Müze içinde Müze

*Andrea Fraser ile Bir Röportaj

Andrea Fraser, 30 yılını  sanat dünyasının sistemini ve yapılarını performans ve son zamanlarda psikoanalitik ile ilgili  gruplarla birlikte analiz etmekle geçirdi.  Şimdiki seyahatlerinin nedeni İspanya’da  Museu d’art Contemporani  ve Mexico City’de  Museo Universitario’de retrospektif organize etmek , bu yıl onun işine Whitney Müzesi’nin “Open Plan” adlı serisi de eşlik ediyor. Eylül ayında  Los Angeles Hammer Müzesi’nde  gerçekleştirdiğimiz sohbetimiz boyunca  müzelerin şimdiki durumu üzerinden bir eğitimci olarak ve  grup çalışmalarına ilgisi üzerinden  konuyu detaylıca konuştuk.

Andrea Fraser, The Public Life of Art Museum

Anne Doran:  New Museum’da 1986’da “Damaged Goods”  sergisinde  yaptığınız ilk galeri konuşmasından  kurumları, sanat müzelerini işaret eden yarattığınız birçok projelere kadar bugün müzelerle ilgili eleştiri nedir ve son yıllarda nasıl bir değişim oldu?

Andrea Fraser:  1970 ve 80’lerde müze eleştirileri Hans Haacke’nin sayesinde   kurumsal sponsorluklve müze finansmanına  odaklandı.  90’larda bireysel patronluk 70’lerde müze sayısının artmasıyla önem kazandı. 80’lerdeki kurumsal popülizm elit zevkin  kitle pazarına dönüştü.  Elitizm ve Popülizm arasındaki  mücadele  Amerika’daki müze tarihini tanımladı.  Yeni bir anlaşmayla  müzeler II. dünya savaşından sonra  ilerici bir popülizme yöneldiler.  Soğuk savaş elitizminden sonra 70’lerde büyüyen popülizm geri geldi. Halkın finans gücüyle 80’lerde kurumsal popülizme dönüştü.   

Ama 90’lardan beri elitizm ve populizm karışık   bir yükseliş var.   Moda endüstrisinin gelişmesine güçlü bir paralellik gösteren müzelerin yüksek zevkli kitlesel pazarlamasını anlayabiliyorum.  Kültürel sermaye ve   rekabet tarafından tanımlanmış kültürel elitizm  zenginlik ve finansal kapital tarafından tanımlanmış sosyal elitizmin yerini aldı. Müze seyircileri artarken  müzeler  üyelik ve destek kategorilerinden  tam mütevelliden  sınırlı üyeye;  üye ve arkadaşlardan farklı düzeylere  detaylı sosyal bir hiyerarşi yarattı. Müzenin  büyümesine paralel olarak  inşa edilen yeni ekonomik tabakalaşma var artık. Özellikle Avrupa’daki müzelerin  bağışçı ve koleksiyonere bağlılığı artıyor.  Müzeler   pozitif ve ilerici olarak gördüğüm yollarla geliştiler.  The Hammer bunun için en iyi örnek. Onların konuşma programları kültürel, politik ve edebi tartışmalarla inanılmaz bir forum.  Müzik dinletileri,  film gösterimleri ve performanslar ı var.  Onlar her gün daha çok  bilimsel bir iş yapıyorlar.  Ve bunlar ücretsiz.  Müzeler hakkında konuştuğum zaman genelde eleştiri yapıyorum.  Ama pozitif…

Andrea Fraser, Projection, 2008, two-channel video installation, video still. COURTESY THE ARTIST AND GALERIE NAGEL DRAXLER

 San Francisco Modern Sanat Müzesi’ndeki  gelecek 100 yıl için Fisher Koleksiyonunun %75’i gösterilmek zorunda olan Doris ve Donald Fisher Koleksiyon galerileri gibi bir yerde ne yapıyorsunuz?

Koleksiyonunun farklı tarihi anlatıları geliştirmek için küratöryal özgürlük ve müzenin kapasitesi  çok sınırlayıcı.

-Bugün müze turlarından birini yapsaydın geçmişte yaptığından farklı olur muydu?

Onlar her zaman belirli bir yere odaklı. Bu yüzden  başka bir müze turu yapmayı düşünüyorum. 1991’den beri yapmadım.

-Parayla ilgili başka bir şey yapsaydınız?

