Sanat & Kültür

21. Yüzyılda Bir Sanat Kitabının İçinden Geçmek-Evrim Sekmen

 Sanat düşüncesi 60’lı  yıllardaki özgürlük hareketleriyle Duchamp sonrası bir dönemde önemli bir değişim geçirdi. Metinsellik ve felsefeyle bağ kurma; ilişkisellik imgenin yolculuğunda etkili bir duraktı. Sanatın nesneleşmesi ve farklı disiplinlerle hayatı yorumlaması sanatın siyasetinde bize yeni bir dramaturji yarattı. Sanat hayatla kültür endüstrileriyle kaynaştı ve naif, belirsiz bir imgeleme metoduyla sanatçıyı kendine ait bir kulvarda yaşamasına zorunlu kıldı. Sanatçının yaşaması sanatçının dilini etnisite, coğrafya ,din,ırk cinsiyet gibi klişe olmaya dönük kavramlarla bir konsept sanatçılığına doğru itti. Sınır aşırı, türler arası bir dolaşım özgür bir alan beklerken bunun tersine güncel sanatın retoriğinde hafızaya oturmayan bir konsept avcılığında sanat ortamını yaşamaya itti denebilir.

Sitüasyonist bir pratikle sonrasını video, bilgisayar ortamı, montajlama dönüştürme konusunda bir işler dizgesi ortaya çıktı. Zaman mefhumunu ele alış biçimi nihilist bir bakışla kendini tanımlamaya başlıyor. İtalya’nın savaş sonrası sineması; Balkan sineması bu imge kurgusunu olağanüstü derecede etkiledi.  Yapıta sorulan sorular   izleyicinin de kafasını karıştırmış eskinin yerine yenisini koymakta zorlanmıştır. Yeni medya sanatı zaten yerine bir şey koymak istemiyor sonrası bir sanat yapma şekline hazırlanıyordu. Walter Benjamin 100 yılı aşkın bu mekanik üretimin izini sürmüyor mu? Yeni medya sanatı aurası kayıp bir oluşum değil mi?  Böylece İzleyicinin de kafası gittikçe karışmaya başlamıştır. Ortamın tekinsizliği indiği durağı yok etmek isteyen sanatçının ruhsal düşünüşüyle aynıdır.  İndiğimiz durağı yok edersek yaşam daha katlanılmaz olmaz mı sanatın trajik öyküsü şimdide tekinsiz bir noktanın bekçiliğini yapmak mıdır? O nedenle rehberler, ajandalar, hala Mona lisanın vitrinlerde yer bulması bu tekinsizlikten kurtulup iz bırakma ve yön arama çabasıdır.

Sergiler yapılıp, kitaplar basılıp kendi öznelliğini sürekli dışa vurarak yorgun bir savaşçı olmaya ses çıkarmayan konsept budalası yaşam, alttaki derinlerdeki öznelliği biraz aşağılarda bırakma dürtüsüdür.   Medic’iden beri sanatın ekonomisi ve siyaseti olmadan sanatı düşünmek imkansızdır. Kurumlarda şekillenen sanat yapma edimleri özgürlüğü ve öznelliği törpülese de bugün sanat diye algıladıklarımız bu konsepte uymuyorsa kendine sosyolojik bir araç olarak yer buluyor. Medya ve sanat disiplinleri birbirine içermiş durumdadırlar. Medyanın kurguladığı gerçeklik sayesinde sanat kendine Anaakım bir rol edinmiştir. Medyanın otoriteyi elinde bulundurmasıyla sanatın sayacının biri medya olarak yer bulmuştur. Sonuçta küresel ekonominin yetiştiği medya teorileri olmadan yapılamazdı. Uzmanlar kafilesi sanatın yaratıcı değil ama yapıcı yanına eşlik etmekteler.

