Özkan Eroğlu

‘Bütünsel Sanat Algısı ve Bugün Sanat’ kitabından Bende Kalanlar…

Hakikati aramak uzunca ve zorlu bir yol olmasının yanında, geniş açıyla bakmayı gerektiren bir istenç meselesi sanırım… Makrosuyla mikrosuyla tüm kozmos; birbiri ile etkileşim zincirlerinden oluşan sistemsel bir döngüdür bana göre.

Canlı ve cansız varlıkların kendi çevrelerindeki tüm etkileşimler aslında bir sistemi oluşturur ve sonsuz değişimle yeniden var olan sonsuz döngüye işaret eder… Basit bir biyoloji ve kimya dersinde gördüklerimiz üzerinden derin düşündüğümde aslında bu sistemler zincirinin tüm yaratılmış canlı cansız varlıklar için de var olduğunu görüyorum.

Canlılığın en küçük birimi olan hücreden bahsedersek, çekirdeğinden tutun da mitokondrisine, libozomundan endoplazmik retikulumuna stoplazma içersindeki etkileşim zincirinden bahsedebiliriz..

Ya da maddenin en küçük yapı birimi atomu inceleyen bilim insanları çekirdeğinin içindeki nötron ve protonundan tutun elektronlarına kadar maddenin varlığını oluşturan bir sistematik içindeki döngüyü çoktan keşfetmiş ve o mikro dünyanın içindeki makro bakışı sağlayan cihazları bile bilimin hizmetine çoktan sunmuşlar… Hatta atom altı parçacıklarının bile kendi içinde fermion, bozon ve çeşitli sayıdaki ayrı sistem gruplarıyla mezon ya da baryon adını verdikleri kuarklardan bile rahatça bahsedebiliyorlar artık.

En gelişmiş canlı türü diye baktığımızda mikro kozmosu temsil eden insan, maddesel varlığının yanında ruh ve aklı ile dengede var olmaya çalışan bir canlıdır…  Kendi adıma konuşacak olursam;  etki alanındaki çevrede varlığının bir sebebi hatta görevi olduğuna inananlardanım. Benliğinin farkında olmayan insan bencil insandır bana göre. Ve toplumun geri kalmışlığına ve çöküşüne olanak sağlayan zincirin ilk halkasını oluşturur. Oysa yaratılmış tüm ortalama insanların beyni aynı özelliklere sahiptir ve aynı işlem sistematiğinde çalışır. Ancak kendisi bilgi üretemez. Görme, duyma, tat alma, koklama ve dokunma gibi duyu kaynaklarının yanında bir de ‘sezgi’  dediğimiz kişiye özel ve daha soyut bir duyu kaynağı da yaratıcı tarafından insanlara bahşedilmiştir. İnsan merakı doğrultusunda bilgi toplar ve aklı gelişir. Düşünce insanın yaşamı boyunca öğrendiği bu bilgiler ve sezgileri ve hislerinden oluşur. Öyleyse insanın düşünce üretebilmek için bilgiye ihtiyacı vardır denilebilir. Sezgileri için ise kendi içine dönmesi ve tefekkür etmesi gerekir. Her ikisinde de hedef hakikate ulaşmak olmalıdır.

Bu bağlamda sanat özelinden bakarsak bu düşünceye göre yaratı; merak, his ve düşüncenin vücut bulmuş halidir. Bu yaratıma etki eden en önemli iz ise sanatçının hisleridir ki, ne kadar samimi ve içten gelirse o kadar değerlidir, bir eseri kıymetli kılan şey de budur diye düşünüyorum.

 

Peki; sanatsever ya da sanatçı olmak ilgilisine sorumluluk yüklemez mi?

Tüm güzel sanat dallarının, mimarlık, resim, heykel, sinema, edebiyat, müzik, dans, tiyatro… Tümel olarak bakıldığında ortak söylemleri felsefe, psikoloji, sosyoloji, estetik, sanatın ne olduğu ve işlevi, kavram, kuram ve sanat bilimi, v.s. sıralanabilir. Tikel olarak incelendiğinde ise; kendi doğaları dahilinde incelikleri ve aranması gereken değerleri farklılık gösterebilir mutlaka.

