Sanat-Yorum

Bir Savaş Nasıl Hatırlanma(ma)lıdır ?-Altan Yörük

 

   Anthony D. Smith, Ulusların Etnik Kökeni adlı eserinde zamanı geldiğinde ulusu biçimlendirmek, sınırlarını ortaya koymak ve kaderinin haritasını çıkarmak için sıklıkla kurgusal soykütüklerine ve mitlere dayanarak kahramanlar için anıtlar diktiğimizden bahsetmektedir. Verdiği örneklere bakılırsa Hermann ve Keruskları, Arthur ve Şövalyeleri, Oğuz Kağan ve Aşireti, Yahuda Arslanı ve Amhara, William Tell ve İsviçreli birlikleri hep savaşa ve savaşta kazanılan başarılara ilişkindir.[1] 11 Mart’ta Ankara-CerModern/Hub Art Space’de izleyicileri ile buluşan “Bir Savaş Nasıl Hatırlanmalıdır?” temalı sergi bu eski ve köklü insan geleneği ile hesaplaşmaktadır. 20. yüzyılın hâkim siyasi biçimi olan ulus-devletler kendilerini geçmişin kabilesel, aşirete dayalı, etnik ve dinsel savaşlarındaki başarılarını anımsayarak ve felaketlerini ise unutarak var etmişlerdir.

Yeni oluşan en üst siyasal biçim olan ulus-devletler de 20. yüzyıl boyunca iki dünya savaşının dev yıkımlarından ve soğuk savaş gibi insanlığı nükleer felaketin eşiğine getiren topyekûn yıkım tehlikesinden kurtaramamıştır. 21. yüzyıla gelindiğinde ulus-devletler sorgulanırken ulus-devlet altı birimler yeniden ağırlık kazanmış, ufalanan coğrafyalarda etnik, mezhepsel savaşlar ve soykırımlar yeniden görünür hale gelmiştir. Ufalanma öyle bir boyut almıştır ki, artık küçük grupların yarattığı hatta bireysel terör eylemlerinin yarattığı dehşet ile savaş olgusu evlerimizin içine kadar girmiş bulunmaktadır. Tüm mücadele biçimlerini hatta en iyilerini bile savaş olgusu ile açıklamak durumunda kalıyoruz: Terörizmle savaş, uyuşturucu ile savaş, pornografi ile savaş, yoksullukla savaş, uluslararası insan kaçakçılığı ile savaş, kendi benliğimiz ile savaş…

 

FullSizeRender (9)

Böylesi bir ortamda bir araya gelen 23 sanatçı, savaşa karşı barışın olanaklarını disiplinler ötesi bir anlayış ile ele alırken, savaşı anımsama biçimimizi de ulus-devletin yücelttiği noktadan çıkartarak insancıl bir noktaya çekmeye çabalamaktadır. Savaşların kaybedenleri, acı çekenleri, geride kalanları için ağıtları kim yazacaktır, onlar adına anıtları dikmeye kimin hakkı vardır? Serginin proje koordinatörü ve küratörü Dilek Karaaziz Şener, Toby Clark’ın Savaş ve Propaganda adlı kitabının, “Savaşı Hatırlamak: Savaş Anıtları ve Karşı Anıtlar” bölümündeki “Bir Savaş Nasıl Hatırlanmalıdır?” canalıcı sorusunu yeniden gündeme getirmektedir.

Sergiye katılan sanatçıların her biri, savaş olgusuna çok farklı pencerelerden ve özgün bakış açılarından bakarak sivil bir algının, anımsama ve unutma faaliyetinin izini sürüyorlar.

Hüseyin Arıcı modelaj kili üzerine yağlı boya ile yaptığı “Çağdaş Sülükler” adlı çalışması ile sergide yer almaktadır. Omurgasızlar serisindeki kurt, solucan gibi varlıkların bir devamı niteliğinde olan bu işinde insanlar, ne kadar iğrenç olursa olsun sülüklere eşitlenmekte, güncel savaşın sakatladığı ruhları zehirden arındırmak, onları saf ve temiz duygulara geri çağırmak için öncü rolü üstlenen sülükler fedakarca bir rol almaktadır.

Mustafa Akkaya, minyatür asker ve köpeğe küçük kameralar yerleştirdiği işine “Bağdat Hikâyesi” adını vermiştir. Savaşın gördüğünü gören çalışması, medyanın askerlere iliştiriliş biçimine göndermede bulunmaktadır.

