Özkan Eroğlu ile

Türkiye’de bağımsız sanat eleştirisi yapan ve bunun için tüm mesaisini kendi kurduğu yayınevinde kitaplar üreterek geçiren yegane isim Özkan Eroğlu… Eroğlu, sosyal medyadaki hesaplarında da sanat kuramı eleştirisini sürekli dinamik tutmaya ve sanatseverlerin zihnini meşgul etmeye devam ediyor. Hangi seviyede olursa olsun her soruya cevap veriyor. Hoca vasfıyla akademik hayatta …

Devamını Oku →

Anlamak… Anlamak… Anlamak…

Özkan Eroğlu Epeyce bir zamandır İngiliz resim sanatçısı Francis Bacon üzerine yazdığım bir kitabın metinleri üzerinde çalışıyorum. Tabi bu çalışmalar sırasında insanın zihninden birçok konu geçiyor. En başta da Türkiye’de söz konusu alandaki durumumuz; resim sanatımız henüz öyle derin Bacon kalibresinde bir sanatçıyı çıkartamamış, durum oldukça düşündürücü. Aynı zamanda üç …

Devamını Oku →

“DOĞA”- Semra Göney Sergisi Galeri Ark’ta

Semra Göney, son sergisi “DOĞA” ile sanat yaşamının geneline yayılan, kendi ile doğa arasındaki ilişkiyi açıklamaya ve izleyicileriyle paylaşmaya devam ediyor. Bu yönü, bu kez resimlerinde çeşitli katman ve kıvrım oluşumlarla karşımıza geliyor. Bu oluşumlarda da ilginç saptamaları olan sanatçı, bunları farklı soyutlamalarla sunuyor. “DOĞA” başlıklı serginin kataloğundaki yazısında Göney’in …

Devamını Oku →

Bir Ülke ve Sanat-Özkan Eroğlu

Bir ülkede uluslararası sanat örneklerinin bulunduğu güçlü koleksiyonlar ne zaman oluşur; işte o ülke resim ve heykel sanatlarında ancak o zaman kalkınır. Bu çok önemli bir konudur. Ulusal biriktirmelerle uluslararası anlamda bir yerlere gelmek olanaksızdır. Burjuva kültürü gerekir uluslararası koleksiyonlar için. Yaşamın sadece maddi değer ve güzelliklerden oluşmadığını bilen, manevi …

Devamını Oku →

Sanatçının Yolu-Özkan Eroğlu

Amerikalı bir yazar Julia Cameron. Kitabının ismi ise “Der Weg des Künstlers” (Sanatçının Yolu). Kitap birkaç gündür elimde ve nihayet bitirdim. Ülkemde kendine sanatçı, sanat eğitimcisi, vb diyen herkes bu kitabı okusa keşke. Çünkü bizim gibi toplumsallaşamayan ve bir yığın olarak kalmış ülkelerde gencinden yaşlısına, kendisine sanatçı ve sanat eğitimcisi …

Devamını Oku →

Aynı yolun yolcusu oldular yazık ki…Özkan Eroğlu

Oysa bağımsızlık andı içmeleri gerekmiyor muydu?.. İki alan; sanat eleştirisi ve küratörlük üzerine bazı düşüncelerimi yazmak istememin en temel nedeni, her iki eylemin de sonunun birbirine benzediği için: İkinci Dünya Savaşı’nın ardından, henüz önemli bir alan olan “Sanat Eleştirisi”ni adım adım kapital satın almaya ve etkisiz hale getirmeye başladı. Daha …

Devamını Oku →

Size Bir Onarımın Özetini Yapayım…

Narmanlı Han onarımı gündeme düştü. Mimarlık, resim ve heykel ile beraber bir bütün olarak görsel sanatlar içinde bir grubu oluştururlar. Önce söz konusu üç alandan biriyle ilgilenen kimsenin, diğer ikisini de hem tarih, hem de felsefe anlamında çok iyi bilmesi gerekir. Buna Sinan Genim de dahil. Bir kere yapılan onarım, …

Devamını Oku →

Bir Picasso Eleştirisi-Özkan Eroğlu

Picasso, sanatla ilgilenen herkese örnek gösterilir neredeyse; özellikle de bütün dünya milletlerinin başta ressamlarına, heykeltıraşlarına, mimarlarına, alternatif sanat ile uğraşanlarına. Türkiye’de de durum farksız değildir, bu İspanyol sanatçı yere göğe sığdırılamaz. Bu durumun, sanatın derinine nüfus edememiş; sığ bir sanat ilgilisi ve izleyicisi çevreyle bağlantısı olduğunu düşünmüşümdür hep. Picasso üzerine, …

