Sanat & Kültür

Morandi :Faşizmin ve Sanatının Gölgesinde İtalyan Bir Ressam

İki dünya savaşı arasındaki  siyasi çalkantılar siyaset ile sanatın iç içe geçmesine ve toplumsal olanla beraber yürümesine yol açan bir süreçte yaşanmıştır. Dünya savaşıyla altüst olan yaşam dinamikleri sadece siyasi olaylara bir reaksiyon değil aynı zamanda sanat için idealist yansımalarıyla yaratıcılık alanını ortaya çıkaran manifestoların yeşerdiği bir ortamdır. Özellikle ilk akla gelen Marinetti’nin teknolojiyi ve makineleri histerik biçimde öven şiddetli manifestosu sanatın geleneksel kabuğunu yıkan manipülatif bir etkidedir.. O dönemde yaşanan kaos  bugüne gelindiğinde aykırı düşünceler üreten bir ortamın çığlığı şeklinde estetik bir algıya dönüşmüştür. Dolayısıyla estetiğin içinden ele alınmaya başlamıştır.

Giorgio Morandi,Still Life,1946

Giorgio Morandi,Still Life,1946

 Öncü akımların geride bıraktıkları bu dönem için normalleşmiş ve tarihselleşme tehlikesiyle karşılaşmıştır. Sanatın direnç unsuru olmasını sağlayan eleştirinin bir kabullenme ve betimleme yönü  zamanın rehavetine dönüştüğünde ardından gelen üretimler için sadece “sonrası “ çıkarımlarında bulunmak yetersiz kalıyor. Oysaki yaşam hiç durmuyor ve sürekli kendine yeni mikro alanlar yaratıyor. Bu duruma hazırlıklı olmak sadece sanatçının değil artık gözlemleyen herkesin yapması gereken bir ödev haline gelmiştir. Bir filmden veya kitaptan sonrasını yazmaya devam ediyor yaşam…

Bakış açılarımızın kitapla veya filmle, müzikle belirlenmesi  ve bu belirlenime ne kadar müdahale edebiliyoruz ölçüsünde yaşam içinde yer alıyoruz. Kurgudan kaçan bir benin kendi yaşam kurgusuyla sürekli bir ilişki halinde olmasıyla anlamlandırılan her şey sanatın kapsayıcılığında bize kendini gösteriyor. Bu nedenle modern anlatıların ve tarihsel öykülerin bir sanatçının eseri üzerinden yaşadığı sosyal olaylarla ele alınması kaçınılmaz olarak bir yenilgiye mahkumdur. Sonrasını baştan başlayarak öznel bir biçimde yorumlamaktan uzak bir görüş bildirme başarısı nesnelliğin göstergesidir.  Bugüne taşınan yargıların nedeninin ne olduğunu kendi zihinsel süreçlerimizle algılayabiliriz. Morandi ve İtalian faşizmi dendiğinde böylesi bir yaklaşımla ele almayı deneyelim. Carol Bakargiev’in Morandi’nin Mussollini zamanında boyadığı şişelerin bugün bir direnç meşalesine dönüşmesi meselesini ele alırken sanat tarihi içinde yaratılan bir algıdan bahsediyor olabilir. Önemli olan aradığımızı sonuçta buluyoruz. Zaman geçtikçe Morandi’nin şişeleri ve peyzajları anlatılmayan bir dilsizliğin sakin yorumlarına dönüşüyor.

Morandi’nin sakinliği faşizmin tırmandığı zamanlarda arka planın şiddeti sanatçının görsel bakışıyla sağaltılıyor. Sanat yapma ediminin boşunalığına rağmen üretmeye devam eden ve faşist İtalyan hareketiyle (Strapaese)  yakınlaşan sanatçının durumun trajedisi güçlü bir paradoks oluşturuyor. Morandi, bu karmaşanın içinde sanatın içinden cevaplar vererek minimalizme temel oluşturucu çalışmalar yaparak bir sanatçının kendinin bilinçli bir etkisi olmadan sanat içinde kalarak bir zincir oluşturacağının etkili bir örneğini vermektedir. Bir gösterge olarak sanatçı sanatın ontolojisinin içinde anlamlandırılabilir. Varolmanın veya olmamanın dilinin konuşulduğu bu yeniden inşa dönemindeki karışıklıktan çıkabilmek kendi başına bir değer ifade ediyor. Sanatçının işleri üzerinden yapılan bir okuma sanatçının gözleminin dönem üzerinde bir kanıt aramak için doğru yönelimler sağlıyor.

