Açık Sergi

Hayal Et-Nilgün Yüksel

“Bana hayalperest diyebilirsin”

Tam da dünyanın değişebileceğine dair inancın Nirvana’ya ulaştığı zamanlarda John Lennon’ın o ünlü şarkısı bir kuşağın ruhunu dile getiriyordu, ardıllarını da etkileyecek o devrimci ruhu yanına katarak.

Soyut sanatın bugün hala çoğu zaman yargı ve değerlendirme yetilerimizi elimizden alıp zihnimizde karmaşa yaratmasının en büyük nedenlerinden biri, modernitenin zihinsel kavrayışının ve dünyaya bakış açısının keskin bir rasyonelite içermesi olsa gerek. Sadece resim sanatı üzerinden Batı sanatının yüzlerce yıllık temsil geleneğini de göz önünde bulundurduğumuzda soyut anlatımın modern insan üzerinde yarattığı karmaşayı ve çelişkiyi daha net görmemiz olanaklı hale gelir.

Oysa tüm öğretilerin dışında, salt insan doğasından kaynaklanan bakış açılarının, yaratım edimlerinin sonsuz varyasyonları soyut yaratımın hücrelerimize işleyen ayrılmaz parçamız olduğu konusunda bizi ikna etmeye yeterlidir.

Çünkü insanoğlu, değiştirir, dönüştürür, çarpıtır, yorumlar, yaratır, hayal kurar.

Ve aslında yaşamda yaratmaya, keşfetmeye dair her şey işte o küçük hayal kırıntısıyla başlar. Bazen biz bunu esin perilerine bağlarız, bazen nereden geldiğini bilmediğimiz bir düşünceye, bazen birikimin arasından seçilip özelleştirilmiş bir alana.

Arshile Gorky, “Soyutlama, kişiye fiziksel olarak gözleri göremeyeceğini zihniyle görmesine izin verir.”, der.  Buna Gaston Bachelard’ın bir sözünü de eklemek gerek. “Hayal gücümüze uyan temel adlandırmalar, görüntüler değil, düşlediklerimizdir”.

Tülin Kaynak, hayal kurar.

Dünyayı salt gerçek olarak değerlendirdiğimiz verilerin görüntülerinden soyar.

Zihninin kapılarını açar.

Düşlediklerini, görüntünün ardında gördüklerini tuvale aktarır.

Sonra onun yapıtlarını çağrıştıran, anlatan kelimeler ortaya çıkar.

Renk, doku, leke, ışık ve müzik.

Bir ağaç gövdesinin günün her ışığında değişen dokusu, güneşin yakıcı ışığında patlayan, ayın mistisizminde durgunlaşan renkler, ışıkla şeffaflaşıp lekeye dönüşen bir yaprak, suya düşen gölge ve fonda kreşendoları belirgin ansızın dinginleşen bir müzik. Bir de bunların ardına ekleyeceğiniz, heyecan, sessizlik, dinginlik, kırgınlık, aşkınlık ve bunların ardına ekleyeceğiniz adlandırabildiğiniz ve adlandıramadığınız duygular, hissedişler, bilincinizin akışında savrulan bazen farkına bile varmadığınız düşünceler. Farkına varmadıklarınızı ansızın yakalayıp kendinizi izlediğiniz, kendi dışınıza çıktığınız, kendinizde gezindiğiniz sonra unuttuğunuz ve çok sonra hatırladığınızda bir çocuğun saflığı, bir yetişkinin muzipliğiyle gülümsediğiniz anlar.

Tülin Kaynak’ın eserlerini dikkatle izlediğinizde onun sanatına ilişkin verileri, dolaştığı alanları, kendi dili ve anlatımı üzerinden yaptığı araştırmaları görmek olasıdır.

Dokunun ve boyanın yoğunlaştığı, doğaçlamanın sessizce yüzeyden geçtiği alanlardan, ışığın egemenliğindeki inceltilmiş boyamaları barındırır bu yapıtlar. Soyut sanatın plastik dildeki tüm anlatımlarını gösterirler. Hızlı, gestual boyamalardan dingin ve ayrıntıcı harekete geçerler.

“Bana hayalperest diyebilirsin”, demişti John Lennon. Ve onun ardından birçok kişi onun sözlerini kendine mal ederek tekrarladı.

“Bana hayalperest diyebilirsin”

Her yapıt yaratıcısının birikimi ve hayal gücüyle ortaya çıkar, izleyicisinin birikimi ve hayal gücüyle buluştuğunda bağımsızlaşır. Her yeni karşılaşmada dönüşür, her yorumda çoğalır.

Buradaysanız ve yapılardan birine bakıyorsanız “hayal edin”.

Ama dikkat size “hayalperest” diyebilirler.

(Katalog Metninden)

 

Hayal Et Sergisi Hakkında,

Tülin Kaynak’ın “Hayal Et” başlıklı sergisi  Eva Sanat Galerisi’nde 22 Eylül 2018 tarihinde izleyicisiyle buluşuyor. Soyut çalışmalarıyla tanıdığımız sanatçı, bu sergisinde son dönem işlerinden bir seçkiyle izleyicinin karşısına çıkacak.

Eleştirmen Nilgün Yüksel sanatçı için hazırlanan katalogda şu cümleleri kaleme almış. “Dünyayı salt gerçek olarak değerlendirdiğimiz verilerin görüntülerinden soyar. Zihninin kapılarını  açar. Düşlediklerini, görüntünün ardında gördüklerini tuvale aktarır. Sonra onun yapıtlarını çağrıştıran, anlatan kelimeler ortaya çıkar. Renk, doku, leke, ışık ve müzik.

Tülin Kaynak’ın eserlerini dikkatle izlediğinizde onun sanatına ilişkin verileri, dolaştığı alanları, kendi dili ve anlatımı üzerinden yaptığı araştırmaları görmek olasıdır.

Dokunun ve boyanın yoğunlaştığı, doğaçlamanın sessizce yüzeyden geçtiği alanlardan, ışığın egemenliğindeki inceltilmiş boyamaları barındırır bu yapıtlar. Soyut sanatın plastik dildeki tüm anlatımlarını gösterirler. Hızlı, gestual boyamalardan dingin ve ayrıntıcı harekete geçerler.”

 

 

 

 

 

Nilgün Yüksel

Nilgün Yüksel

ÖNCEKİ YAZI

Evin Sanat Galerisi-Yeni Sezonun İlk Sergisi

SONRAKİ YAZI

"Hayal Et"

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*