Evrim SekmenSanat

John Heartfield ve Politik Fotomontajları

Sanatın siyasetin dilinden konuştuğu gündeme dair, eleştirinin çıkış noktasını, dünya savaşları sırasındaki politik ortam oluşturur. Sanatın pratik anlamda hayatı dönüştürmeye yönelik mücadelenin içinde yer almasıyla sanat, hayatın içerisinde politik bir sorumluluğun doğrudan yaratıcısı olmuştur.  Savaşların yüzyılında kötülük kavramının salt ahlaki bir yan içermediği yanı sıra insani ve bilinmeyen  tarafı yaşamdaki örnekleriyle sorgulanıyor. Dünya savaşları sırasındaki faşizmin açtığı savaşa karşıt bir tarafın, fiziksel ve nedensiz kötülüğe karşı ürettiği kavramlar ve ideolojiler, bugün de hala geçerliliğini koruyan, zihin açıcı bir mecra sunuyor.

 

Politik bir yaşamın herkesi sardığı tedirgin edici savaş sonrası dönemde toparlanmaya çalışan dünyanın fikirsel inşaları ve bugünkü taslakları bu dönemde yaratılmıştır. Önemi nereden bakarsanız bakın günümüz hayatına referans veren bu kıyamet zamanları dramatik olanın  tüm dünyada geçerli olduğu aşkınsal bir boyutta yaşanmıştır. Bugünden anlayabilmek veya empati kurmak büyük bir çaba gerektirir. Hayatı umut dolu, barışçıl bir geleceğe taşımak için hayata iyiyi ve eşit bir düzeni, yeniden iade etmek için sanatçılar, aşkınsal bir cesaretle bu karanlık tünelden geçerek hayatlarını yaşamışlardır.

Meral Bostancı’nın titiz bir ürünü olan Dada’nın radikal sanatçısı “John Heartfield’ ve Politik Fotomontajları” kitabını okurken sanatçının yaşamının ve sanatın bir hayat mücadelesi olduğu bir zamanda karşılığında ödenecek bedelleri düşünmeden yaşam boyu yaratmanın ve mücadele etmenin sanatın kendisi olduğunu görüyorsunuz. Politik fotomontajlar görsel bir politik dili kurgularken yaratıcı sanatçının grafik dehasını bugünde geçerli bir şekilde ortaya koyuyor. Kitabın sanat tarihine eklenen bir kitap olmasının yanı sıra görsel veriler ve tanıklıklarla  John Heartfield’in yaşam öyküsünün detaylarını sunuyor. Yazar, hayatı politik mücadelenin içinde geçmiş bir sanatçının portresini kurarken, karmaşık ve duygusal yorumlarının yerine yazının objektif, düzenli ve anlaşılır yanını kullanıyor. Bu nesnellik metnin içindeki dramların John Heartfield  ve Dada estetiğinin süreçlerini takip açısından okuyucuya öznel bir yönelim sağlıyor. Okuyucu, okuma deneyimi olarak öğreticilik yerine  gösteren ve okumaya yönelik bir sunumla karşılaşıyor.

John Heartfield’in yaşam öyküsüyle başlayan kitabın vurucu başlangıcını babası Franz Herzfeld’in siyasi geçmişinin aileden gelen genetik bir miras olma özelliği oluşturuyor.  Alman siyasi bir ailenin çocuğu olan John Heartfield , sosyalist düşünceleri ve mücadelesi nedeniyle Nazi hükümeti tarafından 3. Sınıf düşman kategorisine alınarak mülteci hayatı yaşamıştır. Anne ve babasının o zamanki ismiyle Helmut ve iki kardeşiyle ormanda terk ederek gitmeleri ve başka insanlar tarafından yetiştirilmeleriyle başlayan travmatik öyküsü hayatı boyunca bu travmanın ruhsal yapısında izler bırakmasına neden olmuş olabilir. Zaman içerisinde sanatsal disiplini ve yaratıcı dehası kaotik hayatın içinde gelişmiştir.