Morandi-2

 

Bolonya’da geçen iki peyzajı üzerine Alex Goodhouse her iki resmi sakin ve barışçıl basit, keskin formlar katı tonal dereceleriyle kompozisyonun ve insan figürünün yokluğuyla belirtilmiştir sözleri Morandi’nin resim tekniğini açıklar. (Goodhouse;2014:3)

 

Ayrıca Goodhouse’ın “1941’deki çalışması   ıssız ve yalıtılmış sahne, sonsuza giden boş bir yol olarak anlaşılabilir.Ama yaratıcı muhakemenin ve dinginliğin  bir imgesi olarak da düşünülebilir. Beyaz Yol, Morandi’nin gelişiminde Faşizm döneminde arılığın bir metaforu olarak okunabilir.” sözleri sanatçıyı döneminden ayrı düşünemeyeceğimiz aksine bu etkileşimden ortaya çıkan ilişkilerin sanatın gerçekçi yönüne bizi götüreceğini düşündürüyor.

 

Sanatçı ve zamanı modern bir diyalektiğin ürünüdür. Dönemin toplumsal koşullarının yaratıcı bir bellekten geçip nasıl bir yapıta dönüştüğü sürecinin teknik bir açıklamasıdır aynı zamanda. Bugün geriye dönük çıkarımlar ve yorumlar tarihsel bağlamından kopup geleceğe yaptığı referanslarla kalıcılığını mümkün kılar. Geleceğe olan bu şaşmaz bağlılık bir ideale dönüştüğünde nasıl bir hegemonya kurup şiddete dönüşür faşizm döneminde yıkıcı bir şekilde deneyimlendi. Sanat, bu yıkıcı etkinin karşısına tüm isyanıyla ve dönüştürücülüğüyle inisiyatif aldı. Kurt Schwitters Merz ile Tristan Tzara ve Picabia dadacı manifestoalarıyla sanatın içinden başlayan, gelenekseli yıkan bir oyunun baş rol oyuncusu oldular. Siyaseti sanatın eline bıraktılar ve eyleme dönük sanat yapma edimleri toplumu özgürleştiremediyse de sanata içkin özgürlüğü yeniden tanımladı. Sanat tarihinin ve ilerlemeci bakış açısının elinden kurtarılmaya bekleyen sanat eserleri ve yorum bu yapılanlara referansla hareket etmeye başladı.

Morandi, White Road

Morandi, White Road

 

Morandi’nin sessizliği ve bu kırılmadan etkilenmeyen sanat yapma biçimi bize ilerici ve idealist önermeler sunmaz. Sadece insani bir farkındalıkla çaresiz bir koşullanmışlığın içinde yaşama dair yansımalara sürükler. Morandi, savaştan kaçıp Grizzana’ya gittiği yılda İtalya için sadece barış istediğini ve resim yapamadığını resimlerinde sakinliği ve huzuru betimleyemediğini  arkadaşı filozof Benetto Croce’ye mektubunda belirtir. Savaş gerçeğinde bir şey yapamanın çaresizliği sanatı ve herhangi bir şey yapmayı da anlamsızlaşmıştır. Sanatsal eylemlerin sanata karşı duruşunu bu durumda şaşmamak gerekir. Morandi münzevi ve izole bir kişiliktir. Morandi’yi sanatındaki estetik ve uyum ilgilendirmektedir. Bu nedenle Morandi;  Chirico, Marinetti ve Modigliani kadar ünlenmemiştir. Savaşın yıkıcılığında arada kalmış bir ressam. Gündelik gerçekliğin bir göstergesidir artık. Yalnız bu faşizme karşı tepkisizliği;   sanatsal arayışlarının modernizmin içinden yürüyen bir sanat yapma biçimine tekabül ettiği gerçeğini değiştirmemektedir.

