Müze

Eskişehir Seramik Parkı İle İlgili Değerlendirmeler

 

“Seramik Park” projesi ile ilgili değerlendirmelere geçmeden önce proje ile ilgili olarak siz sayın okurlara kısa bir bilgi vermek istiyorum. “Eskişehir Çağdaş Seramik Açık Hava Müzesi” ya da kısa adıyla “Seramik Park” Eskişehir ve çevre illerde oldukça büyük bir öneme sahip olan seramik sektörünün üretim sonrası atıklarının değerlendirilmesiyle gerçekleştirilmiştir. Proje; BEBKA (Bursa, Eskişehir, Bilecik, Kalkınma Ajansı), Odunpazarı Belediyesi tarafından desteklenmiş olup iki etaplı olarak planlanmıştır.  Projenin tamamı 50 000 m2lik bir alan üzerine düşünülmüş olup, ilk etabı 18 000 m2 alan üzerinde yapılandırılmıştır.  Projenin ilk etabı 2013 Ağustos ayında başlamış ve 2014 Mart ayında yani sekiz aylık bir süre içinde projede yapılması gerekenler tamamlanmıştır. 2014 Ağustos ayında ise Odunpazarı Belediyesi tarafından proje resmi olarak bitirilmiştir.

 

1
2

 

Projenin ilk etabının Odunpazarı Belediyesi tarafından bitirilmesinin ardından yaklaşık dört aylık bir zaman geçmesine rağmen projenin yürütücüsü olarak değerlendirmeleri yapmak nedense bir türlü içimden gelmedi. Bunun nedeni projenin henüz birinci etabının tamamlanmasının ardından çok önemli olan ikinci etabına başlamadan durdurulma noktasına getirilmesiydi. Yukarıda da bahsettiğim gibi projenin ilk etabında tasarlanan ve gerçekleştirilen kısımlardan söz edecek olursak bunlar; müze binası, amfi tiyatro, ikinci etapta devamlarının geleceği heykeller, yürüyüş yollarının tasarımları ve uygulama aşamalarıdır. Aslında projenin ikinci etabında toplumla ve sanatçılarla buluşmalar gerçekleşecekti yani sempozyumlar, sergiler, kurslar, konserler, tiyatrolar v.s. bu noktada projeler yapmak önemlidir fakat gerekli desteklerle sürdürmek ya da sürdürebilmek bir o kadar daha önemlidir. Birilerinin yapmasına birilerinin bozmasına ya da durdurmasına ülke olarak hep alışkınız. Alışkınız alışkın olmasına da böylesine kaotik durumları yaşamak bir akademisyen ve sanatçı olarak bizleri üzmektedir. Biz ülke olarak nedense sanata, bilime bir şeyleri yapıp ortaya çıkarana hiç mi hiç değer vermiyoruz. Durum böyle olunca da kaybeden hep ülkemiz olmaktadır.

Bu kadar serzenişten sonra sizlerle “Seramik Park”ın öyküsünü paylaşmak isterim. Akademisyen ve seramik sanatçısı olarak mesleğim gereği dünyanın pek çok ülkesinde bulundum. Bu ülkelerdeki önemli yapıtları ve sanat eserlerini gezerken içimden bizler sanatçı olarak neden bu kadar büyük ve halkla paylaşabileceğimiz eserler üretmiyoruz diye kendi kendime sorarak hep bir arayış içindeydim. Tabi ki bu soruyu şimdi kendime soramıyorum çünkü ülkemizde bu işlerin ne kadar zor ve trajikomik olduğunu yaşayarak çok daha iyi öğrenmiş bulunuyorum…

