Heykel Sanatçımız Saim Bugay’ın Ardından…

Önemli bir insandı; dürüsttü, ilkelerinden ödün vermezdi. Onunla bir ağabey-kardeş bağımız vardı. Atölyesindeki ziyaretlerimde çoğunlukla ona “Saim Baba” diye seslenirdim. Gerçekten bir baba misali örnek alınması gereken bir insandı. Onda çok şey bulabilir; zengin sanatçı kişiliğinden etkilenebilirdiniz. İlk tanışmamız, sanırım Hamit Kınaytürk sayesinde olmuştu. Bir gün akademinin o denize bakan …

Devamını Oku →

Baudolino’nun Değeri

Daha önce de ülkemizde önemli kitapları yayınlanan Eco, tam bir ortaçağ uzmanı. Özellikle göstergebilim üzerine araştırma ve çalışmalarıyla tanınan bu düşünce adamı, bu kez de “Baudolino” isimli romanıyla Türkiyeli okurun karşısında. Bu romanın bir sanat kültürü dergisiyle ilişkisi ne olabilir diye düşünenler olabilir. Buna cevap olarak da şu verilebilir: bu …

Devamını Oku →

Bir Resmin Ölümü

İşe, önce Adnan Çoker’in neden olduğu, komik olaylar zincirinin varlığından bahsederek başlamak istiyorum. Ne yaptı Çoker? Gereksiz bir gündeme neden oldu. Öyle ya da böyle, büyük yüzdeyle hatalı bulduğum Çoker, Hülya Avşar ile olan tartışmasından sonra, Erol Aksoy’un kurduğu sanat galerisinde gerçekleşmesi beklenen sergisini reddederek, yerine Şubat ayı içerisinde Mudo …

Devamını Oku →

Mona Lisa Caterina’ydı Bence

Mona Lisa Leonardo da Vinci ‘nin annesiydi Leonardo Da Vinci’yi ve özellikle Paris’te Louvre müzesinde bulunan, milyonları başına toplayan Mona Lisa isimli yapıtını bilmeyenimiz yoktur. Bu resim üzerine, çok şeyler yazılmış ve söylenmiştir. Da Vinci, az resim-sanat yapıtı üretmiş bir kimliktir. Onun az yapıt üretmesinin nedeni, kuşkusuz çok yönlülüğü, dolayısıyla …

Devamını Oku →

Murat Belge ve Şairaneden Şiirsel’e

Birikim Dergisi’nde Murat Belge’yi savunan Müslüm Yücel tarafından yazılan “Türkiye’yi Karanlığa Gömen Adam Murat Belge” isimli yazıyı okuyunca, yazıda Belge üzerinden bazı taraflara ve kişilere de değinilmesinden ötürü bir şeyler kaleme alma ihtiyacı hissettim. Öncelikle ben Murat Belge’yi savunacak değilim, doğruları ve yanlışları ortada, hangisinin ağır bastığına tarih karar verecektir. …

Devamını Oku →

90’lı Yıllarda İstanbul Sanat Galerileri

90’LI YILLARDA İSTANBUL SANAT GALERİLERİ Plastik sanatlar ortamının ayrılmaz parçalarından biri de, kuşkusuz galerilerdir. Bugün, galerilerin ne durumda olduğunu anlamak için, onları büyüteç altına almak artık birçok yönden gerekli olmuştur. Çünkü galeriler, kendi içlerinde çeşitlenirken, yöneticilerinin de adeta bir aynası durumundadır; yani yöneticisinin etik hali, o galerinin sanatçı, izleyici, eleştirmen …

Devamını Oku →

Türkiye’deki Son Durumlara Bakış Açıklaması !

Son zamanlarda Gezi Parkı olayları olarak, başta İstanbul olmak üzere, tüm yurda yayılan sıkıntılı durumlar, hepimizi müthiş derecede üzmüş ve rahatsız etmiştir. Bu olaylar sırasında “nötr” kaldım, adeta dilim tutuldu, ellerim bağlandı ve olayları takip etmeye çalıştım. Medya ve sosyal medyada, gerçeklerin yanı sıra müthiş bir bilgi kirliliği olduğunu fark …

Devamını Oku →

Amorfkon Filozofisi, “Esas Alan-Yan Alan teorisi”ne Dayalı Bir Öneri Proje

AMORFKON FİLOZOFİSİ,“ESAS ALAN-YAN ALANTEORİSİ”NE DAYALI BİR ÖNERİ-PROJE Şu vurguları (*) bana düşündürtmeden edemiyor bu öneri-proje:  “…Dünya kalın ve dünyada büyük bir karmaşa. Sanata da yansıdı bu düello. Düellonun ucundaki dinamo. Değer mi tekere dinamo. Dinamo değil, tekerlek. Tekerlek değil, dinamo. İnanırsan inan, inanmazsan inanma. İnandığın bir illüzyon mu. İllüzyona inanman …

