Açık Sergi

İda Tursic & Wilfried Mille- “Melankolik Gün Batımı”-Pilevneli

Pilevneli, Fransız sanatçı ikilisi İda Tursic & Wilfried Mille’nin yeni işlerinin yer alacağı “Melankolik Gün Batımı” adlı kişisel sergilerine 10 Ekim – 1 Aralık, 2018 tarihleri arasında  Dolapdere’deki galerisinde ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.

İda Tursic & Wilfried Mille’nin işleriyle bir yazarın edebiyata ithafen kaleme alabileceği aşk mektupları arasında
şaşırtıcı ama bir o kadar da su götürmez bir analoji vardır. İda Tursic & Wilfried Mille, resim sanatının tarihine,
belli başlı türlerine ve kurgulama sırlarına odaklanarak resim sanatını kutlar; ona övgüler yağdırırlar.

İkilinin resimleri, Rönesans’tan geç 20.yy’a, Raphael’in “Tempi Madonna”sından Cézanne’ın manzara
resimlerine, Manet’nin janr resimlerinden Christopher Wool’un soyut tablolarına göndermelerle doludur. İkili
işlerinde kendilerine ait sanatsal sorumluluğu hiç unutmadan, tutkudan eleştirel bir mesafeye uzanan çok geniş
bir yelpazede birbirinden farklı duyguları ve düşünceleri ele alırlar.

2000 yılında, yani sanatçı ikilisi olarak çalışmaya başladıkları andan itibaren İda Tursic & Wilfried Mille’nin
işlerinin en önemli özelliği, imaj kompozisyonlarından oluşmalarıdır. Dergilerden, filmlerden, internetten ve
sanat kitaplarından aldıkları imajlar son derece çarpıcı kişisel bir koleksiyon oluşturur. Yağlı boyayla ustalıkla
boyanan bu imajlara bir de ek bir transparan gümüş kat eklenince bambaşka bir tasvir boyutuna geçerler. Bu
resimler nihai halleriyle hem estetik hem eleştirel bir derinlik taşırlar.

Maddesel dünyadan ruhani dünyaya geçen pin-up’lar, çiçekler, bir David Hockney portresi, Michelangelo
Antonioni’nin “Blow Up” işindeki İngiliz bahçesi ya da beşamel soslu makarna yapan bir Lindsay Lohan imajı;
kanvasın üzerinde çok çeşitli renklerle ya tamamen boyanır ya da fırça darbeleri, izler ve benzeri lekelerle
kısmen kapatılır. İda Tursic & Wilfried Mille, Andy Warhol tarzı bir pop art ruhuyla sakladıkları ya da tamamen
yok ettikleri bu figüratif desenler yoluyla güncel medya imajlarının nasıl bir anda varolup, aynı anda yok
olduklarına yani bir anlamda beyhudeliklerine gönderme yaparlar.

Resimlerin resimleri diye tanımlayabileceğimiz bu işler galerinin tüm katlarına yayılarak ilk bakışta dünyaya
açılan bir pencere, bir evren oluştururlar. Bodrum katında, ahşap üzerine yağlı boya ile yapılmış olan
Melankolik Gün Batımı adlı bu sergiye de adını veren muhteşem formlu bir iş yer alır. Rokoko tarzı bir manzara
resmi olan bu eser, çağdaş bir romantizme sahiptir. Büyük boya lekeleriyle bezenmiş bu iş üretilirken tüketilen
düzinelerce bira şişesi ve sigara izmariti bilinçli olarak çerçevenin üst kısmına yerleştirilmiştir.

İda Tursic & Wilfried Mille’nin işlerinde sürekli ön plana çıkan unsur, kurgu süreçlerinin bu işlere olan
katılımıdır. İkili bu yolla, kendi renk paletlerini, fırça hareketlerini ve gereken etkileşimi ortaya sermek ister
gibidirler. Soyutlama içeren bu ek katman, kaza ve şansın rollerini de kapsayan bir özgürlük alanı yaratır –resim
sanatına ve yaratıcı eyleme bir övgü niteliği taşır.

