İzlekler dergi

Baudolino’nun Değeri

Daha önce de ülkemizde önemli kitapları yayınlanan Eco, tam bir ortaçağ uzmanı. Özellikle göstergebilim üzerine araştırma ve çalışmalarıyla tanınan bu düşünce adamı, bu kez de “Baudolino” isimli romanıyla Türkiyeli okurun karşısında. Bu romanın bir sanat kültürü dergisiyle ilişkisi ne olabilir diye düşünenler olabilir. Buna cevap olarak da şu verilebilir: bu romanından daha önce “Gülün Adı” ve “Foucault’nun Sarkacı” isimli romanlarını da biliyoruz Eco’nun. Özellikle “Gülün Adı”ndan sinemaya uyarlanan filmini de, ülkemizde izleme şansımız olmuştu. Eco’nun sanat felsefi kitaplarından önemli olan bazılarını da Türkçe’de okuyabildik. Örneğin bunlar, “Ortaçağı Düşlemek, Can Yayınları, 1996”, “Beş Ahlak Yazısı, Can Yayınları, 1998”, “Sanat ve Güzellik, Can Yayınları, 1998” gibi yayınlardır. Bir başka ilginç kitabı da, “Alımlama Göstergebilimi, Düzlem Yayınları, 1991” isimli kitabıdır. Baudolino’dan önce, Türkçe’ye çevrilmiş söz konusu kitapları irdelemiş olmak, Baudolino’yu ve Eco’nun, sanatın hemen her alanını destekleyen felsefi duyarlılığını alımlamak için önemlidir. Eco, bütün yazısal vurgularında, adeta ortaçağda yaşamış biri gibi davranır ve özellikle, onun tarzı -Gülün Adı’nda da öyleydi-kendini olay kahramanlarının yerine koyarcasına hareket etmesidir. Ortaçağ gibi, özgün dönemleri yaşarcasına irdelemeden ya da bu tip dönemlerin üzerine, tıpkı Baudolino’nun yaptığı gibi hayal kurmadan, gidebilmek mümkün değildir.

Baudolino isimli romanı kendi içinden seçtiğimiz aforizma tadındaki vurgularıyla değerlendirmeden önce, kimdir Umberto Eco?
1932 yılında doğmuştur. Ortaçağ felsefesi konusunda öğrenim görmüştür. Ortaçağ kültürüyle, sanat sorunlarıyla, estetikle ilgilenmiş, çalışmalarını görsel bildirişim, göstergebilim alanlarında yoğunlaştırmıştır. 1961 yılından başlayarak İtalya ve Amerika’nın çeşitli üniversitelerinde ders vermiştir. UNESCO çerçevesi içinde kitle bildirişimi üstüne yapılan araştırmalara katılmıştır. İtalyan Radyo Televizyonu’nda görev üstlenmiş, çeşitli gazete ve dergilerde yazılar kaleme almıştır. İtalyan göstergebilim çalışmalarının, önemli bir temsilcisi olan Eco, kuramsal yapıtlarının yanı sıra, yazınsal nitelikte yapıtlar da gerçekleştirmiştir.

Sanatla, her türlü alanı yan yana getirebilecek bir yöntemdir Eco’nun benimsediği. Özellikle sanat-felsefe, sanat-gösterge, sanat-teoloji, vb. ilişkiler peşinde, yaratıcı oluşumları kovalamaktadır. Bu söylemeye çalıştıklarımın da Baudolino romanında bulunduğunu belirtmeliyiz. Bunun için de, yukarıda dile getirdiğimiz üzere, kitaptan okuma esnasında işaretlediğimiz, dikkatimizi çeken göstergeleri sunmaya çalışalım.

“Retorik, doğru olduğundan emin olunmayan şeyi güzel bir biçimde söyleme sanatıdır ve şairlerin görevi, güzel yalanlar uydurmaktır”.
“Seni, İmparator’un inandığı birçok hikayeyi uydururken duydum. Bu yüzden, bu krallık hakkında başka havadisler işitmesen bile, onları uydur. Dikkat et, senden yalan olduğunu düşündüğün şeyleri anlatmanı istemiyorum, bu günah olur, ama gerçek olduğuna inandığın şeyleri, yalan olsa da anlatmanı istiyorum; bu erdemli bir davranıştır, çünkü kesinlikle var olan ya da meydana gelmiş olan bir şey hakkındaki kanıt eksikliğini telafi eder”.
“O, aklına doğru fikirler geldiği için imparator değildir, ama fikirler, onun aklına geldiği için doğrudur, çünkü onun aklına gelir, o kadar”.
“Boşluk ya ara boşluktur, ya dünyamızda cisim ile cisim arasındadır ya da gördüğümüz evrenin ötesine yayılmış, gökcisimlerinin büyük küresinin içindedir”.
“Bir kapı eğer çevresinde bir bina yoksa bir kapı olmaz, yalnızca bir delik olur, hatta delik bile olmaz, çünkü bir boşluk, çevresinde bir doluluk olmazsa, bir boşluk değildir”.

