İzlekler Dergi

Çağının Önünde Bir Kimlik; Caravaggio

Caravaggio’nun hırçın ruhsallığı, ışık-gölge olarak tanımlanan karanlık ve aydınlık arasındaki şiddetli zıtlıkla dışa vurulur. Yapıtlarında kahramanlarını, tıpkı bir sahneye koyucu gibi, yansıması olmayan, karanlık odaya yan bir aralıktan giren bir ışık süzmesiyle aydınlatmaktadır. Oyuncular ışık içinde yüzmek yerine, sahnenin karanlığından fırlar gibi ele alınmıştır.

Caravaggio Michelangelo Merisi, 1571’de Milano’da doğmuş, 1610’da Latium kıyısında Porto Ercole’de ölmüştür.  1576’daki büyük veba salgınından kaçan ailesiyle beraber Caravaggio köyüne yerleşmiştir. 1584’de Caravaggio tekrar Milano’ya dönerek, burada Tiziano’nun yanında yetişen Peterzano’nun atölyesine girmiştir. 1591’de sanatçının yaşamını yazan Mancini’ye göre Roma’ya gitmiş ve çiçek ile meyve resimlerinde uzmanlaşmıştır. Roma’ya gidişi ile birlikte sanat yaşamında yavaş yavaş yükselişe geçmiştir. Burada Maniyerist süslemeler yapan GiuseppeCesari’nin atölyesine girmiştir. Cesari, bir dekoratördür ve Caravaggio onunla hiç anlaşamamıştır. Burada, vurgulandığı üzere çiçek ve meyve resimleri yapan sanatçı, bunları, ruh katabilmek amacıyla yarı bele kadar çizdiği delikanlılar ve çingene kız figürleriyle kuvvetlendirmeye çalışmıştır. Mesela bu yönde, söz konusu yarım figürler büyük ilgi görmüş ve özellikle Uffizi Galeri’de bulunan “Genç Baküs” bunlardan biri olarak sanat tarihinde dikkatçekmiştir. Bu resim, mitolojik ve portre sanatı bileşkesi açısından da önemlidir. Buradaki Baküs, sıradan bir insan gibi ele alınmıştır. Figür, tam cepheden izleyiciyebakar vaziyettedir. Bedenin örtük ve çıplak oluşunun kompozisyona kattığı zıtlık, önemli bir hareket noktasıdır. Bu yapıt, Caravaggio’nun sanatında bir viraj noktası olarak kabul edilmiştir.

Sanatçının ilk büyük hayranı Kardinal Del Monte olmuştur. Bilimde ve sanatta doğanın temel alınmasından yana olan bu kardinal, etrafında topladığı edebiyatçı, ressam, müzisyen kişiliklerle birlikte debdebeli bir hayat sürdürmekteydi. Del Monte’den etkilenen Caravaggio, idealist kavramları, güzeli, ahlâkı reddetmiş ve böylece gerçekçiliğe yönelmiştir. Caravaggio için tek gerçek vardı; o da dünyanın algılanması ve uyandırdığı duygulardı.

Ünlü koruyucusu sayesinde ilk siparişini almış ve bu sipariş Aziz Matta’yı anlatan üç büyük tuval olmuştur. Bu üç resim, sanatçının en önemli başyapıtlarıdır. San LuigideiFrancesi Kilisesi’nin sol aşağı kenarında yer alan beşinci şapel, 1565’te Fransız kardinali MatthieuCointrel tarafından satın alınmıştı. Bu şapel bugün kurucusunun İtalyanca adıyla Contarelli Şapeli olarak bilinir. Kardinal, bu şapelin süslemeleri için, ressam GirolamoMuziano ile bir sözleşme imzalamıştı. Konu, havari Aziz Matta’nın yaşamıydı. Fakat siparişi paraca destekleyen kişinin 1585’te ölmesi üzerine, varisi Virgilio Crescenzi iki yıl sonra mihrabın üzerinde yer alacak bir mermer grup sipariş etti. Konu, Aziz Matta’ya bir meleğin İncil’i yazdırmasıydı. 1591’de tonozun ve iki yan duvarın freskoları Cavvalierd’Arpin’e verildi. 1593’te tonozun süslemesi tamamlandı ve çalışmalar kesildi. Tüm bu olan bitenin üstüne Caravaggio 1599 yazında devreye girerek, şapelin duvarlarını süslemek için, Matta’nın dine dönüşünü ve şehit edilmesini konu alan iki resim için anlaşma yaptı. Bu yapıtların Temmuz 1600’de tamamlanması üzerine Caravaggio, siparişçinin beğenmediği bitmemiş bir heykelin yerine, meleğin Matta’ya İncil’i yazdırması konulu bir sipariş daha aldı. Caravaggio’nun ilk taslağı reddedildi. Söz konusu yapıt, ressamın koruyucularından birinin eline geçti ve birçok değişiklikten sonra, Berlin Müzesi’ne götürüldüyse de, orada 1945’te tahrip edildi. Caravaggio’nun aynı konulu ikinci resmi ise, diğer iki yapıtla birlikte yerinde korunmaktadır.

