İzlekler Dergi

Coğrafi Kaderin Sanatta Yön Tayini-Evrim Sekmen

Sanata tek taraflı Batı bakışının değişmeye başlamasıyla çok yönlü postmodern okumalar kimlik ve kültür anlamında yeni bakış açıları sağlamıştır. Batı merkezli aklı, temel alan sanat eleştirileri doğu felsefesiyle harmanlanıp  Batı’nın dikte ettiği grameri yeni baştan hayat ve sanatla ilgili konulara taşımıştır. Doğunun yüzyıllardan beri devam eden gelenekçi yapısı küresel kapsamla direnişe geçmiş ve doğudan batıya bakışın ters okumasını yapmıştır. Batı’nın otoriter ve belirlenimci felsefelerinden kopuşla felsefe yereli ve küçük anlatıları odağına alan, farklılığı ortaya çıkaran bir melezleşmeyle diyaloğa girmiştir.

 

Zwelethu Mthetwa

Zwelethu Mthetwa

Sanatın tek başına doğu-batı düzleminde ilişkiye girmesi mümkün değildir. Sanat kurumlarının bu akışı yönetmek ve yansıtmak yolunda bir irade gösterdiği kuşkusuzdur. Mimari bir şovla Batı’da savaş sonrası oluşan sanat kurumları sanatın bulunduğu yer değil evrildiği ve üretildiği yerler olarak ortaya çıktı. Kapitalist sermayeyle koşut bir yükseliş ve sanatın esir alındığı gösteri mekanları ile sanatı özerk olmaktan çıkarıp  araçsal bir işlev kazanmasına neden oldu. Emlak sektörüyle birlikte anılan ekonomi sayfalarında yer bulan bir işbirliğine dönüştü.

Sanat kurumlarının işlevleri asimetrik zenginleşmenin sonucunda  daha çok sorgulanmakta ve sanatın içersinde önemli bir konum elde etmesi   birçok soruyu beraberinde getirmektedir. Müzeler sadece beyaz küp  galerileriyle steril mekanlar  olarak değil postmodern teorilerle  okunan sosyopolitik anlamlar kazanmaya  başlamıştır.

Hans Hacke,   modern sanatın  ayrıcalıklı mekanlarına sayısal verilerle gerçekçi bir duruş sergiledi. New York’taki emlak piyasasıyla müze arasındaki ilişkiyi kanıtlayan sayısal veriler ortaya koydu. Sanatın dedektifi gibi sanat komplosunun gerçekçi yüzünü teşhir ederek sanatın ekonomisinin devasa ve kirli yüzüne kesin kanıtlar sundu.

Sanatın tek amacı estetik bir alışveriş değil insanla ve kültürle ilgili her şeyi içine alan bir iktidar ve otorite kaynağıdır. Sanatın elitist tavrının kapitalizmin çarklarına uygun işlemesi ve sisteme uymayanları sanat ortamının dışında bırakması sanat kanonunun tehlikeli ve tekinsiz yanına denk geliyor.

Sanatın sosyopolitik tavrı günümüzde kurumları da bu konuda çalışma yapmaya itmiştir. Göçmenler, sosyal dışlanmaya maruz kişilere uygulanan eğitim programları gibi çalışmalar bunlar arasında sayılabilir. Sanat kurumlarının bir faaliyeti olarak değil de sanatın ana konusu olarak öteki ve kültürel alışveriş güncel sanatın irdelediği konular arasında.

Balkanlarda Kültürel Etkileşim

Balkanlarda kültürün hayata olan yansımasını kültürel hareketlilikle eş sayabiliriz. Sosyalist endüstrinin dağılmasından sonra sanatın kodları burada yaşayanlar için farklı algılanmaya başladı. Ağırlıklı olarak Bratislava, Prag ve Batı Avrupa şehirlerine yönelen göçün sıkıntılarıyla coğrafya boğuşuyor. Özellikle de kültür sektörü bu problemle karşı karşıya. Pek çok genç, yetenekli ve gelecek vaat eden sanatçı, küratör ve kültür yöneticisi lisans ve yüksek lisans eğitimini tamamlar tamamlamaz mesleğini başka yerde icra etmek için kendisini yurt dışına atıyor. Doğu Avrupa’da kültürel yönetici olarak çalışmak demek ilkin ve öncelikli olarak uluslararası ağlar kurmak demek oluyor. Batı’nın her zaman bir yönelim noktası ve daha yüksek bir hedef noktası olması sorundur. Sanat aktörlerinin uluslar üstü bir eğilimle bir araya gelmeleri gerekir. Yalnız bugünden Batı merkezli bir düşünce ve işbirliği dışında bunu yapabilmek zor gözüküyor.