Devamını Oku →

Sanat Eğitimcisi ve Ressam Fikri Cantürk’ü Kaybettik

Değerli insan ve iyi bir sanat eğitimcisi, ressam Fikri Cantürk’ü kaybetmişiz. Sanat Tarihçi olarak bana, henüz asistan olduğum ve ilk bildirimi sunduğum 1992-93’de Çukurova Üniversitesi’ndeki sempozyumda bizzat kokteylde yanıma gelerek, heyecanın ve donanımlı olmaya duyduğun inanç beni çok etkiledi diyen kişidir. Daha sonra ilerleyen bir kaç yıl sonrasında 1995-96’da da …

Devamını Oku →

Modern Çağdaşın Krokisi-Özkan Eroğlu

Soru 3: Çağdaş sanat nedir, nasıl bir şeydir, nerede başlar, nerede biter (biter mi)? Cevap 3: Bu cevaba, kısmen ikinci soruyu cevaplandırırken girmeye başlamıştım. Bu nedenle bu cevapta sadece çağdaş sanatın nerede başladığı konusundan hareket etmek istiyorum öncelikle: çağdaş sanat, 19. yüzyılın ikinci yarısının hemen başlarında kendini belli etmeye başlamıştır. …

Devamını Oku →

Yeni Modern-Francis Bacon-Özkan Eroğlu-Tekhne Yayınları

David Sylvester: Soyut resme nasıl yöneldiniz? Francis Bacon: Yapıtlarımda formu hep ön planda tuttum. Formları oluştururken, klasik resmin dinsel temaları içinde yer alan çarmıh/çarmıha gerilme olgusuna takıldım. Özellikle bu olgunun üç kollu yönselliği beni çok etkilemiştir. Bu tip bir etkiyi alırken, diğer taraftan 1920’lerin sonlarındaki Picasso tavrıyla da yakından ilgilendim. …

Devamını Oku →

Ümit Ünal İle…

Özkan Eroğlu: Son filminiz “Sofra Sırları”nı izlediğimde sinemaya tiyatroyu yedirmeye uğraşan bir zihin gördüm. Bundan çok etkilendim. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Ümit Ünal: Türk sinemasında en büyük eksikliklerden birinin, dramatik gelenekle kurulması gereken “bağ” olduğunu düşünüyorum. Batıda çekilmiş bir filme baktığınızda, Bir Amerikan aksiyon filminde bile ikili konuşmaların, diyalogların çok …

Devamını Oku →

Doğa/ Die Natur/Özkan Eroğlu

Hasan Âli Yücel’e…  Wassily Kandinsky ve ona bağlı sanat ile tinsellik ilişkili çalışmalar yaptığımı biliyorsunuz. Şimdi de aşağıda, söz konusu tipte çalışmaları kuvvetlendireceğine inanç duyduğum bir başka çalışmayı da buradan siz okurlarımla paylaşmak istiyorum: 1782 yılında Tiefurter Dergisi’nin 32. sayısında yazar ismi olmadan “Die Natur” (Doğa) isimli bir yazı yayınlanmıştır. …

Devamını Oku →

Özkan Eroğlu ile

Türkiye’de bağımsız sanat eleştirisi yapan ve bunun için tüm mesaisini kendi kurduğu yayınevinde kitaplar üreterek geçiren yegane isim Özkan Eroğlu… Eroğlu, sosyal medyadaki hesaplarında da sanat kuramı eleştirisini sürekli dinamik tutmaya ve sanatseverlerin zihnini meşgul etmeye devam ediyor. Hangi seviyede olursa olsun her soruya cevap veriyor. Hoca vasfıyla akademik hayatta …

Devamını Oku →

Anlamak… Anlamak… Anlamak…

Özkan Eroğlu Epeyce bir zamandır İngiliz resim sanatçısı Francis Bacon üzerine yazdığım bir kitabın metinleri üzerinde çalışıyorum. Tabi bu çalışmalar sırasında insanın zihninden birçok konu geçiyor. En başta da Türkiye’de söz konusu alandaki durumumuz; resim sanatımız henüz öyle derin Bacon kalibresinde bir sanatçıyı çıkartamamış, durum oldukça düşündürücü. Aynı zamanda üç …

Devamını Oku →

Bir Ülke ve Sanat-Özkan Eroğlu

Bir ülkede uluslararası sanat örneklerinin bulunduğu güçlü koleksiyonlar ne zaman oluşur; işte o ülke resim ve heykel sanatlarında ancak o zaman kalkınır. Bu çok önemli bir konudur. Ulusal biriktirmelerle uluslararası anlamda bir yerlere gelmek olanaksızdır. Burjuva kültürü gerekir uluslararası koleksiyonlar için. Yaşamın sadece maddi değer ve güzelliklerden oluşmadığını bilen, manevi …