6
12

Sanatçı olarak elbette hepimiz eserler üretiyoruz. Eserlerimizi halkla buluşturduğumuz çeşitli sergiler açıyoruz. Naçizane kendim de 32 yıldan beri seramikle uğraşan ve üniversitede çok sayıda öğrencimin yetişmesinde emeği olan bir kişi olarak çeşitli etkinliklerde bulundum. Yukarda da belirttiğim gibi arzum halkla bütünleşecek, gelecek nesillere aktarılacak yaşayan büyük bir eser üretmekti. 2011 yılında Barselona’ya seramik sempozyumu için davet edildiğimde hayranı olduğum Katalan Mimar Antonia Gaudi’nin eserlerini ziyaret ederek yakından inceledim. “Güell Park”ı ziyaretim  sırasında birden beynimin içinde şimşekler çaktığını hissettim. Çünkü Gaudi bu parkı şehrin kenarında atık seramikler de kullanarak 1900’lü yılların başında inşa etmişti ve tamamlayamadan hayatını bir kaza sonucu kaybetmişti. Henüz tamamlanmayan parkta atık seramiklerin kullanıldığı ve mekânı çok farklı kılan dalga biçimli bir oturma birimi ve yine atık seramiklerle oluşturulmuş birkaç bölüm ve figür vardı. Dikkatimi çeken diğer bir unsur da bu parka gelen yüzlerce turist ve turist yoğunluğundan parkı zor ziyaret edişimdi. Beynimin içinde çakan şimşekler o gün “Seramik Park” ın temellerini oluşturdu ve halkla bütünleşecek eser üretme arayışıma son verdim. Çünkü Eskişehir binlerce yıllık geçmişiyle, etrafında yer alan endüstrisiyle, şehrin içinde mevcut olan tuğla-kiremit fabrikalarıyla ve yaklaşık bir saat uzaklıkta bulunan ve ülkemizin önemli çini üretim merkezi olan Kütahya ili ile tam bir seramik yöresiydi. Her gün bu fabrikaların ve atölyelerin binlerce tonluk üretim sonrası seramik atıkları bulunuyordu.

Seramik bünye yapısı gereği, pişirildikten sonra kırılgan olmasına karşın kendi formunu ilk günkü gibi koruyabildiği gibi kırık parçaları bile binlerce yıl sonrasında hiç bozulmadan kalmaktadır. Bu gün bu atıkların çok küçük bir kısmı öğütülerek üretime kazandırılsa da maliyet açısından yüksek olduğu için endüstri açısından zaman zaman sorun teşkil etmektedir. Bütün bu düşünceler doğrultusunda atık seramiklerin kullanabileceği, şehrimizin kültürünü içinde barındıran, amfi tiyatrosu, müze binası açık havada yer alacak heykelleri, daha nice bölüm ve detayların yer aldığı büyük bir park hayal ettim. Bu süre içerisinde çok sevgili doktora öğrencim Elif AĞATEKİN’in tez konusu “Seramik Sanatında Alternatif İfade Aracı Olarak Atık Seramik Kullanımı” idi. Tez süresince çok başarılı araştırma ve uygulamaların ardından tez bitiminde Elif’e “uygulama zamanı” diyerek aynı dönemde tezini bitiren doktora öğrencim Duygu KAHRAMAN’ın da dahil olduğu ilk proje ekibini oluşturduk. Projenin ilk etabında yapacaklarımız aşağı yukarı belli idi ve gerekli destekleri almak için Odunpazarı Belediyesi dönemin Belediye Başkanı Sayın Burhan SAKALLI’ya  proje ve yapacağımız çalışmalar ile ilgili bilgiler verdik. Kendisi projeden çok etkilendi ve bize tam destek vereceğini belirtti. Bizler aynı dönemlerde BEBKA’nın projeler çağrısına başvurduk ve projenin BEBKA’dan destek almasıyla uygulamaya geçmek için şu andaki Seramik Park’ın yer aldığı metruk araziyi bulduk. Çünkü proje ekibinde yer alan bütün arkadaşlarımla birlikte bu metruk alanda çok önemli bir sanat merkezi yani “Seramik Park” ı yaratacağımıza inanıyorduk. Bu inançla aşağıda detayları ile belirtmiş olduğum kısımların tasarımlarına ve ardından da uygulamalarına başladık. İlk aşamasını sekiz aylık bir sürede çok yoğun ve planlı bir çalışma ile tamamladık.

