İzlekler Yayınları

Gerçekliğin Serbest Düşüşü

Nurdan Likos’un yeni sergisi ‘Serbest Düşüş’ adını taşıyor. Sergide sanatçı, başkalarının hayatlarından yola çıkıyor. O kişilerin portrelerini kullanarak, kişiye ait özel bir durumu vurgulamış oluyor. Bu resimlerinde sanatçı önce bir psikolog gibi, etrafındaki insanları, dinliyor. 

Kişilerin yaşadıkları olaylardan nasıl etkilendiklerini, kendilerini o olaylardan nasıl özgürleştirdiklerini öğreniyor. Ardından, kendi akıl süzgecinden, olayın ya da olayların kendi üzerindeki yansımasından yola çıkarak,  onların, yaşam gerçeklikleri üzerinden yeni bir kurgu oluşturuyor. Ancak bu yeni kurgu, sanatçının tuvalinde tekrarlar veya yinelemeler ile karşımıza çıkıyor. Daha önceki çalışmalarında karşımıza çıkmayan bu yinelemelerin nedeni, sadece sanatçının plastik bir düşünceyi vurgulaması değil, aynı zamanda içerikle ilgili bir gerçekliğe de  işaret etmektir. Bu gerçekliği anlamak için, Likos’un konuştuğu ve resimlerinin içeriği için yer verdiği kişilerin hayatlarına bakmak gerek. Genelde uzun süreçler halinde  geçirilen olumlu ya da olumsuz deneyimler vardır resimlerin arka planında. Her ne kadar bir gerçeklikten yola çıktıysa da, gerçeğe olan paralellik, içerikte devam ederken, sanatçının yorumu ile farklı boyutlara ulaşmakta ve yinelemeler de bu noktada yerini almaktadır. Artık yola çıkılan o gerçeklik, bozulmuştur. Gerçeklik başka bir evrende ya da başka bir boyutta gibidir. Günümüzün moda deyimiyle ‘paralel’ bir gerçeklik yaratmıştır sanatçı. Bu paralel gerçeklik, başka bir evrende yaşanan aynı olayın farklı bir sonucu ya da etkisi gibi fantastik bir konumlandırma ile karşımıza çıkmaktadır. Fantastik bir dünyanın kapıları aralanmıştır artık. Bu fantastik dünyada sadece o çevreden alınmış bir detay etkisi ile Likos, kendi sanatı için yeni ve uzun bir koşunun da başlangıcını yapmıştır. Bu fantastik dünyada mekan ve zaman hissedilmez. Ancak sanatçının kompozisyonlarında kurgulamış olduğu figürlerin gerek duruşları ve gerekse nesnelerin yorumu, bize, fantastik dünyanın kapılarını açar. Kadın figürleri konumları itibariyle kimi zaman bir aristokrat ya da kraliçe gibi dururlar. Hiçbirinde sıradan bir insan izlenimi yoktur. Sorunlarıyla baş edebilen, baş edebilmiş olan, bu yolda çeşitli çözümler geliştirmiş olan kadınlardır onlar.

Sanatçı, sergisi çerçevesinde gerçeklik ve algıyı da gündeme getirmektedir. Çünkü herkes etrafındaki gerçekliği farklı bir biçimde algılar. Dolayısıyla tek bir algı yoktur.  Söyleyebiliriz ki gerçeklik, serbestçe ve olanca ağırlığı veya hafifliği ile düşerken, ‘algı’ kavramına bir vurgu da vardır.

Likos’un tuvallerindeki renkler hep aynıdır. Sanatçı obsesif bir şekilde aynı renkleri kullanmaktadır. Bunlar, pembe, mavi, sarı, yeşil, siyah ve beyazdır. Geleneksel kültür kodlarından yola çıkmasa bile, almış olduğu toplumsal kültür sonucunda, kadınlar için pembe, erkekler için ise mavi renkleri kullanır sanatçı. Kadın aynı zamanda Likos için coğrafyayı temsil eder. Sanatçı resimlerini koyu-açık düzeni içerisinde dengede tutmak ister. Siyah ve beyaz Likos için yin-yang’ı, iyi ve kötü kavramlarının birbiri ardına, birbirini izleyerek gelmesi, hayatın içindeki dengedir. Ritm, sadece renklerle alakalı değil aynı zamanda yaşamın ritmine de bir göndermedir.

Nurdan Likos, bir hikaye anlatıcısı gibidir. Çünkü o hikayeyi her figürde, her tuvalde baştan yazar. Kendi zihin salonlarından geçirdiği duygularını, düşüncelerini, yorumlarını sunar. Kadın hikayelerinden yola çıkar sanatçı. Feminist bir bakış açısı yoktur ama kadın ve hayat üzerine kısa ama derin ve öz farkındalıklar yaratmaya çalışır. Etkili bir sunum ile onları ön plana çıkartır ve vurgular. İzleyicilere onların hikayeleri üzerinden çözümleri anımsatarak, olaylar karşısındaki duruşunu da sergilemiş olur.

Sanat Yazarı Hülya Küpçüoğlu

Sanat Yazarı Hülya Küpçüoğlu

ÖNCEKİ YAZI

Küçük İşler Büyük Düşler

SONRAKİ YAZI

Mektuplarla Yaşamak Yaşanmış Anıları Aramaktır

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*