Sanat & Kültür

Kaybolan Değer Yargıları … “Kitsch” (Kiç) leşen Zevkler !

Zaman değişti… Durum değişti… Siyasal güçler,dengeler değişti… Değer yargıları değişti.. Zevkler kitsch(kiç) leşti.  Bu oluşum ve değişimlerin egemen olduğu konjonktürde sergilerde nü eserlerin, kamusal alanda mayolu manken fotoğraflarının üstünün perdelenmesine artık kamuoyu eskiden olduğu gibi pek tepki göstermiyor. Duyarsızlaştı, Kanıksandı.

Bir zamanlar Aristokrat yaşam biçimi sürdüren aileler evlerinin duvarlarında daha çok küçük boyutlu tablolar asar  ve üstüde dantel işlemeli bir örtü ile perdelenirdi. Perdeleme nedeni ise bugünkü anlayıştan çok farklıydı. Sürekli göz önünde olan o sanat eserinin göz alışkanlığı nedeniyle yıpranmaması ve farkındalığının azalmaması içindi. Bu anlayış, zamanın imbiğinden geçen zarif bir duyarlılıktı. Zaman zaman görülmek istendiğinde perde kaldırılarak gizli, gizemli bir hazineye bakıyormuş gibi eser temaşa edildikten sonra  üstü  tekrar özenle dantelalı  örtüsüyle perdelenirdi. Yetmişli yıllarda  Nişantaşı’nda oturan bir aileyi ziyaretimde tanık olduğum bu davranış, oldukça gizemli ve melankolik bir anlayış biçimi olarak gelmişti bana… Çok da etkilenmiştim.

                                                                       ***

1960’lı yıllarda 61 anayasasının ilerici, aydınlanmacı ruhunun tetiklemesiyle evlere kütüphane olarak tanımlanan kitaplık girmeye başlamıştı. Özellikle yeni evlenen çiftler ev kurarken  kitaplık, ev eşyalarının olmazsa olmazıydı. Evlerin bir köşesine, genellikle de salona yerleştirilen kitaplığa ailenin ilgi alanına göre dizi dizi kitaplar konur ve eve eş,  dost, misafir geldiğinde kitaplıkta yer alan birkaç kitap sohbetin konusu olurdu. Ne yazık ki muktedirin ! 1970 darbesinde “ Toplumda sosyokültürel kalkınma ekonomik kalkınmanın önüne geçti !” “tespiti !” ile başlayan baskı, sansür ve  sonrasında gelen 80 darbesi bir kuşakla birlikte kitaplıkları da  evlerden yok etti. 

Ancak 61 anayasası ile oluşup gelişen  işte o aydınlanmacı ruh, seksenlerden sonra birazda yok olan kitaplıklara yumuşak bir tepki olarak evlerin duvarlarını aydınlatıp her duvara bir resim asmaya / pencere açmaya başladı. Olay, aristokrat yaşam biçimi sürdüren ailelerin dışına taşmıştı… Şekil de değiştirmişti. Artık duvarlardaki eserler perdelenmiyor, boyutlar da giderek büyüyordu. Sanatsever aileler giderek 90’larda salonlarına özellikle de yatak odalarına birer  nü eser koymaya başlamışlardı. Nü koleksiyonu yapan koleksiyonerler de az değildi. Biriktirdikleri nü eserlerden övgüyle söz ediyorlardı.  Bugün gelinen noktada yatak odalarındaki o özenle ve zevkle asılan nü’ler yok oldu. Nü koleksiyoneri ise büyük  bir çaba ve özveri ile biriktirdiği kolekiyonunu görünmez bir köşeye terk etmiş durumda !

                                                                       ***

İstanbul’un eski semtlerinde ( Fatih, Üsküdar, Sultanahmet, Kadıköy, Eminönü, Beşiktaş, Aksaray, Ortaköy gibi) Osmanlı döneminde yapılan camilere bir bakın. Estetik mimarisiyle, insanların yalnızca ibadetlerini yerine getirme amacıyla tasarlanmış her biri birer sanat eseri… Gelin bir de günümüzde  İstanbul’un büyümesiyle birlikte oluşan semtlerinde inşa edilen camilere bakın. Öncelik, ibadete değil de her birinin altında oluşturulan ticari mekanlara verilmiş. Sıra sıra dükkanlar… Cami, o dükkanların oluşturulması için araç olarak kullanılmış sanki …  AVM’Lİ camiler denmesi  yanlış olmaz. Kiracıları da o camilerin yapımını üstlenen derneklerin çalışanları. Kiraların nereye gittiği de meçhul.

İki binli yılların  başından günümüze uzanan yelpazede her alanda kitsch(kiç)leşen, ticarileşen değer yargıları sanatta da  -sanatın özünü oluşturan-   estetik değerleri yok etti. O anlayışa sahip çevrelerin beğenisini ve zevkini görselleştiren, çağdaşlıktan ve evrensel değerlerden uzak, islamik formlarla süslü – Burada söz konusu olan islamik formların çağdaş yorumu değil, bilinçsizce kiç’leştirilmiş biçimidir- maddi ve sanatsal değeri olmayan  “eserler” evlere girdi.

Güzel sanatlar fakültelerinde ise öğrencilere anatomi derslerinde modele don ve sütyen giydirildiği biliniyor.  Oysa Osmanlı döneminde kurulan Sanayi Nefise Mektebinde bile modele don ve sütyen giydirilmediği söylenir.

                                                                       ***

 

                            Uluslararası Yılın Genç Ressamı Yarışması

 

11 yıldır aralıksız devam eden “ rh+artmagazine Yılın Genç Ressamı”  yarışması mekan sorunu nedeniyle maalesef ikinci kez ertelenme durumunda kalınmıştır. Yakın bir gelecekte sorunu çözebilmek amacıyla yarışma komitesi çalışmalarını sürdürmektedir. Katılım tarihi ve jüri yakında duyurulacaktır. Yarışmaya katılmak isteyen sanatçı dostlarımızın anlayışla karşılamaları dileğiyle…

Tevfik İhtiyar

Tevfik İhtiyar

ÖNCEKİ YAZI

Galeri Ark-Sessizliğin Tadını Çıkar !

SONRAKİ YAZI

rh+artmagazine 116. sayı çıktı !

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*