Özkan EroğluSanat

Bir Ülke ve Sanat-Özkan Eroğlu

Bir ülkede uluslararası sanat örneklerinin bulunduğu güçlü koleksiyonlar ne zaman oluşur; işte o ülke resim ve heykel sanatlarında ancak o zaman kalkınır. Bu çok önemli bir konudur. Ulusal biriktirmelerle uluslararası anlamda bir yerlere gelmek olanaksızdır. Burjuva kültürü gerekir uluslararası koleksiyonlar için. Yaşamın sadece maddi değer ve güzelliklerden oluşmadığını bilen, manevi değerlerine de önem veren ve zaman ayıran insan tipinin oluşması ile olur. Eski ile değeri olanı ayıramayan bir toplum bunu gerçekleştiremez. Neredeyse eski olan her şeyi değerli saymak ise, konuyla ilgili cehaletin bir göstergesidir. Biliyorsunuz 1850-2000 arasını değerlendirdim “Resim Sanatımızda Kim Sanatçı?” kitabımda. Bu yüz elli yılın genel sosyolojik, dolayısıyla psikolojik panoraması hiç de mutlu edici- Atatürk devrimleri ve Cumhuriyet kazanımları hariç (1923-1938)- değil. 1938 sonrasında da Atatürk karşıtlığına adım adım dönüldüğü düşünülürse, ülkede o zamanlar bile Atatürk’ü anlayan insan sayısının az olduğunu veya döneklerin olduğunu anlayabiliriz.

Kısaca ne zaman oluşabilir; kötülüklerle uğraşan bir coğrafyada o aradığımız burjuva insan tipi. Aslında bu insan tipi oluşamadı, oluşturulmadı. Düşünsenize, diyelim ülkende son yıllarda müze açmana sözde destek veren Batı, neden ulusal koleksiyonda kalmanı istiyor; hiç düşündün mü? Sana Arap ülkeleriyle aynı muameleyi neden yapıyor? Bunlar dini olduğu kadar, bu coğrafyanın gelişmemesi için yapılan hareketlerdir büyük oranda. “Sanat” gözü, ruhu ve zihni geliştirmek ister; tinsel olana giden yolu açmaya uğraşır. Buna sanat gibi, bir de “doğa” neden olur. Neden doğa bu denli tahrip ediliyor ülkemizde? İnsanın iki gözünü açacak şey; “sanat” ve “doğa” bu ülkede mümkün olduğunca azalsın ki, bu coğrafyanın insanı, salt maddi temellerle yürüsün isteniyor; bunu hem içeride, hem de dışarıda isteyenler var. Buna karşı ne yapılıyor? Neredeyse hiçbir şey. Örgütlenemeyen, örgütlenmesine izin verilmeyen insanımızın eğitimi başta olmak üzere, her şeyi o egemen güçlerin elinde. Kendi kuvvetli izlerini bırakmak istemeyenlerin ipleri başkalarının ellerinde ve onlar birer kukladan ibaret. O zaman geçmişte atılan yanlış adımlar var ki, bu böyle oldu ve bugün sanatın da en büyük engeli haline geldi. Özellikle Cumhuriyet’e kadar ki 75 yılı incelerseniz, o Batılılaşma ve karşıtı zihniyetlerin ne tuhaflıklar sergilediğini, dolayısıyla meseleyi ve bu günü iyi kavrayacaksınız. Bunun için Bernard Lewis’in “Modern Türkiye’nin Doğuşu” ya da Hilmi Ziya Ülken’in “Türkiye’de Çağdaş Düşünce Tarihi” kitaplarını önerebilirim. Bu coğrafya ve burada başta kendini elitist zannedenler, fokur fokur kaynamayı bir türlü durduramadı veya durdurmak işlerine gelmiyor.

Şimdi bugün olan her şey, 1850-2000 arasında varlığını kuvvetle belli eden; gelişmek isteyen coğrafyamız üzerinde oynanan oyunların bir sonucu. Bu oyunlarda sanat ve kültür, dolayısıyla bunların mutlak gerek duyduğu eğitim doğru bir yönlendirmede bulunmasın da ne olursa olsun. Parola bu. Bu parolayı kıracak tek şeyse kişilikli, kendinden çok toplumunu düşünen insan tipinin varlığı ile olabilir. Henüz böyle insanların sayısı, karşıtından bir fazla değil ki, o beklediğimiz eğitim, sanat ve kültürde istenen başarı yakalanamıyor (istinaslar kaideleri bozmaz). Umut var mı diye soracak olursanız, görüntüde hep var olacak, sanırım gerçekte olmamaya ise devam edecek; böyle bir durumu süzüyorum yazık ki, yine söylüyorum; yanılan yine biz oluruz diyerek yazımıza bir nokta koyalım.

 

Özkan Eroğlu

Sanat Eleştirmeni Özkan Eroğlu

Sanat Eleştirmeni Özkan Eroğlu

Sanat Eleştirmeni,Tekhne Yayınları Genel Yayın Yönetmeni

ÖNCEKİ YAZI

Hatıraların Geri Dönüşü"-Haydar Akdağ "Anonim Bellek" Sergisi Üzerine

SONRAKİ YAZI

Güncel Sanat'a Dair Düşünceler-Gülgün Başarır

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*