Melankolik Gün Batımı 1950’lerde «pin-up kraliçesi» olarak tanınan Bettie Page’e gönderme yapan beş iş içerir.
Bu işlerde Page ya tamamen ya kısmen boyalıdır– asla tam olarak çıplak ya da erotik bir halde gösterilmez. Bu
işlerden biri soyut dışavurumcu tarzı ve katmanların varlığıyla çağdaş sanatçı Albert Oehlen’in işlerini
çağrıştırırken, bir diğeri yüzey / derinlik ve temsiliyet / soyutlama arasında ki gerilimle Christopher Wool’un
tarzını anımsatır.
İda Tursic & Wilfried Mille sık sık gün batımı ve yangın gibi bir başı ve bir sonu olan hadiseleri ele alırlar ve
bunların metamorfik özellikleri sayesinde bir anda görünüp aynı anda gözden kaybolan medya imajlarına
göndermeler yaparlar. İkili bu son sergide Hieronymus Bosch’un The Temptation of Saint Anthony adlı eserinde
yer alan cehennem ateşini üç dikey resmin bulunduğu bir odada yine resmin resmi olgusuna övgü yapmak
amacıyla kullanır. Bahsi geçen cehennem ateşi, işlerden birinde bariz olarak resmedilirken diğer iki işte silik
olarak yer alır. İlk dönem Flaman resim akımının bir örneği olan Bosch tablosunda yer alan bu din temalı sahne
böylece soyut dışavurumculuğun adeta patladığı iki soyut versiyonuyla ortaya çıkar. Bu muhteşem üç işin
merkezinde ahşabın üzerine yerleştirilen devasa boyutta çok etkileyici bir boya lekesi yer alır.
Biçimlendirilmişresimler, İda Tursic & Wilfried Mille’nin son dönem işlerinde önemli bir yer tutarlar.

 Francis Picabia’nın bir çiziminden esinlenerek yaratılan “Exposition” adlı enstalasyonda
çıplak şekilde çiçek toplayan bir kız çocuğuna arkadan bakan bir köpek resmedilmiştir. Bu iş, provokatif, mizahi,
röntgenci / dikizci yönleriyle Marcel Duc hamp’ın başyapıtı sayılan “Étant donnés: 1° la chute d’eau 2° le gaz
d’éclairage…”, adlı işini çağrıştırır. Duchamp’ın eserinden ayrıştığı detay ise, bu işte kadının üst bedeninin
yerine hem metodolojik hem gelişigüzel şekilde renk renk boyalar kullanılarak oluşturulan bir kaosun varlığıdır.
İda Tursic & Wilfried Mille’nin işlerinde yer alan tüm bu başkalaşımlar –ki bu işleri “metafiziksel resim” diye
adlandırabiliriz– ikilinin açık fikirli ve nitelik içeren yaklaşımlarının yanı sıra dünyaya sunmak istedikleri
vizyonlarını da ortaya koyar.

İda Tursic & Wilfried Mille’nin karmaşık ve kendilerine has bir tarzları vardır ve
işlerinde son sözü daima onlar için tartışmasız baş kahraman olan resme bırakırlar. Gerçeğin, tasvirciliğin ve
soyutlamanın bir arada olduğu bu başkalaşımlar, mitolojik olmasalar da, ünlü Romalı şair Ovid’in dünyanın
sürekli bir dönüşüm içinde olduğunu anlatan “Metamorphoses / Dönüşümler” adlı öyküsel şiir türünde edebi
şaheseriyle aynı ruha sahiptir.

Charles Barachon

 

PİLEVNELİ DOLAPDERE
10 Ekim – 1 Aralık, 2018
Açılış: 10 Ekim 18:00 – 19:00

İzlekler

İzlekler

ÖNCEKİ YAZI

Özkan Eroğlu ile

SONRAKİ YAZI

Yakup Kadri’nin Mitoloji, Sanat ve Tarih Yüklü Mektubu: Roma’da Bir Gece

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*