CARAVAGGIO-1

Caravaggio, Matta dizisini yaparken huzursuzdu. Dini öyküye vermeyi düşündüğü gerçekçi yorumun geçerliliği konusunda kuşkuları vardı. Işık ve gölgelerde yorumlanan pişmanlıklar, söz konusu kaygının izlerini taşır. Bu sorunu, bugün ortada olmayan ilk “Aziz Matta ve Melek”te aşmış, ikinci “Aziz Matta ve Melek”te ise daha geleneksel bir yol izlemiştir. “Aziz Matta’yaÇağrı”daise, can alıcı iki anı saptamak için ışığı adeta bir projeksiyon ışığı gibi kullanmıştır. Böylece ışık, istiareyle kutsallığın uygunsuz bir biçimde din dışı bir sahneye girişini vurgulamış olur ve “Aziz Matta’nın Şehit Edilmesi”ndede din kurbanı olma öyküsündeki gürültülü şiddeti en uç noktasına kadar taşır.

Kısa vurgulardan sonra üç resimle ilgili yorumlamalara şöyle devam edebiliriz; azizin bir meleğin eşliğinde İncil’i yazışını gösteren ilk yapıt, bir skandala neden olmuştur. Çağdaş bir yazar, resmin hiç kimsenin hoşuna gitmediğini yazmıştır. Vergi toplayıcısı, eğitimli, işbilir, yazı ve hesapta usta olan havari bu resimde pis ayaklarını mihraba dayayan, Trastevere kenar mahallelerinden bir hamal, kaba saba bir adam olarak gösterilmiştir. Kanatlarından başka hiçbir tanrısal yanı olmayan melekse, İbranice birkaç harfi yazmakta zorlanan adama yardım için, onun kolunu tutmaktadır. O güne kadar hiçbir aziz, üstelik de kutsallık halesi olmadan böylesine kaba bir doğallıkla resmedilmemiştir. Adam kaba, dar kafalı biriydi; çift cinsiyetli sevimli haberciyse, hınzırca gülümsüyordu. Yapıtın ikinci biçiminde ise Caravaggio, dört İncil’den birinin yazarının çizgilerini idealize ederek, onu, başını çevreleyen ince haleyle saygıdeğer bir ihtiyara dönüştürmüştür. Aziz, gözlerini sayfanın üzerine eğmek yerine,başını meleğe doğru kaldırmıştır; melekse yere inmemiş ve uçuşu Tanrı’nın habercisi olduğunu vurgulamaktadır. Azizin ayakları yine çıplaktır, fakat kırmızı bir harmaniye birinci resimdeki gibi cepheden değil, yandan görünen bacaklarını örtmektedir. Eller, şişmiş damarlarıyla yine kaba olmakla birlikte, tüy kalemi tutabilmektedir. Matta’nın Tanrı’nın elçisine dönük yüzü, meleğin hareketlerini yorumlamaya çalışan ince bir zekâ sergiler. Kişilerin gerçek modellere bakılarak çizildiği kesindir. Fakat bu kez gerçeklik, kutsallığa saygıda kusur etmemiştir. “Aziz Matta’ya Çağrı”da ise, aziz 1600’lü yılların moda giysileri içinde, birkaç arkadaşıyla birlikte para saymakla meşguldür. Grup, 17. yüzyılda çok sık işlenen kumarbaz ve üçkâğıtçıları hatırlatır. Matta, zenginliğinin işaretleri olarak geniş bir manto giymiştir ve başında kadife bir şapka vardır. Sorguçlu delikanlının küstah pozu ve para sayan ihtiyarın açgözlü tavrı, bu küçük dünyanın henüz ilahi lütfa erişmediğini açıkça gösterir. Bir anda hidayete ererek ve İsa’nın peşinden giderek Matta, kendi adını taşıyan metinleri yazmış ve bütün Mısır’ı Hıristiyanlaştırmış olabilir. Fakat aziz menkıbelerine göre Matta, Tanrı’ya adanmış bir bakireyle evlenmek isteyen kral Hiracus’a karşı çıktığı için kollarını göğe uzatmış sunağın önünde ayakta dua ederken kralın gönderdiği bir cellat tarafından öldürülmüştür. Cellat, onu arkadan vurmuş ve sanatçı bir din kurbanı olmuştur. Caravaggio, “Aziz Matta’nın Şehit Edilmesi”nde konudan uzaklaşarak, dini duyguların yerine şiddeti işlemiştir. Havari o anda dua etmektedir ve Caravaggio’nun yapıtlarında sıkça gözüken bir konu olan gençliğin gücüyle yaşlılığın zaafının karşı karşıya getirildiği yüz yüze bir sahnede, kılıcını sallayan cellat tarafından yere serilmiştir. Sol tarafta korkunç manzaraya bakmaktan kaçınan insanlar arasında, başından hiç kavga eksik olmayan ressamın kendisi de yer almıştır.

