İzlekler Dergi

Ani Çelik Arevyan’dan Görünmeyene Dair-Gülgün Başarır

“Yaratıcılık, bilinci yoğunlaşmış insanın kendi dünyası ile karşılaşmasıdır.”
(Rollo May-Yaratma Cesareti-Metis yayınları)
Ani Çelik Arevyan’ın  “Göründüğü Gibi Değil” başlıklı sergisi, 29 Eylül-9 Ocak 2010 tarihleri arasında, İstanbul Modern Fotograf Galerisi’nde yer alıyor. Sanatçının işleri her ne kadar fotograf galerisinde sergilense dediklerine uygun düştüğü için, bir teknik olarak kullanıyor. Onlar fotograftan çok Güncel Sanat bağlamında düşünülmesi gereken işler. John Berger “Fotografın dili, olayların dilidir” diyor.Bu bağlamda bakıldığında, Ani Çelik Arevyan fotografın dilini kullanmıyor. Yani bir olayı görünür kılmıyor. Fotografı ifade etmek istediği, algıladığı, farkına vardığı, etkilendiği, hissettiği ,sezdiği, yaşanmışlığın dünyasından, farklı olguları birbiri ile ilişkilendirerek bir duyum bileşiği oluşturuyor.

120X180cm boyutlarındaki işlerinde sanatçı, altta ve üstte boşluk bırakarak yatay bir düzenleme gerçekleştirir. Sergilenen bütün işlerde yinelenen  bu yatay hareket, dingin ve içinde bulunulan ortamla uyum içindeymiş gibi bir izlenim verir. Ufuk çizgisi etkisi yapan yatay bölüntünün altına  başaşağı olarak doğa fotograflarını, ufuk çizgisinin üstüne de dikey olarak sentetik kumaştan yapılmış giysi, çanta ve aksesuar  gibi nesnelerin fotograflarını yerleştirir. Sanatçı birbiri ile ilişkilendirilemiyecekmiş gibi duran bu iki farklı olguyu yan yana getirip kurgulayarak, görünenin göründüğü gibi olmadığını gösterirken, günümüzün fetiş nesnesi olan tüketim nesnelerinin nasıl bir doğa yarattığını da görünür kılıyor.Uyumun ifadesi olan yatay hareket, sanatçının kurgusu ile dikey harekete dönüşüyor.

Farklı mevsimleri işaretleyen, bu çok etkili  doğa fotoğraflarının başaşağı duruşu, insanı  yok olmaya mahkum bir doğa imgesiyle karşı karşıya getiriyor. Doğayla uyum içinde olmak yerine, doğaya egemen olma düşüncesinin  sebep olduğu iklim değişiklikleri sonucunda yaşanan felaketler, nükleer atıklar ve GDOlu ürünlerle kaybedilen topraklar  anımsandığında, ne çok şeyin  yitirilmekte olduğunun farkındalığı ile, bu güzelim ağaçlar hüznün nesnesi haline geliyor.
Ufuk çizgisinin üstüne yerleştirilen farklı renklerdeki giysi, çanta ve aksesuarların hepsi, ayni sentetik kumaştan yapılmış olmalarına rağmen, sert bir malzemeden yapılmış gibi göğe doğru  dikey olarak yükseliyorlar. Giysilerin renk skalasını doğa fotograflarındaki mevsimler belirliyor. Tüketim toplumunun fetiş nesnesi olan bu giysiler,  ufuk çizgisinin üstünde yer aldıkları için manevi alanı doldurmuş gibi görünüyorlar. Aslında bu giysiler giysi olmanın ötesinde, göğe doğru yükselen  gökdelenlerin bir metaforu olarak  da oradalar.

2010 istanbul modern sergi

Ani Çelik Arevyan, bazı işlerinde, seçtiği giysilerin kara gölgelerini, doğa manzaralarının üstüne düşürüyor. Bu durum, yaratılan sunni doğanın nasıl bir tehlike olduğunun da işaretleyicisi haline geliyor.Sanatçının, ilk bakışta seçtiği elemanlar, bildik şeylermiş  gibi görünse de, içinde yaşadığımız ve hep unutmaya eğilimli olduğumuz bir dünya imgesinin taşıyıcısıdırlar.Ani Çelik Arevyan, tüketim nesneleri ve doğa manzaralarını referans alarak, bunların yatay, dikey ve aşağıya doğru hareketiyle ve elemanlarının altında ve üstünde bıraktığı boşlukla, algıladığı dünya imgesini görünür kılıyor. Öznel bir bakışın göstergesiymiş gibi duran bu işler, yeni bir nesnelliğin taşıyıcısıdırlar.
Ani Çelik Arevyan’nın sergideki bütün işleri ayni kompozisyon düzlemine sahip. Bu durum ilk bakışta bir yineleme gibi algılansa da, doğa fotograflarındaki mevsimlerin farklılığı, algılanan durumun sürekliliğini, akıp giden zamanı işaretliyor. Sanatçının elemanları  dış duyumun ifadesi olan mekana dair nesneler. Sanatçı mekana ait elemanları iç duyumun ifadesi  haline getiriyor.Onun işleri aslında sadece zamandır.
Ani Çelik Arevyan’ın bu işleri gerçekleştirmesine neden olan, görünenin göründüğü gibi olmadığı düşüncesidir. Görünenin göründüğü gibi olmadığını bilmek, insanı hakikate daha çok yaklaştırır. Hele içinde bulunduğumuz gösteri toplumunda, sunulan, gösterilen ya da görünür kılınanın arkasında saklı olanı görebilmek, farklı bir dünya  algısı yaratmanın olmazsa olmazıdır.
Serginin küratörlüğünü Engin Özendes gerçekleştirmiş. Fotograf galerisinde daha önce görülen, aralarında mümkün olduğunca az boşluk bırakılmış, insanın hangi fotografa bakacağını şaşırdığı düzenlemelerin aksine, Küratör mekanda boşluğu kullanarak, Ani Çevik Arevyan’ın işlerinin etkisini görünür kılmış. Sanatçının iki farklı olguyu ilişkilendirdiği işlerinin karşısına düz ve ters olarak çoğaltılmış sabun köpüğü fotograflarını
yerleştirmiş. Sanatçı, hızla sönüp kaybolan sabun köpükleri gibi, doğanın da hızla yok olmakta olduğu gerçeğini  ima ederken, geleceğe ilişkin “kehanette” bulunuyor.
Gülgün Başarır

Gülgün Başarır

Gazi Eğitim Enstitüsü'nde Resim Bölümünü bitirdi. Gülgün Başarır, ressamlığının yanı sıra sanat yazarlığı da yapmaktadır ve eleştirileri ödüle layık görülmüş, kitaplaşmıştır.

ÖNCEKİ YAZI

Resim Değerlendirme ve Satın Alma Ölçütleri Üzerine-Nedret Yaşar

SONRAKİ YAZI

Rönesans ve Barok-Özkan Eroğlu Kitabı-Tekhne Yayınları'ndan Çıktı !

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*