Sanata Gombrich’in çerçevesinden bakmak yerine günümüzde Beuys’un devamı diyebileceğimiz Nicholas Bourriaud’nun ilişkisel medyaları sanat çevresi tarafından benimsendi. Galeri sorunsalına, dünya hallerine ve güncel sanatta ne durumdayız sorularına açık bir menü sunar gibiydi. Kendi kurduğu sanatçı grubuyla sanatın eskiyle yenisi arasındaki bakışı muğlak bir yolda belirginleştirdi. Deneyime, mış gibi yapmaya, üretime yeni bir yön tayin etti.  Üretim asal sanat yapma biçimi olduğu savunuldu. Modern sanat tarihi de aynı şekilde üretimin parçasına dönüştü. Başyapıtlar yeniden yorumlamayla temsil edilir oldu. Gündelik yaşam sanat yapma pratiklerinin ta kendisi oldu. Sanatın aurası kayboldu. . Sergi anlayışı bitmiş ürünlerin sergilenmesi değil süreçsel yaklaşımlar gerektirmektedir. Karşılıklı interaktif bir oyun oynanmaktadır. Sanat medya gibi tüketime yönelik işlemlerin iç görüsünü taşımaktadır. Sanatta ne yapıldığı değil ne olduğu önem kazanıyor. Kavramsal sınırları ilişkisel estetik olarak çizilen sanat yapma biçiminde sanatçı bir dj gibi kes yapıştır yaparak bu çağın algılarını taşıyabilecek…

Kaydetmenin kutsallaştırdığı bir ortamda güncel sanat dinamikleri etkili olabilir mi? Sanatçının diğer kaydedilenlerden bir farkı yoksa herkes sanatçı olabilir önermesi gerçekleşmedi diyebiliriz. Sanatçılar kavramlararasında dolaşan ve yaşamını buna özgü yaşayan bireylerdir artık.

Sanatçılarla sıradan insanların gündelik hayatı arasında hiçbir fark yok gibi…. O yüzden en çokta ingiliz zengin asilzade bir küratörün sanatçılar arasında gezip kendine bir kategori çıkarması ve onlarla dostluk kurması bizi şaşırtmıyor.  Deutches Bank’ın İngiliz küratörü Alistair Hicks’in üstelik bir de kitap yazıp yeni sanat coğrafyasını keşfe çıkıyor.  Pusulasını 4 e ayıran küratör din, yabancılaşma, etnisite ve cinsiyet konularında çalışan ünlü/ ünsüz sanatçılara yer vermiş. Küratör bir günlük tutar gibi sanatçılarla görüşmelere gidip işlerini takip etmiş. İnsanlığı ilgilendiren sorunları çözmek isteyen büyük bütçeli küresel şirketler bir tarafta bu ortamı yaratırken bir taraftan da güncel sanala dünyanın sorunlarına sahip çıkar gibi görünmekteler.  Silah satarken halka su tabancası sıkar gibi bir davranış içindeler. Bp bu konuda en bilinen örneği oluşturuyor. Tate Modern’e verdiği deste yaptığı çevre felaketlerini unutturmaya yetmiyor.Nermin Saybaşılı’ya göre ilişkisel sanat tümüyle politik bir projedir. Başka bir dünya yoktur.  Bizler sadece bize dayatılmış sosyal rollerin oyuncusuyuz. Daha başka bir yeri hayal edebilmemiz için nerede durduğumuza bakmamız gerekir.Bizi cevaplamamız gereken bir yığın soru bekliyor kültürde sanatçı, okuyucu, izleyici, seyirci olarak rol oynamak ne demektir. Bize dayatılmış rollerin ötesine geçebilir miyiz? Sanatın içeriği sanatçının öteki içeriği ile bağdaşması yeni okumalara imkan sunuyor.

Francis Alys-Turista

Francis Alys-Turista

 