Caravaggio’nun hırçın ruhsallığı, ışık-gölge olarak tanımlanan karanlık ve aydınlık arasındaki şiddetli zıtlıkla dışa vurulur. Yapıtlarında kahramanlarını, tıpkı bir sahneye koyucu gibi, yansıması olmayan, karanlık odaya yan bir aralıktan giren bir ışık süzmesiyle aydınlatmaktadır. Oyuncular ışık içinde yüzmek yerine, sahnenin karanlığından fırlar gibi ele alınmıştır. Contarelli Şapeli’nin loşluğu bu izlenimi daha da güçlü kılmaktadır. “Aziz Matta’ya Çağrı” yapıtında, ışık sağdan bir kılıç keskinliğinde girmekte, figüranların yüzünü aydınlatmakta ve buyurgan bir işaretle Matta’yı gösteren İsa’nın bu jestine kuvvetle dikkat çekmektedir. Bu arada Matta’da şaşırmış, parmağıyla kendisini göstermektedir. Göz kamaştırıcı aydınlık, İsa’dan uzaklaştıkça karanlıkta erimekte, çünkü ışık sadece bedenleri ortaya çıkarmamakta, aynı zamanda bu dünyanın nimetlerinden vazgeçmeyi gerektiren vahyin de taşıyıcısıdır. Caravaggio, masadakilerin gösterişli kılık kıyafetleriyle çıplak ayaklı havarinin perişan harmanisi arasındaki çelişkiyi vurgulamıştır (ön planda, sağda İsa’nın gelecekteki havarisini işaret eden muhtemelen Aziz Petrus). Işık-gölge uygulaması Caravaggio’nun elinde sıradan bir teknik hile değildir. Olayı bir tiyatro sahnesine dönüştürmüş, fakat bu arada maddi şeylerle manevi şeyler arasındaki çatışmayı da dile getirmekten geri durmamıştır.