Devamını Oku →

Sanatçının Yolu-Özkan Eroğlu

Amerikalı bir yazar Julia Cameron. Kitabının ismi ise “Der Weg des Künstlers” (Sanatçının Yolu). Kitap birkaç gündür elimde ve nihayet bitirdim. Ülkemde kendine sanatçı, sanat eğitimcisi, vb diyen herkes bu kitabı okusa keşke. Çünkü bizim gibi toplumsallaşamayan ve bir yığın olarak kalmış ülkelerde gencinden yaşlısına, kendisine sanatçı ve sanat eğitimcisi …

Devamını Oku →

Aynı yolun yolcusu oldular yazık ki…Özkan Eroğlu

Oysa bağımsızlık andı içmeleri gerekmiyor muydu?.. İki alan; sanat eleştirisi ve küratörlük üzerine bazı düşüncelerimi yazmak istememin en temel nedeni, her iki eylemin de sonunun birbirine benzediği için: İkinci Dünya Savaşı’nın ardından, henüz önemli bir alan olan “Sanat Eleştirisi”ni adım adım kapital satın almaya ve etkisiz hale getirmeye başladı. Daha …

Devamını Oku →

Size Bir Onarımın Özetini Yapayım…

Narmanlı Han onarımı gündeme düştü. Mimarlık, resim ve heykel ile beraber bir bütün olarak görsel sanatlar içinde bir grubu oluştururlar. Önce söz konusu üç alandan biriyle ilgilenen kimsenin, diğer ikisini de hem tarih, hem de felsefe anlamında çok iyi bilmesi gerekir. Buna Sinan Genim de dahil. Bir kere yapılan onarım, …

Devamını Oku →

Bir Picasso Eleştirisi-Özkan Eroğlu

Picasso, sanatla ilgilenen herkese örnek gösterilir neredeyse; özellikle de bütün dünya milletlerinin başta ressamlarına, heykeltıraşlarına, mimarlarına, alternatif sanat ile uğraşanlarına. Türkiye’de de durum farksız değildir, bu İspanyol sanatçı yere göğe sığdırılamaz. Bu durumun, sanatın derinine nüfus edememiş; sığ bir sanat ilgilisi ve izleyicisi çevreyle bağlantısı olduğunu düşünmüşümdür hep. Picasso üzerine, …

Devamını Oku →

İlerici-Gerici Sanat Meselesi-Özkan Eroğlu

Resim sanatı üzerinden söyleyecek olursak, resim kendini ilk belli etmesi açısından biçimlerle ileri sürer, o nedenle de ilk elden bize sunulan böyle bir sanat türünü, biçim dili-üslubu üzerinden değerlendirmemiz gerekiyor. Buna ilk ayrıştırma aşaması denebilir. Bu ilk ayrıştırmayı ancak resim sanatı tarihine, o tarih içindeki yapıt yapılarına, o yapıt yapılarında …

Devamını Oku →

Duyuru..!

Ülkemizde yazık ki dışımızda eleştiri yapanın halen olmadığını ve gerçekten eleştiri alıp, yönünü bulmak isteyenlerin veya bir yön bulduklarını, fakat ne durumda olup olmadıklarını merak edenlerin çaresizliğini sosyal medyada izleyip gördükçe, her daim bir meseleyi uzaktan izlemek yerine, elini taşın altına koymayı benimseyen biri olarak, eğer gereken katılım sağlanırsa, aşağıdaki …

Devamını Oku →

Sanat İdeolojimiz Yok- Özkan Eroğlu

SANAT İDEOLOJİMİZ YOK..! Konuya direkt girmek istedim. Diyeceksiniz ki sanki siyaset ideolojimiz var mı? Sanat ideolojisi çok özel bir konu. Siyasetin ideolojisine pek benzemez. Siyaset yapabilmenin şartlarıyla, sanat yapmanın veya sanat üzerine düşünceler oluşturup, bunu söze ve yazıya dökmek bambaşka şeyler olduğunu belirtmeliyiz. Sanat ideolojisi konusunda “sanat” ve “ideoloji” sözcüklerinin …

Devamını Oku →

Sanatta Temsilin Yıkımı: Fenomenolojik Göz Olayı

Böyle bir konu, “görünür” ile “görünmez” kavramları üzerine kuruludur. Fenomenolojik göz, betimleyici bir özellik taşır ve bu özellik, “dünya yaşamı” dediğimiz tanıma değer verip, genişletmeyi zorunlu hale getirir. Fenomenolojik göz, “beden” ve “zaman” kavramlarıyla yoğun ilişkiye tabidir. Beden farkındalığı ve bu farkındalığın her zaman değişik algılanabileceği gerçeğini de sunar. Söz …

Devamını Oku →