Deniz Aktaş, 33 eski asker fotoğrafından yararlanarak gerçekleştirdiği “Bir Fotoğrafçının Günlüğü”nde askerlerin sorumluluk duygusunun yüksekliğine vurgu yapmaktadır. Giydikleri elbiseler ek tip rütbe ve isimleri farklı olsa da onlar vatan için orada olduklarının bilinci ile hareket etmektedirler ve sadece hatırlanmayı ummaktadırlar.

FullSizeRender (33)

Alper Aydın ve Ecem Dilan Köse “Rüzgârı Bekleyen Bayrak” adlı 3 tonluk beton dökümlerinde 20. yüzyıl boyunca çok kullanılan bir simgeyi, Amerikan bayrağını ele almaktadır. Kutsal sayılan popüler bir imge olan Amerikan bayrağı, soğuk ve katı bir beton parçasına hapsedilerek popülerliğin sağlamlığı ve dayanıklılığı kavramına ironik bir göndermede bulunulmaktadır.

Mehmet Aydoğdu, kök ağaç parçası ile yaptığı duvara monte edilen yuvarlak yerleştirmesine “Yaşam Her An Yeniden Başlar/The Life Starts Every Instant” adını vermiştir. İnsanın kutsallığından yola çıkan sanatçı çalışmasında savaşçıların onurundan bahsedenlerin 20. yüzyılda alanı genişleyen savaşların kadın ve çocuklar başta olmak üzere sivilleri yuttuğundan bahsetmediğini belirtmektedir. Bu durumda sanatçı mum gibi eriyerek insanın kutsallığını belirtmek sorumluluğunda olmalıdır.

Ozan Bilginer, savaş görüntüleri ve ateşten oluşan iki fabriano eskiz kağıdı üzerine altı renk serigrafi baskıdan oluşan çalışmasında, resimlerin birisinin etrafına bombalar, diğerine ise kuru kafalar iliştirmiştir. Çalışmaların isimleri “Roboski” ve “Uludere”dir. Aynı facianın iki farklı dilde ele alınmasından da anlaşılacağı gibi sanatçı bu çalışmasında savaşı ve kötücüllüğünü alaya almaktadır.

Buğra Ceylan, tuval üzerine akrilik Frelance Prince adlı çalışmasında monarşinin çöküşünü konu almaktadır. Monarşilerin çöküşü her coğrafyada kanlı olduğundan şiddetten kaçamayışlarının acıklı öyküsü sunulmaktadır.

IMG_0001

Hatice Çöklü, iki beton parçası arasına sıkışmış elbiselerden oluşan işine “Yaşam Aralığı” adını vermiştir ve insanların soğuk, sıcak, sosyolojik, psikolojik, kişisel savaşımlarını konu etmektedir. Binalar arasına, şehir yaşamı içine sıkışan hayatlar pek çok savaşıma ev sahipliği yapmaktadır.

Rukiye Epli Dede “Bacca ve Moro (Barış Gelinleri)” adını verdiği işinde barış adına çıktığı yolda ülkemizde hunharca bir cinayete kurban giden Pippa Bacca’yı anımsatmaktadır. Onun bedeni üzerinden çocukların ve kadınların savaşta çektiği acılar açıklanmaktadır. Çalışma iki gelinliğin üzerine projektörden düşürülen yol görüntüsü ile somutlaşmıştır.

Serkan Demir’in “Kurşun Asker” adlı çalışması, bir çocuk masalı olan Kurşun Asker öyküsünün Kıbrıs Barış Harekatı sırasında askerlerin kullandığı teçhizat ve üniformadan yola çıkılarak görselleştirmektedir. Masalın sonunda eriyen kurşun asker tekrar saf kurşuna döner, oysa saf kurşundan imal edilen bir materyaldir. Burada masalın verdiği vurgu militer imgenin imhası olarak yorumlanmaktadır.

Erdal Duman, gözyaşı şişelerinden yaptığı çalışmasında Ortadoğu coğrafyasında bitmeyen gözyaşını bu toprakların eski bir geleneği olan gözyaşı şişeleri ile simgeleştirmektedir. Acılar gözyaşı şişelerine dolmaktadır.