Küresel sanat pusulası 21.yy sanatında yeni yönelimler kitabı bu anlamıyla da eleştirilemeye maruz kalıyor. Yeni bir dünyaya sürükleniyoruz. Bir yandan sınırsız sayıda sanat üretiliyor bir yanıyla sosyal bir patlama yaşıyoruz. Sanat hepsine bir cevap bulmak zorunda ve bağlamına yetiştirme zorunda. Sanatçılar gruplaşmalarla ve yaptıkları eserlerle kendilerine bir retorik belirliyorlar. Bunu kimliklerine, bakış açılarına ve cinsiyetlerine ve bütün gün atölyede ne yaptıklarına göre yapıyorlar. Bir de cosmosla kurdukları kırılgan ilişki var. Sanatçıların böylesi bir dünyası bir kitapta uçarı, zengin bir küratörün bakış açısına bağlayıp yeni yönelimlerin ne olduğunu saptamaya çalışmak eksikliktir. Sanatın kırılgan yapısı ve dünyanın devingenliği bu eğilimleri zorunlu kılmıştır. Her gün dijital teknolojideki akış sayesinde yapılan binlerce imge var. Bu imge akışında sanatçı kendini kaptırmadan mikro kozmostan makro kozmasa geçiş yapmak zorunda ve bir estetik kurgulamalıdır. Estetik modern zamanların sanatı ve heyecanıyla şimdi bir bağ kurulabilir. Dünyada insanlar umutsuzlukla sanata sarılmış durumdalar politika ve siyaset cevapları tüketmiş durumda bir çok insanda etkili ve işe yarar olmak istiyor. İnternetin bir refleks makinesi olması dışında yapıpetme makinesi olmadığı için sanatın vitrini olmak dışında internet bir ise yaramıyor. İsyan edebilen, dikkat çekebilen sanat eserleri sessizleşiyor onun yerine bir konsepte bağlı makinelerde şuursuzca bir ondan bir ona geçen sanatsever çoğunluk kalıyor. Sanatın dünyası ile sanatçının dünyası arasında mesafe gittikçe büyüyor. Bohem olmak sanatçının estetiğine güç verirken sergi küratörleriyle koşturan ve bir sonraki seyahatini planlayan sanatçıları çok sık görmekteyiz. Gençlerse bir gün onlar gibi olmanın hayalini kuruyor. Sanatta yeni eğilimler sanatın girdiği pazarlama karması hakkında da çok şey söylüyor. Sanatın dünyada yüksek zümrenin elinde olması gerçeği sanat yapma biçimlerini de etkileyip onu bir moda ikonuna sanatçıları da ikon sanatçılara çeviriyor. New York bu konuda başı çekiyor.

Güncel sanatın Lordlar kamerası Amerika

Amerika küresel bir kıta olarak bütün bu sorunların vitrin yeri gibidir. Meksika’dan sanat Orozko göçebelik ve siyasi direnişçilerin sorunlarını anlatan işlerine New york’a taşınınca Francis Alys’e devretmek zorunda kalmış. Öteki sanatçıların yıldız sanatçı olma düzeyi coğrafyayla sanatçının kurduğu ilişkiye göre düzenleniyor. Merkezdışının sorunları kadın, işçilik gibi meseleler işlerde yakıcı bir etki gösteriyor.İranlı  Shirin Neshat Amerika’da yaşıyor ve kendini ne ülkesinde ne de Amerika’a aidiyetlik kurmuş hissediyor. Tüm bu gözlemler sanatçıların öznelliklerine engel gibi görünse de aksine farklılaştırmalarını sağlarsa bu piyasada iyi bir rol anlamına gelir. Cindy Sherman da kişisel portreleriyle hem oynadıklarını hem de kendini mercek altına alır. Feminist ideoloji için bir sayaç gibidir. Tespitleri tüm dünyada kabul görürken izleyiciyi kendi beniyle yüzleştirmeye çalışır. Roller onun için çok önemli. Özelinde belirgin  bir nihilizm içerir. Zengin kadınlar işlerinde güçlüyken kendi evlerinde konumları nasıl onu öne sürerken feminizm manifestolarını tartışmaya açar.

kapakFrankfurt Okulu’ndan Walter Benjamin’in kavramsal bir dizgeye oturttuğu kitle kültürü sanatçıları gelenekselin baskısıyla birlikte hiçbir zaman  gitmiş ve gelmeyecek zamana karşı an’la direnmeye gayret eder. Bill Viola’da Amerikan kitle kültürü eleştirisinde Cezanne’ın bir sözünü anımsar. Şu anda zaman gelip geçiyor biz o an olmalıyız sözüyle zamana odaklı bir sanatçı olduğunu yineler. Yeni medya işlerinin temeli yine kendini modernin köklerinde bulur. Üretimin araçları topraktan bilgi teknolojileri çağına kayınca sanatın özgüllükleri felsefenin derinlerinde kendine yer buldu. 20. yy sanatın geçmişin sermaye ve toprak savaşlarından yorgun yeni yönetme biçimine uyandı. Özgürlükler baskı altına alındı ve kapital tek bir değer ölçütü oldu. Elbette kültürü bunun dışında bırakamayız. Kültürde sermayeye  teşne kültüralizm denilen bir tür Anaakım retorikle sanat sahnesinde yer buldu. Egemen sistemle çatışan sanat, kendi kendini üretmeye bir tür pop figür olarak hızlıca tüketilmeye başladı.