Muhtemelen şimdi kaçınılmaz olurdu. 25 yıl önceki müze ve galerilerdeki performanslarım sınıf, zevk, patronluk sistemi ve kültürel tüketimdense daha az para ile ilgili olurdu. Amerikan Güzel Sanatlar New York’taki  Sınıf farklılığı, legallik, kültürel tüketim ve derinden Piere Bourdieu’nun işinden etkilenen işim “ Size yardım edebilir miyim?”  ilk kez 1991’de gösterildi.  New York’un Lower East Side’da Orchard Gallery’nin açılışında 2005’te  performansı yaptığımda sınıf veya zevk terimleri sanat koleksiyonunu ilgilendiren  idealist gözüktü.  Bu arada sanat toplama zaten katıksız bir spekülasyon büyük koleksiyonerlerin danışmanlar aracılığıyla   satın aldığı ve hemen  yüklenip bir yere depoya götürüldüğü bir alan. Bugün yatırım ve paradansa  kültürel haklar ve farklılık hakkında konuşmak isterdim. Ama hala kültürel sermayeyi konuşmayı arzu ediyorum  baş belası finansal sermayeyi değil.

-UCLA’da yeni nesil bir  profesörüsünüz. Eğitimin sanatınızı değiştirdiğini düşünüyor musunuz?

Kesinlikle ! Eğitim sanat araştırma formlarının ilki. Eğitime başlamadan önce  arşiv araştırması yaptım.  İnsanlarla görüştüm.  İç dönük araştırma yaptım.  Feminizmin merkezi metodolojisini ve psikoanalizini anlıyorum. Tam zamanlı eğitim hayatına başladığımda  Araştırma,  merkez arena oldu.  Grup ilişkileriyle alakalı  psikolojik yaklaşımın ilerlemesinin ve bireysel olsun kolektif olsun  sanatla çevremizde ne oluyor anlamayı denemenin  bir parçası oldu.

-Sanatsal araştırmanızı kimliklendirebiliyor musunuz?

Sanatsal araştırmanın tuhaf bir tanımını duydum. Yay ve ok yapıyorsun. Oku havada vuruyorsun. nereye düştüğünü gidip buluyorsun. Ve kendine bir hedef çiziyorsun.  Geriye dönük Hans Haacke, Mary Kelley, Martha Rosler  gibi belirli sanatsal metodlarıyla araştırma temelli  tanımlıyorum. Bütün sanat araştırmadır iddiasında bulunmuyorum.Bir şekilde bazen akademide duyduğumuz bilgi üretiliyor. Finansal veya sanatsal birçok sanatçının  değer üretmeyi amaçladığını düşünüyorum. Bir çoğunun ne üretmek istediği açık olmamasına rağmen bazısı deneyim, bazısı sosyal değişim bazısı toplumsallık üretiyor .

Sanat dünyası hakkında öğrencilerine ne söylüyorsunuz?

Sanat alanı hakkında  bir anket gösterdim.  Birçok öğrenci üzgün ve depresif hissetti. Bazen sanat yapmayı aylarca durdurdular. Şimdi ne yapmak istediklerini bulmaları için onları cesaretlendiriyorum.  Naif olmak istemiyorum ama sinik ve kendini yıkım en kötüsü.

-Kurumsal eleştirinin ilişkisel estetiğin yeni modlarının ve sosyal pratiğin, sanatın nerede durduğunu düşünüyorsun?

Ben kurumsal eleştiriyi eleştirel, refleksif ve bölgeye özgü tanımlıyorum.

-Kesinlikle

Refleksif olabilirsin ama eleştirel değil bölgeye özgü eleştiri bile refleksif değildir. Ama kurumsal eleştirinin ana öncülü anladığım kadarıyla orada bir şey değiştiremezsin. Sadece buradaki şimdiyi ve  ilgili olduğunu değiştirebilirsin.

Değişimin ne demek olduğu hakkında kesin olmak önemlidir. Şeyler her zaman değişir. Ama en çok değişim   var olan sosyal yapıların yeniden üretilmesinde görülür.  Bu yüzden tam olarak neyi eleştiriyorum ?  Biz çoğunlukla modernist estetiği reddediyoruz., sanat için sanat Ama  biz  avangard ihlal için ihlal, eleştiri için eleştiri, değişim için değişimle yer değiştiriyoruz.  Bu yüzden  biz girişimsel dünyadan duyuyoruz.   Değişim,değişim,değişim. Bu ilerlemek anlamına mı geliyor? Dünyayı herkes için daha iyi bir yer yapmak veya kendi pozisyonlarımızı geliştirmek veya devam ettirmek  anlamına mı geliyor? Ne hakkında konuşuyoruz? Sanat dünyası toplumu biriktiren  değişime, ihlal etmeye, eleştiriye, rekabete ve yıkıcı olmaya iten bir yer oldu. Biz ağlayarak şikayet edebiliriz.  Değiştirmek istediğimiz belirgin amaçlara sahip olmaktansa   onların bu itkilerini sonlandırıcı icralarda bulunabiliriz. Sanırım  spesifik ve etkili olan  amaçlar için  bizim kendi ilgimiz, maddi koşullar ve çatışmalarla meşgul refleksif hareket edecek  kadarkökleşmiş olmaya ihtiyaç var.  Çünkü diğer türlüsü retorik olur.  Bir keresinde Hans Haacke’ye sormuştum.  Politik iş yapmaya nasıl başladın?  dedim. Kovuldum dedi.