John Heartfield tanıştığı bir arkadaşının tavsiyesiyle Berlin Tatbiki Güzel Sanatlar okulunda grafik eğitimi aldıktan sonra düzenli bir işle beraber sanat eğitimli biri olarak politik hayatın içine çekilmekten ve insani tavır almaktan, hayat görüşü nedeniyle geri kalmıyor. Savaş ve faşizmin karşısında fotomontajlar üreten Heartfield, Alman Dada’sını kuran isimler arasındadır. Kardeşiyle beraber kurduğu Malik Yayınevi’nde afişler, kolajlar, broşürler tasarlayarak sanat çevresinde Avangard sergilere katılır. Sosyalist kitap kapakları tasarlar. Yoğun sergilerin ve toplantıların eşliğinde Berlin Dada’sının etkili ismi haline gelir.   John Heartfield,  George Grozs ile açtıkları sergilerle Dada’nın ironik eleştirel dilini keskin bir şekilde gösteriyorlardı. “Sanat öldü yaşasın Tatlin’in Makine Sanatı” “Dada, devrimci mücadelede Proleterya’nın yanındadır” gibi sloganlar kullanılıyordu. “ Kataloğun kapak sayfasında yer alan ve George Grosz ile John Heartfield’a ait olan bir kolajda Dadaizm’in bazı ilkeleri yazılıdır: “Dada akımı, sanatın metalaşmasına karşıdır”, “Dadaist insan, sömürüye karşı olan insandır”. Sergiyi düzenleyenler ve yapıtlarıyla katılanlar şunlardır: “General (Marshall) George Grosz, Dadazof (Dadasoph) Raoul Hausmann, Montajcıdada (Monteurdada) John Heartfield”. ‘Sanat’ sözcüğü, katalogda genellikle aşağılayıcı bir biçimde kullanılmıştır: “Dadacı yapıtlar sergileniyor ve satılıyor.” Kataloğun bir Malik Yayınevi ürünü olduğuna ise değinilmemiştir.”(Alıntı)

John Heartfield’in  politik, muhalif bir sanatçı olarak değerlendirilmesini zorunlu kılan sanat yapıtlarıdır. 1930’lu yıllarda Amerika’daki Life dergisi gibi resimli dergilerin fazlasıyla bulunduğu Berlin’de işçi ve antifaşit sol yayın yapan AIZ dergisindeki fotomontajları yazarın vurguladığı gibi “Beyaz Küp” karşıtlığı gibi sanatın kamusal bir görevi olmalı yönünde bir itiraz taşır. Derginin sağladığı teknik olanaklar Heartfield’in okunmaya yönelik imgelerini etkili ve vurucu hale gelmesine yardım eder. Heartfield’in yapıtlarını üretme tekniğinden yaratıcılık unsurlarına kadar görsel bir sanat okuması sunuluyor. Heartfield’in fotomontajları ile ilgili yapılan değerlendirmeler, sanatçının işlerini konumlandırıyor.   “Alman eğitim bilimci ve politikacı Heinz-Joachim Heydorn (1916-1974) bu durumu: “Daha iyisi olamayacak bir ürün, iç içe geçmiş iki el: İşte yeni bilinç, derin duyguların hareketlendirdiği şiirsel yeni yaşam güzelliği…”  (Alıntı)olarak  betimlemiştir. Kitabın başında yazarın bir soru olarak bahsettiği politikaya angaje bir sanatın olup olamayacağı ile ilgili sorunun cevabı kitap bitiminde okuyucu tarafından başka hiçbir söze gerek kalmadan veriliyor. John Heartfield Radikal bir DADA sanatçısıdır ve bugünün aktivist, muhalif düşünceyi sanatına bir yön tayin eden sanatçı ve kişiler için öncüdür.

John Heartfield’in fotomontajlarının yapıt okuması bilimsel yanıyla, sanat tarihsel okumalar yaptırıyor. Heartfield’in simge dilinin transformasyona ve manipülasyona evrilen tarafı doğrudan korkusuz imalarla hareket ediyor. Sosyalizmin sanatsal büyüsü şüpheyi besleyen ve aklı duygunun emrine sokan coşturucu özelliği için tekil birer örnek görevi görüyorlar. Yazarın sanatçının üretimine olan yoğunluğuna,  Heartfield’in sanat deneyimi eklenince yapbozun parçaları tamamlanırcasına “sanatçı ve zamanı” resmini görmek kolaylaşıyor.   Sanatın hayat olduğu bir ortamın niteliği konusunda John Heartfield kronolojisi farkındalığımızı arttırıyor.

