Modern Sanat

Artankara-Sabahattin Şen

 

“Dost acı söyler” diye bir sözümüz vardır. Gerçekler çoğu kimse için gerçekten acı gelir ve bu nedenle de gerçeklerden kaçanların sayısı çoktur. Doktorumuz bize zamanında kanser olduğumuzu söylemezse sonunda kansere yeniliriz. Zamanında söylese bize çok acı gelse de zamanında söylemesinin önemi çok büyük ve kanseri yenmek için zaman ve olanağımız var demektir. Çok tatsız ve tuzsuz bir süre de olsa yeniden sağlığımıza kavuşacağımızın güzel günlerini düşünerek sağaltımı sürdürmeyi sağlıklı ve yerinde buluruz. Önceden bilinmesi gereken gerçeklerden korkmamalı. Zamanında öğrenip zamanında önlem alınarak yaratacağı olumsuzluklara olanak verilmemiş olur.

 

art ank11

Bizim, çok ama çok acı bir gerçeğimiz daha var: “Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.”   Bizi her zaman zor durumda bırakan bu anlayış nedeniyle bir türlü kalkınan ve ilerleyen bir toplum olma uygarlığını yakalayamıyoruz. Çoğu zaman da öylesine çözümsüz bir an gelir ki dokuz köyden kovulmayı göze alan birinin doğruyu ve gerçeği söylemesini bekleriz. Kabak kimin başına patlar bellidir. Ben de bu yazıyı yazarken kabağın başıma patlayacağını göze alarak yazıyorum. O denli çok sayıda başımda kabak patladı ki bir eksik bir fazla önemli olmaktan çıktı. Sanatın gerçeği denildiğinde gerçeklerin söylenmediği her an vahşet, yol almayı sürdürür. Sanattan yoksunluk insanlık yoksunluk; insanlıktan yoksunluk sanattan da yoksunluktur. Sanatta yanlış atılan adımlar duyarsız ve acımasız bir toplum yaratır. Bu bağlamda yapılacak ve yapılması gereken her türlü sanat etkinliği evrensel ve çağdaş düzeyde olmak zorundadır.

Ülkemizde sanat adına birçok etkinlikler yapılıyor. Çağdaş ve evrensel sanatın boyutlarını ortaya koymak, toplumu daha duyarlı kılmak için yılaşırıları(bienaller) düzenlenmekte. Bunların en önemlisi ve en düzeylisi İstanbul Yılaşırısı’dır. Başlangıçtaki eksiklerini gidermeye çalışarak belli bir düzeye varma başarısını göstermişken son yıllarda bir düşüşün içine de girmiştir. Toplum ve sanat adına tehlike çanları da çalmaya başlamış oldu, böylece. Bir yığın olumsuzluk ve yozluklarla sürdürülen sanat piyasamızın giderek düzelmesi de sekteye uğramakta. Gerçek anlamda sanatsal çalışmalar yapmak isteyenlerin de umutlarını kırmakta.  Bir adım daha ileri gitme umutları kim bilir hangi baharlara sarkmakta.

 

aer ank5
art-ank2

 

 

İşte sorunlar böylesine büyükken “ARTANKARA” adlı bir sanat fuarı gerçekleştirdik. Galeriler ve sanatçılar yapıtlarını sergileyerek hem sanata verilen değeri, hem sanatın önemini ortaya koyan anlayışı hem de sanata katkıyı ortaya koymak istediler. Koymaları da gerekli ve zorunlu… Çünkü bizim yaşadığımız zor ve çok ağır koşullardaki bu günlerimizde insana ve insan duyarlılığına her zamankinden daha çok gereksinimimizin olduğu karanlık bir dönemi yaşıyoruz. Adımlarımız buna göre atmamız aydın, duyarlı, uygar düşünceli, sanat uğraşanlarımızın en başat görevi. Yapılan yanlışlar kanseri daha beter duruma getiricesine ölümcül sonuçları doğurabilir. “ARTANKARA” etkinliğine bu gözle bakıp değerlendirmeliyiz. Bize ne getirdi, ne götürdü diye düşünüp yanlışları belirlemenin de zamanı… Yoksa nitelikle nicelikler birbirine karışarak kötülerin iyi diye gösterilmesiyle duyarsızlıklar pompalanmış olur. Toplum ve insanlık bunun çok büyük zararını çeker. Sanattan uzak toplumların dünyanın çok geri kalmış toplumları olduğunu görüyor ve biliyoruz. Kendimizi de böyle bir acımasızlık ve uygarlığın dışında bulmanın ucundayız. Dokuz değil dokuzyüz doksandokuz köyden kovulacak olsak da gerçekleri söylemekten korkmamalıyız.