13

Seramik Park’ın ilk aşamasında gerçekleşen çalışmaları sizlere şöyle sıralayabilirim; çeşitli davetler, konser, tiyatro gibi farklı organizasyonlara ev sahipliği yapabilecek 1500 kişi kapasiteli atık seramik ve çini karolar kullanılarak geleneksel motiflerden çıkışlı tasarımıyla, mekânı görsel bir şölene dönüştüren bir amfi tiyatronun yapımı gerçekleştirilmiştir.  Amfinin dışında Seramik parkta 600m2 lik bir alan üzerine konumlandırılmış, Çağdaş Seramik Eserler Müze binası bulunmaktadır. Müze binasının gerek iç gerekse dış mekânlarında özgün tasarımlar gerçekleştirilerek farklı türlerdeki seramik atıklarla tasarımlar uygulanmış böylece bina, bu parkı daha da özel kılmıştır. Müze binası; ulusal ve uluslararası çeşitli sergilerin düzenleneceği ve çağdaş seramik sanatçılarının eserlerinden oluşan müze-galeri bölümü, toplumun çeşitli kesimlerine sanat kurslarının verileceği ve hediyelik eşya üretiminin yapılacağı atölye bölümünden oluşmaktadır. Ayrıca parka gelen misafirlerin dinlenip parkta daha uzun keyifli anlar yaşayabilmeleri için kafeterya alanı da yer almaktadır. Bu alanda benzerlerinden farklı olarak masalardan yer döşemesine kadar içeride yine atık seramikler kullanılarak tasarlanmış özel bir iç mimari tasarımı düşünülmüş olup uygulamalarının yapılması ikinci etapta planlanmıştır.

Projenin ilk etabında inşa edilmiş parkın içinde farklı seramik sanatçıların atık seramiklerden oluşturduğu 5 adet seramik heykel yapımı gerçekleşmiştir. Ayrıca bahsi geçen tüm bu alanları birbirine bağlayan, atık seramik malzemeler kullanılarak oluşturulmuş yürüyüş yolları yapılmıştır. Özel olarak tasarlanmış bu yollar parkı ziyaret eden tüm ziyaretçilerin özellikle de çocukların ilgisini çekecek sürprizli detayları içermektedir. Projenin en önemli detayı ise bütün bu tasarımların atık seramik kullanılarak yapılmış olmasıdır.

Yukarıda bahsetmiş olduğum ilk etapta yer alan çalışmalar 2013 ayında Koordinatör Yardımcısı arkadaşlarım Yrd. Doç. Elif AĞATEKİN, Yrd. Doç. Duygu KAHRAMAN, Saha Sorumlusu Fatma SOMER ve 11 mezun öğrencim ile birlikte soğuk-kar-kış-yağmur-çamur demeden hummalı bir çalışma ile sekiz ayda tamamlanmıştır. Tamamladık tamamlamasına da bir şeyi planlayamadık. Çünkü bizler akademisyendik ve sanatçıydık 32 yıldan beri topluma nice öğrenciler yetiştirmek ve sanat yapmaktan, ülkemizde yaşanan politik gerçekleri projenin heyecanı ile unutuverdik. Çünkü dönemin Ak Parti Belediye Başkanı Sayın Burhan SAKALLI yaklaşan belediye başkanlığı seçimlerine aday olmayacağını açıklamasının ardından Mart 2014 ayında Seçimler gerçekleşti. Seçimlerin sonucunda Odunpazarında CHP’nin kazanmasıyla birlikte Belediye Başkanı olarak Sayın Kazım KURT  göreve geldi. Önce emeğe ve yapılanlara saygıları vardır ve sanata gerekli desteği veririler diye proje ekibi olarak çok umutlandık. Ardından “Seramik Park” projesi toplum olarak alışkın olduğumuz klasik manzaraları yaşamaya başladı. Sayın Başkanı ve Başkan Yardımcılarını ziyaretlerimde projenin ne kadar önemli olduğunu ve sürdürülebilmesinin Odunpazarı bölgesine çok değer katacağını ve ikinci etabının da hazır olduğunu anlatmaya çalışsam da bütün çabalar önce projede canla başla çalışan 11 mezun öğrencim ardından da proje saha sorulusunun görevlerine son verilmesiyle sonuçlandı. Başkan yardımcıları ile yaptığım görüşmede projenin ikinci etabını görmek istediklerini belirttiler ve kendilerine güvenerek bütün yapılması gerekenlerle birlikte projenin ikinci etabını belediyeye ilettim. Ardından her hangi bir gelişme olmadı. Şu andaki durumu sizlere içim burkularak anlatmam gerekirse; Seramik Park’a içimden gelmeyerek ara sıra yaptığım ziyaretlerde sanat alanında yetkin olmayan birilerinin tanıdıklarının parkta çalıştırılmak üzere işe alındıklarını ve kayda değer bir gelişme olmadığının görüyorum ve bu sonuçlarla karşılaştığımda sanırım neler hissettiğimi söylememe gerek yok.