IMG_9926

Uygar Erdim “Sınır Ötesinden Hikâyeler” gerçek video çekimleri ile fotoğrafları birleştirerek oluşturduğu deneysel filminde aslında Kıbrıslı Türklerle Rumları terk etmek zorunda kaldıkları evlerinde ve şehirlerinde buluşturmayı amaçlayan belgesel serisinin jeneriğinden parçaları kullanmaktadır. Savaşın çizdiği yeni sınırlar ile geçmişin kayboluşu ile animasyon tekniğinin zamandışı varoluşu arasındaki bağlantılar ele alınmaktadır. Bize “sınırlarla” birlikte “kayıplar” anımsatılmaktadır.

Genco Gülan, Kıbrıs Sorunu’nu ve çıkışsızlığı ve somut sivil çözümün ortaya çıkamayışını sıklıkla konu edinen bir sanatçıdır. “Kıbrıs Sorununun Yapay Evrimi” adlı çalışmasında yapay verim yazılımı kullanarak birbirini yiyerek büyüyen ve sonra da adaya yumurtalarını bırakarak üreyen balıkları göstermiştir. Bu kısırdöngünün en iyi anlatımıdır.

Onur Gülfidan, bir öküz ile üniformalı bir askeri yanyana gösterdiği tuval üzerine yağlıboya “Expandable(s)” adlı eserinde insanın kendi türü ve doğa ile savaşımını konu almaktadır. Ancak buradaki asıl ölümcül olan insanın kendi ırkı ile savaşımı değil doğaya karşı savaşımı olacaktır.

IMG_0077

Nurtane Karagil, Kıbrıs Barış Harekatı’nın başlangıç tümcesini enstelasyonuna koymuştur: “Ayşe Tatilde.” Ortası açık bir mübadele masasının içinden çöp poşetleri görünmektedir. Çöp poşetleri içinden böcekler çıkmaktadır. Masanın üzerinde resimler vardır. Çocuk resimlerine benzeyen bu karalamaların kimi yerlerinde gücü ve iktidarı temsil eden falluslar çizilmiştir. Enstelasyon savaşın acıları kadar onun genç nesillere şovenistçe aşılanmasını da konu almaktadır.

Ekin Kılıç, üç küçük fotoğrafta üç küçük çocuğun ellerine silah tutuşturmuştur. Bize çocuk askerler olgusunun yakıcılığını anımsatmaktadır.

Ali Kotan’ın İktidar Penis Serisinden “Hatırlamak İstemiyorum…” adlı tuval üzerine karışık teknik çalışması savaşın kendimize ve doğaya karşı verilen iki yanı olduğuna vurgu yapmaktadır.

Emre Okçuer, iki video ve bir entelasyon çalışması ile sergiye katılmıştır. İlk çalışması “Öte-kimlik” adını taşıyan video ve yerleştirmedir. Bu çalışmalarda insanın yok oluş rejimlerini ele almaktadır. İlk yok oluş rejimi yaratıcı bir varlığa dönüşmeyi sağlarken, diğer bir yok oluş rejimi ise varlığı amaçsızca tüketmektedir. Varlık kendisinden daha üst bir varlığa dönüşmek için yok olmalıdır. İnsanın bu iki yok oluş rejimi arasındaki savaşımı eserin konusudur. Enstelasyon çalışmasında ise, bir kadın ve bir erkeğin türban eklenmiş MR görüntüleri, aralarına ayna görevi gören alüminyum folyo levhaların  yerleştirildiği bir düzlemde yanyana getirilirken, karşıt yönlerde birbirlerine arkaları dönük olarak üstüste  yerleştirilir ve  ikilem cinsiyet düzleminde ‘bir’leştirilir. Okçuer diğer video çalışmasında ise serginin başlığı olan “Bir Savaş Nasıl Hatırlanmalıdır?” tümcesini farklı uluslardan, kültürlerden ve cinsiyetten pek çok insana kendi dillerinden söyletmektedir.

IMG_0029

Aykut Öz, metal, polyester ve hazır materyalden oluşan ve kırmızı kurtçuklar ile aynı renkten kurşun askerlerle bezeli “Savaş Kurtçuğu” adını verdiği eserinde savaşın döngüsünü ele almaktadır. Bir yanda güçlü ülkeler ve onların silah firmaları kıyasıya bir mücadele verirken, silahları satın alan ülkelerde insanlar ölmekte ve doğa katledilmektedir. İki paralel döngü yanyana gitmekte ama savaşın kazananı olmamaktadır.