Sanatçının Yerinden Edilmesi

Yersiz yurtsuz diyebileceğimiz dünyadaki  Bienaller arasında dolaşımını sağlayan sanatçılar kültürel etkileşimlerden yoğunlukla etkileniyorlar ve bakış açılarını deneyimle bütünleştiriyorlar. Kültürler arası etkileşimde bu melez bakışla kendine yer buluyor. Coğrafyanın hikayesi sanatçının hikayesi haline geliyor.  Geçtiğimiz yıllarda barış gelini misyonuyla yürüyüşe çıkan Pippa Bacca adlı sanatçının yolculuğu   acı bir sonla bitmeseydi  sanırım kültürel transferin ve kaynaşmanın iyi bir örneği olacaktı. Bu olumsuz örneğe rağmen sanatçıların yerinden edilmesiyle yani yersiz yurtsuzlaşmasıyla yerleşik kültüre ara bir alan açılmıştır. Sanatın merkezsizleşmesiyle periferinin dile gelişi sanatçıların yer değiştirmesiyle mümkün olur. Sanata ve duyarlılıklara bir alan açılır. Farklılaştırıcı perspektifler sanatçılar tarafından ortaya konur.

Yaşadığı deneyimleri sanat estetiğinde filtreleyen sanatçılardan biri Adrian Paci. Arnavutluk’taki iç savaştan kaçıp İtalya’ya sığınan sanatçı coğrafya kaderdir dosyasının kavramlarını sanatında deneyimleyen ve izleyiciye alımlatan içeriğe sahip eserler sunuyor. Yaşamdaki deneyimler sanatla buluştuğunda gerçekçi ve ileriye dönük cevaplar içeren bir giysi ediniyor kendine… Paci, ülkesinden zorunlu göç ettikten sonra geçmiş bağlarını daha çok sorgulamaya başlar. Sınırlarda olmak ve iki ayrı kimlikle yüzleşmek bir eşikte olmak gibidir. Kaydedip videoya almak bir tür bu ikili durumu hayata geçirmektir. Sanat çalışmalarının odak noktasına  kayıp, hareketlilik, göç, yer değiştirme, küreselleşme, kültürel kimlik, nostalji ve hafıza kavramları oturmuştur. Sanatın şiirsel dili bu kavramları birbirine bağlamış, Paci’ sanat yaşamını bu itkileri görselleştirmeye adamıştır.

Adrian Paci’nin karakteristik işlerinden biri olan  Arnavutça “Ressam” demek olan “Pictori” adlı çalışması söylediklerimizi kanıtlar niteliktedir. İstanbul Modern’in düzenlediği ” Komşular” sergisinde yer alan işi için Paci, “Pictori (2002),  siyasi çalkantılar ve istikrarsız  geçiş dönemleri boyunca sanatçının rolünün izini sürüyor. Komünist rejimin sona ermesinin ardından, Arnavut şehirlerinde üzerinde  “Pictori” yazan çok sayıda büfe ortaya çıktı. Bu ufak ve gayrı resmi büfelerde, ressamlar yağlı boya resimlerini fotoğraftan çizilmiş portrelerin yanı sıra, sahte doğum belgeleri, üniversite diplomaları, yurtdışı seyahat vizeleri gibi sahte belgeler üretiyorlardı. Bu yapıt Arnavıtluk’un o günkü siyasi durumuna gönderme yapıyor ama aynı zamanda sanat ve özgürlüğün ( sahte pasaportla seyahat etmek, sahte bir ölüm belgesiyle ortadan kaybolmak, sahte bir diplomayla iş bulmak…) niteliklerine de değiniyor görünüyor.

Sanatın Mayınlı Bölgesi

Coğrafya, tehlikeli ve mayınlı bir bölge ise sanat için eylem alanına dönüşmemesi için hiçbir neden yok. Sanatın sorunsal olarak gördüğü şeyler artık insani özgürlüklerinve yaşam hakkının yokluğundan kaynaklanan temel meselelerdir. Batı’da kültürel ve sosyal sorunların, geçmiş hesaplaşmaların üzerine gitmek için hızlı bir kalkınma manevrası gerçekleşti. Yahudilere yapılan soykırımı konu edinen Holokast  müzelerini kurarak toplumsal yüzleşmeyi ve hesaplaşmayı sağlamaya çalıştılar. Türkiye’den de bir örnek var. Sivas katliamının anısına “unutmamak” müzesi açma çalışmaları yapılıyor. Müzeler, anıtsal ve bellekle ilgili özellikleri nedeniyle toplumsal yaşamla bir düşündüğümüz her olguyu içine alıyor. Müzebilimi kategorisi içersinde toplumla buluşturuyor. Mübadele müzeleri de toplumsal olguların kesiştiği bir diğer müze türü olarak örneklenir. Yalnız müzelerin kurulmaları yetmiyor sistemli bir şekilde hizmet vermeleri de gerekiyor. Bu noktada eksiklikler ortaya çıkıyor ve müzeyle ilişkilendirdiğimiz hesaplaşma, kültürel barış, hoşgörü gibi kavramlar müzenin koleksiyonundaki nesnelerden onları izleyen müze gezerlere ulaşamıyor. Kurumsallık yaşanan acıların ve iktidarın yıkımlarına sanat ve kültürel miras açısından modern bir cevaptır. Her takdir edilen ve topumla buluşan somut ve soyut kültürel miras bu toplayıcılıktan nasibini alır.