Ancak hakikat ışığında bakıldığında sizin ileri sürdüğünüz gibi bünyesinde birçok güzel sanat dalını ve gerekliliklerini beraberinde barındıran Sinema; A noktası= Giotto, B noktası=Duchamp, C noktası=? sorusunun cevabı olarak durmaktadır gerçekten de.

Görsel Sanatlar ve Hakikat İlişkisindeki Basamakları gösterdiğiniz şema;  beden gözü, zihin ve zihinsellik, ruh ve ruhsallık, tin ve tinsellik boyutlarıyla bana bir hücre görüntüsünü çağrıştırdı. Çekirdeği olarak da ‘YARATICI SANATÇI’ ya da ‘SANAT ENTELLEKTÜELİ’ni gözümde canlandırdım.

Kitabınızda üstüne basarak vurguladığınız gibi bütünsel sanat algısının çoğulcu olana ihtiyaç duyduğu noktasına kesinlikle katılıyorum. Sinemaya makro düzeyde baktığımızda diğer sanat dallarının kendi işleyen sistemi içindeki çoğul elemanlar gibi sinemaya hizmet eder noktada oldukları bir hakikattir.

İşte bu yüzden de sanatçısından izleyenine; kendilerini ait ya da ilgili hissettikleri bu alan için bir sorumluluk alarak hakikatin peşinde olmaları kaçınılmazdır.  Bildiği ile yetinmeyip, Socrates’in de dediği gibi “bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir” gerçeğine uygun hareket etmek gereklidir.

Kitapda Sinema özelinde bütünsel sanat algısıyla yetinmeyip, dünyayı ve toplumu da geniş bir perspektifle işin içine katarak, aksayan yönlerdeki tespitler ve çözüm yollarına yönelik önerilerle görülmesi ve sanatın bu şekilde değerlendirilmesi gereken yine bir başka kozmosun varlığına işaret edilerek bütünsel sanat algısının sınırları sinemadan da ileriye taşınmış.

Bu bakış açısının tümü bir insanın, hele ki bir sanat entelektüelini çepeçevre saran bir ışık halesini çağrışırdı bana…

Aslında her insan kendi ölçeğinin sınırlarını genişletme potansiyeline sahiptir. Bunun için öncelikle bir istenç gereklidir ancak; eğer insan sanatçıyım ya da sanatseverim diyorsa hakikate ulaşabilmek adına bu mutlak bir zorunluluktur diye düşünüyorum. Her makro bakış yeni bir kozmosun varlığını ve tek değil çoğul elemanlarıyla kendi içinde dengeye oturarak BİR’i oluşturan sistemlerin var olduğunu fark etmemizi sağlar. Bu çoğu kez oldukça heyecan verici, inanılması güç olan haliyle yüce âlemlerin varlığını kanıtlarcasına hayretler içinde bırakır bizi.

Kendi davranışları üzerinde düşünebilen insan ya da diğer bir değişle kendi özünün farkında olan bir sanatçının izlemesi gereken yolu çok net ve gayet açıklayıcı bir şekilde tarif edilmiş kitapta. Neredeyse sanat adına bugüne kadar ki Özkan Eroğlu anlatımlarının bütününün bir özeti niteliğinde olan bu kitabınızı bize ulaştırma istenciniz ve entelektüel sorumluluk bilinciyle hareket ederek, bu uğurdaki tüm zorluklara karşı gösterdiğiniz çabanız için sonsuz teşekkürler…

 

Nazan Ekşioğlu Uçak

 

 

 

 

 

 

Nazan Ekşioğlu Uçak

Nazan Ekşioğlu Uçak

ÖNCEKİ YAZI

Önce Picasso'yu Anlamak Gerekir !(*)

SONRAKİ YAZI

Kavramsal Sanat

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*