İzlek

Jannis Kounellis…

  Arte Povera  sanatçısı Jannis Kounellis’i  16 Şubat’ta 80 yaşında kaybettik.  Atina doğumluydu ve 1956’dan beri İtalya’da yaşıyordu.  Kounelli,s 50 yıldan fazladır çağdaş sanatın önemli bir figürü. Art Povera hareketinin de öncülerinden biri. 1960’lı yıllarda yükselen Arte Povera,  orijinal ve radikal  heykel, performans ve enstalasyonla sanatsal deneyimi yeniden tanımlamada merkezi bir rol üstlendi. Alberto Burri, Lucio Fontana, Jackson Pollock ve Franz Kline gibi sanatçıları etkiledi. Kounellis kariyeri boyunca çağdaş sanatın sınırlarını  ve özellikle resmin olanaklarını genişletti.

Üç boyutlu  ve hazır yapım nesnelerine ( Bazen yaşayan canlılar; atlar, kuşlar ve insanlar) rağmen Kounellis her zaman kendini ressam olarak tanımlamakta ısrar etti. Bir öğrenciyken ” L’alfabeto di Kounelli”s adında Roma’da ilk solo sergisini yaptı. Sanatçı, yüzeyin üstüne harf ve  numara kalıpları  şeklinde   siyah beyaz  tuvaller   sergiledi. 1960’lar süresince Kounellis işinde günlük sokak işaretleri gibi  buluntu heykelsi nesneleri tanımaya başladı.  Aynı yıl  bir resmini giydi ve stüdyosunda resminden biri olduğunu göstermek için bir performans yarattı. İş çok beğenildi ve takip edildi.  Sanatı, çağdaş toplumun hayal kırıklıkları ve gerçeklerine tekabül etti. İlkel, kökten ve insani değerleri taşıdığı düşünüldü. 

Jannis Kounellis Berlin Sergisi

Jannis Kounellis Berlin Sergisi

1960’ların sonuna doğru buluntu nesneler bazen fiziksel ve kültürel olarak birinden bir diğerine etik bulunmadı. Yeryüzü ve ateş  çuval bezi ve altın gibi nesneleri  işlerinde kullanmıştı. Kounellis canlı hayvanları kullanmaya başladı. 1969’da Galeria L’Attico’da yuları bağlanmış atları kullandı. Gerçek hayattaki sahneyi dönüştürdü. Sanat,  yaklaştırabilir. Diğer sanatçılarda  enstalasyonlarına performatif nesneler eklemeye başladı. 21.yy’da  Kounellis yeni malzemenin olanakları için dünyayı maden gibi görmeye devam etti. 

Ocula.com’un sanatçıyla yaptığı söyleşiyi yayınlıyoruz. 

O-Bir öğrenciyken Roma’da 1960 yılında L’alfabeto di Kounellis  adındaki  ilk solo serginizde harf ve rakamlarla kalıplandırılmış  siyah beyaz tuval serglemiştiniz.  Kore’de Wooson Gallery’de açılan son serginizi açtınız. Alfabe işlerinizle son işleriniz arasında iz sürülebilinir mi?

Roma’daki La Tarraruga Galeri’deki İlk sergim boşluğa yazılmış simyasal ritmikti, tuvaller evimin duvarları kadardı. Pamuktandı duvara gerilmişti ve beyaza boyalıydı. Bugün doğrudan tuvalin boşluğunun genişliğinden boşluğa hareket ediyor. Yapılmasıyla ilgili farklar var. Ama konsept aynı kalır. Simyasal şarkılar vardı resmi sergide fark buydu. Simya dediğim gibi vardır yalnız şarkı söylemek için gerekli değildir. O yerin ağırlığını alır. 

O-Siz şaşırtıcı derecede malzemeyle çalıştınız. Canlı hayvanlar, insan, müzik, kahve, çuval, çelik, giysi.Hala kendinizi bir ressam olarak tanımlıyorsunuz. Bu tanım neden sizin için bu kadar önemli?

“Ressam” en eski bir tanımdır. Belki de fresk ressamlarına tekabül ediyor. Resmin tınısı sadece resim değildir. Kübistler ressamdır.  Franz Kline, Rembrandt ressamdır. Konstrüktivistler de öyle. Ortaçağ hristiyanları ressamdır. Duchamp’da öyle. Ressamı tanımlarsak düşünme biçimi ve geleneği anlamına gelir. Sizi  çok renkli yelkenli üzerinde özgürlüğe; dağ gölleri ve okyanuslardan  bilinmeyen adalara götürür. Bu resimdir. Her an eşsiz ve tekrar edilemez.

0626KOUNELLIS1-master1050

1967’de beri İtalyan sanat hareketine katıldınız. Arte Povera çağdaş politik radikalizm ve özellikle 1968 öğrenci protestolarıyla bağlantılandırıldı. Son yıllarda Londra, İstanbul ve Yunanistan’da isyanlar görüyoruz. Yeni işleriniz dünyanın şimdiki durumunu yansıtıyor ve kurumları eleştiriyor mu?

Fransa Devrimi zamanı Goya Paris’teydi. Kısa duruşmalar ve günlük cinayet tutuklamaları içinde geçen zamanda   David,  Mari Antoinett’in at arabasında otururken yüzünü çizmesi (ki ölüme gidiyordu)  gerçeğinden çarpıldığını yazdı. .Bu sahnede yüzünde korku vardı. 

1968 hareketi üniversite isyanı olarak başladı.  Ama Fransız devrimi’nin özgürlük talebi derecesine ulaşmadı.  Sosyolojik  bir iş yapma isteğim yok. Bu beni ilgilendirmez. Ben eski bir hümanistim ve benim için insan yeri doldurulamaz merkezde ve açık bir sınırdır. Bu gerçekten uzaklaştığımızda gelecek vizyonunu kaybetmeye neden olur. Unutmamalıyız. Ancak problem devrimci veya muhafazakar tarzdır.  Yeni imge eski resimlerin patosuna sahip olmalıdır.

O-Bugünün toplumunda sanatçının rolü nedir?

Sanatçı her aman vizyon sahibi olmalıdır. Tarihin birçok periyodunda çeşitli diktaryal yönetimler sanatçının bağımsızlığını çekip aldılar. Sanatçı özgürlüğü doğrulayan yeninin mucididir.

O-Sanatı bir taşa benzettiğinizi duydum. Suyun içine atarsın ve hafifçe dalgalanmasını izlersin. Sizin için önemli olan bu mu?İşin kendisi değil sanatı, insanları ve dünyanın bakışını nasıl etkileyeceği mi?

Kamu binasının duvarına karşı 100 kilo kömürle bir iş yapmıştım.  Galeri, kilise fabrika olabilirdi. Malzemenin ağırlığıyla ilgiliydim phantasmagoric imajı ile değil. Ağırlık, görünürlüğü ve etkiyi dışlar. Size yol gösterir. Dünyayla gerçek bir ilişki kurar. Bu elbette Malevich’in karesinin karmaşıklığını dışlamak demek değildir.

 

ÖNCEKİ YAZI

Self-Service Art'tan Açık Çağrı

SONRAKİ YAZI

Mart Ayı Sergi Gezdirecek!

İzlekler

İzlekler

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*