“Sarayda dört şey öğrendim: büyük adamların yanında sen de büyük oluyorsun, büyük adamlar aslında çok küçükler, iktidar her şey ve bir gün iktidar senin eline geçmeyecek diye bir şey yok, en azından kısmen. Beklemesini bilmek gerek elbette, ama fırsatları da kaçırmamalı”.
“Kitabı Mukaddes’teki her şeyin, her sayının, her zerrenin manevi bir anlamı vardır, onun için Kitabı Mukaddes’in kelimesi kelimesine ne dediğini anlamak gerekir, çünkü manevi anlam bakımından, farklı mistik anlamlara sahip olduğundan, bir şey üç arış uzunluğunda demek başka, dokuz arış uzunluğunda demek başkadır”.
“Yüzü derin düşüncelere dalmaktan ve çalışmaktan yıpranmış görünse de aslında genç bir adamdı”.
“Bir birlik varsa, bir komplo vardır, komplo varsa, önce seninle birlik olanlar sana ihanet etmişlerdir ve sana, oralarda olanların tam tersini anlatırlar, böylece ne yaptıklarını en son öğrenen imparator olur, tıpkı sadakatsiz karısı olan kocalar gibi, tüm mahallenin bildiğini koca bilmez”.
“Yoksa ölecek miyim şimdi, çocukluk anılarının sadece ölmek üzereyken böyle iyi hatırlandığı söylenir”.
“Siste doğan siste kendini rahat hissederdi”.
“Benden değil, tanrıdan öğrenmelisin”.
“Roma’ya dönüp, papaya yamağınmış, Fransa ve İngiltere krallarına da seyislerinmiş gibi davranabilirsin”.
“Artık bir güvercin değildin, bir kırlangıç olmuştun. Ya da bir turna kuşu”.
“Aklı çelebilecek iki şeytan vardır, biri zina yaptırır, diğeri tanrıya sövdürür”.
“Turna kuşları yazı yazmayı bilmeden, uçarken mektuplar yazar”.
“Tanrı vaftiz olmuş insandan üç şey ister: ‘ruhtan doğru inanç’, ‘dilden açık sözlülük’, ‘bedenden kendini tutmasını bilme’ ”.
“Papaz hayatı işte budur: meraklı davranmamak, haksızlığa karşı çıkmak, açgözlülük yapmamak”.
“Nasıl balıklar sudan çıkınca ölürlerse, keşişler de hücrelerine dönmekte gecikirlerse tanrıyla birleşme gücünü kaybederler”.
“Günah işlememek için tek çare, bir zamanlar papaların yaptığı gibi bir sütunun tepesine çekilmek, ama artık bu sütunlar da yıkıldı”.
“Ölülerle uğraşılan yerlere gelmem. Ben yaşayanlarla ve kadınlarla uğraşmayı yeğlerim”.
“Hor görülen ve buna dayanan papaz, her gün sulanan bir çiçek gibidir”.
“Ben senin dediğin gibi arındırıcı yıkamalardan asla hoşlanmadım”.
“Halkın merhamati değişkendir. Yıllarca kutsal bir kalıntı için heyecan duyar, sonra daha mucizevi bir başkası gelince kendinden geçer ve diğerini unutur”.
“Asla çok yıkanmamalı”.
“Bugün burada, yarın öbür dünyada”.
“Sakin ol, acelecilik de zaman ister”.
“Muzaffer bir komutan olduktan sonra, imparatorluk tacına göz dikilebilir”.
“Güzel olması, güzel değil mi?”.
“Yapraklı dallar güzeldir, bak gölgesinden sen de yararlanıyorsun”.

Umberto Eco, Baudolino romanının her cümlesiyle bir derinliğe işaret etmesini biliyor ve düşündürtüyor. Sanatın da bir derinlik arz ettiği bilindiğine göre, Baudolino romanı ile sanat, kesinkes örtüşüyor.

Sanat Eleştirmeni Özkan Eroğlu

Sanat Eleştirmeni Özkan Eroğlu

Sanat Eleştirmeni,Tekhne Yayınları Genel Yayın Yönetmeni

ÖNCEKİ YAZI

Bir Resmin Ölümü

SONRAKİ YAZI

Heykel Sanatçımız Saim Bugay'ın Ardından...

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*