Ali Şentürk “Operasyon; Kamusal Alan” adlı üstüne gazete küpürleri iliştirilmiş enstelasyonunda seri katili bulmaya çalışan dedektiflerin kullandığı panolar ile Türkiye’de heykel sanatının izini sürüyor. Buradaki asıl tema heykel sanatımızın Batılı köklerinin kayıp oluşu ve halkın bu sanata karşı verdiği vandal savaşım.

Arda Yalkın’ın pigment baskı üzerine karışık teknik eseri “Ben Vatanımla Evliyim.” adını taşımaktadır. Leylek kafalı asker üniformalı bir figür resimde görülmektedir. Burada tüketim toplumun medyatik imgeleri sunma tarzı “tersine mühendislik” çabası ile medyanın kedisine karşı aynı tekniklerin kullanıldığı bir savaşıma dönüşmektedir.

Umay Yılmaz Kutay’ın ahşap, metal ve yün örgüden oluşan “Savaş Bitti.” adlı enstelasyonunda savaş pamuk helva gibi sunulurken, altta tellerle tuzaklar görünmektedir. Buradaki vurgu savaşta ölenlerin değil kalanların acı çekmeye devam edeceği, bu nedenle savaşı anımsamamanın en iyisi olduğudur.

 

IMG_0055
IMG_0017-1

Gerçekten savaşlardaki kahramanları ve yiğitliklerini tümüyle unutmak değil burada söz konusu olan, onları kanlı canlı birer insan olarak düşleyebilmek… Anıt-heykellerde salt kahramanlıkları ve yiğitlikleri ile öne çıkan simgeler yeni savaşların yolunu döşerken sivil imgelerimizde onların en insancıl yanlarını, acılarını, umutlarını, özlemlerini anımsayabilmek… Bu anlamda bu sergi barışa davet olduğu kadar savaşı militarist değerleri ile hatırlamamaktır…

Serginin küratörlüğünü üstlenen Dilek Karaaziz Şener Kıbrıs’ta doğmuş ve büyümüştür. Bu sergi aynı zamanda Kıbrıslı bir insanın doğup büyüdüğü topraklara ve savaşın acılarına bir borç olarak da düşünülmelidir. Sergiyi K.K.T.C. Başbakan Yardımcısı ve Kültür Bakanı Serdar Denktaş da ziyaret etmiştir.

5 Nisan 2014 tarihine kadar açık olacak bu önemli sanat etkinliğini Cer Modern/Hub Art Space’de izleyebilirsiniz.

Sanatçılar:
Hüseyin Arıcı • Mustafa Akkaya • Deniz Aktaş
Alper Aydın • Mehmet Aydoğdu (Liége-Belçika)
Ozan Bilginer • Buğra Ceylan • Hatice Çöklü
Rukiye Epli Dede • Serkan Demir • Erdal Duman
Uygar Erdim (Lefkoşa-Kıbrıs) • Genco Gülan
Onur Gülfidan • Nurtane Karagil (Lefkoşa-Kıbrıs)
Ekin Kılıç • Umay Yılmaz Kutay (Lefkoşa-Kıbrıs)
Ecem Dilan Köse • Ali Kotan • Emre Okçuer
Aykut Öz • Ali Şentürk • Arda Yalkın

•Küratöryel Ekip:
Dilek Karaaziz Şener (Proje Koordinatörü-Küratör)
Ekin Kılıç (Asistan Küratör-Görsel Kimlik / Hareketli Grafikler)

http://ekinklch.wix.com/birsavasnh

•“Bir Savaş Nasıl Hatırlanmalıdır?” adlı sergi 11 Mart – 05 Nisan 2015 tarihleri arasında CerModern / Hub Art Space’de görülebilir.

CerModern / HUB Art Space
Altınsoy Cad. No:3 06101 Sıhhıye / ANKARA
Tel: +90 312 310 00 00 / Faks: +90 312 310 10 00
E-posta: bilgi@cermodern.org
Web: http://www.cermodern.org

• CerModern’in açık olduğu gün ve saatler:
Salı, Pazar: 10.00 – 18.00 / Perşembe: 10.00 – 20.00
(Pazartesi Kapalı)

 

 

 

[1] Anthony D. Smith, Ulusların Etnik Kökeni, Çev. Sonay Bayramoğlu ve Gülay Kendir, Ankara 2002, s.264.

Altan Yörük

Altan Yörük

ÖNCEKİ YAZI

Anadolu Yakasında Yeni bir Sanat Galerisi: Art Maya Gallery

SONRAKİ YAZI

Artankara-Sabahattin Şen

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*