Eleştirinin başlangıcı medya teorileriyle başlatıldı. Sanatın kökleri, pratikleri kültürün inşasına ayrılan bir zaman dilimini duyumsattı. Wofflin’in, Diderot’nun ihtişamlı anlatımları yerini sosyolojisini kurgulayan bir sanata göz kırptı. Görsel kültür göstergebilimsel çalışmalarla sanatı bir kod üreticisine hem de kapital üreticisinde analojiler kurmaya ikna eder gibi görünüyor. Geçmişin nostaljisi bugüne taşınmış imajları zaman mefhumunu da al aşağı itip zamanlararası dolaşmanın yolları açıldı. Hala  büyük çoğunluk gerçek sanat eseriyle karşılaşmayı ve onunla etkileşime girmeyi önemli buluyor. Romantizm ve şiirsellik kültür teorilerinin oluşturduğu sanatı tamamen terk etmedi. Barthes’ın göstergebilimsel teorisi tüm seyirciyi nerdeyse bir sanatçıya dönüştürdü. Okuma eyleminin önemine dikkat çekerken göstergelerle sanat eserini bir bilim dalı imişçesine sorgulamaya itti.

 Ortam bu kadar karışıkken herkes yapmak istediğini yapıyor. Sanat pazarlanan bir olayın içersinde yer alan bir öge bir yanıyla sanatçıyla izleyici arasında bir köprü olan zemini kaygan bir nesne… Medya teorileriyle geri giden ileriye sıçrayan günden güne kendine yer bulan birvarlık yokluk birimi…. En çok eleştiriler küresel iklimin sanatın sorunlara değen onu dünyadaki kozmosta bir yer arayışını hiçe sayan bir meta olarak gören kitleye karşı her daim tepki duyuluyor. Sanatın 21.yy’ın gündelik partilerinde oturtulmaya çalışılan imajı eskinin naif,nostaljik tarafını aratıyor. Geçmişin histerik tutkularına karşı şimdinin proje mühendisleri yeteri kadar inandırıcı olamıyorlar ve günden güne sanatın içini boşaltıyorlar. İlişki ağıyla sanat kendine bulduğu yerde hep birilerini dışarıda bırakıyor. Şov devam ediyor. Küresel iklimin tehlikelerine sanatın verdiği cevaplar etkili değil. Sanat dediğimizde artık aynı anda sanatçıları da kastetmiş olmuyoruz.

Sanatçılar birer üretici olarak imgesel coğrafyalarını metinsel bilgi ve bir düşünüm elde etmeden icra edemiyorlar. Kimlikleri, yaşadığı coğrafya eskiden olduğu gibi çok fazla rol oynuyor .  Yaptıklarının müzik yapmak veya edebiyat yapmak arasında çok fazla fark yok. Ünlü Ozan Bob Dylan Nobel edebiyat ödülü alıyor. David Bowie ölmeden dirileceğinin klibini çekip hayata gözlerini yumuyor. Sanat merak ve pazarlamanın sürekli palazlandığı medya kültürlenin devamı bir fanusun içinde… Sanatın topluma ulaşmasındaki buluşma noktalarında sorunlar var. Sanatın Küresel Sanat Pusulası’ndaki gibi uysallaşması derinleşmesine engel oluyor ve sanatın merak mefhumunu öldürüyor. Sanat kitap okurken deneyimlenmeyecek bir çapraşıklık içinde yeni boyutlar kazanıyor. Herkesin her şeyden haberdar olduğu hızlı bir uzayda yapmamız gereken bu çıkmazın yollarını hep açık tutmak ve Barthes’ın tarif ettiği iyi bir okur olabilmek…

 

 

.

Evrim Sekmen

Evrim Sekmen

ÖNCEKİ YAZI

Coğrafi Kaderin Sanatta Yön Tayini-Evrim Sekmen

SONRAKİ YAZI

Paul Coldwell ve Baskıresim-Selvihan Kılıç Ateş

Henüz your yapılmadı.

Yorumunuz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*