Özkan Eroğlu

Bugün Ülke…

Bu coğrafyada gözü olanları deliye çevirmiş ve bu nedenle içeriden oluşturdukları işbirlikçiler aracılığıyla ülkemiz, Atatürk’ün öldüğü günden itibaren adım adım yıkılıyor. Önceleri bu yıkım çok sesiz yapılırken- tam olarak anlaşılmadan-, son on, on beş yıldır sosyal medyanın da sayesinde hepimizin gözü önünde yapılıyor. Zaten sosyal medyanın dışındaki medyanın zayıflaması ve bir öneminin de kalmaması da sosyal medyanın gücü ele geçirmiş olması. Bu olan bitenlere-yıkıma ses çıkaran var, çıkarmayan var. Ses çıkaranların bireysel kalanları var, bunu az da olsa toplumsallaştırıp ufak da olsa bir sonuca gidenleri var.

Neyse sonuca gitmek, olan biteni gözlemleyip, denetimleyebilmek gelişmiş kafaların işi. Para uğruna toplum ve ahlak değerlerini ve daha nicelerini satmamak da öyle. Fakat ne yazık ki yoğun bir satış var toplumun her türlü tabakasından gelen. Ülke adım adım satıldı, parsellendi. Bu bir tarafa, borçlandırılan vatandaş paketlendi ve satışa sunuldu; kısaca gıkını çıkaramaz durumda büyük bir kısmı. Çalışan kesimden konuşan o kadar az ki; üniversitelerden, sağlık sektöründen, eğitim odaklarının her türlüsünden. Oysa onların konuşması gerekmez mi? Konuşamazlar, işimizi kaybedersek ne yaparız derdinde, benleriyle baş başa bırakılmış durumdalar. O nedenle ülkede yıkım her şey düz olana kadar devam edecek. Bu yıkımcılar aklınıza gelen toplumun her alanında iş başındalar. Toplumu uyarmak isteyenleri hafriyat toprağıyla kapatıp geçici bir süre de olsa susturuyorlar ve işlerini şimdilik yürütüyorlar, yürüttüler.
Rahmetli hocalar, şu uçak kazasına kurban edilenler, nasıl bir toryum rezervinin olduğunu anlatmaya çalışmıyorlar mıydı? Sonuç: Hayatlarıyla ödediler; toryumun büyük zenginliğini anlattıklarından ötürü. Aslında ne büyük bir vatanseverlik, böylesi bir vatanseverlik gerçekten en büyüklerinden biri bence. Tüm alanlarda böyle olumsuzluklar kol gezmekte, sanatta da durum aynı. Bugün bir arkadaşım Türkiye Gazetesi’den Avni Lifij ile ilgili bir haberi göndermiş, başlık şöyle: “Vefakar ressamın gölgedeki resimleri”. Neden acaba böyle bir başlık ve yaklaşım? Hemen “sergiyi, sanatçısını bir vefaya iliştirme, bir görülmemişlik, kadir bilmezlik etkisi yaratmaya çalışma” Oysa bunun nedenlerini Lifij üzerinden değil, dönemi üzerinden sorgulasanıza. Döneminde, neden akademinin dekoratif sanatlar bölümüne mahkum edildiğini araştırıp, anlatsanıza, yazılarında nasıl da acımadan eleştiri yaptığından ötürü bu hale sokulduğunu dışa vursanıza. Daha yapılacak Lifij ile ilgili buna benzer birçok iş var, ancak yapmazlar, yapamazlar yazık ki. Egemen işbirlikçi güçler, Lifij gibileri tehlikeli buldukları için bunu yapmazlar. İşte demem o ki, Sabancılar ne amaçla böyle bir sanatçının sergisini açmışlardır; belli ki bunun da bir amacı vardır (amaçsızlık da temel ilkelerimizden biri olduğundan toplumca, o nedenle bu gerekçe de saklı dursun bir yerde), kokusunu alırız veya alamayız. Normalde açmamaları gerekir diye düşünüyor insan, çünkü bu tabakanın en ufak eleştiriye tahammülü yoktur. İşte 1927’de hayata veda eden Lifij gibi bir değerin olmadığını 92 yıl sonra fark ettiği hissini veren bir gazete manşeti ve bir holding. Bu da o günden bu güne ilerlemekte olan teknoloji ve katkıları düşünülürse, büyük bir zaman kaybına işaret etmekte. Bu nedenle Türkiye’ye ve insanına bravo demek lazım. Bu, şuna benziyor: Bir cinayetin yıllar sonra aydınlanması ve tabi bir işe yaramaması, sadece sansasyona neden olması. Fakat burada konu sanat da, allahtan birçok dünya sanatçısı da geç keşif olduğundan bu ayıp bir nebze örtülebilir. Ancak sanatta ileri ülkelerdeki bu ihmal önlerinde büyük bir kalabalık söz konusu olduğundan istem dışı da gerçekleşmiş olabilir, ancak bizde sanat zaten zayıf olduğundan Lifij’in görülmemesi gene büyük eksikliktir; görebilecek denli gözlerimizin çok çok az bulunduğunun da net bir göstergesidir. Ben, 2015 yılında yayınladığım Türkiye’de Resim Sanatı kitabımda “Modern Çağdaş Resmimizin birinci kökü” ifadesini kullanmışım Lifij için… Nitelemek yetmez, gerekçelerinizi de ortaya koymanız gerekir…
Sanat Eleştirmeni Özkan Eroğlu

Sanat Eleştirmeni Özkan Eroğlu

Sanat Eleştirmeni,Tekhne Yayınları Genel Yayın Yönetmeni

ÖNCEKİ YAZI

Derin Eleştirel Zihin: Avni Lifij-Özkan Eroğlu

SONRAKİ YAZI

İzlekler İki Yeni Kitapla Yayın Hayatında !

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*