Sanat İdeolojimiz Yok- Özkan Eroğlu

SANAT İDEOLOJİMİZ YOK..! Konuya direkt girmek istedim. Diyeceksiniz ki sanki siyaset ideolojimiz var mı? Sanat ideolojisi çok özel bir konu. Siyasetin ideolojisine pek benzemez. Siyaset yapabilmenin şartlarıyla, sanat yapmanın veya sanat üzerine düşünceler oluşturup, bunu söze ve yazıya dökmek bambaşka şeyler olduğunu belirtmeliyiz. Sanat ideolojisi konusunda “sanat” ve “ideoloji” sözcüklerinin …

Devamını Oku →

Sanatta Temsilin Yıkımı: Fenomenolojik Göz Olayı

Böyle bir konu, “görünür” ile “görünmez” kavramları üzerine kuruludur. Fenomenolojik göz, betimleyici bir özellik taşır ve bu özellik, “dünya yaşamı” dediğimiz tanıma değer verip, genişletmeyi zorunlu hale getirir. Fenomenolojik göz, “beden” ve “zaman” kavramlarıyla yoğun ilişkiye tabidir. Beden farkındalığı ve bu farkındalığın her zaman değişik algılanabileceği gerçeğini de sunar. Söz …

Devamını Oku →

Görsel Bellek

Eidetik (Eidetische) özelliğe; bir görsel belleğe sahip olma, bu belleğin biriktirici, hatta koleksiyon yapıcı karakteri yoluyla meselenin özüne inmek için yoğun çaba koyması durumuna işaret eder. “Eidetik” kelime anlamı itibariyle, genellikle görsel, bazen de işitsel olan ve gerçek algıyla büyük benzerlik gösteren bir belleğe dayalı imaj olgusudur. Bu belleğe dayalı …

Devamını Oku →

Bazı Eleştiriler- Özkan Eroğlu

Öncelikle belirtmeliyiz ki, uzunca zamandır sergi gezmiyoruz; şaşırtan ve heyecanlandıran bir şey olmadığı için. Fakat yakın noktalarda açıldıkları ve sanatlarını benimsediğimiz Asım İşler ve Özdemir Altan sergileri gerçekleştirilince, dayanamadık ve hareketlendik. Hafta sonunda da TÜYAP’ta “Sanat Tarihçi ve Eleştirmen Bedrettin Cömert” başlıklı konuşmam olduğu için, onca uzak noktaya gitmek durumunda …

Devamını Oku →

En İyisi ile En Kötüsü Arasında İstanbul Bienali -Özkan Eroğlu

Aşağıda yer alan iki bienale dair eleştiri yazıları, bizim en iyi bienal etkinliği olarak gördüğümüz 4. Bienal ile kalitesizliğin maksimuma çıktığı ve İstanbul Bienali mantığının dibi boyladığı 9. Bienal’e dair eleştirileri kapsamaktadır. Yazılar bienallerin düzenlendiği yıllarda kaleme alınmıştır. 9. Bienal sonrasında da bienal etkinliği sanat anlamında iyice kontrolden çıkmıştır. Bir …

Devamını Oku →

Sanat Yaratıcı Sanat-Özkan Eroğlu ile Görüşmeler

Kitap söz konusu bölüm başlıklarından oluşmakta: “Yaratıcılık nedir? Yaratıcı Kişi Kimdir? ‘Yaratıcı’ doğru terim midir? Sanat bir bilim midir?” “Farklı Yaratıcılık Alanları, Türleri ve Aralarındaki Farklar”, “Yaratıcılık Neden ve Hangi İhtiyaçtan Doğar?”, “Yaratıcı Süreçte Yaşananlar, Yapılanlar ve ‘Ben’in Beslenmesi / Yaratıcı Kimliğin Felsefesi”, “Yaratıcı – Estetik Kurallar / Yaratıcı- İçsel …

Devamını Oku →

Eleştiri ve Bilim -Özkan Eroğlu

  A.M.Celâl Şengör’ün “Bilgiyle Sohbet-Popüler Bilim Yazıları” isimli kitabını okurken, bu bilim adamıyla uzunca zamandır yakından ilgilenen biri olarak neler düşünmedim ki. İlk aklıma düşenlerden biri, bir bilim adamının zihnindekileri sürekli yenilemesi gerektiğiydi ki, bu bir bilim adamının eleştiriyi de yanına alarak elemelerde bulunması ve sürekli zihnindekileri boşaltması, yenileriyle de …

Devamını Oku →

Sanatı Sanat Yapan Bütünün Gözetilmesi-Özkan Eroğlu

Bugün, enteresan bir konu üzerinden yürüyelim istiyorum. Bu konferanslar, felsefe derslerimizin plan şemasına uygun bir şekilde sürecek. Konferansımızın konusu; “Sanatı sanat yapan bütünün gözetilmesi”.   Öncelikle konuşmamızda ele alacağımız Laokoon heykelinin bir Roma kopyası, fakat heykel aslı itibariyle Yunan sanatı kökenli. Önce heykeli kısaca tanıyalım; neyi tartışacağımızı bilmek açısından. MS …

Devamını Oku →

Nesnesiz hislenme -Özkan Eroğlu

Sanatın tarihindeki yeniden inşa önerimiz “A Noktası: Giotto, B Noktası Duchamp, C Noktası: ?” şeklinde bir formüle[1] 2004 yılında varmış ve mesele, yeri geldikçe açıklanma noktasına ulaşmıştı. Duchamp’ın çıkış yapmaya başladığı ve ready made’lerini ileri sürdüğü dönemde, bir başka ilginç yaklaşım da Malevich’ten geliyordu. Giotto ile başlayan nesneli hislenmenin peşi …

Devamını Oku →

Bazı Eleştiriler

Modernizm, nasıl hemen her çağ için geçerliyse, postmodernizm de hemen her çağ için geçerli bir tanımdır ve bu tanımlamalar sadece yirminci yüzyılı ilgilendirmezler. Bunu öncelikle belirtelim; sonrasında bu karşıtlığı tüm sanatın tarihi üzerinden görmenin de, öyle her baba yiğide gelemeyeceğine de vurgu yapalım. Durum böyle olunca, son 40-50 yıl üzerinden …

Devamını Oku →