Özkan Eroğlu

İç’ten Olan Güzeldir

Halil İnalcık hocayla yapılan bu sohbet, bu dünyadan göçünden önce bence çok önemli olmuş. İki saatlik konuşmasında ve yönetenlerin ağızlarını açarak dinledikleri ve bize de dinleme olanağı verdikleri söyleşide önemli tarihi dönüm noktalarına değinen İnalcık, modern tarihin nasıl bir etkileşim ve aşamalar kültürü meselesiyle ilgili olduğunu  ortaya koyması açısından da oldukça değerli. Orta Asya ve İran geleneklerinin Osmanlı üzerindeki etkisi, Hasbahçe kültürü, Osmanlıdaki sosyal ve siyasal düzenek, gene Osmanlıdaki kültür ve sanat meselelerine bakışı, hatta patron olayına değinişi, vb konulardaki konuşmasına Kanuni konusuyla giriş yaptıktan sonra, genişçe bir çizgi üzerinden yürüyerek değerlendirmelerde bulunuyor. Özellikle bugün yapay Osmanlı yanlılarına da oldukça sert tokatlar vuruyor yeri geldikçe; konuşmasının aralarında. Osmanlının birlik anlayışı, etnik toplulukları bir arada tutan iradesi, hoşgörüsüne de değinen İnalcık hoca, bunları kaybetmeye bugün yüz tutan Türkiye’nin tarih sahnesinden silinecek denli tehlikeli bir oyun oynadığına da dinleyiciyi ikna ediyor, eğer Türkiye dağılmazsa yine ileriki zamanlarda mutlaka büyüme olanağını tarihte, söz konusu Osmanlının hassas saydığı özelliklerle bulabileceğinin de dayanaklarıyla altını çiziyor.

Abdülbaki Gölpınarlı

İnalcık’taki hiyerarşik olmayan tinselliğe bakışın kaynağı ise edebiyat hocası da olmuş Abdülbaki Gölpınarlı üstat olduğunu anlıyorsunuz. Kır atın yanında duran ya huyundan, ya da tüyünden misali, Gölpınarlı’nın edebiyat insanı olmasını arzu ettiği İnalcık’a, anlaşılan o ki Gölpınarlı el vermiş. Bu çok önemli bir durum. Benim de hep dile getirdiğim bir konudur; siz ne yaparsanız yapın, size dokunan, ya da sizin dokunmayı becerebileceğiniz- ki bu bir iletişimdir, kimden kime veya hangi yöne doğru olduğunun hiç önemi yoktur- biri yoksa ne yapsanız nafile. Ruh ve beden gözlerinizi açan etmen/lerin büyük rolü vardır tinsel yaşamda. Steiner, buna çok güzel dikkat çeker; tek başına bilim hiç bir işe yaramaz ona göre, dolayısıyla boş ve kurudur; dünyadan da böyle bir çok bilim insanı gelip geçmiştir, fakat tinselliğin kapılarının açıldığı her şey gibi, bilime de tinsel boyutlar açılıyorsa, asıl zenginlik orada oluşmaya başlar ve en önemlisi de fark edilir hale gelir, yani net bir şekilde belirginleşir. Yürekten sesleniş, merhamet gibi iç’ten olma mevzularının söz konusu gelişmeye katkısı çok büyüktür.

O zaman Kandinsky’nin şu önemli vurgusunu burada vermek gerekiyor: “Das ist schön, was einer inneren seelischen Notwendigkeit entspringt. Das ist schön, was innerlich schön ist”

“İç’in ruhsal ihtiyacından doğan, güzeldir. İç’ten güzel olan, güzeldir” İşte insanoğlunun hiç unutmaması ve kaybetmemesi gereken şey bu vurgularda saklıdır…

Sözünü ettiğim konuşma: https://www.youtube.com/watch?v=cWAFhbQkqZQ

Sanat Eleştirmeni Özkan Eroğlu

Sanat Eleştirmeni Özkan Eroğlu

Sanat Eleştirmeni,Tekhne Yayınları Genel Yayın Yönetmeni

ÖNCEKİ YAZI

Avni Lifij'i Abartmalarınızın Malzemesi Yapmayın Lütfen...!

SONRAKİ YAZI

The Dead Dont Die Filmi Üzerine

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*