İzlekler dergi

Amorfkon Filozofisi, “Esas Alan-Yan Alan teorisi”ne Dayalı Bir Öneri Proje

AMORFKON FİLOZOFİSİ,“ESAS ALAN-YAN ALANTEORİSİ”NE DAYALI BİR ÖNERİ-PROJE

Şu vurguları (*) bana düşündürtmeden edemiyor bu öneri-proje: 
“…Dünya kalın ve dünyada büyük bir karmaşa. Sanata da yansıdı bu düello. Düellonun ucundaki dinamo. Değer mi tekere dinamo. Dinamo değil, tekerlek. Tekerlek değil, dinamo. İnanırsan inan, inanmazsan inanma. İnandığın bir illüzyon mu. İllüzyona inanman gerekir mi? İnandığın illüzyon sanat olur mu?…”

Semra Göney, izlediğiniz ve şu an içinde olduğunuz fuara denk gelen bir tempo ve mizaç bağlamında amorfkon filozofisini farklı bir boyuta taşıyarak sunuyor. Bu sunum, hem arkaizm, hem de perfection bağlamında açılımlar öneriyor. Şöyle ki; bir oluşum düşünün tüm sıradanlığıyla mükemmel, gene bir açılım düşünün tüm gelişmişliğiyle mükemmel. Ve yan yanalar. Bu tür bir önerme ciddi bir risk taşımakla beraber, bir sanatçının üstüne alması gereken ve alması mutlak bir durum; cesaret noktasında ise önemli bir sorumluluk ortaya koyuyor.

Bu proje-öneride esas alan en bakir, en sıradan ve belki de en içten olandır dediğimiz andan itibaren ilk primitif hale işaret eden ve amorfkon olmayan, sadece bir sentetik süreçten geçerek taslak havasında var olan varlık. Bu varlık, gerçek kimliğin ne olduğunu anlatmaya, aktarmaya, algılatmaya çalışır. Hemen söyleyelim kendi espasını kendi konumlandırmasını belirleyen “Amorfkon Filozofisi”, yani amorf olan ve Semra’ya ait olan hemen her türlü kılığa bürünen biçimselin Semra ve başka insanlar tarafından konmasına dayanan bu yapısalcı tavır, şimdi de hepimizin karşısına, adeta şöyle bir öneri sunarak geldi: “Gerçek ve simülasyonu yan yana”.

Burada düşünce boyutu işletilerek neyin, nasıl ve ne şekilde bir derinliğe sahip olarak simülasyon veya gerçek kılındığına şaşırtmacalı da olsa hepimiz cevap aramaya koyulacağız. İşte fuar için gündeme gelen bu özel ve ilginç projenin en can alıcı noktası da burada saklı.
Esas alan nedir ki, yan alanı nasıl bir şey olacaktır? Tümüyle bu tip soru/lara cevap aramaya izleyiciyi itmektedir Semra’nın bu son yerleştirmesi. Evet bir enstalasyondur bu. Bir kurgu vardır; düşünsel kurgusunu gerçekleştiren de iki kişidir. Bu kurgu ben ve Semra tarafından, tartışılarak nasıl yönlendirileceğine karar verilmiş bir oluşumdur. Bu bir tür küratörlük sürecini devreye sokmuş, fakat ötesinde derinlikli düşünsel bir yapı ortaya koymuştur.
Temel felsefe gerçekten iki oluşum önerir. Bu önermelerden biri son derece yalın, sessiz, iddiasız, kesinlikle primitif vb. dir. Diğeri ise tam bir sanat yapıtına dönüşmüş haliyle bağıran, iddialı ve sanatsal gelişmişliğin gösterisini yapar. Adeta sessiz ve sesli sinema gibi bir şeydir bu. Fakat bu durum doğal olarak her izleyenin düşüncesi olamaz. Kimi izleyici, benim burada dile getirdiğimin tersine yönelik, bir derin hislenmeye ilişerek daha yalın, sessiz vb. olandan yana durabilecektir. Bu şu demektir: Ne, neye göre, nasıl ve ne şekilde sanattır? Sanatın, hem de sanatta zamandaş modellerin önerisi, getirdiği yenilikler, ne veya neler olabilir? Sanat zamanımızda kafa karıştırmak yerine önerdiği esas ve yan alan vurgularıyla mı vardır artık? Bütün bu sorular üzerinden izleyiciyi düşündürtecek olan Semra Göney, gerçekçi tarafıyla yapıtını görmek isteyeninse içini titretecek, kuşku duymasını sağlayacaktır. Bence zamanımız sanatının taşıdığı işte böyle bir sorumluluktur: Sessiz ve sesli bir filmi sentez edebilmek…

(*) Özkan Eroğlu, Not Sözcük Anlam, İstanbul, Şubat 2008, Kendi Yayınları, ss. 91-92

Sanat Eleştirmeni Özkan Eroğlu

Sanat Eleştirmeni Özkan Eroğlu

Sanat Eleştirmeni,Tekhne Yayınları Genel Yayın Yönetmeni

ÖNCEKİ YAZI

Evin Hatırladıkları: Bir İmge Dersi

SONRAKİ YAZI

Türkiye'deki Son Durumlara Bakış Açıklaması !

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*