Devamını Oku →

Doğa/ Die Natur/Özkan Eroğlu

Hasan Âli Yücel’e…  Wassily Kandinsky ve ona bağlı sanat ile tinsellik ilişkili çalışmalar yaptığımı biliyorsunuz. Şimdi de aşağıda, söz konusu tipte çalışmaları kuvvetlendireceğine inanç duyduğum bir başka çalışmayı da buradan siz okurlarımla paylaşmak istiyorum: 1782 yılında Tiefurter Dergisi’nin 32. sayısında yazar ismi olmadan “Die Natur” (Doğa) isimli bir yazı yayınlanmıştır. …

Devamını Oku →

İlerici-Gerici Sanat Meselesi-Özkan Eroğlu

Resim sanatı üzerinden söyleyecek olursak, resim kendini ilk belli etmesi açısından biçimlerle ileri sürer, o nedenle de ilk elden bize sunulan böyle bir sanat türünü, biçim dili-üslubu üzerinden değerlendirmemiz gerekiyor. Buna ilk ayrıştırma aşaması denebilir. Bu ilk ayrıştırmayı ancak resim sanatı tarihine, o tarih içindeki yapıt yapılarına, o yapıt yapılarında …

Devamını Oku →

Duyuru..!

Ülkemizde yazık ki dışımızda eleştiri yapanın halen olmadığını ve gerçekten eleştiri alıp, yönünü bulmak isteyenlerin veya bir yön bulduklarını, fakat ne durumda olup olmadıklarını merak edenlerin çaresizliğini sosyal medyada izleyip gördükçe, her daim bir meseleyi uzaktan izlemek yerine, elini taşın altına koymayı benimseyen biri olarak, eğer gereken katılım sağlanırsa, aşağıdaki …

Devamını Oku →

Sanat İdeolojimiz Yok- Özkan Eroğlu

SANAT İDEOLOJİMİZ YOK..! Konuya direkt girmek istedim. Diyeceksiniz ki sanki siyaset ideolojimiz var mı? Sanat ideolojisi çok özel bir konu. Siyasetin ideolojisine pek benzemez. Siyaset yapabilmenin şartlarıyla, sanat yapmanın veya sanat üzerine düşünceler oluşturup, bunu söze ve yazıya dökmek bambaşka şeyler olduğunu belirtmeliyiz. Sanat ideolojisi konusunda “sanat” ve “ideoloji” sözcüklerinin …

Devamını Oku →

Sanatta Temsilin Yıkımı: Fenomenolojik Göz Olayı

Böyle bir konu, “görünür” ile “görünmez” kavramları üzerine kuruludur. Fenomenolojik göz, betimleyici bir özellik taşır ve bu özellik, “dünya yaşamı” dediğimiz tanıma değer verip, genişletmeyi zorunlu hale getirir. Fenomenolojik göz, “beden” ve “zaman” kavramlarıyla yoğun ilişkiye tabidir. Beden farkındalığı ve bu farkındalığın her zaman değişik algılanabileceği gerçeğini de sunar. Söz …

Devamını Oku →

Görsel Bellek

Eidetik (Eidetische) özelliğe; bir görsel belleğe sahip olma, bu belleğin biriktirici, hatta koleksiyon yapıcı karakteri yoluyla meselenin özüne inmek için yoğun çaba koyması durumuna işaret eder. “Eidetik” kelime anlamı itibariyle, genellikle görsel, bazen de işitsel olan ve gerçek algıyla büyük benzerlik gösteren bir belleğe dayalı imaj olgusudur. Bu belleğe dayalı …

Devamını Oku →

Bazı Eleştiriler- Özkan Eroğlu

Öncelikle belirtmeliyiz ki, uzunca zamandır sergi gezmiyoruz; şaşırtan ve heyecanlandıran bir şey olmadığı için. Fakat yakın noktalarda açıldıkları ve sanatlarını benimsediğimiz Asım İşler ve Özdemir Altan sergileri gerçekleştirilince, dayanamadık ve hareketlendik. Hafta sonunda da TÜYAP’ta “Sanat Tarihçi ve Eleştirmen Bedrettin Cömert” başlıklı konuşmam olduğu için, onca uzak noktaya gitmek durumunda …

Devamını Oku →

En İyisi ile En Kötüsü Arasında İstanbul Bienali -Özkan Eroğlu

Aşağıda yer alan iki bienale dair eleştiri yazıları, bizim en iyi bienal etkinliği olarak gördüğümüz 4. Bienal ile kalitesizliğin maksimuma çıktığı ve İstanbul Bienali mantığının dibi boyladığı 9. Bienal’e dair eleştirileri kapsamaktadır. Yazılar bienallerin düzenlendiği yıllarda kaleme alınmıştır. 9. Bienal sonrasında da bienal etkinliği sanat anlamında iyice kontrolden çıkmıştır. Bir …

