Gündem

Evrenin Duşu Da Sanat Mı sorusu üzerine-Evrim Sekmen

Sabahat Çıkıntaş’ın Mine Sanat yönetimindeki Antonina Sanat Galerisinde 14 Aralık’a kadar devam eden sergisi sanatseverler için yenilikler ve sorular içeren bir konsepte sahip. Her sergisi için ayrıca hazırlanan ve o sergi için bir farklılık yaratmayı içsel bir ihtiyaç olarak hisseden Sabahat Çıkıntaş, soyut sanat ve geometrik algıyı bu sefer kolajı öne çıkaran ironiyle tamamlamaya çalışıyor. Evrenin duşu da sanat mı diye sorduğum Sabahat Çıkıntaş aynı soruyu bana da yöneltince bu başlığın öznel ve sanatındaki boyutları konuşmaya başladık.

Kolaj tekniğini cesaretli bir şekilde yenilik unsuru olarak kullanan Çıkıntaş, buluntu objelerle olan uğraşını küratörlüğünü Lütfiye Bozdağ’ın yaptığı  “de-şifre” sergisinde göstermişti. Lütfiye Bozdağ “Duygu dolaşımını, espas içinde dolaşan bir enerji dolaşımı olarak gören sanatçı, geometrik soyutlamaları, eski buluntulardaki yaşam izlerini, kağıt ve boyalarla yaptığı kolajlarda bulduğunu söylüyor. Renkler arasında kuvvetli kontrastlarla tabakalaşmış boya katmanlarının hareketi ve ritmi, geometrik soyut kompozisyonlarda, doğayla bütünleşen sanatçının bellek izlerini yansıtıyor.” yorumunu yapıyor.

Kolajların son sergide yüklediği anlam eski yaşam izleri olan anlamsal bağın içinin yüzeysel pop, kes- yapıştır mantığıyla yeniden anlam bulmasıyla kendini gösterir. Çıkıntaş’ın artık sadece biçimsel yanlarıyla değil hem biçimsel hem de dilsel göstergeleriyle uğraı başlamıştır. Önceden beri magazin ve efemera biriktiren sanatçı birkaç günlük bir kapanmanın ardından kes yapıştır mantığıyla ürettiği Dada’nın kolajlarını anıştırırcasına sergi gezmeyi sanat içinden bir okuma aktivitesine dönüştürüyor. Başka sayfalardan getirilmiş kelimeler kollektif bilinçaltının taşıyıcılarına dönüşüyorlar. İroni olmadan bu çağı çok anlayamadığımız bir gerçek, evreni basit bir duş aldırma ironisi ile duyumsamak sanatın bugünkü görünümünde zorunlu gözüküyor. Bugün çok dillendirilen iyileştirmekten ziyade zinde ve mizahi kalmak da önemli.

Güncel teoriler tarafından “duş”un bağlantılandırdığı kavramlar  bir eleştiri metni ortaya çıkarabilir.  Sergide kolektif bilinçaltının bir pop kültür biçimine büründürülmek istendiği görülüyor. Tüm bunlara rağmen sanatçının sezgisel ve yaşamdan biriktirdiklerinin oluşturduğu bir kapsamın devamını izliyoruz. Yaratıcı sanatçının tinsel izdüşümlerini aradığı bir tuval macerası resmin, modern köklerine olan bağlılıktan ve çalışma disiplininden kendine yön bulduğu açık. Sabahat Çıkıntaş da kendi içselliğinin peşini bırakmadan duygulanımı ve sezgileriyle sanatçılık aurası üzerinden kendini var etmeye ve çevreyle olan iletişimini duyarlılıklarını paylaşıyor. Yıllar içerisinde içsel doğasıyla dışsal doğası arasındaki frekansların titreşimleri dinlediğini söyleyen Çıkıntaş enerjik olmanın merkezin gürültüsünde yaşamanın onu etkilemediğini kendisinin nerede önemli olduğunu söyleyerek hayatın sanattan koparılamayacağına da vurgu yapıyor.

Geometrik soyutlarında Çıkıntaş doğa ile olan duyumsamasını harekete geçiren enerjiler üretir. Meral Bostancı Çıkıntaş Estetiğinin Dirimsel yönü yazısında ele alıyor “Çıkıntaş sanatının temel ilkeleri, kendi ruhsal titreşimlerinin ifadesi olarak somut değil, soyutlanmış formlar biçiminde kendisini gösterir. İlginç bir şekilde sanat nesnesine başka anlamlar vererek onu yeniden dönüştüren Çıkıntaş, görüsü ve teknik becerisi ile kendi başına hiçbir anlamı olmayan biçimleri, belirli bir amaca yönelik fikir ve kavramlarla doldurur. Bu durum, sanatsal biçeminin kavramsal karakterini açıkça ortaya koyar. Çıkıntaş estetiği aslen, geleneksel estetik ve entelektüel sanat felsefesinden ziyade, bir ruh durumu ya da duyarlılık tarzı olarak karşımıza çıkmaktadır.”

 

Sanat eserinin matematiği ve felsefesine dair yapılacak yorumlar konusunda soyut sanat eserleri bağlantıları güçlü eserler. Sanatçının soyutun felsefesiyle olan dışavurumları tekil olanı öne çıkarıyor. Sabahat Çıkıntaş’ta kendi sanatında bunu çok iyi kullanıyor. Son dört sergisinde tasarladığı kostümleri düşünceyi görünür kılmak adına çok beğeniliyorlar. Sabahat Çıkıntaş, yaratım sürecinin sonuçları olarak görüyor bu tasarımlarını. Tuval üzerine yaptığı kareleri kostüm olarak giymek ve elinde küçük bir tuval taşımak soyut sanatın indirgemeci anlayışına dışavurumcu bir karşılık olarak görülüyor. Yalnızlığı güçlü olmak ve ruhsal devinimi için gerekli gören Çıkıntaş kırmızı ve maviyi kozmik bir karmaşanın içinde duyguları var etme savaşı verirken kodluyor. Sakinlik ve huzuru tedirgin edecek, uyumu bozacak tüm yaşam riskleri içindeyken her şey yerli yerine oturuyor.

Evrim Sekmen

Evrim Sekmen

ÖNCEKİ YAZI

Metamorfoz-Meral Bostancı

SONRAKİ YAZI

İrfan Önürmen sergisi Odunpazarı Çağdaş Sanatlar Galerisi'nde...

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*