Coğrafi anlamda çeşitli etkileşimlere ve melezliğe açık bir yerdeyiz. Kültürel transferin her an yaşandığı Anadolu’da müzelerle sınırlı bir vizyondan bahsetmek yanlış olur. Küresel dünya her ne kadar kültürel tüketim birliğini sağlamaya çalışsa da yerel farklılıklar yaşamaya devam edecektir. Büyük bir mağaza olmaya direnen bir takım insani olgular her zaman olacaktır. Orta doğuda Abu Dabi, Dubai gibi şehirlerde büyük müze kompleksleri suni bir inşanın peşindedirler. Küresel ekonomi Louvre’un bir şubesini Arap Emirliklerine taşımıştır bile… Sanatın coğrafyası ve coğrafyanın sanatını kurmaya çalışan sermaye güçlü bir itkiyle ilerlemektedir. Zaman içerisinde etkileşimle olabilecek transfer bir müzenin cazibe merkezi olmasıyla ekonominin ve paranın aktığı yer haline gelebiliyor. Bu durum toplumun bilgilenmesini ve gelişmesini sağlayacak güçte topyekun bir gelişme değil küresel politikaların sonucu yapay bir yükseliştir.

Coğrafi anlamda yakın olduğumuz ülkelerde sanat kurumlarının durumu nasıldır? Slovenya’daki  sanat müzesinin direktörüne göre ülkelerinde modern sanat müzesi bulunmasına rağmen Yugoslavya’dan daha kötü koşullarda yönetildiklerini söylüyor. Ekonomik ve sosyal koşullar nedeniyle müzelerin kapalı kaldığını da ekliyor. Bu durum küreselleşen ve teknolojiyle kalkınan bir dünyada tezat bir görüntü oluşturuyor. Sanatçılar küreselleşmeyle artık daha çok kapsayıcı ve yer değiştirici olurken sanat kurumları aynı hızla gelişemiyordu. Sanatçılar ve kolektiflerden, sanat profesyonellerinden oluşan denetleyici bir grubun kurumların değişmesine ve bürokratik hantallıktan kurtulmalarına katkı sağlayıcı çalışmalarda bulunmaları gerekmektedir.

Beatriz Milhazes

Beatriz Milhazes

Sanat kolektiflerinde IRWİN isimli Slovenyalı grup doğu bloku ülkelerindeki sanatı çağdaş bir çizgide sunmaya çalışmakta, eleştirel yönüyle yansıtmaktadır. Sanatın alışageldiğimiz Batı bakışına kendilerinin tanımladığı şekilde retroavangard bir bakış getirmek istiyorlar. Batı’nın sanat tarihi anlatısını Orta Avrupa’da kendi bakışlarıyla kritik ediyorlar. Retro’nun bir sanat trendi değil bir bakış ve eylem alanı olduğunu düşünüyorlar.

Sanatsal hareketlilik için Doğu Avrupa’da kaynak bulmak için çeşitli yollar deneniyor. Avrupa projeleri ve küresel ilişkiler  Avrupa’nın ekonomik durağanlıkta başvuru kaynağı niteliğinde. Batı’da Rönesans ile birlikte yükselişe geçen sanatçı desteği kavramı bugün Batı’da kültür politikası haline gelmiştir. Bunun yanı sıra Doğu Avrupa  ekonomisinin ve sosyal durumun durgunlaşması  nedeniyle sanat birçok kişi için kurtuluş yolu gibi gözükmektedir. Ticari boyutu baskın olan sanat fuarlarından çok küresel ölçekte bir kavram etrafında dolaylı bir yol çizen Bienaller coğrafyanın, kimliğin etrafında çağdaş okumalar yapıyor. Yalnız hayatın sanata içkin olduğu bir ortamda sosyal ve siyasi dengesizlikler, göç, savaş gibi olgular Batı’nın pozitif bakışının nihilizme dönüşmesine neden oluyor.

