Uncategorized

Sanatın Tasarım Halinin Bir Sanatçının Deneyimi Üzerinden Hikayesi

Rengarenk tuvallerin galeri mekanında yalnız ve sofistike duruşunun  arkasında  galeri mekanlarının zor ayakta durduğunu  eski galerilerin tasarruf tedbirleri ve geçmişteki birikimleriyle sanata hizmet etmeye devam ettiklerini, sanat piyasası koşulları ve bundan en çok etkilenen genç ressamlar olduğunu söylersek  fazlaca romantizm yapmış olmayız. Bu aslında bir yanıyla yeni bir koşullara ayak uydurmayı yeni şeyler denemeyi sanatın içindeki mücadelenin biraz kişisel yaşamlara da yansıması gerektiğini zorunlu kılıyor.  Sanat yapmanın bir lüks ve keyif işi olarak görülmesi bu alanda yeni yeni ismini duyurmaya başlayanları da  ayrıca kötü etkiliyor. Bu gerçeği görüp yaşamı keyifle ve hep o karikatürde dediği gibi dans ve müzikle sürdürmenin yolları da yine üretimin kendisinden geçiyor.

edagörsel

Her ne kadar kapitalist piyasa koşulları rekabeti arttırıp sanatçının o utangaç ve münzevi  halini biraz ötelese de sanat nosyonu içinde tek bir sanat yapma ediminden söz edemeyeceğimiz için bu halin farklı sanat yapma biçimleriyle dile gelişine engel olamayız. Sanatçı sanatı nasıl tanımlıyor ve onunla nasıl yaşıyorsa yaptığını da o çerçevede değerlendirip bu yolculuğa eşlik etmek sanırım etkileşim ve inovasyondan söz eden  sanatseverler  için kulağa hoş gelecektir.

 Sanatın hayatı içine dahil etmek ve sonra hayat pratiklerinin Bauhaus ile sanatı ele geçirmesi sanatın yeni bir yola girdiğini gösteriyordu. Tasarımın yolu açılmış sanat işlevsel olanın elindeydi.

Eda Çığırlı’nın tasarım çantaları bu tarihsel dizgeye karşıt tesadüfi bir yol izliyor. Aslında tasarım yapmak istediği için değil sanatın  çekirdek ve içsel yanını sürdürebilmek için tuvallerden çanta tasarlıyor.  Tasarıma rağmen tasarım yapan bir ressam karşımızda.  Tuval bezi renkli desenlerle boyanarak harika birer çantaya dönüşüyor.  Bir resmi çantanızda taşıyorsunuz. Bu da  tasarımların biçimini ve aurasını etkiliyor.  Eda’nın çantaları endüstrinin dışında kendine özel bir yer buluyor. El emeği göz nuru dediğimiz eve dönüş hikayesi. Annesinin sözünü dinlemeyen bir kız çocuğunun anne geleneğiyle sanatını dönüştürme çabası.  Atölyesine gittiğimde gördüğüm  duvarındaki  canlı, cıvıl cıvıl renklerle kurulmuş kompozisyonların  şimdi onunla  atölyesinden çıktığında  istiklal caddesinde dolaştığını, gezdiğini ve duvarların dışına çıkıp hayata katıldığını görüyorum.   

Her  gördüğümüzün aslında bir yaşam   döngüsü içinde olduğunu hatırlatıyor. Kelebeklerin Eda’da en çok bu yöne referans yaptığını düşünüyorum.  Eda’nın kelebek imgesinde sadece  özgürlük ve  bir günlük bir yaşam değil, sonsuzluk ve aslında özgür olma isteğinin nedenlerine yer açan bir boşluk var. Hepimizin bu boşluktan geçip yaşama katılmamızı öneriyor. Eda’nın tasarım çantaları belki bunun somut bir hali.

Sanatın tekniğe ve endüstriye olan bağımlılığı sanatın kalıp kırıcı özelliğini göz ardı etmemize neden olabiliyor.  Resim dediğimizde çerçevesiyle müzede gördüğümüz bir yapıtı hatırlamak sanatla ve sanatçıyla kurduğumuz bağa hayatı dahil etmemek olur. Zihinlerimizdeki  duvarları sağlamlaştırabilir. Bu nedenle naif bir önerimiz var  size, zihnimizdeki duvarlardan resimleri indirip çantaları takıp istiklalde yürümeye davet ediyoruz herkesi  çantalarımızla farklılık yaratmaya  …

 


edacığıtlıcanta

 

 

Not: Eda’nın çantaları Nişantaşı “Next accessory” mağazası  tarafından çok sevilmiş. Çantaları mağazadan  temin edebilirsiniz. http://www.nextaccessory.com/

 

 

 

İzlek Haber

İzlek Haber

ÖNCEKİ YAZI

Dosya: Güncel Sanat Pratikleri

SONRAKİ YAZI

İstanbul Modern'deki İstanbul Bienali 26 Kasım'a kadar Uzatıldı!

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*