 

Morandi’nin inzivası çağdaşları arasında Morandi’yi farklı kılmıştır. Sanatçı, bireysel sanat yapmaya önem vermiş; sanatsal özerklik içinde üretmenin yollarını göstermiştir. Buna rağmen Morandi’yi faşizmden ayrı düşünemeyiz. Faşizm döneminde siyah ve beyaz şeklinde keskin ayrımlar yoktu. Morandİ, faşist İtalyan partisine üye olduğunda tam anlamıyla faşit bir güç tapınıcısı olarak nitelendirmek yanlış olur. Siyasi ortamın bulanıklığından çıkan bir sanatın izlerini sürmek bir İtalyanın kimliğinden dışarı çıkmakla mümkün olabilir. 1930’ların sonlarına doğru Morandi verdiği bir röportajda faşizme olan bağlılığının sarsıldığının ipuçlarını vermiştir. Faşizm İtalya’sında Milan ve Roma’da galerilerle bağlar kurmuştur. 1934- 1948 yılları arasında Venedik Bienal’ine katılmamıştır. O dönemde Mussolini’nin amaçları doğrultusunda şekillenen Bienal’de sanatçılar modernizm, özgür ifade ve sanatsal özerklik adına çekimserdiler.

 

Morandi’nin 1939 yılında yaptığı ilk büyük sergisi büyük bir başarı olarak görüldü. Bunun yanı sıra Faşist elitler tarafından resimleri kapalı ve izole edilmiş bakış açısı olarak nitelendi. Faşizm döneminde sergiler açmak  tartışmalı bir alana nüfuz ediyordu. Faturalarını ödemek ve isim yapmak için Morandi’ye gerekli bile olsa sanatının o günün ideolojisine dayandığı gerçeğini değiştirmiyordu. Morandi’nin arkadaşı Roberto Longanensi bu kompleks durum için şunları söyler:  “Özgür olmamak bizim için önemli gözükmüyordu ama yıllar geçtikçe bilincimizin bizi rahatsız ettiğini fark ettik. Umutsuz, uzlaşılmayan gerçeklere ve olaylara çok sık gözlerimizi kapattık.  Açıkçası isyan etme gücümüz kalmadığından  hayallerimizin köreldiğini anladık..”(Goodhouse,2014:35).

 

Morandi’nin sanatı üzerinden Faşizm İtalya’sına nefes aldırdığı söylenebilir.  Kaosun içinden bir direniş yaratma mümkünse eğer Morandi’nin boyadığı şişeler bu duruma güçlü kanıtlar oluşturuyor. Her güç gösterisinin karşısında sanatın direnme noktası yaratma şekli farklılıklar gösteriyor. O günün koşulları ve anlayışları sanatın  formal yapısında veya ona karşı bir tavır geliştiriyor. Faşist İtalya’nın varlığında kurulan bağlamla yüzleşildikçe bir başka safhaya taşınıyor.

 

Morandi’nin sanat yapmasını tek başına dönemsel bağlarıyla ele almak yanlış olur. Sanatçının kimliği sanatından bağımsız düşünülemeyeceğinden sanatçıyı yaşadığı dönemle bağlantılı algılıyoruz. Bu da bizi bir dizi çıkarımlar yapmaya götürüyor. Kimliğin bir anlamda  totaliter yansımaları hep eksik bir resmin parçasını arıyormuşçasına bir duygu yaratıyor. Sanatçının kapalı söylemi romantik görüntülerle bir algı yaratsa da aslında özgül gerçeklerin etrafında dönüp durmak  sanatçının yaşadığı paradoksal çaresizliğe benziyor. Bu kapalı katmanlar salt kimlikle veya coğrafi durumla açıklanamıyor. Konunun resimsel göstergeleri her dönem yeniden oluşuyor.

 

Teknolojik belirlenimin yarattığı bir çoğul imge bombardımanında kurduğumuz çerçeve yetersiz kalıyor. Tanımlama yaparken sanatçıdan, zamanından ve eserinden uzaklaşıyoruz. Bugünün ironik ve yorumsayan bakışında Morandi’nin şişeleri bir geleneğin kapalı formunu sunarken aynı zamanda apolitik olma adına güncel referanslar taşıyor.

 

Kaynak

 Alex Goodhouse;  White Road, Black Shirt : Giorgio Morandi and İtalian Faşizmi

 

Evrim Sekmen

Evrim Sekmen

ÖNCEKİ YAZI

Kasım Sergi Gündemi

SONRAKİ YAZI

"Karşılaşmalar", İMOGA Art Gallery-6 Kasım-15 Aralık

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*