Müze içinde Müze

Bazı Eleştiriler- Özkan Eroğlu

Öncelikle belirtmeliyiz ki, uzunca zamandır sergi gezmiyoruz; şaşırtan ve heyecanlandıran bir şey olmadığı için. Fakat yakın noktalarda açıldıkları ve sanatlarını benimsediğimiz Asım İşler ve Özdemir Altan sergileri gerçekleştirilince, dayanamadık ve hareketlendik. Hafta sonunda da TÜYAP’ta “Sanat Tarihçi ve Eleştirmen Bedrettin Cömert” başlıklı konuşmam olduğu için, onca uzak noktaya gitmek durumunda kaldım, normalde gideceğimi sanmıyorum; zira bu kadar uzak noktalarda sanat ve kitap fuarı olmaz; merkezî yerler şart.

Asım İşler

Asım İşler

 

 

Neyse, sözü çok uzatmadan Nişantaşı Galeri Işık’taki Asım İşler sergisi, sanatçının sanatıyla ilgili değişmeyen duygu ve düşüncelerin devamını sağlaması açısından önemliydi. Çocuklar, deliler ve mağara ressamları bugün dünyada en samimi sanata imza atan kitleler olarak bilinir ve ortak sanat kaygıları da saf, ilkel, primitif, içten bir dili kullanmalarıdır. İşler’in resimlerinin biçim dili açısından soyut dışavurum ve art brut’ya yakın olduğu genellemesine fazlaca katılmamakla beraber, İşler’in kendine özgü bir ilkel ve içsel dili işlettiğini sürekli düşünmüşümdür. İçten gelirliği neredeyse son noktaya taşımasını bilen sanatçı, gravürden boya resme, boya resimden gravüre istediği zaman çekinmeden, üstelik rahatça geçtiğini tüm açıklığıyla bu sergisinde de ortaya koyuyordu. Kaleme aldığımız “Türkiye’de Resim Sanatı” kitabımızda İşler’in, “soyutta yabanıllık”ın temsilini yaptığını dile getirmiş[1] ve bu yönde bir metin vurgusuna yönelmiştik. Şimdi bir kere daha, nasıl da isabetli bir saptama yaptığımızı anlıyoruz. Tüm doğallığıyla ve içtenliğiyle İşler’in bir dönem resimleri daha karşımızda… Sağlam bir sergi, gezmenizi öneririz.

Birkaç vurgu da, Bozlu Art Project’de Özdemir Altan’ın mini retrospektifi için yapalım. İlk eleştirimiz Altan, soyağaçları serüvenini gereğinden fazla uzatmıştır. Çok çalışkan, fakat Burhan Doğançay gibi, oldukça Batı kokan bir sanat yaptı o da. Fakat Batıyı çok çeşitledikleri ve harmanladıkları için, belli bir dinamizmin de sahibi oldu bu sanatçı tipler.

Özdemir Altan

Özdemir Altan

14 Kasım 2015 günü de TÜYAP’taydım. Burada Ali Şimşek moderatörlüğünde bir konuşma gerçekleştirdik. Fuarı da gezme şansımız oldu. Fuar iki yıl önce gezdiğimizde çok kötüydü; sergileme biçimleri ile bile. Şimdi sergileme daha derli topluydu. Fakat nitelikli yaratıcı sanatın kulvarına giren iş yok denecek kadar azdı. Arada da ufak tefek kalabalıkta kaybolan; fakat değerli işler de dikkat çekmiyor değildi. Fuardan önce Kandinsky’den yaptığımız çevirilerin tam karşılığını fuarda da gözlüyorduk:

Özkan eroğlu- Ali Şimşek

 

Fuarı gezerken, sanatın, “yaratıcı sanat”a ulaşmada Wassily Kandinsky’nin şu görüşleri önemle yine bir kez daha öne çıkıyordu (W. Kandinsky, Punkt und Linie zu Fläche, Bern, Benteli Verlag, 1986, s. 48). Kandinsky’ye göre yaratıcı sanat ve onun yapıtına ulaşmak için, şu üç tehlikeden uzak durmak gerekiyor:

  1. Ölü doğan ya da yaşamayacak kadar güçsüz olan biçim tehlikesi: “Üsluplaştırılmış biçim tehlikesi”.
  2. Temelde dış güzelliğe, dışa dönük olarak ifadeci ve içe dönük; ifadesiz olabilen ve kural olarak böyle güzelliğe ait olan biçim tehlikesi: “Süslemeci biçim tehlikesi”
  3. Deney yoluyla, sezgiden tümüyle yoksun olan biçim gibi, belki bir iç sese sahip olsa da, iç zorunluluğu yanıltıcı bir şekilde uyaran bir sese sahip olarak ortaya çıkan biçim tehlikesi: “Deneysel biçim tehlikesi”.

İşte fuarda bu üç tehlike de kol geziyordu. Yine de samimi görüntüsüyle “Bahçe” oluşumunun “Labirent” sergisi sempatik geldi bana. Çocuk resimlerine yaklaşan Nazan Azeri’nin figürleri de dikkatimi çekti. Konuşmamızın da ilgi çektiğini söyleyebiliriz (Koca fuarda kırk, elli kadar kişi katılım gösterdi; tabi bu da çok düşündürücü). Fakat ülkece, bırakın geçmişi, yakın zamanlara sahip çıkma olgunluğunda olmadığımız için, Bedrettin Cömert’i tanımayan birçok insanı gözledik; üzücüydü. Cömert gibi değerlerimiz için daha çok şey yapılması kaçınılmaz bir görev ve sorumluluğumuz aslında…

Labirent sergisinden

Labirent sergisinden

TÜYAP sanat fuarının 25. yılı nedeniyle geçmiş yılların da nostaljisi adına, bir katalog derlemesi yapılmış, katalog titiz hazırlanmış (Ed. Ali Şimşek). Fakat içindeki yazılarda körler ile sağırlar birbirini ağırlar mantığının yirmi beş yıla nasıl yedirildiği açık şekilde gözleniyordu. Bahçıvan uşağa, uşak şoföre, şoför tekrar bahçıvana, uzayıp gidiyordu komedi. Eleştirmen seçilenlere veya ilgili yılın sanatçılarına yazılan yazılara atılan bazı başlıklar da dikkatimizi çekti ve oldukça güldürdü bizi.

 

Özkan Eroğlu

Priv.-Doz.Dr.

Habilitation in Philosophie der Kunst

 

[1] Özkan Eroğlu, Türkiye’de Resim Sanatı, İstanbul, Tekhne Yayınları, 2014, s. 165-67.

Sanat Eleştirmeni Özkan Eroğlu

Sanat Eleştirmeni Özkan Eroğlu

Sanat Eleştirmeni,Tekhne Yayınları Genel Yayın Yönetmeni

ÖNCEKİ YAZI

Açık Platform: Sanat Günümüzde Ne kadar Muhalif Olabilir?

SONRAKİ YAZI

artnivo.com'dan Reloaded-17 Kasım-24 Ocak

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*