Son yıllarda sanatçı programları ve sivil insiyatifler hızla artış gösteriyor. Yalnız ekonomik açıdan sanat insiyatiflerinin ayakta durması çok zor. İdealist ve özgürlükçü herkese sanat düsturuyla yola çıkan gruplar gerçek dünyanın rekabetçi ve hızlı yolunda geriye düşmekte ve seslerini duyuramamaktadır. Sponsorluk sistemlerinin zayıflaması ve istenilen düzeyde olmaması sorunun diğer bir yönüdür.

Ori gersht

Ori gersht Walter Benjamin’in Nazi işgalindeki Fransa’dan kaçarken izlediği yolu tekrar kateder

 

Çağdaş sanatın konularına coğrafi engel

Kimlik, yersizlik yurtsuzluk etrafında sorgulanan kavramlar insani ihtiyaçlarını karşılamayan bir bölgede grotesk bir oyunun unsurları gibi gölgede kalıyor. Mardin Bienali’nde olduğu gibi kültürel stratejilerden ve çıkar yollarından sanatla bahsedecek olan Bienal, Işid terörüyle ertelenmek zorunda kalınıyor. Ne dersek diyelim sanat nosyonu içersinde ticaretle kol kola ilerleyen sanat siyasi olayların ve insani yetersizliklerin olduğu bir ülkede yüzeysel bir olgu olarak  kalmaya devam edecektir. Sorunun çözümü gene ortaklıklardan ve paylaşımlardan geçiyor. İlk başta tuval resmini doğru düzgün hazmetmiş yöre halkına videodan ve enstalasyondan bahsetmek zor gibi görünse de küresel dünyanın doktrinleri herkese açık ve demokratik bir görünüm içersindedir. Sanatın yer halka ulaşması da konunun diğer bir sorunsalıdır.

Kişilerin sanatçı kimliğini oluşturan coğrafi ve kültürel inşalar sanatçının sanatla dünyayla buluşmasına neden oluyor. Şener Özmen ve Halil Altındere gibi sanatçılar kürt kökenlerinin üzerinde ironi yaratarak sanatsal estetiklerini kurmuşlardır. Bu durumu sanatla ortaklık ve sesini duyurma anlamında bir dolaşım gibi görebiliriz. Çevrenin sorunlarına açık algılar ister kimliksel ister cinsiyet yönünden olsun global dünyaya insani sözler söyleyebiliyorlarsa yerelden dünyaya ulaşan farklı sesler olmaya devam edeceklerdir. Terör ve olanaksızlıklar sanatçının bakışı  ve kişisel yaratımı karşısında fazla direnç gösteremez. Her iki olgu da birbirine tezat içersinde yaşamaya devam eder.

Sanata ve sanatın ilişkide bulunduğu olgulara geçmişin değer yargıları ve bakış açılarıyla yaklaşmak yanlış sonuçlar doğurur. Teknolojinin ve hızın önderliğinde uzay ötesi  bir gerçeklik içersindeyiz. Yaşam tüm bu hıza ve gelişmeye rağmen savaşların, yer değiştirmelerin olduğu ilkel zamanların durumlarını yaşamaktadır. Batının tek yönlü bakışına karşı doğu söylenceleri, ritüelleri ve felsefeleri coğrafyanın umudu sanat kanonunda yeni bir doğu estetiğinin sanat nosyonuna eklemlenmesini zorunlu kılmıştır. Batının inşa ettiği Batı kanonu sömürgeci etkilerle doğuyu etkilese de kadim kültürün izleri ticaret ve kültürün ikamesiyle silenemez.

İnsanın kültürün taşıyıcısı olarak vizyonu her daim devam etmektedir. Yer değiştiren özne olarak sanatçı Batı’dan doğuya köprü kurma ve yabancılaşma efektleriyle melez bakış açılarını etkin kılmaktadır. Coğrafyanın sorunları ve yerel halka sanatın hizmetleri yeni bir akış yönünün tek taraflı olamayacağına delalettir. Küreselleşmenin tek tipliliğine karşı kültürel çeşitlilik Batı’nın kendi kültürünü standart bir tüketim nosyonuna sokmasıyla değerli hale gelmiştir. Yerel olanın özgünlüğü ve geçmişteki birikimlerin taşıyıcılığı müdahale edilemez bir akışın çok kutuplu ve çok disiplinli yaklaşımların geçerli olacağını ve tekinsiz bölgelerin çoğalacağını göstermektedir.

 

Kaynakça

 

Konuk sanatçı Programları ve Kültürel İletişim Norduk yayıncılık

“Komşular” Sergisi İstanbul Modern Kataloğu

 

 

 

Evrim Sekmen

Evrim Sekmen

ÖNCEKİ YAZI

Kurumsal Eleştiri Üzerine Notlar -Itır Demir, S. Nesli Gül

SONRAKİ YAZI

21. Yüzyılda Bir Sanat Kitabının İçinden Geçmek-Evrim Sekmen

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*