Uncategorized

Amatör Koleksiyonerlere Ders Notları-Tevfik İhtiyar

 

Zaman zaman bu köşeden müzayede ortamına değinen yazılar yayınlamıştım. Sanat eserine yatırım yapmak isteyen; koleksiyon oluşturmak için yola çıkan yeni yatırımcı ve sanatseverlere bilgi amaçlı konuyu tekrar gündeme taşımak yararlı olur düşüncesindeyim. Müzayede, sözcük anlamıyla bir malın açık arttırma yöntemiyle satışının yapılması olarak tanımlanabilir. Daha çok da antika ve eski olan her obje, menkul mal ve sanat eseri müzayede yöntemiyle satışa çıkartılır. Bunun nedeni ise bu tür, mal ve eserin maliyetinin belirsiz ancak katma değerinin oldukça  yüksek ve değişken  olmasıdır.

 

1980 öncesi evlerde ve Kapalıçarşı’nın belli mekanlarında eski ev eşyalarının halı, kilim, antika obje ve resim gibi malların satıldığı belli gruplar arasında yapılan bir satış yöntemine mezat adı verilirdi. 1990’lardan sonra antika ve sanat eserine ilgi ve talep artınca o küçük mezat organizasyonları düzenleyenler ve ortama katılan yeni profesyonel tacirler; daha geniş çevrelere hitap eden, daha büyük mekanlarda müzayede adı altında antika ve sanat eserinin satışını organize etmeye başladılar.

 Müzayede firmaları başlangıçta daha çok antika obje hat ve halı-kilim yanında Osmanlı ve Cumhuriyet kuşağına ait ressamlara ve eserlere yer veriyorlardı. Evlerde ve antikacılık yapan esnafta söz konusu mallardan bolca bulunabiliyordu. Talep de araza göre yeteri düzeyde değildi. O tarihlerde sacayağının üç ayağını elindeki malı satmak isteyen bilinçsiz satıcı, profesyonel organizatör ve naif bir alıcı kitlesi oluşturuyordu.

 1990’ların sonundan itibaren müzayedelerde çağdaş sanata talep artmaya başladı. O güne kadar çağdaş sanat eserini müzayedenin çizgisini ve satışın akışını bozar gerekçesiyle kabul etmeyen müzayede evleri çağdaş sanat eserini kataloglarına kapak yapmaya başladılar. Çağdaş sanat eserinin müzayedeciler için aranır olmasının bir başka nedeni ise başlangıçta bulmakta zorluk çekmedikleri eski kuşak sanatçılara ait eserlerin artık kolayca bulunamaması; bir çoğununda artan talep nedeniyle sahtelerinin piyasaya sürülmeye başlaması idi.

Ayrıca o tarihlerde daha yeni dağılmış olan Sovyetler Birliği, Balkan ülkeleri ve Türki Cumhuriyetler’den imzasız birçok eski resim getirilerek ekolüne uygun bizdeki eski kuşak ressamların imzalarını atıp piyasaya sürmeleri sonucu alıcılarında çağdaş sanata yönelmelerine neden oldu.

 Bizdeki müzayedenin oluşumu gelişimi hakkında bu bilgiden sonra gelelim günümüzde düzenlenen müzayedelerin organizasyonu ve işin perde arkasına… Müzayede eser toplama, katalog yapma ve satış organizasyonunu yönetmenin kendine özgü yöntem ve kuralları vardır.  Öncelikle organize edilecek müzayedenin çerçevesi çizilir. Kaç adet eser, ne tür eserler konacağı belirlenir. Sonra eser toplanmasına geçilir. Eser toplanması için kaynaklar bellidir. Sanat eseri alım satımı yapan sanat tacirleri, müzayedecinin kendi stoku ve evlerden gelen eserler…Kısmen de galericilerin ve ressamların müzayede yoluyla satışa sundukları işler. Müzayedeci belirttiğimiz bu kaynaklardan topladığı ve kendi stokundan ayırdığı eserleri bir araya getirerek kapak eseri, başyapıtlar, müzayedenin olmazsa olmazları, spekülasyona açık işler ve dolgu işler olarak kategorize eder. Bu kategoriye göre satış esnasında salondaki ilgi ve heyecanı arttıracak şekilde sıralama yaparak katalog oluşturur.

 

Artık sıra fiyatlandırmaya gelmiştir. Bilindiği gibi müzayedelerde genellikle eser koyandan %10-%20 arası, satın alandan ise %6-7 arası komisyon ve %18 KDV alınır. Müzayedenin ruhuna uygun olarak bir eser fiyatlandırılırken piyasa fiyatının altında bir rakam başlangıç fiyatı olarak belirlenir. Müzayedeci eseri koyan satıcı ile anlaşmış ise konan eser katalogda ilgi çekmek amacıyla çok düşük fiyatlarla konabilir. Fiyatlandırmada en can alıcı nokta ise müzayedecinin kendi stokundan koyduğu eserler üzerinde istediği tasarrufu yapmasıdır. Açıklamak gerekirse kendisine ait bir malı değerinin %90 düşük fiyattan koyabilir. Amaç fiyat yönünden alıcının ilgisini çekmek ve satış anındaki kurulan kumpasın içine çekmektir. Amatör alıcılar müzayede anında bu kumpasa kolayca dahil olurlar.

 

Gelelim satış anına… Müzayedeci gerek kendi stokundan koyduğu ve gerekse satışa sunan müşterisiyle anlaşarak düşük fiyatlı eserlerin arzu edilen fiyatın altında gitmemesi için salonun belli noktalarına yerleştirilen elemanları tarafından belirlenen fiyata çekilmesi sağlanır. Bu “ritüele” çoğu kez eserini satışa sunan sanat tacirleri de katılır ve kendi malına kendisi vurarak fiyatı istedi rakama çeker. Profesyonel alıcılar, danışman kullananlar uygulanmakta olan bu “ritüeli” çoğunluk fark eder. Ancak amatör alıcılar kumpasa kapılarak değerinin üstünde fiyat verir. Müzayedeci stokundan koyduğu eserlerden bazılarını da gerçek değerinin çok daha üstüne çekerek talep olsa dahi bir üst fiyattan kendisi geri alır. Amaç o eseri daha sonra o satışı gerekçe göstererek spekülatif bir fiyattan başka müşteriye satmaktır. Müzayede anında bazen çok önemli bir eser düşük fiyattan konmasına rağmen satılmayabilir. Satılmaması fiyatının uygun olmaması ya da eserin değersiz olması anlamına gelmez. Bunun nedeni o anda o müzayedede o esere talep yoktur. Müzayede yöntemiyle kara para aklama ise ayrı bir yazı konusudur. 

 

 

rh+artmagazine 115. sayı Editör

 

Tevfik İhtiyar

Tevfik İhtiyar

ÖNCEKİ YAZI

LGBT Onur Yürüyüşü: Gökkuşağı Altında Onurlu Yaşam Mücadelesi!

SONRAKİ YAZI

Salcedo Çarpması

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*