Ayrıca Heartfiled’in imgesel stratejileri ve simgesel dil kavramlarının yaratıcısı olduğunu vurgulamak gerekir. “John Heartfield, Nasyonal Sosyalist hareket ardına gizlenmiş milliyetçi görüşe olan kişisel tavrını bir halatla birbirlerine bağlanmış olan baltalar aracılığıyla, Nazilere atfedilen bir ambleme (gamalı haç) gönderme yaparak ortaya koymuştur. Cellâtların kanlı baltaları gösterilerek oluşturulan bu düzenleme, Nazilerin ‘ulusçuluk’ adı altında uyguladıkları insanlık dışı ve kanlı politikalarına olan isyanın görsel anlatımı niteliğindedir.”(Alıntı)

ohn Heartfield, Uygun adım yürürken Modernleşme

Simgesel dil kullanımının savaş yüzyılında bir kültür halini aldığı ve ikili bir imayla psikolojik bir obsesyonu gerçek anlamda görünür kılması bugünün bilinciyle kavrayamayacağız düşünsellikleri de beraberinde getiriyor. Heartfield’in imgeleri ikili bir imayı çağrıştıran ve her türlü kaçışı barındırabilecek bir anlama yol açabildiğinizi çıkarıyorsunuz. Tarihsel bir imgenin kendisi olarak sanatçıyı o dönemde getirdiği eleştiri ve geleceğe yönelik öngörülerle değerlendirmek sanatçı olmanın halen daha geçerli bir ögesi. John Heartfield bir Dada sanatçısı olarak bugünkü sanatçı kavramının özelliklerini taşıması nedenlerinin tek bir işindeki sanatsal unsurlarda duyumsanabilecek iddiasını taşıyor.

Bugünün kapitalist reklam imgeleri tarafından kullanılan bu sloganlar siyasi mülteci bir sanatçının dramatik hayatıyla örtüşen yanı sanatın aurasının yitimini akla getiriyor. Sosyalist birçok simge ve imgenin dolaylı politik bir dille ele alındığı zamanlar bugün kapitalist çağın simgelerine dönüştüler. Meral Bostancı’nın John Heartfield’in eserleri üzerine yaptığı yapıt okumalar bu fotomontajların bugünkü sanat değerini bildirmede önemli bir olanak sağlıyor.  Hayatı barışçıl ve yeni daha adil bir düzende yaşamak için hayatını politik mücadeleye adayan sanatçının yaşamı,  sanatsal yaratıcılığı ve sanat geleneği içerisinde bugün Dada’nın yaşama armağan ettiği kavramların yaratıcısı bir sanatçıyı tüm yönüyle okuduğumuz bu çalışma sonunda okuru, sanatçıyla ilgili yakın bir takibe zorluyor.

*Bu görüntüler, sanatçının torunu John J Heartfield’ın küratörlüğünü yaptığı John Heartfield Sergisi’nin (John Heartfield Exhibition) izni ile yayınlanmaktadır. John Heartfield Sergisi, sadece John Heartfield’ın hayatı ve çalışmalarıyla ilgili en kapsamlı web sitesi değil, ayrıca dürüstlük ve cesaretle sanat ve sanatçılar için güçlü bir politik sanat müzesidir.
(These images are courtesy of The John Heartfield Exhibition, curated by his grandson, John J Heartfield. The Heartfield Exhibition is the not simply the most comprehensive website regarding the life and work of John Heartfield. It is also a powerful political art museum for art & artists with integrity &  courage)

 

 

 

Evrim Sekmen

Evrim Sekmen

ÖNCEKİ YAZI

Heykel Ustalarıyla Sanatın Anlamı Üzerine-Hasan Çelikkol

SONRAKİ YAZI

Neye Yarar Eleştiri ?- Charles Baudelaire

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*