişte hayatta kalması için yaratıldı. En güzel işler yok oldu. Bu benim inandığım bir şey. Kimseyi buna inanmak için zorlamıyorum.

 

-Dadaist ve Sürrealistlerle yakın bağlantılarınız var.

Evet ama ben dadizmde kendi markamı yaratmayı denedim. Tıpkı onların aynı düşünceden hareketle kendi markaları olduğu gibi ama kişisel yolla şiddetli bir şekilde ifade edildi.

Bu hareketler olmasaydı sizin işleriniz olur muydu?

 Kesinlikle hayır. Çeşitli zamanlarda çeşitli ekollerin düşüncelerini takip ettim. Her okuldan, her zaman diğer başkaları gibi etkilendim. Hiç kimse onların çevresindeki etkiden kaçamaz.

Sizce yüzyılımız sürrealizm çağı mı olacak?

Evet muhtemelen ama emin değilim. Bizim çağımızın diğer çağlarla kıyasla çok ilginç olmayacağına inanıyorum. Biz oldukça sınırlandırılmış görüneceğiz. Bizimkiler 18. yy’daki gibi sevmesi imkansız bir çağ değil ama kendi bütünlüğü ve kimliği var. Bizim yüzyılın biraz havai görüneceğine inanıyorum.

Oyun oynamak önemli bir unsur yaptığınız her şeyde. Günlük yaşamınızda satranç oynadınız ve sanırım aynı şekilde işinize de bir oyuncu olarak yaklaştınız.

 Kesinlikle. Bu kavrayışta tam bir oyuncuyum.  Sadece eğlence formu olmadan bu dünyada daha fazla eğlence  mümkün değil. Hazır cevap olmaya yatkınım. Yaşamın canlı malzemelerinin birini mizah olarak görüyorum. Acı ve keder diğer değişle çok fazla esas değil. Onlar için iyi bir neden yok.  İnsanlar gülmekten çok daha çok ağlamaya şartlı gibi gözüküyor.

Atlantikin iki yakasında da yaşadın. Fransa ve Amerika’da yaşadın yıllarca. Şimdi oraya geri dönüyorsun. Hiçbir yere ait olamama hissine kapıldın mı?

 Evet bazen ama böyle hissettiğim için oldukça mutluyum. Kesinlikle köklerimden etkileniyor olmaktan korkarım. Bundan kurtulmak istedim. Amerikadayken hiçbir köküm yoktu. Avrupa doğumluyum. O yüzden kolay. Sakin bir denizde yüzüyorum özgürce yüzebildiğim. Köklerine takılırsan özgürce yüzemezsin.
Tate Galeride son zamanlarda yer alan işlerinin olduğu bir retrospektife katıldınız. Size biri sordu. Marcel Duchamp hayatında ne yapmıştır en büyük başarınız nedir?

Boya kullanmak, sanatı kullanmak, yaşamı anlamak için geçici anlaşmalar yaratmak. Sanat işinin içinde yaşamımı kurmayı deniyorum resim, heykel formları içinde sanat işleri yaratmak yerine. Şimdi inanıyorum siz oldukça kolay  yaşantınızda hareket edebilirsiniz. Nefes almanın, oynamanın insanlarla etkileşim kurmanın bir yolu olarak. Bunlar benim şimdiki sonuçlarım. 15 ve 20 yaşımda bunu yapmaya koyulmadım ama şimdi anlıyorum ki seneler  sonra asıl yapmak istediğimdir.

 

The Artnewspaper’dan derlenmiştir.

 

 

İzlekler

İzlekler

ÖNCEKİ YAZI

Frieze New York'un Labirentinde !

SONRAKİ YAZI

Nizam Güner’in Heykellerine Felsefi Bir Yorum-Tufan Erbarıştıran

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*