15

Durum böyle olmasaydı ikinci etapta neler yapılabileceğini ya da nelerin planlandığını sizlerle paylaşmak isterim; şu andaki mevcut müze binası içerisinde konumlandırılmış galeri-müze kısmında önemli çağdaş seramik sanatçıların özgün eserlerinin yer alması planlanmıştı. Ayrıca bu mekân önemli sergilerin düzenleneceği galeri olarak da hizmet verecekti. Binanın içinde yer alan seramik atölyesi ise projenin daha sonraki aşamasında yapılması planlanan uluslararası sempozyumlara ev sahipliği yapacaktı. Ulusal ve uluslararası önemli sanatçılar böylesine bir mekânda çalışma fırsatı elde ettiklerinde yine atık seramikler kullanarak bu park için yeni heykeller üreterek farklı kültürlerin parka taşınmasında önemli bir rol üstlenmiş olacaklardı. Diğer sanat dallarından da sanatçılar gerek amfide gerekse müze binasında çalışarak çeşitli etkinliklerde bulanabileceklerdi. Bunun yanı sıra atölyede planlanan zaman dilimleri içerisinde çocuklara, engellilere, kadınlara ve sanatsever dostlara çeşitli sanat kurslarının düzenlenmesi de planlanmıştı.

Projenin ikinci etabında gerçekleştirilmesi planlanan diğer kısımlar ise; yürüyüş yollarının devamı, ulusal ve uluslararası sanatçılar tarafından açık alanlara yapılacak olan heykeller, oturma birimleri, aydınlatma elemanları ve seramik parka gelen ziyaretçilere sunulacak olan hediyelik eşyaların üretimiydi. Bütün bu sözünü ettiklerim Odunpazarı Belediyesine iletmiş olduğum projenin ikinci etabında detayları ile var. Umarım kendilerine iletmiş olduğum projeden esinlenerek yarım kalmış projeyi sürdürebilirler. Böylece Odunpazarı belediyesi Seramik Park ile birlikte tıpkı Barselona’daki Güell Park, Hindistan’ın Şandigar şehrinde Nek Chand tarafından 1958’de inşa edilmiş olan “Şandigar Kaya Bahçesi”,  Los Angeles’teki “Watts Kuleleri”, İtalya’daki “Tarot Bahçesi” Filadelfiya’daki “Magic Gardens” ve Brezilya’daki “Santa Teresa Merdivenleri” gibi bulundukları şehirleri turist akınına uğratan, çeşitlilik-canlılık kazandıran, cazibe ve sanat merkezi haline gelebilir.

Ayrıca; Eskişehir bölge olarak seramik endüstrisi ve sanatı açısından günümüzde önemli bir konuma sahip bölge iken gerçekleştirilen “Eskişehir Çağdaş Seramik Açık Hava Müzesi”  projesi ile atık seramiklerin değerlendirilmesi ve Anadolu kültürüne ait geleneksel motiflerin çağdaş yorumlarının amfide, müze binasının farklı detaylarında, heykellerde kullanılmasıyla ile bu alanı diğerlerinden farklılaştırmakta, ayrıcalıklı bir konuma getirmektedir.  Anadolu kültürüne ait geleneksel motiflerle bezenmiş olan bu alan, ülkemizde ilk olma özelliği ile haklı bir gururu kendisinde taşımaktadır. Seramik Park ile birlikte şehrimize ve yeni nesillere aktarılacak önemli bir kültürel miras kazandırılmıştır. Bu mirasa ve esere sahip çıkmak yetkililerin Eskişehir’e olan vefa borcudur.

Prof. S.Sibel SEVİM

Anadolu Üniversitesi

GüzelSanatlar Enstitü Müdürü

Eskişehir

ÖNCEKİ YAZI

Tekhne Yayınevinin Son Sanat Uğrakları

SONRAKİ YAZI

Aica Türkiye Charlie Hebdo Bildirisi

Evrim Sekmen

Evrim Sekmen

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*