Museum Highlights: A Gallery Talk 1989 Andrea Fraser born 1965 Presented by the American Fund for the Tate Gallery, courtesy of the American Acquisitions Committee 2012 http://www.tate.org.uk/art/work/T13715

Size aynı soruyu sorarsam?

Evet kısmen ben de kovuluyordum. Endişeliydi. Müzeler, beni şiddeti bir şekilde gergin yaptı. Ama sorunuz eleştirel iş yapmaya nasıl başladıysam feminist eleştiri- “Bedenlerimiz, kendimiz “Judy Chicago, Adrienne Rich- ile  büyüdüm. Çünkü annemin kuşağının mücadelesi bana doğalmış gibi gözüktü. Annem psikologdu ve bu yüzden feminizm ve psikoanalizin çekim alanına girdim. Marksist ideolojik eleştirinin dışında bastırılmış arzunun açığa çıkmasını sağlayan freudçu analizler ve saklı kalmış ilgileri dışavuran  birçok eleştirel yaklaşım gelişti. Ama sonradan psikoanalitik modeller arzuyu değil savunmayı incelemeye odaklandı.  Arzu, suça, utanca ve gerginliğe itecek savunma o kadar çok problem değildi. Bunu anladığıma  eleştirel sanat pratiği hakkındaki düşüncem değişti.Bu günlerde yaptığıma  kurumsal analiz diyorum. Ama sanat alanını temsil eden  “ eleştiri” terimini de bağlıyım. Onu bırakmak istemiyorum.

Andrea Fraser, Projection, 2008, two-channel video installation, video still.
COURTESY THE ARTIST AND GALERIE NAGEL DRAXLER

10 yıl önce psikoanalitik yaklaşan grupların, organizasyonların, ve kurumların farkına vardım. Wilfred Bion işi dışında 1960 ve 70’lerde İngiltere’de gelişti.Bazen  sosyoanaliz veya psikodinamik sistemler veya sadece grup ilişkileri deniyor. Sanırım psikoanaliz pratik sadece teoride değil deneysel öğrenme metodu içinde de benzersiz bir uygulama.  Grup, organizasyon ve sosyal sistemler   çalışması için New York Center ‘de geliştirdiğim tek günlük deneysel  grup ilişkileri etkinliği  Down the River ile Whitney’ deki etkinlikle beraber  hareket etti.

Diğer başka bir neden,  bu işle uğraştım. Çünkü  sanat dünyasından çok yoruldum. Ben  entelektüel  karşıtıyım demek istemiyorum.  Teori ,benim için önemlidir. Açıkçası ama spekülatif teori ki şimdi sanat söylemine hükmetmesi beni çıldırtıyor. Yaşanmış deneyimle yapılmış bir şeymiş gibi gözüken entelektüel bir kaçınma oluyor.  2012 Whitney Bienali’nde yaptığım textin bir bölümü” Ev Gibi Yer Yok”  sanat söylemi  ile   sosyal, politik ve yaşadığımız  gerçeklik arasında büyüyen boşluk hakkındaydı. Sanat nesnesi nedir? Onlar  dünyada  nasıl var oluyorlar ? Neye yatırım yapıyoruz ve Nasıl hareket ediyoruz?

Grup ilişkileri konferanslarında ders veya panel tartışmaları yer almıyor.  Eğitici veya aktarıcı bilgiyle ilgili değil. Grup ve organizasyonların sosyal ve psikolojik yapıları hakkında birebir kendi deneyimlerinden öğrenme fırsatıyla ilgili  olduğu kadar  şimdi ve buradaki  durumu ve koşulları  geliştirmeyle de ilgili. Bu yüzden bölgeye özgü refleksif eleştiri  çeşidine bağlı olmayı anlıyorum. Bana göre kurumsal eleştiri “Burada ve Şimdi” durumu içinde aktüel ve manifest   olan üzerine  çalışmak.

*Röportaj, Artnews Ocak 2017 sayısından kısaltılarak yayımlanmıştır.

Çeviri: Hande Karabek

İzlekler

İzlekler

ÖNCEKİ YAZI

Duyulamayacak Kadar Gürültülü-Evrim Sekmen

SONRAKİ YAZI

Eda Emirdağ'dan Introspective Galeri Bu'da