Burada dile getirdiğimiz Matta resimlerinden ilki ve bugün ortada olmayan “Aziz Matta ve Melek” ile özellikle Louvre’da bulunan  “Meryem’in Ölümü” isimli yapıtı sipariş sahiplerini şaşkına çevirmiş yapıtlardır. Buna karşılık diğer iki yapıtı “Aziz Matta’ya Çağrı” ve “Aziz Matta’nın Şehit Edilmesi” ise hayranlık uyandırmış ve benimsenmiştir. 4 Temmuz 1600’de bu resimlerin halka gösterimi Roma’da yankılar uyandırmıştır. Bu olayın yankılarını GiulioMancini ve GiovanniPietroBellori gibi sanat yazarlarının tanıklığından öğreniyoruz. İlk yenilik, şapellerin süslenmesinde kullanılan freskonun yerini yağlıboya resmin almasıdır. Bazıları, Venedik Okulu’nun renge verdiği öneme işaret ederek bunun Giorgione’nin düşüncesinden farklı bir şey olmadığını ileri sürmüştür. Caravaggio gerçekten de çizim yapmamakta, gerçek modele bakarak doğrudan boyamaya geçmektedir. Yapay ışık kullanmakta ve düzeltme için yeniden boyamaktadır. Bu küçümseyici ayrıntıya rağmen Caravaggio çok çabuk ve büyük bir başarı elde etmiş ve “Egregius in UrbePictor (Roma’nın şanlı ressamı)” ilan edilmiştir.  İki ay sonra da Santa Maria del Popolo’dakiCerasiŞapeli’nin süslenmesi için sipariş almış, buraya da “Aziz Petrus’un Çarmıha Gerilmesi” ile “Aziz Paulus’un Hıristiyanlığı Kabul Etmesi” isimli resimlerini yapmıştır. Hemen ardından 1606’da bir kavga sırasında bir adamı öldürdüğünden ötürü Roma’yı terk etmek zorunda kalmıştır. Aynı yıl bu terk edişle beraber Napoli’ye ilk kez gelmiş ve “Merhamet’in Yedi Biçimi”ni yapmıştır. 1607’de Malta’dadır ve buradaki en önemli yapıtı “Vaftizci Yahya’nın Başının Vurulması”nı ele almıştır. 1608’de portresini yaptığı Malta Şövalyeleri Tarikatı’nın büyük ustası Alof de Wignacourt tarafından tarikata kabul edilerek ödüllendirilmiştir. Ancak ressam yeni kavgalar ve hapse atılışı yüzünden şövalyelikten çıkarılmış ve Malta’yı da terk etmek zorunda kalmıştır. 1608-1609’da Sicilya’dadır ve burada “Lazarus’un Dirilişi” ve “Çobanların Tapınması” yapıtlarını ortaya koyar. Sonrasında Napoli’ye gider. 1610’da da Roma’ya dönmek isterken sıtma nedeniyle yaşama veda eder.

Caravaggio cesur tekniğini Rönesans’ın aşırılıklarından ve Luther reformunun saldırılarından sonra, İncil’i, Roma’nın eski mahallelerinde yaşayan insanlara yakın gerçek bir dünyaya aktararak en yoksul ve alt kesimlerdeki inananlarda dini duyguları canlı tutmaya çalışan Roma kilisesinin ideallerinin hizmetine sunmayı başarmıştır. Caravaggio’dan sonra İtalya’da ve dünyanın her yerindeki hayranları, doğayı ve insanları olmaları gerektiği ve akademik kuralların istediği gibi çizmekten vazgeçip, oldukları gibi çizmeye başlamışlardır. 1580- 1630 arasında “Caravaggioculuk” ismiyle bilinen “Karanlıkçılık”, İspanyol resminin bir akımı, bir tarzı olmuş, Caravaggio’nun üslubu bu ülkede elverişli bir ortam bulmuştur. İtalyan etkisinden bağımsız olarak SanchezCotan, Ribera, Pacheco, Yaşlı Herrera, ilk yapıtlarında Velasquez, kimi yapıtlarında Zurbaran, kaba bir natüralizme yönelerek, biçimleri yoğun değer karşıtlıklarıyla vurgulamışlardır. Fransa’da Georges de la Tour, Caravaggio’dan esinlenen ışık-gölge öğesine abartmadan yer verirken, Valentin ve Tournier, Caravaggio’yu daha dolaysız şekilde taklit etmişlerdir. Bu etkinin izlerine Vignon ve SimonVouet’de, daha sonra David ve Gericault’da da rastlanır. “Caravaggioculuk”,Honthorst, GerardSeghers, Rombouts aracılığıyla Hollanda’da da yayılmıştır. Hollandalı ışıkçılardan Terbrugghen ve Vermeer’in çalışmalarında, Rembrandt’ın bazı başyapıtlarında da “Caravaggioculuk”un izlerine rastlamaktayız.

 

YARARLANILAN KAYNAKLAR
FAHMULLER, E. -F. Naab-N. Wolf-P. Stepan-M. Bachtler-C. Hornig-E. Radscheit, DasGrosseLexikon der Malerei, Braunschweig, GeorgWestermannVerlag, 1982
KONIG, Eberhard, Caravaggio, Cologne, Könemann, 1998
Sanat Eleştirmeni Özkan Eroğlu

Sanat Eleştirmeni Özkan Eroğlu

Sanat Eleştirmeni,Tekhne Yayınları Genel Yayın Yönetmeni

ÖNCEKİ YAZI

Bir Sanatçının İntiharı

SONRAKİ YAZI

Sanat Eğitiminde Kültürlerarası Estetik Yakınlaşmalar ve Karşılaştırmalar

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*