Özkan Eroğlu

Kurt Schwitters

Kurt Schwitters

Form’u doğru bir şekilde kuşatmadan deform yapılamaz. Resmin temel kuralı deformasyondur; yani tüm efektler bu deformasyona dayalı çıkarımlarla sağlanır. Birbirlerinden, ülkemizde gösterildiği gibi ayrı değil aynı şeyler olan somut sanatta form nedenli önemli ise, soyut sanatta da deformasyon o denli önemli bir konudur. Şimdi tam anlamıyla “ifade” meselesine ulaşmada ve orijinal veya yeni bir şeyin peşinde giderken “subjektive deformation” (öznel deformasyon) doğal olarak “objektive deformation”na (nesnel deformasyon) tercih edilen bir şey olmalıdır. Buradan, öznel deformasyonları sulandıran bir konu olan, ele alınan meselenin, tematik bağlamdan içerik’e doğru sözü edilen sulandıran sıkıntılardan uzak tutulmasını gerekli kılar. Bu sıkıntılardan biri de plastik sanatları şiirsellikle, hatta edebi olanla yıkamaya kalkmaktır. O an “ifade” denilen şey “dekorasyon” denen şeye döner. Buradan da şu söylenebilir: Öznel deformasyon, kendini yok etmemiş efektleri de yanına alarak “ifade”ye, diğeri; nesnel deformasyon ise “dekorasyon”a dönüşür. (Bu arada Maniyerizm de küçümsenen bir şeydi sanatçılarca, maniere olmak aşağılamak için bir nedendi. Fakat 16. yüzyıldaki büyük devrimi, o maniere olma dedikleri algılar yarattı. Efekt konusunun da benzer bir kavram olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca bazı insanlar kitsch üretmekten de gurur duymaktalar; bu da asla küçümsenemez.)

Benim vurguladığım efekt: Hareketleri mutlak izlemesi gereken duyumsamaların (sanat yapıtı olacak inşanın yüzeyindeki) doğal olan ve olmayan kaynaklarda gerçekleştiğini derin hislenme aracılığıyla görmek anlamı taşır.

Alman sanatçı Kurt Schwitters şöyle der; “seçilen elemanlar ister uzayda yer kaplasın, isterse sanatçı yaratımlı sadece resim düzleminde bir yer işgal etsin, hiç fark etmez. Çünkü geride bıraktığı, aldığı etkilerden kaynaklanan efektleri çok önemlidir. Bu efektlerdir ki bir çalışmanın yapıta dönüşmesinde etkin bir rol üstlenecektir. Efekt denilen şey, en başta önem noktaları denilen durum tespit duraklarında oluşmaya başlar, daha sonra da izleyicinin gözüyle birlikte ‘efekte efekt’ yüklenmeye başlar. Bu eklemleme kolay bir yol gibi görünür, fakat değildir, zor olan bu yolda çok fazla üretmek, durmak bilmeden çalışmak ve dahası ayıklamasını bilmektir. Bu bir sanat gezintisidir çıkılan ve tanıyarak öğrenmeyi zorunlu kılar. Burada sanatçı kendisini tanır önce, sonra çevresini de tanıyarak bir aura’ya ulaşır”(*)

(*) Hanne Bergius, “Kurt Schwitters-Aspekte zu Merz und Dada”, Deutsche Kunst im 20. Jahrhundert Malerei und Plastik 1905-1985, München, Prestel Verlag, 1986, s. 442.

Sanat Eleştirmeni Özkan Eroğlu

Sanat Eleştirmeni Özkan Eroğlu

Sanat Eleştirmeni,Tekhne Yayınları Genel Yayın Yönetmeni

ÖNCEKİ YAZI

Thannhauser Koleksiyonu'nun Kısa Tarihi

SONRAKİ YAZI

Avni Lifij: Çağının Yenisi Sergisi

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*