 

 

Çeşitli biçim ve gerekçelerle yapılanları savunmaya kalkanlar olacaktır. Doğruyu söyleyenleri de karalayacaklardır. Sanatı başka bir erekle kullanmak isteyenler ne insanlığı ne de sanatı dinlemez. Öyleleri, varmak istediği yolda her şeyi yapmaya, söylemeye kalkışabilirler. Sanatın gerçeğiyle yaşamak ve uğraşmak gibi bir çabanız varsa sanatın doğrularından yana olmak zorundasınızdır. Eksikleri görüp tamamlamak gerek. Eleştiriler göz önünde bulundurulmalı ve çözümler aranmalıdır. Sanat her zaman kendi bildiği yolda gitmeyi bildiği için her olumsuz tepki ve davranışlar insana zarar verir. Olumlu ve güzel olan, insana yakışanı geciktirmekten de başka bir işe yaramaz. Çok para da kazanılabilir, bilgisizlik ve bilinçsizlik ortamında. Altın semerli olmak isteyenler olabilirler.

 

 

Fuar süresince bana sergilenen çalışmalardan çok sayıda görsel örnekler ulaştı. Fuar açıkken değerlendirmeler ve tartışmalar da sürdü. Bana ulaşan görüntülere baktığımda sanattan çok sanatın yere batırıldığıyla karşılaştım. Bu denli geri, çağdışı ve bu denli sanatı göz ardı eden bir anlayışın çağdaşlık adı altında açılan bir fuarda olmaması gerekiyordu. Bu fuarda at iziyle it izinin birbirine karıştığı açıkça söylenebilr. Kurunun yanında yaşın yandığı da… Bu nedenle de gerçek sanat ve sanatçılarla niteliksizliğin toplumda ve insanda doğru bir sanat duyarlılığı yaratmayacağı kesin.  Sanatta kötünün özrü olamaz. Bilerek kirletmenin özrü mü olur? Sanat diye sergilenenlerin oldukça çok sayıda bulunması sanatseverleri, sanata ilgi duyanları yanlış yönlendirmektedir.  “Çöplük” diye nitelenecek çalışmaların sanata ne getirisi var? Sanata getirisi yok; götürüsü de içler acısı olacak denli çok. Bu fuar için o kadar emek, çalışma ve masraf yapıldığını söyleyerek “çöplük” sözüne karşı çıkacaklar olabilir. Şeker gibi, herkesin gönlüne göre şerbet veren çalışmalarla çok satıp çok para kazananların karşı çıkması doğaldır. Derleri sanat değil ki… Para kazansınlar da sanata ne olursa olsun diye düşünenler çok.

 

art ank14 (1)

Bir çöplüğe tepe, tepe çöp yığıldığında ve o tepelerin üstüne çıkıldığında yüksekte duruluyor diye burnumuza pis kokular gelmeyecek mi? Hastalığın her türlüsü kapılmayacak mı? Eğri cetvelle doğru çizgi çizilemeyeceğini de öne sürerek yapılanın ne derece yanlış olduğunu savundukça kişisel saldırılarla da karşı karşıya kalınabiliniyor. Egomuz yüksek oluyor. Yüksek olan sanatın egosudur. Çünkü sanat insanlık değerlerini sunar ve insanlık değerleri değer biçilemeyecek denli yüksektir. Daha da yükselsin!… Bizde kendini kurtarmaya çalışan düzeysizler o denli çok ki ülkedeki sanatı sanat yerine ne derece düşük bir ayarda tutmak istediklerini de anlayamayanlarla dolu. Sanat adına karşılaştığımız görüntüler, ortaya çöplüğün nedenini ve sanatsızlığın yozluğunu gösteriyor. Böylece bu fuarın da ne denli nitelikten ve sanattan uzak olduğu kolayca anlaşılıyor: “ÇÖPLÜK”