Devamını Oku →

Eleştiri ve Bilim -Özkan Eroğlu

  A.M.Celâl Şengör’ün “Bilgiyle Sohbet-Popüler Bilim Yazıları” isimli kitabını okurken, bu bilim adamıyla uzunca zamandır yakından ilgilenen biri olarak neler düşünmedim ki. İlk aklıma düşenlerden biri, bir bilim adamının zihnindekileri sürekli yenilemesi gerektiğiydi ki, bu bir bilim adamının eleştiriyi de yanına alarak elemelerde bulunması ve sürekli zihnindekileri boşaltması, yenileriyle de …

Devamını Oku →

Modern ve Çağdaş Giotto- Özkan Eroğlu

Bedrettin Cömert, İtalyan ressam Giotto’yu ele aldığı kapsamlı çalışmasında şöyle demiştir: “O, Batı resim sanatı tarihinin önemli bir noktasıdır. Gerek insanlık ve tarih görüşü, gerekse resimsel biçim ve üslup bakımından ortaçağın ayaklarını yere bastıran ilk resim sanatı devrimcisidir.”[1]   Böyle bir değişimin öncüsü olan Giotto için “nasıl bir sosyal ortam …

Devamını Oku →

Sanatı Sanat Yapan Bütünün Gözetilmesi-Özkan Eroğlu

Bugün, enteresan bir konu üzerinden yürüyelim istiyorum. Bu konferanslar, felsefe derslerimizin plan şemasına uygun bir şekilde sürecek. Konferansımızın konusu; “Sanatı sanat yapan bütünün gözetilmesi”.   Öncelikle konuşmamızda ele alacağımız Laokoon heykelinin bir Roma kopyası, fakat heykel aslı itibariyle Yunan sanatı kökenli. Önce heykeli kısaca tanıyalım; neyi tartışacağımızı bilmek açısından. MS …

Devamını Oku →

Belirgin İmge Belirsiz İmge-Özkan Eroğlu

Öncelikle bir imgenin belirgin veya belirsiz olmasının şartları nelerdir? Böyle bir soru karşısında ilkesel anlamda kimi tinsel ya da somut değerlerin önümüze geldiğini belirtmeliyiz. Tin ve tinsellik ise çok geniş bir duygulanım ve bilgilenme süreci. Ve aynı zamanda bu tinselliği besleyecek bilgi sürecinin, yine aynı şekilde meseleyi desteklediği de düşünülebilir. …

Devamını Oku →

Nesnesiz hislenme -Özkan Eroğlu

Sanatın tarihindeki yeniden inşa önerimiz “A Noktası: Giotto, B Noktası Duchamp, C Noktası: ?” şeklinde bir formüle[1] 2004 yılında varmış ve mesele, yeri geldikçe açıklanma noktasına ulaşmıştı. Duchamp’ın çıkış yapmaya başladığı ve ready made’lerini ileri sürdüğü dönemde, bir başka ilginç yaklaşım da Malevich’ten geliyordu. Giotto ile başlayan nesneli hislenmenin peşi …

Devamını Oku →

Bir Kitabın Düşündürdükleri

Priv.-Doz.Dr. Özkan Eroğlu Arada derede olmak veya meseleyi tekçi bir gözlükle görmek. İkili düşünememek, bileşimci olamamak. Bunlar Türkiye toplumunun, yine Türkiye toplumuna zarar veren yönleri. Çünkü her alan, kendi dışına itilerek yorumlanıyor. Her şey şaka gibi veya en azından ortada böyle bir algı olduğu artık çok açık. İnsanlar birbirlerinin gözlerine …

Devamını Oku →

Bazı Eleştiriler

Modernizm, nasıl hemen her çağ için geçerliyse, postmodernizm de hemen her çağ için geçerli bir tanımdır ve bu tanımlamalar sadece yirminci yüzyılı ilgilendirmezler. Bunu öncelikle belirtelim; sonrasında bu karşıtlığı tüm sanatın tarihi üzerinden görmenin de, öyle her baba yiğide gelemeyeceğine de vurgu yapalım. Durum böyle olunca, son 40-50 yıl üzerinden …

Devamını Oku →

Çağının Önünde Bir Kimlik; Caravaggio

Caravaggio’nun hırçın ruhsallığı, ışık-gölge olarak tanımlanan karanlık ve aydınlık arasındaki şiddetli zıtlıkla dışa vurulur. Yapıtlarında kahramanlarını, tıpkı bir sahneye koyucu gibi, yansıması olmayan, karanlık odaya yan bir aralıktan giren bir ışık süzmesiyle aydınlatmaktadır. Oyuncular ışık içinde yüzmek yerine, sahnenin karanlığından fırlar gibi ele alınmıştır. Caravaggio Michelangelo Merisi, 1571’de Milano’da doğmuş, …

Devamını Oku →