Bu denli tutarsız ve yoz işleri sergileyen galerilerin katılmasına izin verildiği sorulunca, alınan yanıt: “Burası için dünyanın masrafı yapıldı. Galeri seçmeye kalkınca geriye çok sayıda galeri kalmıyor ve zarar eder…” deniyor. Kanser olmak daha mı doğru? Kimileri de daha önce yapılan yanlışları öne sürüyor; İstanbul’da sanat fuarının açıldığı ilk yıllardaki düzeysizliği örnek gösteriyor. Zamanla İstanbul gibi düzeleceğinden dem vuruyor. Yıllar önce yapılanın doğru olmadığı bilindiğine göre aynı yanlışı yinelemenin bir anlamı var mı? Düzeleceğinden dem vuruyor da düzeysizliği apaçık kabul ediyor; “Düzeysiz” diyenlere de saldırılıyor. Düzeysizlik bilindiğine göre neden insanlar sanat değeri olmayan işlerle parasal ve tinsel açıdan bile, bile kazıklanıyor. Sanat adına her türlü sömürü değil mi bu? Savunulacak hiçbir yanı yok, bu kirliliğin.

 

art ank4

Bu konuda sağlıklı düşünenler de var. Böyle birinin bir yazısı da ulaştı bana: “Ankara’da adı ‘çağdaş’ olan bir fuar düzenlendi. Katılımcı büyük galeriler büyük pişmanlık duydular ancak küçük galeriler satış yapamadıkları halde çok keyifliydiler. Adı çağdaş olan bir fuarda at, kuş, çiçek, kutsal emanetler, İstanbul peyzajları resimlerinin ve kursiyerlerin tablolarının yer almasındaki mantığı ben algılayamadım…” Algılamadığını belirmekle neyi algıladığını da anlatmış oluyor. Buradaki sanatsızlık adına ortaya konulan çöp yığınlarını görmek istemediği belli.

Köln’de 16-19 Nisan günleri arasında “ARTKOLOGNE” adlı uluslararası sanat fuarının 49. su açılacak. Almanya’ya geldiğim 1980 yılından beri bu fuarı izlerim. O yıllardan bu yana bir galerinin bile bizdeki bir yığın galerinin sergilediği sanat düzeyi olmayan düzeysiz çalışmalardan sergilediğine tanık olmadım. Yıl 2015 bizdeki “ARTANKARA” fuarındaki çarpıklığa bakın. Yenilir, yutulur hiçbir yanı yok. Baştan bunu düzeltecek adam mı yok ülkede? Bilenleri de dışlamış bunlar, demek ki… Buraya çalışmaları girenleri de eleştirmeye kalktığınızda gözünüze kapı gibi bu fuara katıldığını sokmaya çalışacaktır. Göze sokulsa ne olur; sokulmasa ne olur? İlkel ve duyarsızlık zirve yapar. Daha ne olsun? Burnumuz pis kokulara böyle, böyle alıştırılıyor, yerine alıştırılmış, demek gerek.

Sizler sanattan yana değilseniz sanat da sizden yana olmaz.

Bana ulaşan çalışmaların bir bölümünü burada görünsün istedim. Özellikle bir yığın kötü işlerin arasından seçmekte zorluk çekmedim. Birinin bile sanat fuarı denen yere girmesi çok büyük yanlışlıkken yüzlercesiyle karşılaşıyoruz.

sabahattin şen

 

 

Sabahattin Şen

Sabahattin Şen

Ressam - Sanat Yazarı

ÖNCEKİ YAZI

Bir Savaş Nasıl Hatırlanma(ma)lıdır ?-Altan Yörük

SONRAKİ YAZI

Teatral Şan ve Arp Resitali : Deniz Kıyılarından İzlenimler

1 Comment

  1. Himmet Gümrah
    20 Mart 2018 at 18:51 — Cevapla

    Yazınızı okudumsize katılıyorum. Bilmeniz gereken bir hususda Galericiye parayı+bir resmini+ satıştan komisyon vermeyi taahhüt eden Artankara’ya katılabiliyor. Seçici kurulun adı var ama kendilerine münhasır lar.Gerisini siz düşünün!

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*